Nedim Şener PKK’nın kanlı bilançosu
Nedim Şener’in aktardığı verilere göre PKK saldırılarında 8 bin 128 güvenlik görevlisi ve 5 bin 700 sivil şehit oldu.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Hürriyet yazarı Nedim Şener’in köşesinde aktardığı verilere göre, PKK’nın 1984’ten bu yana sürdürdüğü terör saldırıları Türkiye’ye ağır bir insani, toplumsal ve güvenlik bilançosu bıraktı.
Şener’in değerlendirmesinde, PKK saldırılarında 8 bin 128 güvenlik görevlisinin şehit olduğu, 5 bin 700 sivilin hayatını kaybettiği, 24 bin 837 kamu güvenlik görevlisi ile 11 bin 347 sivilin yaralandığı bilgileri paylaşıldı. Yazıda ayrıca, terörle mücadele sürecinde 43 bin 19 PKK mensubunun öldürüldüğü belirtildi.
Nedim Şener, yazısında PKK’nın yalnızca güvenlik güçlerini değil, bölgede yaşayan sivilleri, kadınları, çocukları, öğretmenleri, doktorları, köylüleri ve örgüte karşı duran Kürt vatandaşları da hedef aldığını vurguladı.
PKK’nın saldırıları 1984’te başladı
PKK’nın temelleri 1970’li yıllara kadar uzanıyor. 1978’de örgütlü yapıya dönüşen terör örgütü, 1984 yılına kadar bölgede farklı Kürt dernekleri, sivil toplum temsilcileri ve örgüte karşı duran kişileri hedef aldı.
15 Ağustos 1984 akşamı Hakkâri’nin Şemdinli ve Siirt’in Eruh ilçelerine düzenlenen eş zamanlı baskınlar, PKK’nın devlete karşı silahlı saldırı sürecinin başlangıcı olarak kayıtlara geçti. Bu saldırılarda 2 asker şehit oldu, 9 asker ve 3 sivil yaralandı.
Bu tarihten sonra PKK, yalnızca güvenlik güçlerine yönelik saldırılarla sınırlı kalmadı. Köy baskınları, yol kesmeler, mayınlı tuzaklar, bombalı saldırılar, infazlar ve intihar eylemleriyle siviller de doğrudan hedef alındı.
8 bin 128 güvenlik görevlisi şehit oldu
Nedim Şener’in aktardığı verilere göre PKK, 1984-2020 yılları arasında polis, asker ve korucu olmak üzere 8 bin 128 güvenlik görevlisini şehit etti.
Aynı dönemde 24 bin 837 kamu güvenlik görevlisi de yaralandı. Bu rakamlar, terörle mücadelenin yalnızca askeri veya güvenlik meselesi değil, Türkiye’nin toplumsal hafızasında derin izler bırakan bir süreç olduğunu gösteriyor.
PKK’nın saldırıları, yıllar boyunca Doğu ve Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere Türkiye’nin birçok bölgesinde güvenlik güçlerini hedef aldı. Karakol baskınları, mayınlı saldırılar, pusu ve bombalı eylemler, örgütün en sık başvurduğu yöntemler arasında yer aldı.
5 bin 700 sivil hayatını kaybetti
PKK saldırılarının en ağır yönlerinden biri, sivillerin doğrudan hedef alınması oldu.
Şener’in yazısında yer alan bilgilere göre 1984’ten bu yana PKK saldırılarında 5 bin 700 sivil hayatını kaybetti, 11 bin 347 sivil yaralandı.
Bu saldırılarda bebekler, çocuklar, kadınlar, yaşlılar, öğretmenler, sağlık çalışanları ve köylüler hedef alındı. PKK, örgüte destek vermeyen veya devlete yakın gördüğü sivillere yönelik saldırılarla bölgede korku iklimi oluşturmaya çalıştı.
Nedim Şener, bu nedenle PKK’nın yalnızca Türk vatandaşlarını değil, Kürt kökenli vatandaşları da hedef alan bir terör örgütü olduğunu vurguladı.
Köy baskınları hafızalara kazındı
PKK’nın sivillere yönelik saldırıları arasında köy baskınları önemli yer tutuyor.
12 Ocak 1987’de Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortabağ köyünde 2’si çocuk 8 kişi katledildi. 23 Ocak 1987’de Mardin’in Midyat ilçesinde 4’ü çocuk 10 sivil öldürüldü.
20 Haziran 1987’de Mardin’in Ömerli ilçesine bağlı Pınarcık köyünde 16’sı çocuk, 6’sı kadın ve 8’i erkek olmak üzere 30 kişi hayatını kaybetti.
21 Eylül 1987’de Şırnak’ın Güneyce köyü Çiftekavak mezrasında 2’si hamile 5 kadın ve 4’ü çocuk 11 sivil öldürüldü. 9 Mayıs 1988’de Nusaybin’e bağlı Taş köyünün Behmenin mezrasında aynı aileden 8’i çocuk 11 kişi yaşamını yitirdi.
Bu saldırılar, örgütün sivilleri hedef alan stratejisinin en acı örnekleri arasında gösteriliyor.
Başbağlar ve diğer katliamlar unutulmadı
PKK’nın 1990’lı yıllarda sivillere yönelik saldırıları daha da arttı.
10 Haziran 1990’da Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çevrimli köyüne düzenlenen saldırıda 11’i çocuk, 7’si kadın ve 9’u erkek olmak üzere 27 sivil öldürüldü.
14 Temmuz 1991’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Çağlayancerit ilçelerine bağlı köylerde 9 sivil yakılarak öldürüldü. 11 Haziran 1992’de Bitlis’in Tatvan ilçesinde bir minibüsten indirilen 13 kişi kurşuna dizildi.
5 Temmuz 1993’te Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde gerçekleştirilen saldırı ise Türkiye’nin en büyük sivil katliamlarından biri olarak hafızalara kazındı. PKK’lı teröristler köyde sivilleri kurşuna dizdi, evleri ateşe verdi ve 33 vatandaşı öldürdü.
Büyük şehirlerde bombalı saldırılar
PKK, ilerleyen yıllarda saldırılarını yalnızca kırsal bölgelerle sınırlı tutmadı. Ankara, İstanbul ve diğer büyük şehirlerde bombalı ve intihar saldırıları düzenlendi.
Bu saldırılar, toplu taşıma noktaları, meydanlar, güvenlik noktaları ve sivil alanları hedef aldı. Örgütün şehirlerdeki saldırıları, Türkiye’nin tamamını güvenlik tehdidiyle karşı karşıya bırakan yeni bir terör dalgası oluşturdu.
Öğretmenler, doktorlar, kamu görevlileri ve sıradan vatandaşlar da bu süreçte terörün hedefi oldu.
Diyarbakır Anneleri’nin eylemi sembol oldu
Nedim Şener’in yazısında öne çıkan başlıklardan biri de Diyarbakır Anneleri’nin eylemi oldu.
Çocuklarının PKK tarafından dağa götürüldüğünü belirten ailelerin Diyarbakır’da başlattığı oturma eylemi, terörle mücadelede toplumsal direnişin sembollerinden biri haline geldi.
Şener’in aktardığı bilgilere göre 151 ailenin eylemi sonucunda 16 aile çocuğuna kavuştu. Ayrıca 1 Ocak 2020’den bu yana PKK’ya katılan 144 kişi ikna çalışmaları sonucunda teslim oldu. Son dört yılda ikna yoluyla teslim olanların sayısı 717’ye ulaştı.
Bu tablo, terörle mücadelenin yalnızca güvenlik operasyonlarıyla değil, ailelerin kararlı duruşu ve toplumsal destekle de yürüdüğünü gösteriyor.
Terörle mücadelede kararlılık vurgusu
Türkiye, PKK ile mücadelesini uzun yıllardır güvenlik güçleri, istihbarat birimleri, sınır ötesi operasyonlar ve toplumsal destek mekanizmalarıyla sürdürüyor.
Nedim Şener’e göre PKK’nın kanlı bilançosunun kapanması, ancak güvenlik güçlerinin etkili mücadelesi ve milletin, özellikle de annelerin ortak iradesiyle mümkün olacak.
PKK’nın sivillere ve güvenlik güçlerine yönelik saldırılarının bıraktığı ağır bilanço, Türkiye’nin terörle mücadelesinin neden uzun vadeli ve çok boyutlu bir güvenlik meselesi olarak ele alındığını ortaya koyuyor.













