Zelenskiy’ye çağrı: Ukrayna’nın Türkiye, Avrupa ve Amerika ilişkileri zehirlenmesin

Nikolaev’de bir Türk babanın üç küçük kızından ayrılmaya zorlandığı iddiası, Ukrayna’nın Türkiye, Avrupa ve Amerika ilişkileri açısından tehlikeli bir süreci işaret ediyor.

Zelenskiy’ye çağrı: Ukrayna’nın Türkiye, Avrupa ve Amerika ilişkileri zehirlenmesin

Yusuf İnan
Gazeteci | Siyasi ve Stratejik Analist

NİKOLAEV / UKRAYNA — Ben bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, yaklaşık 30 yıllık gazeteci ve Ukrayna’da yaşayan üç küçük kız çocuğunun babası olarak bu satırları bir suçlama metni değil, Ukrayna’nın haklı davasının zarar görmemesi için yapılmış samimi bir çağrı olarak yazıyorum.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği ilk günden bu yana Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk halkı, Ukrayna’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve halkının yaşama hakkını destekledi. Türkiye, savaşın en zor dönemlerinde diplomasi, insani yardım, tahıl koridoru, esir değişimi, savunma işbirliği ve uluslararası platformlardaki tutumuyla Ukrayna’nın yanında durdu.

Ben de bir Türk vatandaşı olarak Ukrayna halkının acısını, mücadelesini ve işgal karşısındaki haklı direnişini çok iyi biliyorum. Tam da bu nedenle Nikolaev’de yaşadığım bazı yerel uygulamaların Ukrayna devletinin itibarına, Türkiye-Ukrayna dostluğuna ve Ukrayna’nın dünya kamuoyu nezdindeki ahlaki üstünlüğüne zarar verme ihtimali beni derinden endişelendiriyor.

Bu mesele yalnız kişisel bir mağduriyet değildir

Yaşadığım süreç ilk bakışta bir yabancının oturum, belge ve yerel makamlarla yaşadığı idari bir sorun gibi görülebilir. Fakat gerçekte mesele bundan çok daha derindir.

Ben Ukrayna’da üç küçük kızının yanında olmak isteyen bir babayım. Savaş şartlarında çocuklarını yalnız bırakmamak, onların güvenliği, psikolojisi ve geleceği için yanlarında bulunmak isteyen bir babayım.

Nikolaev’de göçmenlik işlemlerim sırasında evraklarımın uzun süre teslim alınmadığını, yaklaşık 79 gün boyunca normal idari sürecin işletilmediğini yaşadım. Daha sonra Ukrayna İçişleri Bakanlığı’na ve Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Ofisi’ne yapılan başvuruların ardından evraklarım kabul edildi, yasal prosedür işletildi ve kalış sürem resmi olarak uzatıldı.

Bu nokta çok önemlidir. Çünkü merkezi makamların devreye girmesinden sonra sürecin yasal zeminde ilerlemesi, sorunun Ukrayna devletinin genel iradesinden değil, yerel düzeydeki bazı uygulamalardan kaynaklanmış olabileceğini göstermektedir.

SBU görevlileriyle yaşanan görüşme açıklığa kavuşturulmalıdır

Daha sonra Nikolaev’de kendilerini Nikolaev Göçmenlik Ofisi  görevlisi olarak tanıtan ve bu kimlikle davet eden daha sonra SBU görevlisi oldukları ortaya çıkan kişilerle yaptığım görüşme, bende çok daha ciddi endişeler doğurdu.

Bu görüşmede telefonumun hukuki dayanağı tarafıma açıkça gösterilmeden incelendiğini, kişisel verilerime erişildiğini, telefondaki materyallerin kayıt altına alındığını ve cihazıma casus yazılım yüklenmiş olabileceğine dair ciddi şüpheler taşıdığımı belirtmek zorundayım.

Bu bir itham değil, teknik incelemeyle açıklığa kavuşturulması gereken ciddi bir iddiadır. Eğer böyle bir müdahale yapılmadıysa, bu da resmi ve teknik biçimde ortaya konulmalıdır. Eğer yapıldıysa, bunun hangi mahkeme kararıyla, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi yetki kapsamında yapıldığı açıklanmalıdır.

Daha da önemlisi, bu görüşmede bana verilen mesajın özü şuydu: Çocuklarını savaş şartlarında Ukrayna’da bırak ve ülkene dön.

Bir baba için bundan daha ağır bir cümle olamaz.

Ukrayna, çocukları ailelerine kavuşturmak için dünyaya seslenirken

Bugün Ukrayna devleti, Rusya tarafından kaçırılan Ukraynalı çocukların ailelerine döndürülmesi için bütün dünyaya haklı bir çağrı yapıyor. Bu çağrı ahlaki olarak çok güçlüdür. Çünkü çocukların ailelerinden koparılması, savaş hukukunun, insan haklarının ve vicdanın en ağır ihlallerinden biridir.

Peki böyle bir dönemde, Ukrayna topraklarında üç küçük kız çocuğunun Türk vatandaşı babasından ayrılmaya zorlandığı izlenimi doğarsa ne olur?

Türkiye’de, Avrupa’da, Amerika’da ve dünyada insanlar şu soruyu sormaz mı?

“Biz Ukrayna’daki savaşta çocukların ailelerine kavuşması için mücadele ederken, Ukrayna’daki bazı yerel görevliler neden bir babayı çocuklarından ayırmaya çalışıyor?”

Bu görüntü Ukrayna’ya zarar verir. Bu görüntü Ukrayna’nın haklı davasını zayıflatır. Bu görüntü Rus propagandası tarafından istismar edilebilir.

Benim en büyük endişem budur.

Bu süreç Rus propagandası tarafından istismar edilebilir

Burada çok hassas bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Ben kimseyi kesin hükümle “Rus ajanı” olmakla suçlamıyorum. Böyle bir iddia ciddi delil, resmi soruşturma ve hukuki süreç gerektirir. Fakat şu soruyu sormak hem benim hakkım hem de Ukrayna devletinin güvenliği açısından zorunluluktur:

Nikolaev’de yaşanan bu süreç yalnızca yerel bir yetki aşımı mıdır? Kişisel husumet midir? Bürokratik keyfilik midir? Yoksa Rusya’nın Ukrayna’nın uluslararası itibarını zedelemek için istismar edebileceği daha derin bir güvenlik zafiyeti midir?

Bu soru mutlaka merkezi makamlarca araştırılmalıdır.

Çünkü savaş yalnız cephede yapılmıyor. Savaş aynı zamanda algı alanında, diplomasi alanında, insan hakları alanında ve uluslararası kamuoyu önünde yapılıyor. Ukrayna’nın haklılığı, yalnız askeri direnişinden değil, aynı zamanda hukuk devleti olma iddiasından, insan haklarına saygısından ve aile birliğini koruma iradesinden besleniyor.

Yerel düzeydeki yanlış bir uygulama, merkezi devletin bütün bu ahlaki üstünlüğüne zarar verebilir.

Türkiye-Ukrayna dostluğu böyle yıpratılmamalıdır

Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkiler sıradan iki ülke ilişkisi değildir. Bu ilişkiler, Karadeniz güvenliği, enerji, savunma sanayii, ticaret, insani diplomasi, Kırım Tatarları, Türk dünyası ve Ortodoks dünyasındaki dengeler açısından çok katmanlıdır.

Türkiye, Ukrayna’nın en zor günlerinde yanında durdu. Türk halkı Ukrayna’nın acısını gördü. Türkiye, Rusya ile ilişkilerini tamamen koparmadan Ukrayna’nın egemenliğini savunan dikkatli ve stratejik bir çizgi izledi.

Ayrıca Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi üzerinden Moskova’ya bağımlılıktan kurtulma süreci, Türkiye’nin ve İstanbul’un Ukrayna açısından tarihî ve sembolik önemini daha da artırdı.

Böyle bir zeminde, bir Türk vatandaşı gazeteci babanın üç küçük kızından ayrılmaya zorlandığı algısı Türkiye-Ukrayna ilişkilerine zarar verir.

Bu zararı isteyen kim olabilir?

Ukrayna devleti mi? Ben buna inanmak istemiyorum.

Türk halkı mı? Hayır.

O halde bu sürecin kimlerin işine yarayacağı soğukkanlı biçimde sorulmalıdır.

Ukrayna merkezi devleti bu dosyaya sahip çıkmalıdır

Benim çağrım açıktır.

Sayın Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’ye, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi’ne, SBU merkezi yönetimine, Ukrayna İçişleri Bakanlığı’na, Ombudsmanlık makamına, Ukrayna Parlamentosu milletvekillerine ve Ukrayna’nın dostlarına sesleniyorum:

Nikolaev’de yaşanan bu süreci bağımsız, merkezi ve şeffaf biçimde araştırın.

Bir Türk vatandaşının evraklarının uzun süre neden alınmadığını araştırın.

Merkezi başvurulardan sonra aynı dosyanın neden birden yasal sürece girdiğini araştırın.

SBU görevlileriyle yapılan görüşmenin hukuki dayanağını araştırın.

Telefon incelemesi yapıldıysa bunun hangi kararla yapıldığını araştırın.

Kişisel verilerin alınıp alınmadığını, telefona herhangi bir teknik müdahale yapılıp yapılmadığını araştırın.

Bir babaya çocuklarını savaş şartlarında bırakıp ülkesine dönmesi yönünde telkin veya baskı yapılıp yapılmadığını araştırın.

Ve en önemlisi: Bu sürecin Ukrayna’nın uluslararası itibarına zarar verebilecek bir yerel hata, yetki aşımı, kişisel husumet veya dış manipülasyon ihtimali taşıyıp taşımadığını araştırın.

Ben Ukrayna’nın düşmanı değilim

Bu yazıyı yazma sebebim Ukrayna’yı suçlamak değildir. Ukrayna’nın düşmanı olmak hiç değildir.

Ben Ukrayna’nın haklı davasının, yerel hatalar, keyfi uygulamalar, hukuka aykırı davranışlar veya kötü niyetli yönlendirmeler yüzünden zarar görmesini istemiyorum.

Ben çocuklarını savaş şartlarında yalnız bırakmak istemeyen bir babayım.

Ben Türkiye-Ukrayna dostluğunun zedelenmesini istemeyen bir Türk vatandaşıyım.

Ben Ukrayna’nın Rusya karşısındaki haklı mücadelesinin, Rus propagandasına malzeme olacak yerel skandallarla gölgelenmesini istemeyen bir gazeteciyim.

Bu nedenle çağrım öfke değil, sorumluluk çağrısıdır.

Bir babayı çocuklarından ayırmayın

Ukrayna bugün dünyanın vicdanına şunu söylüyor: Çocukları ailelerinden koparmayın.

Ben de Ukrayna’ya aynı vicdanla sesleniyorum:

Bir babayı üç küçük kızından ayırmayın.

Bu savaşta çocuklar zaten yeterince acı çekti. Babalar, anneler, aileler, şehirler, ülkeler yeterince yara aldı. Ukrayna’nın merkezi devleti, kendi haklı davasını yerel yanlışların gölgesinde bırakmamalıdır.

Nikolaev’de yaşanan bu dosya sadece benim dosyam değildir. Bu dosya, aile birliği, çocukların üstün yararı, hukuk devleti, Türkiye-Ukrayna dostluğu ve Ukrayna’nın uluslararası itibarı açısından bir sınavdır.

Ukrayna bu sınavı adaletle, şeffaflıkla ve hukukla vermelidir.

Benim talebim budur.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.