Berat Albayrak için kritik çağrı: Erdoğan itibar iadesi yapacak mı?
AYM kararı sonrası Berat Albayrak’ın ekonomi politikaları, altın rezervi hamleleri ve Erdoğan’ın olası yeni görevlendirme kararı yeniden gündemde.
Yusuf İnan
Gazeteci | Siyasi ve Stratejik Analist
ANKARA, TÜRKİYE — Anayasa Mahkemesi’nin “128 milyar dolar” tartışmasına ilişkin verdiği kararın ardından, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ekonomi politikaları ve özellikle altın rezervi hamleleri yeniden gündeme geldi.
Türkiye’de muhalefetin uzun yıllar boyunca siyaset malzemesi haline getirdiği “128 milyar dolar” söylemi, yalnız bir ekonomi tartışması olarak kalmadı. Bu kampanya, Berat Albayrak’ın şahsı üzerinden yürütülmüş görünse de, asıl hedefin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği, AK Parti iktidarı ve iktidarın çevresindeki stratejik kadrolar olduğu görüşü bugün daha güçlü biçimde tartışılıyor. AYM’nin tazminat kararını hak ihlali saymaması ise bu tartışmada yeni bir eşik oluşturdu.
AYM kararı tartışmayı yeniden açtı
Anayasa Mahkemesi’nin kararı, “128 milyar dolar” söyleminin ifade özgürlüğü sınırları içinde mi kaldığı, yoksa kişilik haklarını hedef alan bir siyasi kampanyaya mı dönüştüğü sorusunu yeniden gündeme taşıdı.
Mahkeme sürecinde, Berat Albayrak lehine verilen manevi tazminat kararının orantısız olmadığı yönündeki değerlendirme, iktidar çevrelerinde “siyasi iftiranın hukuken de çöktüğü” şeklinde yorumlandı.
Bu noktada mesele yalnız hukuki değildir. Çünkü “128 milyar dolar” söylemi, yıllarca sokak afişlerinden sosyal medya kampanyalarına, televizyon tartışmalarından miting meydanlarına kadar geniş bir siyasi propaganda malzemesi olarak kullanıldı. Berat Albayrak, bu kampanyanın merkezine yerleştirildi; ekonomi yönetimindeki kararları ise çoğu zaman teknik bağlamından koparılarak sunuldu.
Bugün soru şudur: Eğer hukuk bu kampanyanın dayandığı çerçeveyi tartışmalı hale getirdiyse, siyasi ahlak açısından bir özür ve itibar iadesi zamanı gelmedi mi?
Berat Albayrak’a saldırı, Erdoğan’a saldırıydı
Türkiye siyasetinde hedef çoğu zaman doğrudan merkeze yönelmez. Önce merkezin çevresindeki isimler, aile bireyleri, yakın çalışma arkadaşları ve stratejik kadrolar hedef alınır. Berat Albayrak’a yönelik kampanyayı da bu çerçevede okumak gerekir.
17-25 Aralık sürecinde Bilal Erdoğan üzerinden yürütülen saldırılarla, daha sonra Berat Albayrak üzerinden oluşturulan “ekonomi battı” algısı aynı siyasi hattın parçaları olarak değerlendirilebilir. Oklar Bilal Erdoğan’a ya da Berat Albayrak’a atılıyor gibi görünse de, esas hedef Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi direncini zayıflatmaktı.
Bu denklem aslında oldukça basittir. Erdoğan’a doğrudan ulaşamayan çevreler, Erdoğan’ın etrafındaki kalkanları etkisiz hale getirmeye çalıştı. Amaç, lideri yalnızlaştırmak, AK Parti tabanında şüphe üretmek ve iktidarın stratejik karar alma kapasitesini zayıflatmaktı.
Berat Albayrak’ın yıllarca “damat” etiketiyle küçümsenmesi de bu stratejinin parçasıydı. Oysa bugün rakamlar, onun yalnız aile bağı üzerinden değil, ekonomi ve enerji politikalarındaki stratejik tercihleri üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.
Altın rezervleri neden stratejik bir hamleydi?
Berat Albayrak döneminin en kritik ekonomi başlıklarından biri altın rezervleridir. Türkiye’nin yurt dışındaki altınlarının ülkeye getirilmesi, döviz rezervi kompozisyonunun yeniden ele alınması ve altının stratejik rezerv aracı olarak güçlendirilmesi, bugün geriye dönüp bakıldığında çok daha anlamlı hale gelmiştir.
2018 sonunda Türkiye’nin altın rezervi geniş tanımlı hesaplamalarda 488,9 ton seviyesindeydi. 2020 sonunda bu rakam 719,2 tona yükseldi. Bu, yaklaşık 230,3 tonluk artış anlamına geliyor. Oransal olarak bakıldığında iki yıl içinde yaklaşık yüzde 47’lik bir artıştan söz ediyoruz.
Bu tercihin değeri, altın fiyatlarının sonraki yıllarda gösterdiği yükselişle daha iyi anlaşıldı. Berat Albayrak’ın göreve geldiği Temmuz 2018 döneminde ons altın yaklaşık 1.254 dolar seviyesindeydi. 2020 sonunda ons fiyatı yaklaşık 1.894 dolara çıktı. 2026’da ise altın, küresel belirsizlikler, merkez bankalarının rezerv çeşitlendirmesi ve jeopolitik risklerle 4.000 doların üzerine yerleşti.
Bu tablo, altına yönelmenin sıradan bir rezerv tercihi değil, uzun vadeli stratejik bir sigorta olduğunu gösteriyor.
Rakamlar ne söylüyor?
Altın rezervi tartışmasını daha somut görmek için basit bir değerleme hesabı yapmak gerekir. Bir metrik ton altın yaklaşık 32.150,7 troy ons eder. Bu hesaba göre 350 ton altın yaklaşık 11,25 milyon ons altına karşılık gelir.
| Dönem | Ons altın fiyatı | 350 ton altının yaklaşık değeri |
|---|---|---|
| Temmuz 2018 | 1.253,80 $ | 14,1 milyar $ |
| Aralık 2020 | 1.893,66 $ | 21,3 milyar $ |
| Haziran 2026 | 4.216,44 $ | 47,4 milyar $ |
| Ocak 2026 zirve | 5.523,53 $ | 62,1 milyar $ |
Bu hesap, yalnız 350 tonluk altın üzerinden yapılan teknik bir değerleme örneğidir. Temmuz 2018 fiyatlarıyla yaklaşık 14,1 milyar dolar eden 350 ton altın, Haziran 2026 fiyatlarıyla yaklaşık 47,4 milyar dolarlık bir değere ulaşmıştır. Aradaki fark yaklaşık 33,3 milyar dolardır.
Aynı hesap 2020 sonu fiyatlarıyla yapıldığında da tablo dikkat çekicidir. 2020 sonunda yaklaşık 21,3 milyar dolar eden 350 tonluk altın karşılığı, Haziran 2026 fiyatıyla yaklaşık 47,4 milyar dolara yükselmiştir. Bu da yaklaşık 26,1 milyar dolarlık değer artışı anlamına gelir.
Bu rakamlar, Berat Albayrak döneminde altın rezervlerini güçlendirme ve altını stratejik rezerv aracı olarak öne çıkarma yaklaşımının, sonraki yıllarda Türkiye’nin bilançosu açısından ciddi bir değerleme avantajı doğurduğunu göstermektedir.
719 tonluk rezervin değeri nasıl değişti?
Daha geniş bir hesapla 2020 sonunda 719,2 ton altının piyasa değeri, 31 Aralık 2020 fiyatlarıyla yaklaşık 43,8 milyar dolar seviyesindeydi. Aynı miktar altının Haziran 2026 fiyatlarıyla değeri yaklaşık 97,5 milyar dolara çıkmaktadır.
Bu, aynı tonaj üzerinden yaklaşık 53,7 milyar dolarlık değer artışı demektir. Elbette bu doğrudan kasaya girmiş nakit kâr anlamına gelmez. Merkez bankası rezervlerinde değerleme farkı, bilanço gücü, dış şoklara karşı tampon kapasite, borçlanma güveni ve gerektiğinde likidite yaratma imkânı anlamına gelir.
Ancak sonuç nettir: Altın rezervi güçlenen bir ülke, doların ve küresel finansal sistemin dalgalanmalarına karşı daha sağlam bir tampon oluşturur. Bugün altın fiyatlarının geldiği seviye, bu tercihin stratejik değerini daha görünür hale getirmiştir.
Dolar rezervi mi, altın rezervi mi?
Berat Albayrak dönemine yöneltilen eleştirilerin merkezinde dolar rezervleri vardı. Muhalefet, dolar rezervlerindeki düşüşü alıp bütün ekonomi politikasını bu başlık üzerinden mahkûm etmeye çalıştı. Ancak rezerv kompozisyonu yalnız dolar varlığıyla okunamaz.
Bir ülkenin rezerv yapısında döviz, altın, SDR, IMF rezerv pozisyonu ve diğer varlıklar birlikte değerlendirilir. Eğer bir dönemde dolar rezervi azalırken altın rezervi güçlenmişse, bu tabloyu yalnız “rezerv eridi” diye okumak eksik olur.
Altın, küresel kriz dönemlerinde güvenli liman niteliği taşıyan, hiçbir ülkenin borcu olmayan, merkez bankaları için stratejik rezerv özelliği bulunan bir varlıktır. Son yıllarda birçok merkez bankasının altına yönelmesi de bunun kanıtıdır.
Türkiye’nin altın rezervlerini artırması, yalnız o günün değil, bugünün ve yarının finansal güvenliği açısından da önemlidir.
Ekonomi yönetimi değişti, tablo ağırlaştı
Berat Albayrak’a yöneltilen en yaygın eleştirilerden biri, “ekonomist değil” söylemiydi. Ancak bugün gelinen noktada aynı çevrelerin çok övdüğü klasik ekonomi kadroları döneminde Türkiye ekonomisinin daha iyi bir hikâye yazıp yazmadığı tartışmalıdır.
Eğer bugün Türkiye, Berat Albayrak dönemindeki bazı makro dengeleri koruyabilmiş olsaydı, ekonomi farklı bir noktada olabilirdi. Özellikle üretim, cari denge, enerji bağımsızlığı, altın rezervi, yerli finansman ve milli ekonomi yaklaşımı birlikte okunmalıdır.
Berat Albayrak’ın en büyük farkı, ekonomiyi sadece faiz, kur ve piyasa beklentisi üzerinden değil; enerji, üretim, rezerv güvenliği ve stratejik bağımsızlık üzerinden de ele almasıydı.
Bu nedenle Albayrak’ın ayrılışından sonra yaşanan ekonomik savrulmanın da dürüst biçimde tartışılması gerekir. Ekonomi yalnız günlük kur hareketleriyle değil, uzun vadeli stratejik kararlarla yönetilir.
Muhalefetten özür beklemek gerçekçi mi?
Berat Albayrak konusunda muhalefetin özür dilemesi beklenir mi? Siyasi gerçeklik açısından bu zayıf bir ihtimaldir. Çünkü Türkiye’de muhalefet, yıllardır yaptığı ağır ithamlar konusunda geri adım atma ve hatasını kabul etme erdemini nadiren göstermiştir.
Bugün “128 milyar dolar” söylemi hukuken ve siyaseten ağır bir tartışma noktasına gelmiş olmasına rağmen, muhalefetten güçlü bir öz eleştiri beklemek fazla iyimserlik olur.
Ancak bu durum, hakikatin söylenmesine engel değildir. Eğer bir siyasetçi yıllarca kara propaganda ile hedef alınmışsa, hukuk süreci ve ekonomik veriler o kişiyi haklı çıkarıyorsa, toplumun ve siyasetin bunu teslim etmesi gerekir.
Gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’da
Bu noktada gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çevrilmiş durumda. Berat Albayrak’ın itibarının iade edilmesi gerektiğini düşünen çevrelere göre, bunun en güçlü yolu yalnız sözlü destek değil, yeni ve daha güçlü bir görevle siyasi karşılık verilmesidir.
Berat Albayrak yeniden kabinede yer alabilir, ekonomi veya enerji politikalarında üst düzey bir stratejik görev üstlenebilir ya da Türkiye’nin milli ekonomi vizyonunu temsil edecek daha geniş bir pozisyona getirilebilir.
Bu adım, yalnız bir kişinin dönüşü anlamına gelmez. Aynı zamanda yıllardır sürdürülen kara propagandaya karşı siyasi bir cevap olur. “Damat” etiketiyle küçültülmeye çalışılan bir ismin, devlet adamı kimliğiyle yeniden konumlandırılması, hem AK Parti tabanına hem de muhalefete açık bir mesaj verir.
Berat Albayrak artık farklı okunmalı
Berat Albayrak bu saatten sonra yalnız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı olarak değil, Türkiye’nin enerji ve ekonomi politikalarında iz bırakmış bir devlet adamı olarak değerlendirilmelidir.
Enerji alanındaki hamleleri, Karadeniz doğal gazı süreci, milli enerji politikası, altın rezervleri, finansal saldırılara karşı alınan pozisyon ve pandemi dönemindeki destek mekanizmaları birlikte okunduğunda, Albayrak dönemi çok daha dengeli biçimde tartışılmayı hak ediyor.
Bugün altın fiyatları, rezerv kompozisyonu ve AYM kararı aynı noktayı işaret ediyor: Berat Albayrak’a yönelik yıllarca sürdürülen kampanya yeniden değerlendirilmelidir.
Muhalefetin özür dilemesi beklenmeyebilir. Ancak devlet, siyaset ve toplum hafızası bakımından itibar iadesi mümkündür.
Türkiye, Berat Albayrak döneminde atılan stratejik rezerv adımlarının değerini bugün daha iyi görmektedir. Şimdi yapılması gereken, bu gerçeği teslim etmek ve Berat Albayrak’ın milli ekonomi vizyonuna yeniden güçlü bir sorumluluk alanı açmaktır.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













