Alman raporu: MİT Berlin’de en aktif yabancı servisler arasında
Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı raporunda Rusya, İran, Çin ve Türkiye istihbarat servisleri başkentte en faal aktörler arasında sayıldı.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
BERLİN, ALMANYA — Alman iç istihbaratının Berlin’e ilişkin yeni raporunda Rusya, İran, Çin ve Türkiye istihbarat servisleri, başkentte en faal yabancı servisler arasında gösterildi.
BBC Türkçe’nin aktardığına göre Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı’nın hazırladığı yaklaşık 140 sayfalık yıllık raporda, yabancı istihbarat servislerinin başkentteki faaliyetleri, siber saldırılar, dezenformasyon, sabotaj riski ve siyasi hedefleme başlıkları altında değerlendirildi. Raporda Milli İstihbarat Teşkilatı’nın da Berlin’de yoğun faaliyet yürüttüğü öne sürülürken, MİT’in hedefleri arasında PKK çevreleri ile “Gülen Hareketi” olarak adlandırılan yapının destekçilerinin bulunduğu iddia edildi.
Berlin yabancı servislerin odağında
Soğuk Savaş döneminde istihbarat savaşlarının merkezlerinden biri olan Berlin, Alman makamlarına göre bugün de yabancı servislerin dikkatle izlediği şehirlerden biri olmayı sürdürüyor.
Berlin Eyaleti İçişleri Bakanı Iris Spranger, raporun girişinde başkentin yabancı istihbarat servislerinin odağında olduğunu belirtti. Spranger, casusluk ve olası sabotaj faaliyetlerinden kaynaklanan tehdit potansiyelinin hâlâ yüksek seviyede olduğunu ifade etti.
Berlin iç istihbarat teşkilatını yöneten Michael Fischer de bu tablonun yakın gelecekte değişmesinin beklenmediğini kaydetti. Fischer’e göre Berlin’deki istihbarat faaliyetlerinin başlıca aktörleri Rusya, Çin, İran ve Türkiye olarak sıralanıyor.
Raporda bu ülkelerin servislerinin yalnızca klasik casusluk yöntemleriyle değil, dezenformasyon kampanyaları, siber saldırılar ve sabotaj gibi daha geniş bir faaliyet alanıyla gündeme geldiği belirtiliyor.
Raporun odağında karşı istihbarat ve ekonomik güvenlik var
Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı raporunun “İstihbarata Karşı Koyma ve Ekonomik Güvenlik” başlıklı bölümünde yabancı servislerin faaliyetleri ayrıntılı olarak ele alındı.
Raporda, yabancı istihbarat servislerinin hem açık hem örtülü yöntemler kullandığı, hedeflerinin de yalnızca devlet kurumlarıyla sınırlı olmadığı ifade edildi. Ekonomik güvenlik, kritik altyapılar, bilgi teknolojileri ve siyasi gruplar da bu faaliyetlerin ilgi alanı içinde değerlendirildi.
Alman iç istihbaratına göre yabancı servisler, kendi ülkelerinde “düşman” veya “hasım” olarak görülen kişi ve yapıları da hedef alabiliyor. Bu çerçevede muhalif gruplar, diaspora çevreleri, siyasi aktivistler, medya mensupları ve sivil toplum yapıları risk alanları arasında görülüyor.
Raporda ayrıca bilgi teknolojilerinin yaygınlaşmasının casusluk yöntemlerini değiştirdiği, siber casusluk ve siber saldırıların artık istihbarat servisleri için standart araçlar haline geldiği vurgulandı.
Rusya en geniş bölümde değerlendirildi
Alman raporunda en geniş yer Rusya’nın istihbarat faaliyetlerine ayrıldı. Raporda Rus istihbarat servislerinin son yıllarda hem nicelik hem de nitelik bakımından faaliyetlerini artırdığı belirtildi.
Berlin istihbaratına göre Rusya, Almanya’da yalnızca bilgi toplama faaliyetleri yürütmüyor; aynı zamanda kamuoyunu etkilemeye, demokratik kurumlara güveni zayıflatmaya ve Ukrayna’ya verilen desteğe yönelik tepkileri körüklemeye çalışıyor.
Raporda, Rus servislerinin Almanya’da yapılan erken genel seçimler öncesinde kamuoyunu etkileme girişimlerinde bulunduğu da öne sürüldü. Bu faaliyetlerin, Ukrayna’ya destek verilmesini ve Rusya’ya yaptırım uygulanmasını savunan siyasi aktörlere yönelik tepkiyi artırmayı amaçladığı iddia edildi.
Alman makamları, Rusya kaynaklı tehditleri sabotaj, dezenformasyon ve siber saldırı boyutlarıyla birlikte değerlendiriyor. Bu nedenle Rus istihbarat faaliyetleri, raporda en yüksek tehdit başlıklarından biri olarak öne çıktı.
Alman istihbaratının MİT değerlendirmesi
BBC Türkçe’nin aktardığına göre raporda Milli İstihbarat Teşkilatı’nın Berlin’deki faaliyetlerine de ayrı bir bölüm ayrıldı.
Raporda MİT’in yalnızca diplomatik temsilciliklerde görevli deklare edilmiş istihbaratçılarla değil, beyan edilmemiş çok sayıda elemanla da Berlin’de faal olduğu öne sürüldü. Alman istihbaratı, MİT’in Berlin’de yoğun istihbarat faaliyeti yürüttüğünü iddia etti.
Raporda MİT için “Türk güvenlik mimarisinin merkezi bir unsuru” ifadesi kullanıldı. Ayrıca teşkilatın kapsamlı yürütme ve uygulama yetkilerine sahip olduğuna dikkat çekildi.
Alman iç istihbaratının değerlendirmesine göre MİT’in faaliyetlerinin öncelikli hedeflerinden biri PKK ve ona yakın çevreler. Raporda ayrıca “Gülen Hareketi” olarak adlandırılan yapının destekçileri gibi hükümet karşıtı görülen grupların da izleme ve istihbarat faaliyetleri kapsamında yer aldığı iddia edildi.
BBC Türkçe, raporla ilgili MİT’e ulaştığını ancak yanıt alamadığını bildirdi.
Türk kökenli çevrelerden destek arandığı iddiası
Raporda dikkat çeken başlıklardan biri de MİT’in bilgi toplama faaliyetlerinde Türk vatandaşları ve Türk kökenli kişilerden destek almaya çalıştığı iddiası oldu.
Alman iç istihbaratına göre MİT, devlete ve hükümete sadık Türk vatandaşları ile Türk kökenli kişilerin desteğini aktif biçimde kazanmaya çalışıyor.
Raporda ayrıca MİT’in internet sitesinde bilgi paylaşılabilen bir iletişim formu bulunduğu belirtilerek, bunun Türk devleti tarafından hedef olarak görülen kişi ve kuruluşların ihbar edilmesini mümkün kıldığı ifade edildi.
Alman raporunda, bu tür ihbarların Türkiye’ye giriş veya çıkış sırasında pasaport kontrolünde kısıtlayıcı tedbirlere yol açabileceği iddia edildi. Örnek olarak ilgili kişilere “terör propagandası” suçlaması yöneltilebileceği öne sürüldü.
Bu değerlendirmeler, Almanya’daki Türkiye kökenli toplulukların hem Türk iç siyaseti hem de Alman güvenlik kurumları açısından nasıl hassas bir alanda konumlandığını gösteriyor.
PKK ve DHKP-C de raporda yer aldı
Berlin Anayasayı Koruma Teşkilatı raporunda, Almanya’da terör örgütü olarak sınıflandırılan ve faaliyetleri yasak olan PKK ve DHKP-C hakkında da bilgiler paylaşıldı.
Rapora göre Berlin’de PKK’nın yaklaşık 1100, DHKP-C’nin ise 30 destekçisi bulunuyor. Alman istihbaratı, PKK’nın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan süreç kapsamında silahlı mücadeleyi bırakma ve örgütsel yapısını feshetme açıklamalarına rağmen Berlin’deki destekçi çevrelerde buna yönelik belirgin bir uzaklaşma emaresi görülmediğini kaydetti.
Raporda, Berlin’deki PKK destekçilerinin barış sürecini benimseyip sürece dahil olup olmayacaklarının henüz belli olmadığı da ifade edildi.
DHKP-C için ise Berlin’de özellikle İsrail karşıtı protestolar ve Mısır’ın Berlin Büyükelçiliği önündeki açlık grevi gibi eylemler bağlamında varlık gösterdiği belirtildi.
Türk milliyetçi akımlar da izleniyor
Alman iç istihbarat raporunda Türkiye kaynaklı aşırı milliyetçi akımlar da değerlendirildi.
Raporda “Ülkücü Hareket”, Alman makamlarının izlediği Türkiye bağlantılı siyasi hareketler arasında gösterildi. Hareket, raporda “aşırı sağcı, milliyetçi ve şiddet eğilimli” olarak tanımlandı ve Berlin’de yaklaşık 460 destekçisi olduğu belirtildi.
Alman iç istihbaratına göre hareketin ideolojisi, aşırı milliyetçilik ve diğer etnik gruplara, uluslara veya dini topluluklara karşı üstünlük iddiası üzerine kurulu. Raporda, ırkçı ve antisemitik argüman kalıplarının hareketin ideolojik özü içinde yer aldığı savunuldu.
Bunun yanı sıra Ülkücü Hareket’ten bağımsız Türk kökenli aşırı sağcı grupların da Berlin’de aktif olduğu ifade edildi. Bu grupların sosyal medya üzerinden Türkiye’yi eleştiren siyasetçilere, medya çalışanlarına, Kürt grupların destekçilerine, Yahudilere ve İsrail’e karşı propaganda yürüttüğü belirtildi.
Berlin’de güvenlik ve diaspora siyaseti iç içe geçiyor
Berlin istihbarat raporu, Almanya’nın başkentinde güvenlik, dış politika, diaspora siyaseti ve siber tehditlerin giderek daha fazla iç içe geçtiğini ortaya koyuyor.
Raporda Rusya, İran, Çin ve Türkiye gibi ülkelerin servisleri yabancı istihbarat faaliyetlerinin ana aktörleri olarak gösterilirken, aynı zamanda PKK, DHKP-C ve Türkiye kaynaklı aşırı milliyetçi yapılar da iç güvenlik perspektifiyle değerlendiriliyor.
Bu tablo, Berlin’in sadece diplomatik ve siyasi bir başkent değil, aynı zamanda istihbarat rekabetinin de yoğunlaştığı bir alan olduğunu gösteriyor.
Alman makamlarının raporu, önümüzdeki dönemde yabancı servis faaliyetleri, siber güvenlik, dezenformasyon ve diaspora temelli siyasi mobilizasyonun Almanya’nın güvenlik gündeminde daha fazla yer tutacağını ortaya koyuyor.













