İliç’te facia uyarısı dinlenmedi: Konu Uluslarası Ceza Mahkemesi gündemine taşınacak

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yeniden başvuru

İliç’te facia uyarısı dinlenmedi: Konu Uluslarası Ceza Mahkemesi gündemine taşınacak

İliç’te facia uyarısı dinlenmedi: Konu Uluslarası Ceza Mahkemesi gündemine taşınacak

İliç’teki altın madeni faciasında beşinci günde tepkilerin hedefindeki maden sahasına verilen çevre izni iptal edilirken Fırat Nehri’nin kıyısındaki riske defalarca dikkat çekmiş uzmanlar, uyarılara rağmen önlem alınmamasına tepkili. İliç halkı adına Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yeniden başvurulması da gündemde.

Erzincan İliç’te altın madenindeki siyanür havuzunda beş gün önce yaşanan toprak kayması nedeniyle 9 işçi halen toprak altında ve olaya ilişkin SSR Mining Şirketi’ne bağlı Anagold Madencilik’in Kanadalı yöneticisi J.R.G.’nin aralarında olduğu 6 kişi ise tutuklandı. AK Partili Murat Kurum’un döneminde altın madeni sahasına çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı veren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise, siyanürlü toprak Sabırlı Deresi’ne doğru aktığı için verdiği maden ocağı iznini iptal etti.

Erzincan’ın İliç ilçesinde Fırat Nehri’nin kıyısındaki altın madeninde geçtiğimiz Salı günü (13 Şubat) siyanür havuzunda yaşanan kaymayla birlikte hem altın madenleri sahalarına AK Parti Hükümeti’nin verdiği izinler hem de yetersiz iş güvenliği koşulları tartışması söz konusu. VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan altın madenleriyle ilgili teknik ve hukuki boyutlarına dair uzman isimler, “göz göre facia yaşandı” görüşünde birleşti.

İliç halkından Sedat Cezayirlioğlu’yla birlikte hukuki süreçler yürüten Avukat İsmail Hakkı Atal, bu olayla birlikte Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yeniden başvuru yapacaklarını açıkladı.

Maden sahasındaki toprak altında kaldığı açıklanan 9 işçiye canlı ulaşılması ihtimali kalmadığı belirtiliyor. Maden sahasında siyanür bulaştığı vurgulanan toprak yığını içinse Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, bugün 10 milyar metreküp toprak kayması olduğunu ifade etti. Dünkü açıklamasında “Yaklaşık 400 bin kamyonla taşıyabileceğimiz alanda 9 kardeşimizi arıyoruz” diyen Bayraktar, bugünkü açıklamasında, 10 milyon metreküplük topraktan hesaplamalara göre 5 milyon metreküplük kısmın Sabırlı Deresi’ne doğru aktığını söyledi.

Bayraktar: Yaklaşık 210 kilometrekarelik alanı etkiledi

Bakan Bayraktar, kayıp işçilerden 6’sının Sabırlı Dere yatağı yakınındaki toprak alanının içerisinde, 3’ünün ise manganez ocağının içerisinde olduğunu düşündüklerini açıklayarak çalışmaları bu bölgeye yoğunlaştırdıklarını dile getirdi. İşçileri arama kurtarma çalışmalarındaki zorlukları anlatan Bayraktar, örneğin manganez ocağında 1,5 milyon metreküpe yakın bir toprak bulunduğunu ve buradaki 35 metre yüksekliğe ulaşmış toprak katmanı için “neredeyse 12 katlı bir apartmana karşılık geliyor” bilgisini aktardı.
Bayraktar, açıklamasında “siyanürlü” ifadesini kullanmasa da söz konusu toprakları gelişi güzel kaldıramayacaklarını söyledi. Bayraktar, “Çok büyük bir topraktan bahsediyoruz, yaklaşık 210 bin metrekarelik (210 kilometre) bir alanı etkiledi” açıklamasıyla olayın Fırat Nehri’nin kıyısındaki etkisini gözler önüne serdi.

Dere yatağına doğru kayan toprağın kaldırılmasının öncelikli olduğunu ancak bunun çok zaman alabileceğini söyleyen Bayraktar, “Ama bu toprakları da herhangi bir yere gelişigüzel bir şekilde koyma şansımız yok. Dolayısıyla bu kontamine olmuş toprağı, en emniyetli olabilecek yer olarak manganez ocağının yanında geçmişte çalışılmış bir mermer ocağına aktarmayı planlıyoruz. Buna karar verdik. Mermer ocağını hazırlıyoruz. Gerekli tedbirleri almak suretiyle inşallah buradan toprağı hızlı bir şekilde şuraya aktarmış olacağız” diye konuştu.
Bayraktar, Çöpler Deresi ve Sabırlı Deresi’nde ölçümlerde bulunduklarını belirterek “Çok şükür bu 9 lokasyonun hiçbirinde suda halk sağlığına zarar verecek herhangi bir olumsuzluk söz konusu değil bugün itibariyle” açıklamasını yaptı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne yeniden başvuru

Avukat İsmail Hakkı Atal, VOA Türkçe’ye açıklamasında, Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin İliç’teki bu maden ocağıyla ilgili yargılama başlatma ihtimali olduğunu söyledi.

ÇED raporuna ve Anagold Madencilik Şirketi’nin kapasite arttırma talebine olumlu yanıt verilmesine karşı davacı olduklarını belirten Atal, bakanlık tarafından bugün iptal edildiği açıklanan ÇED’ raporunun, 2021’de iptal edilmesi gerektiğini kaydetti.

İliç’teki altın madenine verilmiş olan ÇED raporunu iptal ettirmek için 2021’deki davada hukuksuz bir yargılama yürütüldüğünü kaydeden Atal, bu nedenle adil yargılanma hakkı ile hak arama hürriyeti hakkı ihlali yaşadıklarını söyleyerek dava sürecinde neler olduğunu aktardı. Atal, “Maden ocağında keşif yapılmasına dahi gerek duymadan böyle üstün görü bir yargılama yürüterek davayı reddettiler. Daha sonra Danıştay, keşif ve bilirkişi incelemesi yetersizliğiyle yerel mahkeme kararını bozdu. Bu bozma sonrasında dava süreci yeniden başa döndü. Bu kapsamda yerel mahkeme tarafından Mart 2023’te keşif yaptırıldı. Fakat hep AKP’lileri bilirkişi tayin etmişlerdi. Biz de bu kişilere itiraz edince bu sefer, 6 Aralık 2023’te nihayet siyanürlü atık havuzu başında keşif yapıldı. Buradaki tehlikelere dikkat çektik fakat hiçbir şekilde dikkate alınmadı. Dosyamız da şu anda bilirkişide. En son bilirkişi, 5 Şubat’ta ek süre talep etmişti ve halen rapor vermesini bekliyoruz. Eğer bu facia olmasaydı bilirkişi raporuyla ilgili aleyhte olacağında yüzde 100 emindim. Şimdi durum değişecektir” ifadelerini kullandı.

Türkiye’deki dava sürecinin yanı sıra Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne altın madenine karşı “insanlığa karşı suç” bildiriminde bulunduklarını belirten Atal, “Çünkü bu maden işletmesinin ya da yarattığı ve daha da yaratacağı sınırları aşan bir kirlilik var. Maden ocağı kıyısındaki Fırat Nehri, bütün Ortadoğu’nun içerisinden geçerek Basra Körfezi’ne kadar gidiyor. Bizim Lahey’deki şikayetimizin sebebi de 23 Haziran 2023 sabaha karşı siyanür borusu patlayınca 80 kilogram siyanür, Fırat Nehri’ne ve doğa ekosistemine karıştığı içindi. Biz bu nedenle SSR Mining ile Anagold Madencilik’in Amerikalı ve Kanadalı yöneticileri hakkında insanlığa karşı suç kapsamında yargılanmalarını talebiyle şikayetçiyiz. Bu şikayet üzerine ilk defa insanlığa karşı suç niteliğinde sonuç doğuran bir eko kırım suçuyla ilgili, Uluslararası Ceza Mahkemesi cevap verdi. Mahkeme, ‘Şu anda soruşturma açamıyoruz fakat dosyanızı muhafaza ediyoruz. Süreci takip ediyoruz. Gelecekte olabilecek gelişmelere göre soruşturma başlatabiliriz’ şeklinde bir cevap verdi. Şimdi biz de biz son faciayı Lahey’e bildireceğiz. Ve bu maden ocağından sorumlu Amerikalı ve Kanadalı yöneticiler başta olmak üzere tüm sorumlular hakkında bir soruşturma açılmasını talep etmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

Yıldız Yazıcıoğlu / VOA