Ahıskalılar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ahıska Çeteleri’ni de anlatmalılar!

Ahıska Sürgünü, Türk Milleti’nin yüreğinde yaradır.

Ahıskalılar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ahıska Çeteleri’ni de anlatmalılar!

Ahıska Sürgünü, Türk Milleti’nin yüreğinde yaradır.

O süreç acıklıdır.

Utanç vericidir.

Ahıskalıları, Rusya, Gürcistan ve Özbekistan olmak üzere üç devlet farklı dönemlerde sürgün etmiştir.

Sürgünlerin nedenleri üzerinde tarihçiler, akademisyenler araştırma yaparak dünya kamuoyu ile paylaşırsa,  birçok karanlık nokta aydınlanır.

Gençlik yıllarımda kapı komşum Ahıskalı idi. İş adamıydı, çok düzgün, vatansever bir insandı.

Ahıskalıları Ukrayna’ya tatile gittiğimde yakından tanıma fırsatım oldu. 

Ukrayna’da fırıncılık ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren Konyalı Mehmet Belenbaşı “ Yusuf Bey, şehre yakın Ahıska köyleri var.  Rus – Ukrayna savaşında çok mağdur oldular. Bunlarla ilgili haber yapabilir miyiz?” dedi.

Konuyu çok merak etmiştim. Bir  cuma günü Mehmet Belenbaşı’nın arabasına bindik. Hem cuma namazını köyde onlarla birlikte kılalım, hem de Ahıskalıları haber yapalım düşüncesi ile yola çıktık.

Bizim Ahıska köylerine doğru geldiğimizi haber alan köyün ileri gelenleri camide toplanmış.

Ben bölgeyi bilmediğim için Mehmet Belenbaşı nereye götürürse oraya gittik. 
Yollar çok bozuk olduğu için cuma namazına yetişemedik.. Namazı  kılmamışlar, bizim için beklemişler.. 

Mesçitlerinde Türkiye haritası ve Türk bayrağı vardı. Çocukların üzerindeki, tişörtlerde de Türk bayrağı olması beni etkilemişti.

Azerbaycan’dan misafir gelen yaşlı bir Ahıska büyüğü yaşadıkları olayları özetledi. 
Hatta, TRT tarafından çekilmiş bir video görselini birikte izledik.

Kendilerine sordum;
Benden ve Türkiye’den ne istiyorsunuz? 

Biz Türkiye’ye gitmek istiyoruz. Türkiye’de ölmek istiyoruz. Bizim sesimiz duyulmuyor. Erdoğan bizim sesimizi duysa, mutlaka bizi Türkiye’ye götürür. Bizim sesimizi Erdoğan'a duyur dediler.

Yaşlı Ahıskalılar duygulu insanlar.  Türkiye’den bir gazeteci köylerine geldiği için ağlayanlar bile olmuştu.

 

(Ortada Türk bayrağı tişörtlü çocuğun sol yanındaki siyah tişörtlü gazeteci Yusuf İnan - Ukrayna - Kostiçi Köyü)

O ziyareti “Ahıskalılardan Anavatan’a Selam ve Sitem Var” başlığı ile haberleştirdim. Haber Türkiye’de bir çok gazetede ve internet haber sitesinde yayınlandı.
Benim  gazetem Yerel Gündem’de  ve yerelgundem.com haber sitesinde de yayınlandı.

Ukrayna’da misafir olduğum için bu konuda kısa sürede ne yapabilirizi araştırmaya başladım. Aklıma  Ukrayna’da Türk günü düzenlemek geldi. Milletvekillerini davet edelim, konsolosluğu harekete geçirelim diye düşündüm. Hatta birçok milletvekili arkadaşıma konuyu açtım. Hepsi daveti memnuniyetle karşıladı.

Ahıska köylerini gezerken, kendinizi Ukrayna’da değil de, Anadolu’da bir köyde, kasabada sanırsınız.

Beli bükülmüş nineleri, aynı Anadolu’da olduğu gibi  evin önünde otururken görürsünüz. 

Ben haberi yaptıktan sonra Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzeyde bir telefon aldım. O yetkili, Yusuf Bey, bu konuyu daha fazla haber yapmayın. Biz Ahıskalıların Ukrayna’da kalmasını, orada kökleşmesini istiyoruz  dedi.

O günden sonra ben de üzerine düşmedim.

Daha sonra Ukrayna’da tanıştığım bir Tatar Türkü ile evlendim ve Ukrayna’ya yerleştim. 

 

Ahıska Çetesi  450 Adet Romanov Koyunumu gasp etti…

Bu arada yılda 12 kuzu veren Romanov Koyunları ile tanıştım. O koyunları Türkiye’ye getirerek, Türkiye’nin et sorununu çözmeyi bile hayal ettim.
Bir ithalat / ihracat firması kurdum. Türkiye'de bir bankadan 10 bin dolar kredi çektim. 450 adet Romanov koyunu aldım. 

Varlıklarını sonradan öğrendiğim Ahıska Çetesi koyunlarımı gasp etti. Geri vermek için de 3 bin dolar para istedi.

Avukat, polis her tarafı harekete geçirdim. İlginç olan, Poliste koyunları Ahıska Çetesi’nden geri almak için 3 bin dolar istedi.

Çaresiz krediden kalan 3 bin doları da Ahıska Çetesi’ne vererek koyunları geri aldım.

Koyunları çalan, gasp eden Ahıska Çetesi, geri getiren güya yardım edenler de yine Ahıska Çetesi.

Ünlü tiyatrocular bir araya gelse, Ahıska Çetesi'nin eline su dökemezler.

 

Kanser ve Akıl Hastalıkları gönüllüsü oldum...

 

(FOND İNAN açılış ve et dağıtım görüntüleri... 01 Aralık 2016)

Kanser ve Akıl Hastalıkları  Araştırmacısı, Alternatif Tıp Uzmanı E.T ile tanıştım.
E.T adak keserek tıpta tedavisi mümkün olmayan hastalıkların tedavisi üzerinde çalışıyormuş.

Adak kesim işinden hiç anlamam. Hayatımda tavuk kesmedim. Cuma namazı için gittiğimiz bir Mescit ve Kur’an Kursu var. Adaklık hayvanları Kur’an Kursu görevlileri buldu, kesimini de kendileri yaptı.

Kesilen adakların etlerini ve derilerini de Kur’an Kursu’na bıraktık.

Kesim esnasında video, fotoğraf çekip E.T’ye ve kestiren kişiye gönderdik.
O süreçte  141 inek ve dana, 450 koç, koyun, 45-50 de keçi kestik. Hepsini de kestiğimiz Kur’an Kursu’na bıraktık.

Sonradan  öğrendim ki, Kur’an Kursu yetkilisi Ahıskalı K. adak etlerini Ahıska köylerine ve bir iş adamına parayla satıyormuş.

Siz ne yapıyorsunuz diye sorduğum için Ahıskalı Kur’an Kursu yöneticisi tarafından darp edildim. Polise şikayet ettik. Polis Kur’an Kursu’na  operasyon yaparak K'yi gözaltına alacaktı. Kur'an Kursu'na ayakkabı ile girilmesin diye şikayetten vazgeçtik.

Yaklaşık 3 tır et satıldı, yok edildi. Bu konuyu CİMER üzerinden  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da yazdım.

 

Adakları Ahıska köylerinde kesmeye başladık.

 

 

Daha sonra adak kesimlerini Ahıska köylerinde yaptık. Ahıskalıların  inek  ve danalarını satın aldık. Evinin önünde kestik. Etlerini de köye bıraktık. Danayı kesen Ahıskalı kasap, mesnik'e de kesme parası ödedik.

Köy  70 hane, yarısı  Ukraynalı, yarısı Ahıskalı. 

Bir günde 5 dana, 50 koyun kestik. Eti derisi herşeyini Ahıska köyüne  bıraktık. Ahıskalılar Ukraynalı komşularına adak etlerinden  hiçbir zaman vermedi. Verseler, insanlar onları daha fazla sevecek, saygı duyacak. En azından İslam’a sempati duyacaklar.

 

Ahıska köylerindeki camilerin onarımı için nakit para ve dana derisi verdim.


Ahıska köyü  cami imamı her gelişimde caminin onarıma ihtiyacı var diye şikayette bulunuyordu. Babam da yeni rahmetli olmuştu. Kredi borcunu ödeyeceğim paradan babamın hayrına  beş (5) Ahıska köyü için cami imamı Reşit Züffarov ve oğlu Ravşan Züffarov’a beş bin dolar (5000$)  nakit para  ve köyde kesilen tüm dana derilerini verdim. 

Tüm Ahıska köylerindeki camileri onarın dedim.

Reşit Hoca o paralarla Azerbaycan’a babasını ziyarete gitmiş. Bir de araba almışlar.
Bana da tüm verdiğin paraları beş (5) Ahıska köyü camisinin imamlarına eşit bir şekilde paylaştırdım. Onlar camileri onarmadılarsa, vebal onlarındır dedi.

Sadece kesilen dana derileri değerlendirilseydi, Ukrayna’ya dev bir cami yaptırılırdı. 

Daha sonra şehre yakın bir mevkide 2300 dolara eski bir ev satın aldım. Evin yanına tahtadan bir ahır yaparak adakları orada kesmeye başladım. 

Adaklar çok.

Et çok.  

Etler Ahıskalılara fazla geliyor. Hatta bir seferinde kesilmiş adak koyunları, bütün bütün köpeklerin önüne atılmış görünce felç olacağım sandım.

Bir önceki akşam 30 koyun, koç kestik. Ahıskalı Ş.M adlı şahıs bize et yok mu diye gelmişti. Nasip sizeymiş dedim ve 30 koyunu kesilmiş, yüzülmüş şekilde arabasına yükledim. Aldı gitti. Benzin parası da istedi, verdim. Zaten Ahıskalılara et vereyim gelin alın derseniz, önce benzin parasını istiyor. Verirsen geliriz diyorlar.
Sabah da aynı kişinin evinde dana kesmeye gittik. Baktım ki, koyunlar köpeklerin önünde.

Yanımda bir Türk vatandaşı daha vardı. Ben çok sinirlenmiştim. Beni sakinleştirerek, arabaya bindirdi ve oradan ayrıldık.

 

Ahıska Çetesi 25 bin dolar rüşvet istedi.


Biz  kestiğimiz adakların etlerini Ahıska köylerine dağıtıyoruz.  
E.T tarafından gönderilen yağ, şeker, prinç gibi hediyeleri de Ahıska Köylerine birer kilo, birer kilo dağıtıyoruz.

Ahıska Çetesi de bize diyor ki; “Tüm işinizi, telefonlarınızı, müşterilerinizi bize devredin ve üç gün içinde Ukrayna’yı terk edin. Terketmezseniz 25 bin  dolar vereceksiniz. Vermezseniz sizi öldürürüz.”

 

Ukrayna Devleti  et dağıtımına müdahale etti.

 

(FOND İNAN açılış ve et dağıtım görüntüleri... 01 Aralık 2016)


 O kadar çok adak kesip, et dağıtıyoruz ki, tüm şehir bizi konuşuyor.  Ukrayna istihbaratından iki görevli geldi. Tanıştık. Yaptığımız işi anlattık. Ticari şirketimize ait belgeleri gösterdik. 

Kendilerinin yapılan işi bildiğini. Takdir ettiklerini. Ancak bu işlerin Ukrayna yasalarına uygun yapılması gerektiğini belirttiler.

O vesile ile FOND İNAN adıyla bir kurum açtık. Eşim  adı FOND ERDOĞAN olsun dedi. Ben de özel izin almak lazım deyince FOND İNAN olarak açtık. Yabancı ülke vatandaşları bu tür kurumları açıp çalıştıramıyor. O nedenle eşimin üzerine açtık. 

Ofisin girişine Türk ve Ukrayna bayrakları astık.  Ofisin içine duvarlara da Türkiye ve Ukrayna bayrakları ile Cumhurbaşkanlarının fotoğraflarını astık.

Ofisteki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğraflarını görenler; Erdoğan Ukrayna halkına yardım dağıtıyor demeye başladı. 

Nikolaev şehrinde fakirler, emekliler, şehit aileleri dernekleri vs herkes, Erdoğan’ın Türkiye’den  gönderdiği yardımları konuşuyordu.

Akşam kapattık gittik, sabah geldim ki, ofisin girişindeki Türk bayrağı kaidesinden sökülmüş ve çöp konteynerine atılmış. Ofisin sahibesi bayan korku ve endişe içinde geldi. Ahıskalıların kendisini tehdit ettiğini, bayrağı da sökerek çöpe attığını söyledi. Lütfen ofisi taşıyın dedi. Bu hadise FOND açıldıktan üç gün sonra oluyor. FOND İNAN'ın açılışını Ahıska Dernek Başkanı ile birlikte yapmıştık.

Ben itiraz ettim. Ahıskalılar Türk Bayrağını çöpe atmaz. Bir yanlışınız var dedim O, (Misket) dedi. Ukrayna’da Ahıskalılara Misket deniyor. Meshetyalılar.

O olaydan sonra FOND'UN  ofisini ikinci kez taşımak zorunda kaldık. Türk bayrakları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın portreleri ikinci kez indirildi.

 

 

 

 

Ahıska Çetesi'nin silahlı saldırısına uğradım

Ahıska Köyü cami imamı Reşit Züffarov, kendisine verilen nakit para ve dana derilerinin hesabını sormam nedeniyle bir mizansen hazırlayarak şehir dışında satın aldığım evin tahtadan yapılmış ahırında bana suikast düzenletti.

Reşit Züffarov'un bir hafta önce hayvanlara baksın. çobanlık yapsın diye getirdiği kişi ile birlikte silahlı  beş kişilik çete tarafıdan saldırıya uğradım, darp edildim. Elimi  ayaklarımı bağladılar. Başıma poşet geçirdiler. Son anda poşeti açtım ve hayatta kaldım.

Tüm bu yazdıklarım Ukrayna polisinde mevcut. Ancak Reşit Hoca'nın 100 dolar verir kapatırız  dediği gibi oldu. Ukrayna polisi silahlı saldırıyı ve gasp olayını kapattı.

Darp edilen, 4 bin dolar parası gasp edilen, aracı gasp edilen benim.

Az kalsın ben suçlu ilan edilecektim.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodımır Zelenskıy ‘e duyurulur. 

 

 

Bu durum sadece benim ile sınırlı değil. Ukrayna Nikolaev şehrinde ticaret yapan tüm Türk iş adamları benzer şekilde saldırıya uğramış, parası, aracı gasp edilmiştir.

Taktik hep aynı…

Bir başka örnek

Ahıskalılar, M.B isimli iş adamının yanında çalışıyor. M.B, akşam  kasayı toplayıp parayı poşete koyarak eve gidiyor. Tam evinin kapısından girecekken odunlarla darp ediliyor, para poşeti gasp edilerek  kaçıyorlar.

Evin girişinde  bir müddet baygın yatan M.B’yi  doktor olan eşi fark ediyor ve hastaneye yetiştiriyor.

Aynı Ahıskalılar sabahta gelip abi bu iş böyle olmaz. Artık seni biz koruyacağız diyorlar.

Astronomik bir ücretle kendilerini  işe aldırıyorlar. Üç yıl koruma adı altında M.B’den para alıyorlar.

Restorana iş görüşmesi için gelen kızlarla fotoğraflarını çekerek hanımına, hanımının annesine MB sizi aldatıyor diyerek boşanmaları sağlanıyor.

M.B mizanseni üç yıl sonra farkediyor.

Ahıskalılar M.B’ye gelip, Kürtler senin iş yerini yakacak, saldıracak diyorlar. Aynı ekip karşı tarafa da  aynı şeyleri söylüyor.

Uzun yıllar her iki tarafı da söğüşlüyorlar.

 

Yine M.B ile ilgili bir olay.

M.B yeni bir araç satın alır. Evin önüne çeker ve evine gidip yatar. Sabah kalktığında araç yoktur. Yanında çalışan Ahıskalılar aracı Rus mafyası çalmış. İstersen gidip görüşelim derler. M.B sıfır aldığı aracın yarısı kadar Ahıskalılara para verir araç yarım saat sonra geri gelir.

Bu olayı Ukrayna Nikolaev’de yaşayan Türklerin hepsi bilir. Aracı çalan kendileri, getiren kendileri. M.B’nin Ukrayna’da yeni olmasından faydalanarak bu tuzaklara düşürmüşler.

Bu konuda yaşanmış olay çok. Evi gasp edilen, şaibeli bir şekilde ölen insanlar var.

Bu konuyla ilgili yasal mercilere bilgi vermiştim. Onlar konuyla ilgili araştırma yapmış. Hepsi de tespit  edilmiş. Ben  sonrasını takip etmedim.

 

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ahıskalıları Külliye’de ağırlayınca. Ahıska büyüklerine,  Dünya Ahıska Birliği (DATÜB) yetkililerine  Ahıskalıları bir de benden dinleyin demek istedim.

Külliye’deki törende gördüğünüz Ahıska  büyüklerinin söyledikleri sözlerden duygulanmamak mümkün değil.

 

 

Sayın Cumhurbaşkanı Ahıskalılar ile ilgili ne düşünüyorsa, ben de aynısını düşünüyorum. Türk Milleti de aynı şekilde düşünüyor.

O nedenle Ahıskalıları kucaklıyoruz.

Burada anlattıklarım son dört yıl içinde yaşanmış olaylar.  Külliye’de törene katılan Ahıskalıların içinden bu olayları kabul eden, utanmayan bir tek kişinin olacağını düşünmüyorum.

DATÜB,  Ahıska adını kirleten, çeteleşen, Ukrayna’da ve Rusya’da Türk iş adamlarının bölgede kökleşmesini engelleyen, Ahıska Çetelerine neden dur demiyor.

Neden Ahıska Çetelerini savunur konuma düşüyorlar.

Bir cami imamının camileri onarmak için verilen paraları cebine atması normal mi?

Tırlar dolusu eti, Ahıska köylerine ve pazarda parayla satan Ahıskalı Kur’an Kursu yöneticisinin yaptığı doğru mu?

Ahıska köylerine sırtında et, erzak taşıyan bir insanı ve ailesini tehdit etmek, haraç istemek, şantaj yapmak, darp etmek, iftira atmak  Ahıska Örfü’ne uygun mu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan;

 “Bugün aramızda 1944 yılındaki sürgünü bizzat yaşayan ak saçlılarımız var. Bugün bu salonda tam 75 senedir yüreği vatan hasreti ile kavrulan, gözyaşı döken Ahıskalı kardeşlerimiz var” dedi. 

Biz, tüm Türkiye böyle düşünürken, en üst düzeyde Ahıskalılara sahip çıkarken, Ukrayna’da yaşanan dramları nereye koyacağız?

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan Ahıskalıları Külliye’de  ağırlarken, Ahıska Çeteleri’nin Türk bayrağını sökerek çöpe atmasını, FOND’un ofisinde asılı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ait fotoğrafların duvardan indirtilmesini nasıl kabul edeceğiz? (Cumurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafları ve Türk bayrağı tam dört kez indirildi.  Dört kez ofis değiştirdik. En son ofisi kapattık. Fotoğrafları ve ofis malzemelerini kaldırdığımız depoda fareler yedi.)

 

Ahıska Çetesi kadınların, çocukların önünü kesiyor...

 

 

Biri üç yaşında diğeri iki yaşında.  Adları Elif ve Ayşe.  Ahıska Çetesi  anneleri Elif ve Ayşe’yi hastaneye götürürken yolunu kesip tehdit ediyor. Ağza alınmayacak küfürler sarf ediyor.  Evin önüne gidip korkutuyor. 

Yetim ve öksüz bir kadın ile üç yaşında, iki yaşında çocukların önünü kesen Ahıska Çetesini kime şikayet edeceğiz?

Takdiri  Ahıska Büyüklerine, (DATÜB)’e bırakıyorum. Yüce Allah da görüyor.  Hasbunallahu ve ni'mel vekil .

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bilsin ki, Külliye de ağırladığı Ahıskalırın içinden çıkan ÇETELER, Türk Milleti'ne Ukrayna’da yaşama hakkı vermiyor.

Türk bayrağını söküp çöpe atıyor.  

Bu yara kanamaya devame ettikçe, Ahıska Çeteleri Ukrayna’da Türk iş adamlarına musallat olduğu sürece, Ahıskalıların sürgün mücadelesi zarar görecek, haklı davalarını kaybedecekler.

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com