Bu memleket bizim! Bu cehennem, bu cennet bizim.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!

Bu memleket bizim!   Bu cehennem, bu cennet bizim.






YUSUF İNAN YAZDI..

Bu memleket bizim!   Bu cehennem, bu cennet bizim.

Bir Nazım Hikmet’e, bir de Mehmet Akif ve Necip Fazıl'a üzülürüm.

Cezaevlerinden kaçıp Rusya'da sürgünde ölen Nazım Hikmet, memleket zindanlarında çürüyen Necip Fazıl Kısakürek, İstiklal Marşımızı yazıp sürgünde ve sonrasında döndüğü vatanında yalnız başına ölen Mehmet Akif!

Nazım'ın en beğendiğim şiirlerinden Davet!

Dörtnala gelip Uzak Asya'dan

Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan

bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benziyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim...

*

Necip Fazıl’ın Zindandan Mehmet’e Mektup şiiri ve Davet sanki ikiz kardeş!

Zindan iki hece Mehmedim lafta!

Baba katiliyle baban bir safta!

Birde geri adam boynunda yafta...

Halimi düşünüp yanma Mehmed`im!

Kavuşmak mı? ... Belki... Daha ölmedim!

*

Somurtuş ki bıçak, Nara ki tokat;

Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...

Yalnız seccademin yüzünde şevkat;

Beni kimsecikler okşamaz madem;

Öp beni alnımdan, Sen öp seccadem!

*

Mehmet Akif'in İstiklal Marşı 85 milyon Türk Milleti’ne, İslam Alemine ümit veriyor.

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.

O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;

O benimdir, o benim milletimindir ancak.

*

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!

Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?

Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal...

Hakkıdır, hakk'a tapan, milletimin istiklal!

Son söz;

Bu memleket bizim!

Bizim memleketimizden başka sevdamız yok!

*

Ak Parti'nin ilk kuruluş günleriydi... Ben de Ak Parti’nin kuruluşunda yer almıştım. Bana il sekreteri olmayı önerdiler. Kabul etmedim.

Sen neden buradasın diye sordular?

Memleketim için!

Adalet için!

Şehitler ve Gaziler için!

*

Dönemin Ak Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay ile İzmir Ayakkabıcılar Odası Başkanı Tahsin Güzel'in Seferihisar’daki yazlığında sohbet ediyoruz.

Cihat Akay, “Abi sen ne istiyorsun? Neden buradasın? ”

Memleket için!

Cihat Akay bu sözüme çok şaşırdı. Abi, siyaset memleket, falan bunlar başka söylemler, biz siyaset yapıyoruz. Siyasetin kuralı bir şeyler elde etmektir. Karşılıksız, beklentisiz olmak siyasette yoktur.

Tahsin Güzel söze karıştı. O hamama odun taşıyanlardan! Gerçekten Yusuf’un işi memleket demişti.

*

O yıllarda Ak Parti’nin kuruluşunda yer almak yürek isterdi. Hele İzmir’de Ak Parti’nin kuruluşunda yer almak için deli olmak gerekirdi.

Yeni Asır gazetesi Emine Erdoğan’ı manşetine taşımış, manşetten başörtüsü ile alay etmişti. Dönemin il başkanı Ali Aşlık’ı aradım. Yeni Asır Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın başörtüsü ile alay ediyor. İl başkanı olarak bir açıklamanız olur mu?

Ali Aşlık cevap verdi:

Aman abi bunlarla dalaşılmaz, sessiz kalacağız!

O gün Yeni Asır'a ben cevap verdim. Bir başbakan eşine, bir bayana sadece kıyafeti nedeniyle hakaret edemezsiniz, dedim.

O manşeti atanları pişman ettim!

Hak, hukuk ve memleket için!

*

Başbakan Ecevit çok yaşlanmıştı. Hakan Aygün Başbakan Ecevit'i canlı yayında konuk olarak almıştı.

Rahmetli Bülent Ecevit sıradan bir insan gibi Hakan Aygün’ün karşısında oturuyordu. Hakan Aygün de abartılı bir şekilde ayak ayak üstüne atmış, ayağını Başbakan Ecevit'in ağzına sokacak gibi bir görüntü vermişti.

DSP Genel Merkezi’ni aradım.

Böyle bir rezalete neden sessiz kaldınız, diye sordum. Önemsemediler.

On binlerce mail ve faks gönderdim, Hakan Aygün’ü yerin dibine soktum!

Çalıştığı kurumdan ayrılmak zorunda kaldı.

Memleket için!

*

Ahmet Piriştina İzmir Şehit Aileleri Derneği’ne bir araç tahsis etmişti. Ahmet Piriştina’nın vefat etmesiyle göreve gelen Aziz Kocaoğlu o aracı kullanım süresinin dolduğu gerekçesiyle geri aldı.

Koskoca İzmir’de bir tek ben karşı çıktım!

Malum İzmir medyası söz konusu CHP olunca hiçbir olumsuzluğu eleştiremez.

Eleştirirse, reklam alamaz...

Ben reklamı değil, memleketimi seçtim.

CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nu ve hatalı icraatlarını eleştirdim.

Yerel Gündem gazetesi ve Yerelgundem.com İzmir’in en önemli gazeteleri arasında olmasına rağmen yıllarca reklam verilmedi.

25 yıl reklam sopasıyla cezalandırıldık.

*

İzmir'in iki reklam vereni vardı. CHP'li Belediye Başkanlıkları ve Cemaat kurumları.  Yerel Gündem gazetesi her ikisinden de reklam almadı.

Peki neden?

Eğriye eğri, doğruya doğru deme özgürlüğü için!

Memleket için!

*

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Erdoğan, bakanlar ve milletvekilleri şehit cenazelerinde yuhalanıyor, tacize uğruyordu. Hatta İzmir’deki bir şehit cenazesinde skandal olaylar yaşandı. Dönemin MHP İzmir İl Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nu arayarak, şehit cenazesindeki arbedeyi siz mi yaptınız diye sordum.

Musavat Dervişoğlu, Yusuf kardeş ben de şehit cenazesindeydim. Ama olaylarda biz yoktuk. Biz şehit cenazelerini siyasete alet etmeyiz. Olaylar bizim dışımızda gelişti, dedi.

Müsavat Dervişoğlu’na sorabilirsiniz.

Türkiye genelinde kaos çıkarılmak isteniyordu. Şehit cenazelerinde provokasyon yapılıyor, halk sokağa dökülmeye çalışılıyordu. Başbakan Erdoğan Şehit Aileleri Derneklerini ziyaret etmek istiyor, dernek yöneticileri baskılar nedeniyle kabul edemiyordu.

İzmir Şehit Ailelerini ikna ederek, Başbakan Erdoğan’ı İzmir Şehit Aileleri ile buluşturdum. Başbakan Erdoğan’ın İzmir Şehit Aileleri Derneği’ni ziyaret programına katılmadım.

Merhum İzmir Şehit Aileleri Derneği Başkanı Yavuz Alphan ısrar etti.

Sen de bizim yanımızda olmalısın, dedi.

Ben, gerek yok. Devlet ile milleti karşı karşıya getirmek isteyenlerin oyununu bozduk. Önemli olan bu, dedim.

Memleket için!

*

Kılıçdaroğlu'na şehit cenazesinde saldırı oldu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şehit er Kırıkcı'nın cenaze namazı sonrası bir grup tarafından protesto edilerek saldırıya uğradı. Kılıçdaroğlu güvenlik için götürüldüğü evden zırhlı araçla çıkarıldı. 

O olaydan sonra Kılıçdaroğlu'na mektup yazdım. Şehit cenazelerine katılmaktan vazgeçmeyin, dedim. 

Saldırıyı kınadım!

Memleket için!

*

Şirketlerin mali durumu herkesin malumu.

Yerel Gündem gazetesi maliyetleri karşılayamadığı için baskıyı durdurmak zorunda kaldı.

Memleket ve millet düşmanları boş durmadı.

Tuzak kurdular. Hile yaptılar. Düşmanlık yaptılar.

CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı gazetemizin ofisine zabıta gönderdi. Tabelalarını indirdi. İndirilen tabelalara ceza yazdı.

Eleştirdiğimiz için  onlarca dava açtı.

CHP İzmir İl Başkanı hakkındaki suç duyurusunu haber yaptığım için CHP'li avukatlar İzmir Barosunda acil toplandı. Beni ve Yerel Gündem gazetesini susturmak için harekete geçti.

Şimdilerde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatı Hüseyin Aydın da CHP’li kardeşlerin safına geçti.

Türkiye Cumhurbaşkanı’na kurulan kumpası yazdığım bir köşe yazısı nedeniyle “Cumhurbaşkanına Hakaret” davası açtı.

Bir dönemin güçlü adamı F.Gülen'in avukatları da dava açmıştı. Telefonla tehdit etmişlerdi.

Zaman gazetesi ve Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı da dava açmıştı.

*

Bu ülkenin kıblesi “Memleket” olan insanlara, gazetecilere ihtiyacı var.

Kıymetleri bilinmese de, onlar bu memleketin gemi fenerleri...

O insanlara,  herkesin ihtiyacı var!

O gazetecilere, herkesin ihtiyacı var!

Fazla hor kullanmayın!

Yarın sizin de onlara ihtiyacınız olabilir...

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com

Twitter@Yusufinan2023

İnstagramyusufinan2023

İnstagramfondinan2016

E-Mailgundem@sehitlerolmez.com