İade-i itibar: Berat Albayrak Cumhurbaşkanı Yardımcılığına, Bilal Erdoğan AK Parti'nin başına mı?
AK Parti’de yenilenme ve iade-i itibar tartışmaları, Berat Albayrak’ın devlet yönetimine, Bilal Erdoğan’ın parti liderliğine dönüş ihtimaliyle gündemde.
Yusuf İnan
Gazeteci | Siyasi ve Stratejik Analist
Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan için iade-i itibar zamanı mı?
ANKARA, TÜRKİYE — Siyaset tek kişinin omuzlarında yürüyen bir alan değildir; siyaset ekip işidir, kadro işidir, ortak akıl ve tamamlayıcı güçlerin aynı hedefe yönelmesiyle başarıya ulaşır.
AK Parti’nin bugün yeniden konuşması gereken temel mesele de budur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yola çıktığında yanında bir ekip, yol arkadaşları, davasına inanan kadrolar vardı. O kadrolarla birlikte Türkiye siyasetini değiştirdi, vesayet odaklarıyla mücadele etti, milletle doğrudan bağ kurdu ve büyük bir siyasi hareket inşa etti. Bugün AK Parti’nin karşı karşıya olduğu sıkışmışlık da yine ancak güçlü bir ekip aklıyla aşılabilir.
Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan karşı karşıya getirilemez
Son yıllarda bazı çevrelerin Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan isimlerini karşı karşıya getirme çabası dikkat çekiyor. Bu yaklaşım, iyi niyetli bir siyasi okuma değil; AK Parti içinde kaos üretme senaryosudur.
Berat Albayrak’ın devlet tecrübesi, ekonomi yönetimindeki birikimi, kriz dönemlerinde aldığı sorumluluklar ve siyasi mücadele pratiği bir kenara atılamaz. Bilal Erdoğan’ın ise vakıf, gençlik, eğitim, kültür ve sivil toplum alanlarında oluşturduğu uluslararası ağlar görmezden gelinemez.
Bu iki ismi birbirine rakip gibi sunmak yerine, aynı büyük resmin tamamlayıcı parçaları olarak görmek gerekir. Biri devlet aklı ve ekonomi tecrübesiyle, diğeri toplum, gençlik ve sivil organizasyon kabiliyetiyle aynı hedefe hizmet edebilir. Siyaset de tam olarak böyle bir pazılın doğru yerleştirilmesidir.
Amaç Erdoğan’ı kalkansız bırakmaktı
Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan’ın yıllarca hedef alınmasının nedeni kişisel tartışmalarla açıklanamaz. Bu iki isim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güç verdiği, onun etrafındaki siyasi ve toplumsal koruma hattının önemli parçaları olduğu için hedefe konuldu.
Muhalefet çevreleri, medya operasyonları, dedikodu siyaseti ve itibarsızlaştırma kampanyaları üzerinden bu isimleri siyasetin dışına sürüklemek istedi. Amaç yalnızca Berat Albayrak’ı veya Bilal Erdoğan’ı yıpratmak değildi. Asıl amaç Erdoğan’ı yalnızlaştırmak, kalkansız bırakmak ve AK Parti’nin kadro bütünlüğünü parçalamaktı.
Bugün geldiğimiz noktada konjonktür değişti. Dünya değişti. Türkiye’nin önündeki meydan okumalar daha ağır hale geldi. Böyle bir dönemde Erdoğan ailesi ve Erdoğan’a yakın siyasi aktörler eğer siyaset sahnesinde yeniden güçlü bir varlık gösterecekse, bunu ancak birlikte hareket ederek yapabilir.
AK Parti’de yeni yapılanma cesaret ister
AK Parti içinde yeni yapılanma fısıltıları artık kulaktan kulağa yayılıyor. Bu fısıltılar ciddiye alınmalı. Çünkü mesele yalnızca isim değişikliği değil, sistemin yeniden işler hale getirilmesidir.
Bilal Erdoğan’ın AK Parti’nin başına geçmesi, partinin gençlik, teşkilat ve toplumla temas kanallarını yeniden dizayn etmesi konuşulabilir. Bu, partinin eski heyecanını yeniden kazanması için güçlü bir hamle olabilir.
Berat Albayrak’a ise devlet içinde doğrudan etkili, stratejik ve sonuç üreten bir görev verilmesi gerekir. Bu yalnızca bir görev dağılımı değil, aynı zamanda bir iadei itibar meselesidir. Yıllarca hakkında dedikodu siyaseti yapılan, haksız yıpratma kampanyalarının hedefi haline getirilen isimler için artık yeni bir sayfa açılmalıdır.
Bu iadei itibar sürecini de başlatacak kişi Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır. Çünkü bu hareketin lideri odur; haksız yere yıpratılan kadroları yeniden milletin hizmetine sunacak siyasi irade de onda vardır.
Dışişleri Bakanlığı vatandaşın çığlığını duymalı
Türkiye’nin en önemli yüzlerinden biri Dışişleri Bakanlığı’dır. Bir ülkenin dış politikadaki itibarı yalnızca liderler diplomasisiyle değil, vatandaşına sahip çıkma kabiliyetiyle de ölçülür.
Hakan Fidan’ın devlet tecrübesi, özellikle güvenlik alanındaki geçmişi elbette önemlidir. Ancak Dışişleri Bakanlığı farklı bir alan, farklı bir refleks ve farklı bir vatandaş duyarlılığı ister. Bugün yurt dışında yaşayan veya kriz bölgelerinde mağduriyet yaşayan Türk vatandaşlarından gelen şikayetler artık görmezden gelinemez boyuta ulaşmıştır.
CİMER üzerinden yapılan acil başvuruların etkili şekilde takip edilememesi, konsolosluk ve büyükelçilik kanallarından gelen şikayetlerin hızlı çözülememesi, vatandaşta derin bir sahipsizlik duygusu oluşturuyor.
Ukrayna’da, Avrupa’da, Amerika’da veya başka bir ülkede Türk vatandaşları hukuki, idari ya da güvenlik sorunları yaşadığında devletin sıcak elini yanında hissetmelidir. Aksi halde dış politika yalnızca zirve diplomasisine dönüşür; milletle bağ kopar.
Ukrayna örneği ciddi biçimde araştırılmalı
Ukrayna gibi dost ve müttefik görülen bir ülkede bile Türk vatandaşlarının haklarını koruma konusunda sorunlar yaşandığına dair şikayetler varsa, bunlar ciddiyetle ele alınmalıdır.
Vatandaşların illegal sorgulandığı, mobil telefonlarına el konularak özel bilgilerinin kopyalandığı, aile bütünlüğünü hedef alan uygulamalarla karşılaşıldığı iddiaları varsa, bu iddialar Dışişleri Bakanlığı tarafından sessizce geçiştirilemez. Odessa Başkonsolosluğu, Kiev Büyükelçiliği ve ilgili tüm diplomatik birimler, vatandaşın sesine daha hızlı ve daha görünür şekilde cevap vermelidir.
Vatandaş kendi devletine ulaşamıyorsa, bakanlıktan cevap alamıyorsa, bürokrasi çay-kahve düzeninde kalırken insanlar sahada çaresizlik yaşıyorsa burada ciddi bir yönetim sorunu var demektir.
İbrahim Kalın ismi neden konuşuluyor?
Kulislerde MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın Dışişleri Bakanlığı’na getirilebileceği konuşuluyor. Bu tür iddialar resmi bir karar değildir, ancak siyasette bir ihtiyacın işaretidir.
Türkiye’nin dış politikasında hem akıl hem iletişim hem kriz çözme kapasitesi güçlendirilmelidir. Dışişleri yalnızca büyük strateji üreten bir makam değil, aynı zamanda vatandaşın kapısını çalabildiği, yardım isteyebildiği, hızlı cevap alabildiği bir kurum olmalıdır.
Eğer mevcut yapı bunu sağlayamıyorsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu alanda cesur bir yeniden yapılanmaya gitmesi kaçınılmazdır.
AK Parti vatandaşın günlük sorunlarına dönmeli
AK Parti’nin iktidarda kalma gücü, yalnızca dış politika hamleleriyle değil, vatandaşın gündelik sorunlarına çözüm üretme kapasitesiyle ölçülür. Bugün konut sorunu, hayat pahalılığı, gençlerin gelecek kaygısı, yurt dışındaki vatandaşların sahipsizlik hissi ve bürokrasinin hantallığı acil çözüm bekliyor.
Konut meselesinde atıl konutların sisteme dahil edilmesi gibi modeller Avrupa’da uygulanıyor. Türkiye’de de boş duran, spekülatif amaçla bekletilen veya piyasaya girmeyen konutlar için yeni mekanizmalar kurulabilir. Devlet, hem mülkiyet hakkını koruyan hem de kiralık konut arzını artıran bir model geliştirebilir.
AK Parti yeniden milletin sorununu çözen parti kimliğine dönmek zorunda. Çünkü bu haliyle sadece savunmada kalan, bürokrasinin ağırlaştığı, vatandaşla temasın zayıfladığı bir yapı daha fazla siyasi enerji üretemez.
Son söz: İadei itibar ve yeni ekip zamanı
Bugün AK Parti’nin ihtiyacı olan şey kavga değil, ekip ruhudur. Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan gibi isimleri karşı karşıya getirmek değil, aynı hedefte buluşturmak gerekir. Dışişleri Bakanlığı’ndan ekonomiye, teşkilatlardan gençlik hareketlerine kadar yeni bir kadro mimarisi kurulmalıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu daha önce yaptı. Bir ekip kurdu, o ekiple yürüdü, Türkiye’de siyasetin yönünü değiştirdi. Bugün de yapılması gereken aynıdır: Haksız yere yıpratılan isimlere iadei itibar, vatandaşın sorunlarını çözecek yeni bir yönetim anlayışı ve AK Parti’yi yeniden toparlayacak güçlü bir ekip siyaseti.
Millet, dedikodu siyaseti değil, çözüm istiyor. Bürokratik duvar değil, ulaşılabilir devlet istiyor. Kavga değil, güçlü kadro istiyor. AK Parti bunu yeniden başarabilirse yoluna devam eder. Başaramazsa, milletin beklediği değişim başka kapıları zorlamaya başlar.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













