disscuss print

ASP.NET - PHP Linux Hosting - Tıkla sipariş ver...

Atatürk’ten “özgüven” kültürü

Atatürk’ten “özgüven” kültürü_resim
Sabah “Instagram”a girdim.

Atatürk ve Cumhuriyet Bayramı konulu bütün görüntülerin altlarındaki kalplere dokunup kırmızıya dönüştürdüm.

Bu gönülden “beğenileri” tamamladıktan sonra pencereden binanın dış yüzeyine bir köşesinde Atatürk fotoğrafı olan bayrağımızı astım.

Camdan sokağa keyifle baktım.
Her apartmanın dış yüzeylerinde yüzlerce Türk bayrağı asılıydı.
Çoğunun sağ alt köşesinde kalpaklı Atatürk fotoğrafı.
Otomobillerin arka camlarında “K. Atatürk” imza çıkartmaları...
Sabah kahvemi yudumlarken biraz buruk olmakla beraber gülümsüyordum.
Atatürk’ün Cumhuriyet’ine güvenim tazelendi.
“Yeni” falan değil.
Atatürk’ün fidan olarak diktiği, özenle büyüttüğü 91 yıllık ulu çınardır “tek” Cumhuriyetimiz.

Atatürk’ün milletimize armağanı olan “kutlama” kültürü aynı heyecanla sürüyor.

...........................

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in “kutlama kültürüdür.”


Atatürk’ün psikolojisini tahlil eden kitabında Prof. Vamık Volkan bunu çok güzel anlatır.
Hatırlamakta / hatırlatmakta yarar var:

Mustafa Kemal yaslı bir ailede doğmuştu.
Daha önce dünyaya gelen iki kardeşi ölmüştü.
Hatta ölen erkek kardeşinin mezarını kurtlar deşelemiş ve yemişlerdi.
Bu olayların etkisiyle aile kederliydi.
Daha sonra da babasını kaybetti.
Annesinin yüzündeki hüzünlü ifade Atatürk’ü üzerdi.
Şaka, dans, bir şeyler yapıp annesini neşelendirmeye çalışırdı.
İstiklal Savaşı ve sonrasında “ana” imajı “ana yurda” da yayıldı.
İşgal altındaki yurt topraklarında tıpkı annesi gibi “hüzün” vardı.
Son yüzyıldaki sürekli savaşlar, ölümler, kaybedilen vatan parçaları, yoksulluk, yılgınlık, sürekli yenilmişliğin verdiği ruhsal alacakaranlık hüzün bulutu gibi çökmüştü ülkenin üzerine.

Atatürk’ün Cumhuriyet’i kurduktan sonra odaklandığı hedeflerden biri de bu melankoliyi neşeye özgüvene dönüştürmekti.

Cumhuriyet’in sunduğu 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim bayramlarında Türkiye’nin her ilinde hatta ilçelerinde düzenlenen balolar...

Geçit törenleri...
Fener alayları...
Havai fişek gösterileri Cumhuriyet’le birlikte milletin makus talihinin nihayet değiştiğinin gururla kutlanışıydı.

Bu psikolojik özgüvenin yeniden kazanılmasına Atatürk’ün tarihi söylemleri de eşlik ediyordu.

- “Türk milleti büyüktür, çalışkandır...”
- “Ne Mutlu Türküm Diyene...”
- Türk Gençliğine Hitabesindeki “Muhtaç olduğun kuvvet damarlarındaki asil kanda mevcuttur” diye seslenişi.

................

Atatürk’ün yüzü Batı’ya dönüktü.

Cumhuriyet’i kurmakla yetinmiyordu “çok partili demokrasiye geçmek projesi” hep yüreğinde ve beynindeydi.

Bunun denemesini de yaptı.

“Serbest Fırka” denemesi “partinin kendi kendini feshi” ile noktalandığında böyle bir sondan rahatsızlık duymuştu.

“Dışarıdan diktatör olarak görülmek ve tarihe de öyle geçmek istemiyordu” demişti.
Taha Akyol, “ikinci adam İsmet İnönü’nün daha cumhurbaşkanı oluşunun ikinci yılında (1939) çok partili rejime geçişi istediğini ama araya savaş girdiği için projenin 1946’ya kaldığını” yazıyor.

Herhalde İnönü’nün de Atatürk’ten esinlendiği açıktır.

Türk milleti Mustafa Kemal Atatürk gibi bir lidere sahip olduğu için bütün İslam âleminden çok farklı ve evrensel demokrasiye, insan haklarına yakındır.
Türkiye’nin talihidir.

............................

Karaman’daki maden ocağı faciası gene yüreklerimizi dağladı.
Yer altındaki 18 canımız için hâlâ umudumuzu korumaya çalışıyoruz.
Duacıyız.

GÜNERİ CİVAOĞLU / MİLLİYET



computer ASP.NET - PHP Linux Hosting... Tıkla sipariş ver...

Bu haber 30/10/2014 07:34 tarihinde eklenmiştir.

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu
captcha
 
Authors