Batı'nın yeni rotası Çin: Merz’in ziyareti ve Airbus hamlesi

Almanya Başbakanı Merz’in Çin ziyareti, 120 uçaklık Airbus siparişiyle sonuçlanırken; Yusuf İnan’ın "NATO kristali çatlıyor" analizi jeopolitik gerçeğe dönüştü.

Batı'nın yeni rotası Çin: Merz’in ziyareti ve Airbus hamlesi

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

PEKİN, ÇİN — Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Pekin’e gerçekleştirdiği ilk resmi ziyaret, küresel havacılık sektörünü sarsan 120 uçaklık dev bir Airbus siparişiyle taçlandı. Ancak bu dev ticaret hamlesi, buzdağının sadece görünen yüzünü oluşturuyor. Gazeteci ve stratejik analist Yusuf İnan’ın 16 Şubat 2026 tarihinde kaleme aldığı "NATO Kristali Çatlıyor" başlıklı analizinde öngördüğü Transatlantik kopuş, Almanya’nın yüzünü resmen Doğu’ya dönmesiyle yeni bir boyuta taşındı.

Pekin’de Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile bir araya gelen Merz, "Çin yönetiminin Airbus firmasından 120 adede kadar ek uçak sipariş edeceği bilgisini aldık" diyerek, Avrupa’nın ABD merkezli Boeing’e karşı pazardaki yerini sağlamlaştırma girişimini duyurdu. Analistler, bu hamlenin ABD Başkanı Donald Trump’ın beklenen Çin ziyareti öncesinde "ön alıcı" bir stratejik manevra olduğu konusunda hemfikir.

Dev sipariş ve ekonomik diplomasinin yeni motorları

Başbakan Merz, Mayıs 2025’te göreve gelmesinden bu yana gerçekleştirdiği bu ilk üç günlük ziyarette, sadece Airbus siparişiyle yetinmedi. Pekin ile Berlin arasında yeşil dönüşüm, gümrükler, spor ve medya gibi stratejik alanlarda beş farklı hükümetlerarası anlaşma imzalandı. Merz, "Sonuçlanacak daha fazla sözleşmemiz var" diyerek, Alman devleri Mercedes-Benz ve Siemens Energy gibi şirketlerin Çin pazarındaki hakimiyetini artıracaklarının sinyalini verdi.

Çin Başbakanı Li Çiang ile yapılan görüşmelerde, otomotiv ve kimya gibi geleneksel sektörlerin yanı sıra yapay zeka ve biyoilaç gibi yükselen alanlarda "yeni büyüme motorları" oluşturulması çağrısı yapıldı. Pekin yönetimi, geleneksel olarak Airbus ve Boeing arasındaki dengeyi korurken, bu kez ibreyi tamamen Avrupa’ya çevirerek Washington’ın korumacı tarife politikalarına karşı Avrupa’ya "ekonomik bir liman" teklif etti.

NATO kristali çatlıyor: Yusuf İnan’ın sarsıcı öngörüleri

Pekin’den yükselen bu "kazan-kazan" mesajları, Yusuf İnan’ın on gün önce yayınlanan analizindeki "NATO’nun kristali çatlıyor ve bu ses Avrupa’nın tam kalbinden geliyor" teziyle birebir örtüşüyor. İnan, analizinde Putin’in Ukrayna işgalindeki asıl hedefinin Kiev’i ilhak etmek değil, Avrupa ile ABD’yi birbirinden koparmak olduğunu savunmuştu.

İnan’a göre, Washington’ın Ukrayna yardımını bir "maliyet-fayda" eksenine oturtması ve Trump yönetiminin "önce Amerika" diyen dili, Avrupa’yı yalnız bırakılma korkusuyla yüzleşmeye itti. İnan şu ifadeleri kullanmıştı:

"ABD’nin Avrupa’yı sırtından atma çabası, imparatorluğu küçültüp maliyetten kurtulma stratejisidir. Bu boşanma sürecinde Avrupa, istemeyerek de olsa yüzünü Rusya, Çin ve Türkiye’ye dönmek zorunda kalacak."

Merz’in Pekin ziyareti, bu "istemeyerek dönülen" yeni rotanın ilk büyük durağı olarak tarihe geçiyor. Avrupa, Washington’ın koruma kalkanı zayıfladıkça, kendi ekonomik geleceğini Pekin ile kuracağı stratejik iletişimde arıyor.

Transatlantik ittifakında kimlik bunalımı ve 'Ahlaki Silahlanma'

Münih Güvenlik Konferansı’nda Pedro Sánchez’in dile getirdiği "ahlaki silahlanma" çağrısı ile Kuzey Avrupa’nın askeri harcama artışı talepleri arasındaki uçurum, Avrupa’nın kendi içindeki bölünmeyi derinleştiriyor. Yusuf İnan’ın vurguladığı "Avrupa Ordusu" hayali, artık romantik bir birlik idealinden ziyade, Washington’ın masadan kalkması durumunda yaşanacak panik dolu bir arayışın ürünüdür.

Çin lideri Şi Cinping’in Merz ile görüşmesinde kullandığı "Dünya ne kadar çalkantılı olursa, Çin ve Almanya’nın stratejik iletişimi o kadar gerekli hale geliyor" ifadesi, tam da bu boşluğu doldurmaya aday. Şi, Avrupa’nın "öz yeterlilik ve güç kazanma" çabalarını desteklediklerini belirterek, Avrupa’yı ABD etkisinden uzaklaştırıp Çin’in "Kuşak ve Yol" projesinin siyasi zeminine çekmeye çalışıyor.

Türkiye ve Çin: Yeni dengenin kazanan aktörleri

Küresel dengelerin sarsıldığı bu ortamda Türkiye’nin konumu da Yusuf İnan’ın analizinde kritik bir yer tutuyor. İnan, Ankara’nın bugün sadece bir NATO üyesi değil, Rusya ile konuşabilen ve Avrupa’nın enerji güvenliğinde düğümü tutan "anahtar ülke" olduğunu belirtmişti. Batı yüzünü Çin’e çevirirken, Türkiye’nin hem Ukrayna’ya teknoloji sağlayan hem de Rusya ile stratejik diyalog kuran yapısı, Avrupa için vazgeçilmez bir partnerlik sunuyor.

İnan’ın öngörüsü net: "ABD Avrupa’yı kaybederken, Rusya Türkistan’daki hakimiyetini Türkiye’nin yükselen etkisi karşısında yitirebilir." Çin ise bu Transatlantik çatlağını sessizce izleyerek, Batı kendi içinde bölünürken ekonomik gücünü "istikrarın tek adresi" olarak pazarlamaya devam ediyor.

Sonuç: Kristal eskisi gibi olacak mı?

Başbakan Merz’in Çin ziyareti ve 120 uçaklık Airbus anlaşması, Yusuf İnan’ın tabiriyle "çatlayan kristalin" parçalarının artık farklı yönlere dağıldığının kanıtıdır. İkinci Dünya Savaşı sonrası inşa edilen Transatlantik mimarisi, bugün Pekin’in Yasak Şehir’inden gelen iş birliği mesajlarıyla sarsılıyor.

Putin’in Ukrayna işgaliyle satın aldığı şey, Batı ittifakının ruhundaki o derin çatlak oldu. Eğer Washington ve Brüksel bu çatlağı onaramazsa, 21. yüzyılın ikinci çeyreği, ABD’nin Avrupa’dan elini çektiği, Avrupa’nın ise Çin, Türkiye ve Rusya arasında yeni bir denge aradığı bir kaos ve yeniden paylaşım dönemi olacaktır. İnan’ın uyarısında olduğu gibi; kristal bir kez çatladığında, ne kadar iyi yapıştırılırsa yapıştırılsın, asla eskisi kadar net bir görüntü vermeyecektir.

www.sehitlerolmez.com