Telegraph: Erdoğan Orta Doğu boşluğunu fırsata çeviriyor

The Telegraph, Türkiye’de muhalefete yönelik baskıları Orta Doğu krizi, NATO dengeleri ve Türkiye’nin artan jeopolitik ağırlığıyla birlikte değerlendirdi.

Telegraph: Erdoğan Orta Doğu boşluğunu fırsata çeviriyor

Yusuf İnan | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — The Telegraph, Türkiye’de muhalefete yönelik baskı iddialarını ve CHP’de yaşanan krizi, Orta Doğu’daki savaş ortamı ile Türkiye’nin artan jeopolitik ağırlığı üzerinden değerlendirdi.

Karar’ın aktardığı analize göre İngiliz yayın organı The Telegraph, Türkiye’de CHP yönetimi için verilen “mutlak butlan” kararını, polis müdahalesini ve muhalefet üzerindeki baskıları bölgesel savaşlar ve küresel güç dengelerindeki değişimle birlikte ele aldı. Gazete, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hem içeride muhalefeti zayıflatmaya çalıştığını hem de dış politikada Türkiye’nin savunma sanayii, enerji ve NATO içindeki konumunu güçlendirdiğini yazdı.

CHP Genel Merkezi’ne polis müdahalesi

The Telegraph analizinde, CHP Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesi Türkiye’deki siyasi gerilimlerin sembolik anlarından biri olarak aktarıldı.

Haberde, çevik kuvvet ekiplerinin CHP Genel Merkezi’nin kapılarını zorlayarak içeri girdiği, binada bulunan partilileri dağıtmak için biber gazı kullanıldığı ve o sırada Özgür Özel’in mahkeme kararına karşı Genel Merkez’de direniş gösterdiği belirtildi.

Gazete, bu görüntülerin Türkiye’de sivil ve siyasi özgürlüklerin kalan alanlarının da baskı altında olduğu yönündeki kaygıları artırdığını yazdı. Analizde, CHP’deki krizin yalnızca parti içi bir tartışma değil, Türkiye’de muhalefetin kurumsal varlığı açısından kritik bir eşik olarak görüldüğü ifade edildi.

Özel’in uzaklaştırılması, Kılıçdaroğlu’nun dönüşü

Analizde, mahkeme kararıyla Özgür Özel’in görevden uzaklaştırılması ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçici olarak parti yönetimine getirilmesi süreci de geniş yer buldu.

The Telegraph’a göre bu gelişmeler, Erdoğan’ın içeride muhalefeti zayıflatma stratejisinin bir parçası olarak görülüyor. Gazete, CHP’nin Türkiye’de en önemli muhalefet partisi olduğunu, bu nedenle parti yönetiminde yaşanan müdahalelerin yalnızca CHP’yi değil, genel siyasi dengeyi de etkilediğini yazdı.

Haberde, muhalefetin kurumsal yapısının zayıflatılmasının, 2028’de yapılması beklenen cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Erdoğan açısından siyasi alanı yeniden şekillendirme çabası olarak yorumlandığı aktarıldı.

Orta Doğu krizi Erdoğan’a alan açtı

The Telegraph analizinde, Orta Doğu’daki savaş ortamının ve küresel dikkat dağınıklığının Erdoğan’a içeride daha geniş bir hareket alanı sağladığı iddia edildi.

Haberde, ABD-İsrail savaşı ve İran’la tırmanan gerilim nedeniyle dünyanın dikkatinin bölgeye çevrildiği, Erdoğan’ın da bu ortamı içeride muhalefete yönelik baskıyı artırmak için kullandığı yorumu yapıldı.

Washington merkezli Middle East Institute Türkiye Programı Direktörü Gönül Tol’un değerlendirmesine göre, mevcut uluslararası konjonktür Erdoğan açısından “mükemmel bir ortam” yaratıyor. Tol, jeopolitik şokların Erdoğan’ı Türkiye’de demokratik alanın geriye kalan kısmı üzerinde daha rahat hareket etmeye cesaretlendirdiğini savundu.

İmamoğlu davasına Batı’dan zayıf tepki

The Telegraph, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasını ve hakkında açılan davaları da analizine dahil etti.

Haberde, İmamoğlu’nun Erdoğan’ın en önemli siyasi rakiplerinden biri olarak görüldüğü, hakkında hazırlanan binlerce sayfalık dosyada yolsuzluk ve suç örgütü yöneticiliği gibi suçlamaların yer aldığı belirtildi.

İmamoğlu’nun suçlamaları reddettiği hatırlatılan analizde, buna rağmen Batı’dan güçlü bir eleştiri gelmediği vurgulandı. The Telegraph, İngiltere’de iktidardaki İşçi Partisi’nin CHP ile ideolojik yakınlığına rağmen sürece ilişkin sesinin “kısık” kaldığı değerlendirmesinde bulundu.

Ekonomik sıkıntılar iktidarı zorluyor

Analizde, Erdoğan’ın yaklaşık çeyrek asırdır Türkiye siyasetinde iktidarını pekiştirdiği ancak son yıllarda ekonomik sorunların desteğini aşındırdığı belirtildi.

The Telegraph, 2023 seçimlerinden bu yana yüksek enflasyonun halk üzerindeki etkisine dikkat çekti. Haberde, ekonomik sıkıntıların iktidarı daha sıkı kontrol yöntemlerine yönelttiği yorumu aktarıldı.

Amena Strategies uzmanı Yusuf Can’ın değerlendirmesine göre Erdoğan yönetimi, geçmişteki kadar güçlü halk desteğine sahip olmadığını biliyor. Can, bu nedenle iktidarın CHP’yi etkisizleştirmek için daha baskıcı yöntemlere başvurduğunu savundu.

Savunma sanayii Türkiye’nin elini güçlendiriyor

The Telegraph analizinde, Erdoğan’ın içeride otoriterleşme eleştirileriyle karşı karşıya kalırken dış politikada Türkiye’nin konumunu güçlendirdiği vurgulandı.

Gazeteye göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, ABD’nin Donald Trump yönetiminde güvenilirliğine ilişkin soru işaretleri ve Orta Doğu’daki güvenlik boşluğu, Türkiye’yi birçok ülke açısından daha vazgeçilmez bir ortak haline getirdi.

Analizde, Türkiye’nin NATO içinde ABD’den sonra en büyük orduya sahip olduğu, Erdoğan döneminde dünyanın 11. büyük silah ihracatçısı haline geldiği ve özellikle insansız hava araçlarıyla küresel pazarda öne çıktığı belirtildi.

Bayraktar, Kızılelma ve yeni ihracatlar

Haberde, Türkiye’nin savunma ürünlerine artan uluslararası ilgi de öne çıkarıldı.

The Telegraph, Irak’ın Türk hava savunma sistemleri satın almak için anlaşma imzaladığını, Endonezya’nın Bayraktar Kızılelma insansız savaş uçağının ilk yabancı alıcılarından biri olacağını yazdı.

Portekiz’e yapılacak askeri destek gemisi ihracatının ise Türkiye’nin NATO ve AB üyesi bir ülkeye bu alandaki ilk ihracatı olduğu kaydedildi.

Analize göre Türk savunma ürünlerinin farklı savaş alanlarında test edilmiş olması, Erdoğan’a dış politikada önemli bir koz sağlıyor. Gönül Tol, Erdoğan’ın bu tabloyu kullanarak bölge ülkelerine “bana güvenebilirsiniz” mesajı verdiğini belirtti.

Enerji ve ticaret merkezi hedefi

The Telegraph, Erdoğan’ın Türkiye’yi yalnızca savunma alanında değil, enerji ve ticaret koridorları bakımından da merkez ülke haline getirmek istediğini yazdı.

Analizde, Türkiye’nin kritik mineraller, boru hatları, deniz limanları ve enerji ticareti üzerinden küresel bağlantı noktası olma hedefi taşıdığı ifade edildi.

Erdoğan’ın “Türkiye’nin hedefi seyirci kalmak değil, oyun kurucu olmaktır” mesajı da bu çerçevede değerlendirildi.

Gazeteye göre Türkiye’nin hem savunma hem enerji hem de ticaret hatlarında güç kazanması, Batılı ülkelerin Ankara ile çalışmasını zorunlu hale getiriyor.

NATO Zirvesi öncesi Ankara’nın eli güçlendi

Haberde, Türkiye’nin temmuz ayında NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağı hatırlatıldı.

The Telegraph, İran savaşı öncesinde Türkiye’nin NATO içinde en kırılgan ülkelerden biri olarak görüldüğünü, ancak bölgesel savaşın ardından Ankara’nın zirveye daha güçlü bir konumda gireceğini yazdı.

Gazeteye göre Erdoğan, NATO müttefikleri karşısında artık daha fazla pazarlık gücüne sahip. Bu durum, Türkiye’nin dış politikadaki stratejik değerinin arttığını gösteriyor.

Batı demokratik gerilemeyi daha az önemseyebilir

Analizin sonunda, Batılı ülkelerin Türkiye gibi ülkelerdeki demokratik gerilemeyi giderek daha az önemseyebileceği uyarısına yer verildi.

Gönül Tol, NATO’nun bir dönem “demokratik dünyanın savunma örgütü” olarak tanımlandığını, ancak artık bu ifadenin eskisi kadar geçerli olmadığını belirtti.

Tol’a göre Batılı ülkeler, Türkiye’nin demokrasi karnesinden çok, drone üretip üretemediğine, güçlü bir savunma sanayii altyapısına sahip olup olmadığına ve stratejik ihtiyaçlara cevap verip veremediğine odaklanıyor.

Ancak Tol, otokratik liderlerle çalışmanın risklerine de dikkat çekti. Ona göre bu liderlerin önceliği her zaman rejimlerini korumak oluyor ve iktidarları tehdit altına girdiğinde uluslararası anlaşmalara bağlı kalmayabiliyorlar.

The Telegraph’ın analizinde, Türkiye’nin küresel ölçekte artan stratejik değerinin Erdoğan’a içerideki otoriterleşme sürecini daha az dış baskıyla yürütme imkânı verdiği değerlendirmesi öne çıktı.

www.sehitlerolmez.com