Küresel silahlanma rekor kırdı: Türkiye 30 milyar dolarlık askeri harcamayla 18'inci sırada
SIPRI'nin 2025 raporuna göre dünya genelinde askeri harcamalar 2,9 trilyon dolara ulaşarak rekor kırarken, Türkiye savunma sanayisi ve sınır ötesi operasyonların etkisiyle bütçesini 30 milyar dolara çıkardı.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) açıkladığı 2025 yılı verilerine göre, küresel silahlanma harcamaları art arda 11'inci yılında da yükselişini sürdürerek 2,9 trilyon dolar ile tarihin en yüksek seviyesine ulaşırken, Türkiye bütçesini yüzde 7,2 artışla 30 milyar dolara çıkararak dünyada en çok askeri harcama yapan 18'inci ülke oldu.
Avrupa'da sınırların yeniden çizilme endişesi, Orta Doğu'da durulmayan çatışma ortamı ve Asya-Pasifik bölgesindeki süregelen askeri rekabet, hükümetlerin eğitim, sağlık ve altyapı gibi temel sosyal hizmetlere ayrılması gereken devasa bütçeleri gemi, savaş uçağı, insansız hava araçları ve balistik füze sistemlerine yönlendirmesine neden oluyor. Dünyanın içinden geçtiği bu çoklu kriz ortamında ülkelerin savunma konseptleri köklü bir değişim geçirirken, ulusal bütçeler üzerindeki askeri yük de 2009 yılından bu yana kaydedilen en yüksek ekonomik maliyet düzeyine ulaştı.
Türkiye'nin yerli savunma sanayisi yatırımları bütçeyi katladı
Türkiye, 2025 yılı itibarıyla askeri harcamalarını 30 milyar dolar seviyesine taşıyarak dikkat çekici bir büyüme ivmesi sergiledi. Bu rakam, bir önceki yıl olan 2024'e kıyasla yüzde 7,2'lik istikrarlı bir büyümeyi ifade ederken, 2016 yılı verileriyle karşılaştırıldığında ise tam yüzde 94 oranında devasa bir artışa karşılık geliyor. Ülkenin savunma stratejisindeki bu genişlemenin arkasında hem bölgesel güvenlik ihtiyaçları hem de bağımsız savunma kapasitesi oluşturma hedefi yatıyor.
DW'nin yansıttığı SIPRI raporunun detaylarına göre, Türkiye'nin Irak ve Suriye'nin kuzeyinde terör örgütlerine karşı yürüttüğü uzun soluklu sınır ötesi harekatlar ile Afrika Boynuzu'nda stratejik bir öneme sahip olan Somali'deki geniş çaplı askeri varlığı, bu harcama artışına doğrudan katkı sağlayan unsurlar arasında gösterildi. Ancak bütçe genişlemesindeki asıl belirleyici ve yapısal etken, yerli ve milli savunma sanayisine yapılan uzun vadeli devlet yatırımları oldu. Raporda yer alan istatistiklere göre, Türk savunma sanayisinin araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerini desteklemeye yönelik kurulan özel fonlara aktarılan pay, yıllık bazda yüzde 25 oranında muazzam bir artış gösterdi. Bu özel fonlar, 2025 yılı itibarıyla Türkiye'nin toplam askeri harcamalarının yüzde 22'sini tek başına oluşturarak ülkenin dışa bağımlılığı azaltma politikasının bütçedeki en somut yansıması haline geldi.
Avrupa kıtasında Soğuk Savaş sonrası en büyük silahlanma dalgası
Küresel harcamalardaki 2,9 trilyon dolarlık rekorun bölgesel dağılımına bakıldığında, artışın çok büyük bir bölümünün Avrupa kaynaklı olduğu görülüyor. Kıtanın toplam savunma harcamaları, sadece bir yıl içinde yüzde 14 gibi olağanüstü bir sıçrama yaparak 864 milyar dolara ulaştı. Rusya'nın 2022 yılının başında Ukrayna'ya yönelik başlattığı tam kapsamlı işgal girişimi, Avrupalı devletlerin kendi milli güvenlikleri ve kıtanın geleceği konusundaki algılarını geri dönülemez bir biçimde ve kökten değiştirdi. Pek çok Avrupa hükümeti, Rusya'nın askeri hedeflerinin Ukrayna sınırlarının ötesine geçerek daha geniş ve varoluşsal bir tehdit oluşturabileceği endişesiyle hareket ediyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan SIPRI Askeri Harcamalar ve Silah Üretimi Programı araştırmacısı Xiao Liang, Rusya ve Ukrayna'nın bütçe artışlarının Avrupa'daki genel yükselişin ana itici gücü olduğunu belirtti. Ancak Liang, daha geniş bir perspektiften bakıldığında odak noktasının artık Orta ve Batı Avrupa ülkelerine kaydığına dikkat çekerek, söz konusu ülkelerin devasa silahlanma ve harcama planlarının somutlaşmaya başlamasıyla Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana kıtada görülen en yüksek yıllık büyümenin gerçekleştiğini aktardı. Kıta genelinde İspanya'nın savunma bütçesi yüzde 50, Polonya'nınki yüzde 23, İtalya'nınki ise yüzde 20 oranında radikal artışlar gösterdi.
Almanya'nın anayasal dönüşümü ve NATO'daki bütçe gerilimi
Avrupa ülkeleri arasında güvenlik algısındaki değişimin en sert yaşandığı ve harcamalarını en çok artıran ülke ise kıtanın ekonomik lokomotifi Almanya oldu. Alman federal hükümetinin savunma bütçesi, yüzde 24 oranında büyüyerek 114 milyar dolara yükseldi. Bu devasa bütçe, Almanya'yı Avrupa'nın zirvesine taşırken, dünya genelinde silahlanmaya en fazla para harcayan dördüncü ülke konumuna getirdi.
Bu süreçte Almanya, 1990 yılındaki iki Almanya'nın birleşmesinden bu yana ilk kez NATO'nun üye ülkelerden talep ettiği "gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 2'sinin savunmaya ayrılması" hedefini aşarak bu oranı yüzde 2,3 seviyesine çıkardı. Alman parlamentosu, bu tarihi artışı finanse edebilmek adına 2025 yılında ülkenin katı mali kurallarını kökten değiştirerek, savunma harcamalarını Anayasa'da açıkça öngörülen katı borç freninden (Schuldenbremse) tamamen muaf tutma gibi radikal bir karar aldı. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump'ın ısrarlı baskıları sonucunda NATO'nun yakın zamanda GSYİH hedefini yüzde 2'den yüzde 5'e yükseltmesi, müttefikler üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırdı. Almanya'nın ve diğer Avrupa ülkelerinin bu harcama telaşı, Ukrayna işgalinin yarattığı fiziki tehdidin yanı sıra, ABD'nin Avrupa'nın güvenliğine ve NATO taahhütlerine dair oluşturduğu siyasi belirsizliği yansıtıyor.
ABD bütçesindeki dalgalanma ve Orta Doğu çatışmalarının faturası
2025 yılı verilerinde dikkat çeken en önemli detaylardan biri, Avrupa ve Asya'daki genel silahlanma eğiliminin aksine, Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri harcamalarında yaşanan düşüş oldu. Dünyanın en büyük askeri gücü konumundaki ABD, harcamalarını bir önceki yıla kıyasla yüzde 7,5 oranında azaltarak 954 milyar dolar seviyesinde tuttu. Bu sert düşüşün başlıca nedeni, ABD Kongresi'nin iç siyasi çekişmeler sebebiyle, önceki üç yılın aksine 2025'te Ukrayna için hayati önem taşıyan herhangi bir askeri yardım paketini onaylayamaması oldu.
Ancak uzmanlar bu düşüşün kalıcı bir trend olmadığını vurguluyor. Araştırmacı Xiao Liang, ABD Kongresi'nin onayladığı yeni 2026 mali yılı bütçesinin silahlanmada yeni ve çok büyük bir artışa işaret ettiğini belirtti. Özellikle Orta Doğu'daki bölgesel savaşlar ve Asya-Pasifik'te tırmanan gerilimler göz önüne alındığında, ABD'deki yavaşlamanın büyük ihtimalle kısa ömürlü olacağı öngörülüyor. Savaşın maliyeti konusunda çarpıcı bir veri paylaşan ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), yalnızca İran ile yaşanan doğrudan sıcak çatışmanın ilk altı gününün Amerikan ekonomisine tam 11,3 milyar dolara mal olduğunu açıkladı.
Çin'in durdurulamaz yükselişi ve Asya'daki zincirleme reaksiyon
Küresel silahlanma yarışının en istikrarlı aktörü olan Çin, ABD'nin ardından dünyanın ikinci büyük askeri harcamacısı konumunu sağlamlaştırdı. SIPRI'nin küresel çapta takip ettiği tüm ülkeler arasında, 31 yıl ile en uzun süre boyunca kesintisiz askeri bütçe artışı kaydeden tek ülke Çin oldu. Harcamalarını 2025'te de yüzde 7,4 oranında artıran Pekin yönetimi, devasa silahlı kuvvetlerini 2035 yılına kadar tamamen modernize etme ve küresel bir vuruş gücüne dönüştürme planını kararlılıkla hayata geçiriyor. Geçen yıl yeni nesil hava gücüne ağırlık veren Çin, altıncı nesil savaş uçağı prototiplerinin ilk test uçuşlarını gerçekleştirirken, nükleer kapasiteli H-20 stratejik hayalet bombardıman uçağını aktif olarak konuşlandırmaya bir adım daha yaklaştı.
Liang'ın analizine göre, Çin'in sahip olduğu bu asimetrik askeri güçlenmenin bölgesel ölçekte çok ciddi ve zincirleme yansımaları bulunuyor. Çin'in hem askeri kapasitesini modernize etmesi hem de Güney Çin Denizi gibi bölgelerde komşularıyla yaşadığı sınır gerilimleri; Japonya, Tayvan ve Filipinler gibi çevre ülkelerde uzun süredir yüksek savunma harcamalarını körüklüyor. 2025 yılındaki bu tırmanış, Avustralya, Japonya ve Tayvan gibi ülkeleri kendi kendilerine yeterlilik sahibi olma ve savunmaya milli gelirden çok daha fazla pay ayırma konusunda ağır bir siyasi baskıyla karşı karşıya bıraktı.
Öte yandan bölgenin bir diğer nükleer gücü Hindistan, savunma bütçesini yüzde 8,9 oranında artırarak 92,1 milyar dolara çıkardı ve dünyanın beşinci büyük askeri gücü oldu. Çin ile yaşanan sınır ihtilaflarının yanı sıra, 2025 yılında Hindistan ile Pakistan arasında patlak veren ve bölgesel istikrarı sarsan sıcak savaş bu bütçe artışının ana nedeni oldu. Söz konusu çatışmada her iki ülke de özellikle havacılık ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) teknolojilerine ağırlıklı yatırımlar yaparak modern savaşın değişen yüzünü ortaya koydu.
Silahlanma yarışının toplumlara kestiği ağır fatura
Ülkelerin ekonomileriyle orantılı olarak ordularına ayırdıkları pay, toplumun ürettiği zenginliğin ne kadarının kalkınma, sağlık, eğitim gibi sivil ihtiyaçlar yerine yıkıcı savunma kapasitesine yönlendirildiğini ortaya koyan en net göstergedir. "Askeri yük" olarak tanımlanan bu kritik oran, 2025 yılı itibarıyla küresel gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) tahminen yüzde 2,5'ine ulaşarak 2009'daki küresel finans krizinden bu yana kaydedilen en yüksek değere ulaştı. Rakamlar, hükümetlerin yalnızca mutlak bütçe bazında daha fazla para harcamadığını, aynı zamanda ülkelerin ürettiği toplam ekonomik çıktının giderek daha büyük bir payını sivil alanlardan çekerek ordularını büyütmeye aktardığını kanıtlıyor.
SIPRI uzmanlarına göre, küresel ekonomideki bu tehlikeli dönüşümün yansımaları, uluslararası güvenlik politikalarının çok ötesine geçerek sıradan vatandaşların hayatlarına doğrudan temas ediyor. Askeri bütçelerdeki her milyar dolarlık artışın sivil hayatta bir bedeli olduğunu hatırlatan Xiao Liang, hükümetlerin bu bütçeleri dengelemek için kaçınılmaz olarak temel sosyal hizmetleri, eğitim yatırımlarını veya yoksul ülkelere yönelik kalkınma yardımlarını kısmak zorunda kalacağına dikkat çekti. Liang, "Dolayısıyla konu yalnızca cephelerdeki savaşlar ve yüksek teknolojili silahlarla sınırlı değil. Silahlanmadaki bu önlenemez tırmanış, uzun vadede refah kaybı yaratarak toplumların genelinde çok derin ve yıkıcı ekonomik etkiler bırakacak" uyarısında bulundu.













