Kışlada ölüm, Özmen ailesi: Oğlumuz ihmalden can verdi

Ailesi, ölümü şüpheli bulup dava açtı

Kışlada ölüm, Özmen ailesi: Oğlumuz ihmalden can verdi


Hakkarili 17 yaşındaki Cihat Özmen, yaşını büyütüp askere gitti. Elazığ’ın Maden İlçesi Halkalı Jandarma Karakol Komutanlığı Lamasirin Üs Bölgesi’nde el bombasıyla öldü. Ailesi, ölümü şüpheli bulup dava açtı

Abdulhakim Günaydın @abgunaydin abdulhakim.gunaydin@independentturkish.com 

 

Cihat Özmen / Fotoğraf: Independent Türkçe

Hakkari Derecik İlçesi 'nde 2000 yılında doğan Cihat Özmen, babası gibi köy korucusu olmak istiyordu.  

Bunun için de yaşını büyütüp bir an önce askere gidip gelmeyi planladı. 

Üç yıl önce ailesinin de desteğiyle 17 yaşında iken “yaş tahsis davası” açtı. 

Mahkeme yoluyla yaşı 3 yaş büyütülerek 20’ye çıkartıldı. 

Emekli korucu babanın oğlu Özmen’in, koruculuk hayalinin önünde tek bir engel kalmıştı: Vatani görevini yerine getirmek. 

Bunun için hemen askerlik şubesine gitti ve işlemlerini başlattı.

Mayıs 2018’de Bilecik Jandarma Er Eğitim Alay Komutanlığı’nda acemi birliğinde vatani görevine başladı.

 

cihat-haber-içi.jpg

Cihat Özmen, korucu olabilmek için yaşını büyüttü / Fotoğraf: Independent Türkçe

Acemilikten izin kullanmadan usta birliğine geçti 

Ardından Temmuz 2017’te önce Elazığ merkeze, sonrasında ise Maden İlçesi Halkalı Jandarma Karakol Komutanlığı’na gönderildi. 

Bir gün dahi izin kullanmadan buradaki görevine başlayan Özmen, görevlendirildiği Lamasirin Üs Bölgesi’nde askerliğini sürdürüyordu. 

Ancak ne olduysa 9 Ağustos 2018’de oldu. Nöbet değişiminden sonra yemeğini yiyen ve bir süre dinlenen Özmen, dışarı çıktıktan kısa süre sonra bir patlama sesi duyuludu.  

Arkadaşları ilk etapta bir saldırı olduğu düşüncesiyle silahlarını alıp mevzilere koştu. Fakat kısa süre sonra Jandarma Er Cihat Özmen’in öldüğü ortaya çıktı.  

9 Ağustos 2008 günü saat 20.20’de meydana gelen patlama ile ilgili olarak ifade veren arkadaşları, Özmen’in her hangi bir sorunu olmadığını belirtti.  

Yemekhaneden aldığı el bombasıyla öldü

Komutanlık tarafından alınan ifadelerde, Özmen’in bir el bombasıyla hayatına kıydığı belirtildi.  

Jandarma Er Özmen’in el bombasını ise yemekhanede bulunan sandıktan aldığı iddia edildi.  

Olayı araştırmak için Maden Cumhuriyet Savcılığı inceleme başlattı. Cumhuriyet Savcısılığı tarafından hazırlanan soruşturma tutanağında, “Özmen'in olay günü 19.00'da, nöbet bitimine müteakiben istirahate ayrıldığı, üzerine zimmetli silah ve mühimmatı silahlığa bıraktığı, saat 19.03’te arkadaşı A.K.'ya, ait telefon ile bazı numaraları aradığı tespit edildi” bilgilerine yer verdi. 

Cihat Özmen’in el bombasının üzerine yatarak intihar ettiği belirtilen savcılık belgesinde, “Elazığ Fırat Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı otopsi salonunda gerekli ölü muayene ve otopsi işlemi yapıldığı, müteveffanın ‘patlayıcı madde yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasına (her iki akciğer, kalp, karaciğer, her iki böbrek, dalak, mide ve bağırsaklar) büyük oranda yaralanması ve dış nedenlerle ölümü gerçekleşmiştir” denildi. 

Savcılık: “Kovuşturmaya yer yok”

Savcılık olayın intihar olduğunu belirterek kovuşturmaya yer olmadığını vurgulayarak durumu taraflara tebliğ etti.  

Kara haberi alan ve olayın “intihar” olarak kapatılmak istendiğini düşünen Özmen ailesi hareket geçti. 

 

Cihat Özmen

İfadelere göre, ölüme sebep olan el bombası yemekhanedeki sandıktan alındı / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

Özmen ailesi, oğullarının intihar etmediğini, kışlada şüpheli bir şekilde öldüğünü ileri sürerek şikayetçi oldu. 

Ailenin Maden Cumhuriyet Savcılığı’na sunduğu dilekçede, 'olayın kaza veya cinayet olma ihtimalinin hiç dikkate alınmasının soruşturmaya gölge düşürdüğü' iddia edildi.  

Dava dilekçesinde, “Maddi hukuk açısından bu durumun ortaya konması ceza soruşturmasının olmazsa olmazıdır” denildi. 

Konunun “intihar” değil “şüpheli ölüm” ve “ihmal” yönünde ele alınması istenen dilekçede, yapılması gerekenler bir bir sıralandı.

Avukat Ekici, Independent Türkçe’ye anlattı

Olayı Independent Türkçe’ye değerlendiren Avukat Mürsel Ekici, “Özmen'in ailesi, cephanelikte durması gereken el bombası sandığının yemekhanede bulunması ve maktulün gidip yemekhaneden sandığı kırarak el bombası almasının başlı başına bir problem olduğunu düşünüyor. Çünkü el bombası sandığının cephanede olması gerekir. Sandık yemekhanedeyse, yemekhane görevlisinin şüpheli olması gerekiyor. Yemekhanede değil de cephanelikteyse oradaki görevlinin şüpheli olması gerekiyor” diye konuştu. 

 Olayın başından sonuna ihmaller zinciriyle dolu olduğunu anlatan Ekici, şunları kaydetti: 

Üs bölgesinin sorumlu personelinin, bir ihmal silsilesi bağlamında şüpheli olarak ifadelerinin alınması gerekiyor. Ama bu kişilerin bugüne kadar ifadeleri alınmadı. Oradaki askerler, tanık olarak dahi dinlenmediler. Bunlar, kendileri tutanak düzenlemişler. Daha sonra aile olayın olduğu yere gidiyor.  El bombası patlaması neticesinde yerde bir tahribat olması gerikiyor, ancak olay yerinde sadece kan izleri var. Herkes olayı görmüş gibi, bire bir canlı şahit gibi anlatıyor ama patlama gözden uzakta bir yerde cereyan etmiş.  Burada zaten kamera kayıtları da yok. Bomba parçaları ve pimi üzerinde herhangi bir parmak izi incelemesi de yapılmamış.

“Gerçek ortaya çıkartılmalı” 

Elazığ Sulh Ceza Hakimliği'nin verdiği karara atıf yapan Ekici, mahkemenin tüm iddiaları ciddi bulduğunu belirterek, “Mahkeme ön incelemeyi yapanlara, ‘Hiçbir inceleme yapmamışsınız, incelemeleri yapın, müştekilerin şikâyet ettiği yadsınamaz durumlarla ilgili araştırma yapın ve bu olayın intihar mı, ihmal mi, cinayet mi olduğuyla ilgili bilgi verin’ dedi. Bunun üzerine Elazığ Cumhuriyet Savcılığı soruşturmayı genişletti. Kamera kayıtlarını istedi ama kamera kaydı yok. Telefon istemiş, telefonla ilgili herhangi bir işlem yapılmamış, parmak izi istemiş, işlem yapılmamış. Soruşturma çok ağır işliyor, zamana yayılarak unutturulmaya çalışılıyor” bilgilerini paylaştı.

Ekici, genellikle askerde gerçekleşen ölüm olaylarında ilk akla gelen şeyin şüpheli ölüm olduğunu sözlerine ekledi. 

 

baba-haberiçi.jpg

Emekli köy korucusu Hurşit Özmen / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

Baba: İntihar etmesini gerektirecek hiçbir neden yoktu

Baba Hurşit Özmen ise Cihat’ın köy korucusu olabilmek için 17 yaşında, yaşını büyütüp askere gittiğini söyledi. “Cihat çok temiz, akıllı ve mantıklı düşünen biriydi” diyen baba Özmen, “İntihar etmesini gerektirecek hiçbir neden yoktu. Hemen hemen her gün konuşuyorduk” dedi.  

Ölüm haberini almadan 3-4 saat önce oğlu ile konuştuklarını söyleyen baba Özmen, “Ailesi olarak kesinlikle intihar ettiğini düşünmüyoruz. Kışladaki arkadaşlarından da sorduk. Onlar da Cihat’ın moralinin iyi olduğunu, intihar etmesini gerektirecek bir şeye rastlamadıkları söylediler” diye konuştu. 

 Oğlunun nöbetten döndükten sonra namazını kılıp yemeğini yedikten sonra istirahate ayrdıldığını anlatan Özmen, şunları kaydetti: 

'Yemekhanedeki el bombası sandığını kırıp, istirahat alanına gittikten sonra intihar etti' deniliyor.  Gönüllü olarak askere gitmiş bir insan niye canına kıysın? Çocuk intihar etmek istese nöbette silahıyla intihar eder. Niye el bombasını üzerinde patlatsın. Babası olarak tüm gelişmeleri yan yana koyduğumuzda şüphelerim var ve oğlumun intihar etmediğini düşünüyorum. Yetkililerden gerçeğin ortaya çıkması için yardım talep ediyorum.

Henüz bir çocuk iken, yaşını büyüterek gittiği asker ocağında el bombası patlaması sonucu hayatını kaybeden Özmen'in nasıl öldüğü esrarını koruyor. Jandarma Er Cihat Özmen’in ölümüyle ilgili açılan soruşturma ise Elazığ’da devam ediyor. 

Gerçeğin ne olduğunu hukuk ortaya çıkaracak.

 

The Independentturkish