BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
Sevgili okuyucularım,
On bir ayın sultanı bildiğimiz rahmet iklimi ramazan ayına iyice alışmıştık. Ancak sayılı günlerden ibaret olan bu iklim bitiverdi. Şimdi Bayram ediyoruz. Bayram sevinç günüdür. Huzur ve mutluluk günüdür. Hem dini hem milli bayramlarımızda bu sevinci ve mutluluğu yaşarız. Bizleri bu rahmet iklimiyle buluşturan ve bayrama kavuşturan Yüce Rabbimize sonsuz hamdediyor, verdiği sayısız nimetlere şükrediyoruz.
Değerli dostlarım inanıyorum ki ramazanlar bize bazı güzellikler kazandırmıştır. Ramazanda kazandığımız ruh ve beden disiplinini, Allah’ın bizlere vermiş olduğu nimetleri paylaşmayı, camilerde cemaatle buluşmayı, yoksulu yetimi muhtaç ve kimsesizleri görüp gözetmeyi, nimetlerin paylaşımını devam ettirmeliyiz. Bayram bu şekilde anlam kazanır. Çünkü bayram paylaşımdır. Sevincin, huzurun mutluluğun paylaşımıdır. Bayram sevincini anne babamızı, büyüklerimizi, dost ve akrabalarımızı, komşularımızı, kimsesizleri, şehit yavrularını yetimleri ziyaret ederek paylaşabiliriz. Ziyaretlerine gidemediklerimizle telefonla veya bulduğumuz diğer imkanlarla görüşerek gönüllerini alabilir sevgi ve sevincimizi onlarla paylaşabiliriz. Bu paylaşıma herkesin, her kesimin ihtiyacı vardır.
Zamam zaman eski ramazanlardan eski bayramlardan bahsedilir. Yaşadığımız ramazan ve bayramlarla günümüzü karşılaştırdığımızda, eski ramazanları hep özleriz. Eski ramazanları bayramları özleten onlardaki sevgi ve coşku paylaşımının çokluğudur. Bayram namazından çıkılır önce camide veya avlusunda bayramlaşılır, küskünler dargınlar barışır, bir köy odasında veya uygun bir yerde topluca bayram yemeği yenir, sonrada yakından başlamak suretiyle büyükler ziyaret edilir, konu komşu gezilirdi. Gelenlere güzel koku için kolonya, ağız tadı için şeker ikram edilirdi. Belki Ramazan bayramına şeker bayramı denmesi de bundandı. Ama Ramazan bayramı şeker bayramı değil şükür bayramıdır. Çünkü ramazan ayında oruç tutarak yaratanın rızasını kazanmanın, bu ayın rahmetine mağfiretine ermenin, sağlıklı bir şekilde bayrama ulaşmanın huzur ve mutluluğuna kavuşmanın şükrüdür bu bayram. Onun için şükür bayramıdır. Günümüzde kolonya yerine parfüm, şeker yerine çikolata ikram edilse de, insanlar arasında bayramlaşma, sevgi saygı paylaşımı eksik kaldığı müddetçe eski bayramlar hep özlenecektir. Çünkü bayramı bayram yapan, sevgi ve sevinç paylaşımıdır.
Ramazan ve bayramların bilinen bu özelliğini güzelliğini maalesef bu bayramda buruk yaşıyoruz. Ramazan içerisinde gül gibi fidanlarımızı vatan evlatlarını askerlerimizi şehit verdik. Çirkin emeller peşinde koşanların, ramazan ve bayramın kutsiyetinden mahrum olanların, bu vatanda yaşayan, bu toprağın havasını teneffüs edip, ekmeğini yiyen suyunu içenlerin, ramazan bayram demeden bu rahmet ikliminde bile can almış ve kan dökmüşlerdir. İnanıyorum ki ramazanda bayramda veya diğer zamanlarda sevgiyle bakan, saygıyla davrananlar Yüce Allah’ın rahmetinden mağfiretinden nasıl istifade edeceklerse; kin kusanlar, masum insanların kanını dökenler; kustukları kin ve döktükleri kanda er yada geç bir gün mutlaka boğulacaklardır. Şehide yüce mertebeleri veren Yüce Allah, onun masum kanını dökenlere de, en büyük cezayı verecektir. Biz inanıyoruz ki hak edenin mükâfatı da, cezası da karşılıksız değildir. Bayram sonrası tezkere almanın, kendisini besleyip büyüten askere gönderen anne babalarına kavuşmanın hayalini kuran, bayram sevincini onlarla paylaşmayı isteyen ancak ruhunu Allah’a bedenini toprağa sunan ve Peygamber kucağında buluşmanın hazzını huzurunu yaşayan bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabır ve metanet diliyorum. O şehitler bizim şehidimiz, onların yakınları da, bizim yakınlarımızdır. Sevgili Peygamberimizin yaşadığı bir olayı bu vesileyle sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sevgili Peygamberimiz bir bayram sabahı evden çıkıp Baki Kabristanlığına doğru giderken, duvar kenarında gülüp oynayan bir gurup çocuğun yanında, saçı başı dağılmış oturup ağlayan bir çocuk görmüştü. Hemen ağlayan çocuğa doğru yöneldi ve önünde eğilerek onunla konuşmaya başladı. Ağlayan çocuğa: ”Bak yavrum bugün bayram. Arkadaşların ne güzel gülüp oynuyorken sen neden ağlıyorsun?” diye sormuştu. Çocukta: O’nun Peygamber olduğunu bilmeden: “Amca onların anne babaları var, benimse babam Peygamberle katıldığı bir savaşta şehit oldu. Annem başka birisiyle evlendi benim kimsem yok ki” diyerek kimsesizliğini ve bu yüzden gönlünün burukluğunu Peygamberimize ifade etmişti. Yetim ve kimsesizlere karşı çok hassas olan sevgili Peygamberimiz bunun üzerine çocuğun elinden tutarak kaldırdı ve “Bak yavrum Muhammed senin baban, Ayşe annen, Fatma ablan, Ali ağabeyin, Hasan Hüseyin kardeşlerin olsun ister misin?” deyince, çocuk O’nun Peygamber olduğunu anlamış ve İsterim ya Rasulallah cevabını vermişti. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz elinden tutarak çocuğu evine götürmüştü ve hanımına: “Ya Ayşe bu bir şehit evladıdır. Biraz önce ağlarken gördüm. Bunun karnını doyur, saçını başını yıka tara olanlardan bir şeyler giydir bu çocuğa” demiş ve Hz. Ayşe validemiz de gerekeni yapmıştı. Biraz önce ağlayan bu çocuk gülerek arkadaşlarının yanına koşmuştu. Arkadaşları çocuktaki bu değişime şaşırmışlar ve “biraz önce ağlıyordun şimdi niye gülüyorsun?” diyerek çocuktaki bu değişimin sebebini sormuşlardı Çocukta:” Biraz önce babam yoktu ama şimdi Muhammed benim babam, Ayşe annem Fatma ablam, Ali ağabeyim, Hasan Hüseyin kardeşlerim oldu artık kimsesiz değilim” diyerek mutluluğunu ifade etmişti. Bunun üzerine çocuklar: “Keşke bizim babamızda şehit olsaydı, bizde senin gibi olsaydık” diyerek çocuğa heveslenmişlerdir.
Sevgili Peygamberimizin her hal ve davranışı bizim için örnektir. Şehit yavrusunu nasıl bağrına bastığı, ona nasıl sahip çıktığı bizimde şehit yavrularına karşı nasıl davranmamız gerektiği konusunda çok ibret vericidir. Şehitler bizim şehidimizdir, yavruları da bizlere onların emanetidir. Bizimde şu bayramda elinden tutacağımız, saçını tarayıp başını okşayacağımız bir yetim bir şehit evladı olmalıdır diye düşünüyorum. Gerçek bayramların bu paylaşımla yaşanacağına inanıyor, hayırlı huzurlu bayramlar diliyorum. Bayramınız mübarek olsun.
12.10.2007
Bu yazı 15/10/2007 tarihinde eklenmiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Şehitlerimizin anısına
- BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN
- AYET VE HADİSLERDE ŞEHİTLİK
- ALLAH KATINDA ŞEHİTLİK