Güngör Mengi / Aşırı tepki
Güngör Mengi / Aşırı tepki
Orgeneral Başbuğ'dan dün bilgi içerikli bir açıklama bekliyorduk ama öyle olmadı.Tepki içerikli bir ihtar çekti medyaya!"Hizaya gel" türü bir komutu işittik.
Aktütün sınır karakolunda 17 askerimizin şehit olduğu saldırı öncesi Genelkurmay'a gönderilen istihbarat raporlarının Taraf Gazetesi'nce yayınlanması, evet tereddütler yaratmıştı.
Birçok vatandaşın kafasında "Acaba çocuklarımız ziyan mı oldu?" sorusu uyanmıştı.
Böyle soruları cevapsız bırakmayacağına beslediğimiz inançla Genelkurmay Başkanı'nın yapacağı önceden haber verilen açıklamasını merakla bekledik.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız bu şüphelerin yersizliğini ayrıntılarıyla medyaya on gün önce açıklamıştı zaten. Orgeneral Başbuğ yeteri kadar farkedilmemiş o bilgilerin altını çizerek beklenen cevapları verir "Daha ayrıntılı tespitleri, soruşturma tamamlanınca size aktarırım" diyebilirdi.
Çünkü Orgeneral Iğsız, alınan istihbarat bilgileri ışığında hazırlık yapıldığını ve o sayede karakolun baskına uğramadığını on gün öncesinden söylemişti.
En önemli iki sebep
O brifingi dikkatle izleyenler, saldırı hazırlığının tespitinden sonra harekete geçen birliklerimizin bölücü örgütü çatışmaya mecbur bıraktığını öğrenmişlerdi.
Nitekim Orgeneral Başbuğ da dün Aktütün karakolunun güvenliğini sağlayan Bayraktepe'ye yönelik saldırının terör örgütü açısından bir "intihar saldırısı" sonucu doğurduğunu belirtmiştir.
Fakat bunu niçin hedefi genişletilmiş bir suçlama eşliğinde ve asabi bir tonla söylemiştir anlamak zor.
Bir komutan, düşük yoğunluklu da olsa savaş içindeki ordusunun moralini her daim üst seviyede tutmak zorundadır.
Doğru ama adaletli davranmak da görevi değil mi?
Belli ki tepki iki sebebe dayanıyor.
1. Gizli istihbarat raporlarının Genelkurmay'dan sızması
2. Bu raporların halkta güvensizlik uyandıran abartılı sunuş biçimi ve yorumlar eşliğinde halka yansıtılması...
Önce mıntıka temizliği
Genelkurmay Başkanı, medyanın doğru olduğuna inandığı bilgiyi, yasal engel yoksa her yerde değerlendirdiğini, bizde de değerlendireceğini kabul etmelidir.
Bunu önlemenin yolu, o bilgileri kullananları "terör örgütünü başarılı gibi gösterme" yanlışına düşmüş kişiler olarak damgalamak ve "akan ve akacak olan her damla kanın sorumluluğuna ortak" olacaklarını söyleyerek baskı altına almaya çalışmak değil, gizli raporların sızmasına mani olmaktır.
Bilgiyi sızdıranı değil de yayanı baskılamak, yanlış hedefe ateş etmektir.
Orgeneral Başbuğ düşmanı dışarda değil içerde aramalı, gizli belgelerin giderek daha sıklıkla sızdığını görerek buna önlem almalıdır.
Bu gerçekleştiği zaman her şeyin yoluna gireceğini herkes görecektir.
Orgeneral Başbuğ dünkü açıklamasını şu sözlerle bitirdi:
"Herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde bulunmaya davet ediyorum!"
Demokratik bir ülkede herkes zaten "doğru" olduğuna inandığı yerde durur.
Kimse tedirginliğe itilmemelidir.
Böyle bir uyarıyı adresi belirtilmemiş bir çağrı olarak yapmak, askerine güvenmeyi gelenek haline getirmiş bu ulusa haksızlık olur katil sürüsüne de hiç hak etmedikleri bir övünme sebebi verir.
Komutanın hassasiyetlerine saygı gösteriyor fakat üslubuna itiraz ediyorum.
Vatan
Bu haber 16/10/2008 tarihinde eklenmiştir.