Dolar Fatihi  Berat Albayrak'a Pelikan Çelmesi ve Erken Seçim Sinyali!

Türk Milleti’nin elini devletten gevşetmesini  sağlamak, bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir.

Dolar Fatihi  Berat Albayrak'a Pelikan Çelmesi ve  Erken Seçim  Sinyali!




Türk siyaseti kitlendi desek abartmış olmayız.

Siyaset kitlendi.

Hava karardı, daha da kararacak gibi görünüyor.
Ülke insanının psikolojisi hayli bozuldu. Toplumsal şiddet ileri seviyelere taşındı. 

Londra’da  NATO zirvesi  yapılırken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli  Af Yasa Teklifini geri çektiklerini açıkladı. 

Bu açıklama  cezaevlerinin  çatısını, duvarını ve kapısını uçurdu. 

Akabinde Cumhur İttifakı tamam mı, devam mı soruları sorulmaya başlandı.

MHP tarafı renk vermiyor.

Kürşat Yılmaz ve MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'un yargılandığı dava sonuçlandı, MHP’li  eski Edremit Belediye Başkanı’nın cezası Yargıtay’da onandı. Bu durum siyasi kulislerde karşı hamle olarak algılandı.

Siyasi kulisler “Bahçeli ve Erdoğan” erken seçim istiyor demeye başladı. Tarih olarak da Kasım 2020 denildi. 

Eğer bir erken seçim olacaksa, o tarih en fazla Nisan 2020 olur.

Cem Uzan’ın Türkiye’ye dönme macerası,  Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan’ın  önünü kesme planı olarak değerlendirildi.

Cem Uzan siyaset sahnesine çıkarsa, MHP, İYİ Parti ve CHP’den  ciddi oy alır.

Mağduriyet ve hasret ajitasyonu, Cem Uzan’a TBMM'nin kapılarını açabilir. 

Ancak Ekrem İmamoğlu’nun kayığını da iyi hesap etmek gerekiyor. İlginçtir, o kayık yıllar önceki Tayyip Erdoğan kayığı gibi, kürek çekmesende gidiyor.

 

 

Ekrem İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduktan sonra kitleleri etkileyecek bir icraatta bulunmadı. Buna rağmen İmamoğlu her geçen gün  daha fazla güçleniyor, hatta siyaset üstü bir konuma doğru sürükleniyor.
Ben o kayığının yola çıkışını,  ailesiyle birlikte Anıtkabir’i ziyaret ettiği gün çekilen birkaç kare fotoğrafta görmüştüm.

O birkaç kare fotoğraf, tüm dünyaya yeni bir liderin doğuşunu haber verdi.

Herkesi heyecanlandırdı.

O nedenle siyasi hesap yapanlara, Ekrem İmamoğlu’nu da hesaba dahil etmelerini öneriyorum.

MHP  ve Genel Başkan Devlet Bahçeli’nin sessizliği tehlikeli.  Yakın  siyasi tarihimize bakarsanız, genel olarak son sözü Devlet Bey’in söylediğini görürsünüz.

Bu arada Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yavaş yavaş sahaya indiğini, ısındığını görüyoruz.  Berat Albayrak’a da dikkat edilmeli. O, içte ve dışta ciddiye alınan idealist bir siyasetçi. Muhalefet ve Trump siyasetini Berat Albayrak üzerinden kuruyorsa, daha titiz takip edilmeli.

 

 

Berat Albayrak’ın dolar çıkışı tüm yüksek seslerin volümünü bir anda kıstı..

Rakiplerinin bel altı ve bel üstü hamlelerini savuşturabilirse, Türk siyasetinin en  kalıcı aktörlerinden biri olabilir.
KYK çıkışının arkası gelmeli. O iş MHP’nin Af Yasa Teklifi’ne dönerse, Berat Albayrak’ın karizması çizilir.

Berat Albayrak ile ilgili bir diğer iddia ve suçlamaya da dikkat çekmek istiyorum. 

Bazı etkili çevreler, Berat Albayrak’ı  Pelikancıların lideri olarak sunuyor. Yargı üzerindeki tıkanıklıklar konusunda Pelikancılar ve dolayısı ile Berat Albayrak'ı suçluyor.

Yargı Reformu Strateji Belgesi'nin ilk ayağı, 1. Yargı  Reform Paketi adliyelere ve cezaevlerine yansımadı. Birileri yargının önünü tıkıyor.  O tıkanıklığın vebali, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yüklenmeye çalışılıyor.

Bakan Albayrak, bu suçlamadan kendisini kurtarmalı, tıkayanları da yargının yolundan çekmeklidir.

Yargı Reformu  “Strateji”  Belgesi 2020  beklenmeden hayata geçirilmelidir.

Çünkü, bu süreç sadece Ak Parti’nin oylarını etkiliyor.

Ak Parti'de her geçen gün daha büyük bir depremi tetikliyor.

 

 

Başkan Erdoğan içerideki sorunları ikinci plana atıp, dışarıya yöneliyor.  Bu doğru bir hamle olsa da, halkın  mutsuzluğu, ümitsizliğe dönmeden içeride reformları hayata geçirmelidir.

KHK'lıların yaşadığı sorunlar,  Ak Parti tabanında  deprem etkisi yapıyor. Yurtdışı yasakları ve pasaport iptalleri tuz biber ekiyor. Toplum geneline yayılmış bu sorunlar, halkın gündeminden çıkarılmalıdır.

Bu konumdaki insanlar zaten ülkede durmak istemiyor. Böyle bir yolun açılması halinde ülkedeki sıkışan gaz dışarı çıkacaktır.

1. Yargı  Reformu Paketi’nin etkilediği dosyalar öncelikli olarak sonuçlandırılırsa, 2.Yargı Paketi’nde yer alan küçük yaşta evlilik, kadın, yaşlı ve çocuklu tutukluların durumu da çözüme kavuşturulur ve gereği yapılırsa, Ak Parti’deki erime durur.

Başkan Erdoğan ve Bakan Albayrak, Ak Parti kurucuları,  Ak Parti Üst Yönetimi, 40 – 50 milyon insanı etkileyen  yargı sorunlarını, adil bir şekilde çözüme kavuşturursa,  biriken gazın, gözlerden akan yaşların sel olmasının önüne geçilir.

Uyuşturucudan cezaevinde yatanların konusu da önemli. Uyuşturucudan cezaevinde yatanların kaldığı 22 kişilik koğuşlarda  sadece 3 – 4 kişi oruç tutmuyordu.

Bu konu uyuşturucu ve narkotik isminin ürkütücü iklimine terk edilmemelidir.

Cezaevlerinin  kapıları açılmalı, yurtdışı çıkışlarının önündeki yurtdışı yasakları ve iptal edilen pasaport engelleri kaldırılmalı, insanların rahatlamasına imkan verilmelidir.

Bu sürecin doğru yönetilmesi, hem ülkenin, hem de insanların ruh sağlığının normale dönmesi için önemlidir. 

Büyük krizler hep böyle tıkanık atmosferlerde ortaya çıkar.
Bir kıvılcım ülkede büyük yangınları tetikler.

 

 

Gezi  Parkı olaylarını hatırlayın.

İki üç ağaç üzerinden koparılan fırtınayı, en sorunsuz dönemimizde zar zor atlatmıştık.
Şimdi ülke o kadar rahat değil.

Odatv’den Müyesser Yıldız’ın “AKP'liler “FETÖ’cüleri” nasıl ihbar etti” başlıklı yazısı, Ak Parti’ye kurulan tuzağı ve Nitelikli Darbe’yi belgesiyle ortaya koydu.

Müyesser Yıldız’ın yazısında da ciddi defolar var. Bu süreci en iyi takip eden gazetecilerden biri olan Yıldız “Masumiyet Karinesi ve Lekelenmeme Hakkı’nı” unutuyor. Yazısında ihbar edilenleri toptan FETÖCÜ  ilan ediyor. Halbuki yazısında, 59 kişilik ihbar listesinde yer alan 37 kişinin iletişimi tespit  EDİLEMEDİ deniyor.

 

 

Suç işlememiş insanları, delilsiz, ispatsız terörist olarak suçlamak, Lekelenmeme Hakkı ve Masumiyet Karinesi'nin ihlal etmek, Ak Parti'ye, Başkan Erdoğan’a ve Türk Milleti’nin aidiyet duygusuna zarar veriyor..

Bu durumu geçiştirenler, ülkeye  ve Türk Milleti’ne ihanet ediyor.

Şeyh Edebali Osmangazi'ye “Ey oğul! İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”  derken, Türk Milleti, o sözü, "devleti yaşat ki, millet yaşasın" olarak değiştirmiştir.

Türk Milleti’nin elini devletten gevşetmesini  sağlamak, bu ülkeye yapılabilecek en büyük ihanettir.

 

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023

E-Mail: gundem@sehitlerolmez.com