Türkiye-Azerbaycan ilişkileri Bakü’den dünyaya mesaj verdi
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Birol Akgün, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin Türk dünyasında yeni bir entegrasyon süreci başlattığını söyledi.
Yusuf İnan | Şehitler Ölmez
BAKÜ, AZERBAYCAN — Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Prof. Dr. Birol Akgün, Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin 2020 sonrasında Türk dünyasında yeni bir entegrasyon ve dayanışma sürecini tetiklediğini söyledi.
Star yazarı Betül Soysal Bozdoğan’ın Bakü ziyareti sonrası kaleme aldığı yazıda aktardığına göre, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler yalnızca diplomatik veya ekonomik bağlarla sınırlı kalmıyor; tarih, dil, kültür, inanç ve ortak hafıza üzerinden çok daha derin bir zeminde ilerliyor.
“Bir millet, iki devlet” vurgusu
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler, uzun yıllardır “bir millet, iki devlet” sözüyle tanımlanıyor. Bakü’de ve özellikle Karabağ bölgesinde Türkiye ile Azerbaycan bayraklarının yan yana dalgalanması, bu anlayışın sembollerinden biri olarak öne çıkıyor.
Bozdoğan, Azerbaycan’da Türkiye’den gelen bir kişinin kendisini turist gibi hissetmediğini, ülkenin Türkiye’nin farklı bir bölgesi gibi algılandığını aktardı. Aynı dili konuşmak, ortak kültürel değerlere sahip olmak ve tarihsel bağlar, iki toplum arasındaki yakınlığı güçlendiren temel unsurlar arasında gösterildi.
İki ülkenin Oğuz boylarına mensup Türk halklarından oluştuğuna dikkat çekilen değerlendirmede, dindaşlık, dil birliği ve kültürel yakınlığın “tek millet” ifadesini güçlü biçimde desteklediği vurgulandı.
Eğitim, turizm ve ticarette güçlü bağ
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki etkileşim çok yönlü şekilde sürüyor. Yazıda aktarılan verilere göre yaklaşık 50 bin Azerbaycanlı genç Türkiye’de üniversite eğitimi alıyor.
Turizm alanında da dikkat çekici bir hareketlilik bulunuyor. Yılda yaklaşık 830 bin Azerbaycanlı Türkiye’yi ziyaret ederken, Türkiye’den Azerbaycan’a giden turist sayısının 450 bin civarında olduğu belirtiliyor.
Ekonomik alanda ise Azerbaycan’da faaliyet gösteren yaklaşık 4 bin Türkiyeli şirket bulunuyor. Türkiye’deki birçok marka Azerbaycan’da da faaliyet gösteriyor. Bu tablo, iki ülke arasındaki ilişkinin yalnızca siyasi ve askeri alanda değil, gündelik hayat, tüketim alışkanlıkları, eğitim ve iş dünyası üzerinden de güçlendiğini ortaya koyuyor.
Bakü’de Türkiye etkisi hissediliyor
Bakü’nün gündelik hayatında Türkiye etkisi belirgin şekilde görülüyor. Alışveriş merkezlerinde Türkiye markalarının yaygınlığı, şehirdeki sosyal ve ekonomik etkileşimin görünür örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Azerbaycan’ın bulunduğu coğrafyada üç büyük etkinin izleri hissediliyor. Uzun süren Sovyet geçmişi nedeniyle Rusya etkisi, tarihi ve dini bağlar nedeniyle İran etkisi, dil ve kültür birliği nedeniyle de Türkiye etkisi öne çıkıyor.
Bozdoğan, Bakü’deki gözlemlerinde Türkiye etkisini markalarda, İran etkisini Şii camilerinin yaygınlığında, Rusya etkisini ise sosyal yaşam alışkanlıklarında gözlemlediğini belirtti.
Bunun yanında Azerbaycan halkının sıcak, yardımsever, milli duyguları güçlü ve Türkiye’ye ilgili yapısına dikkat çekildi. Bakü’deki günlük temaslarda Türkiye’ye yönelik samimi ilginin açık şekilde hissedildiği aktarıldı.
Akgün: Yeni bir momentum oluştu
Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Prof. Dr. Birol Akgün, iki ülke arasındaki ilişkilerin 2020 sonrasında yeni bir seviyeye taşındığını belirtti.
Akgün, Karabağ zaferinin ardından Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin Türk dünyasının entegrasyonunu da tetikleyen yeni bir momentum oluşturduğunu söyledi. Bu sürecin en önemli adımlarından birinin Haziran 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi olduğunu ifade etti.
Akgün’e göre, 2021 Kasım ayında Türk Devletleri Teşkilatı’nın uluslararası örgüt statüsü kazanması da bu yeni dönemin önemli sonuçlarından biri oldu. Daha önce ağırlıklı olarak kültürel nitelik taşıyan birlik, bu süreçle birlikte ekonomik, ticari, kültürel, askeri ve güvenlik alanlarında daha kurumsal bir yapıya dönüştü.
Türk Devletleri Teşkilatı’nın rolü artıyor
Türk Devletleri Teşkilatı’nın son yıllarda daha görünür hale gelmesi, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin bölgesel etkisini de artırıyor.
Akgün, 14-15 Mayıs’ta Kazakistan’ın Türkistan şehrinde Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesi’nin düzenleneceğini hatırlattı. Teşkilatın yılda iki kez toplandığını belirten Akgün, bu mekanizmanın Türk dünyasının birbirini daha yakından tanımasına katkı sağladığını söyledi.
Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya hattının ekonomik ve ticari koridor olarak daha fazla önem kazandığı bir dönemde, Türk dünyası arasındaki dayanışmanın jeopolitik açıdan yeni bir anlam taşıdığı değerlendiriliyor.
Bu bağlamda Orta Koridor’un yükselen önemi, Türk devletleri arasındaki bağlantıların yalnızca kültürel değil, ekonomik ve stratejik bakımdan da güçlenmesine zemin hazırlıyor.
Karabağ sonrası vefa ve ortak hafıza
Azerbaycan’da Türkiye bayraklarının Azerbaycan bayraklarıyla birlikte dalgalanması, özellikle Karabağ mücadelesi sonrasında oluşan ortak hafızanın güçlü bir yansıması olarak görülüyor.
2020’de 44 gün süren Karabağ savaşı, iki ülke arasındaki dayanışmanın en önemli dönüm noktalarından biri oldu. Türkiye’nin Azerbaycan’a verdiği destek, Bakü yönetimi ve Azerbaycan halkı tarafından güçlü bir vefa duygusuyla karşılanıyor.
Bu ortak hafıza, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca devlet politikalarıyla değil, toplumlar arası duygusal bağlarla da güçlendiğini gösteriyor.
Dezenformasyon uyarısı
Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin güçlenmesi, zaman zaman bu ilişkileri hedef alan dezenformasyon faaliyetlerini de gündeme getiriyor.
Bozdoğan’ın yazısında, iki ülke arasındaki ilişkileri bozmayı amaçlayan maksatlı haberlerin ve sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgilerin dikkatle takip edilmesi gerektiği vurgulandı.
Bu çerçevede kötü niyetli üçüncü ülkelerin faaliyetlerine karşı dikkatli olunması gerektiği ifade edildi. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bağların yalnızca diplomasiyle değil, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesiyle de korunabileceği değerlendiriliyor.
Türk dünyası için stratejik açılım
Akgün’ün değerlendirmeleri, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin Türk dünyası için daha geniş bir stratejik anlam taşıdığını ortaya koyuyor.
Dünya sisteminin yeniden şekillendiği, bölgesel krizlerin arttığı ve ekonomik koridorların önem kazandığı bir dönemde, Türk devletleri arasındaki dayanışma hattı Türkiye açısından çok yönlü dış politikanın jeopolitik dayanaklarından biri olarak görülüyor.
Akgün, aydınların ve entelektüellerin birbirlerinin ülkelerini ziyaret ederek imkânları ve güçleri birleştirmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, Türk dünyasının yalnızca resmi kurumlar düzeyinde değil, toplum, kültür, akademi ve medya üzerinden de daha yakın iş birliği geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor.
Türkiye-Azerbaycan kardeşliği, Karabağ sonrası dönemde Türk dünyasının geleceği açısından yeni bir referans noktası olarak öne çıkıyor.













