Türkiye ve Irak, PKK ile mücadelede hangi konuları görüşüyor?

Ankara ne talep ediyor?

Türkiye ve Irak, PKK ile mücadelede hangi konuları görüşüyor?

Türkiye ve Irak, PKK ile mücadelede hangi konuları görüşüyor?

Türkiye ve Irak arasında Aralık ayı ortasından bu yana siyaset, ordu ve istihbarat alanlarında yoğun bir diplomatik trafik gözleniyor.

Ankara, PKK’nın Kuzey Irak’ta 23 Aralık ve 12 Ocak’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) karşı düzenlediği saldırıların ardından "Irak topraklarındaki terör varlığının sona erdirilmesi" yönünde mesajlar veriyor.

Bağdat hükümeti ve Süleymaniye yönetimlerden "teröre karşı artık daha somut işbirliği istediğini" vurgulayan Ankara, bunun olmaması durumunda daha ileri önlemler almak zorunda kalacağı uyarısını yapıyor.

Türkiye ve Irak arasında son 7 haftada arka arkaya üst düzey temaslar yapıldı. İlki 19 Aralık’ta her iki tarafın dışişleri, savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının katılımıyla üçlü formatta gerçekleşti.

Toplantı sonunda yayımlanan 6 maddelik ortak bildiride, “Görüşmelerde, Irak’ın siyasi birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne atfedilen müşterek önem teyit edilmiştir. Taraflar ayrıca, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliği çerçevesinde PKK’nın oluşturduğu tehditleri de ele almışlardır” ifadeleri yer aldı.

Bildiride, PKK’dan ismen bahsedilmesine karşın taraflar arasında “işbirliği” yapılabileceğine ilişkin bir ifadenin kullanılmaması dikkat çekti.

Diplomatik kaynaklar, bu toplantıda Türk tarafının amacının PKK’nın Irak’tan tasfiyesi için Türkiye’nin her türlü yardıma hazır olduğu mesajını vermek olduğunu kaydetti.

Bağdat'a askeri ve istihbari baskı

Ancak taraflar arasındaki bu toplantıdan ilki sadece 4 gün, ikincisi 23 gün sonra Kuzey Irak’ta yaşanan PKK saldırılarında toplam 21 Türk askerinin öldürülmesi, Ankara’nın hem tonunun hem de Bağdat’taki merkezi yönetim ile Süleymani’de Talabani ailesinin kontrolündeki Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) yönetimlerine karşı baskısının artmasına neden oldu.

Saldırıların ardından Irak’a istihbarat ve askeri heyetleri gönderen Türkiye, kararlılığının Bağdat’ta daha iyi kavranmasını amaçladı.

Bu kapsamda, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, 23 Ocak’ta Bağdat’ı, 28 Ocak’ta Erbil’i ziyaret etti.

Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak da 6-7 Şubat günlerinde önce Bağdat’ta sonra Erbil’de temaslarda bulundular.

Güler ve Kalın, bu görüşmelerde muhataplarının yanı sıra Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Reşid ve Irak Başbakanı Muhammed Şiya Es-Sudani tarafından da kabul edildiler.

Süleymaniye'deki Talabani yönetimi hedefte

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, saldırıların ardından TBMM’yi bilgilendirirken, PKK’nın Irak’ta özellikle Süleymaniye bölgesinde etkisini artırdığını, bu bölgeyi yöneten Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) partisinin önlem almaması durumunda “Türkiye’nin daha ileri tedbirler almakta tereddüt etmeyeceğini” vurguladı.

Fidan, “Bölücü örgüt, Irak içinde siyasi nüfuzunu da artırma gayreti içerisindedir. PKK bağlantılı siyasi görünümlü bazı oluşumların, Irak ve KYB parlamentolarında farklı isimler altında seçimlere girme teşebbüslerinde bulunduğunu görüyoruz,” ifadeleriyle PKK’nın Irak içinde etkisini daha da artırma niyetinde olduğunu kaydetti.

Dışişleri Bakanı, 4 Şubat’ta verdiği bir demeçte de KYB’ye dönük uyarılarını yinelerken, PKK ile olduğu iddia edilen işbirliği nedeniyle bu grubun da Ankara tarafından “düşman” sınıfında değerlendirildiğini, bu konunun artık resmi politika haline geldiğini bildirdi.

MİT’in son dönemde PKK hedeflerine dönük sınır ötesi operasyonların kapsamını Süleymaniye’ye kadar genişletmesi, Ankara’nın bundan sonra izleyeceği stratejinin sinyallerinden biri olarak görülüyor.

Ankara Barzani yönetiminin işbirliğinden memnun

KYB’ye karşı baskısını artıran Ankara, Barzani ailesinin kontrolündeki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (IKBY) "terörle mücadeledeki işbirliğinden memnun olduğunu" kaydediyor.

Dışişleri Bakanı Fidan, Ocak ayı başında gazetecilere bilgi verirken, “Terörle mücadelede Erbil’le tam bir iş birliğimiz var. Özellikle PKK konusunda bizim hassasiyetlerimizi paylaşıyorlar. Onlarla iş birliği konusunda her geçen gün daha da iyi bir noktaya gidiyoruz. Onu söylemekte bir beis görmüyorum,” ifadelerini kullanmıştı.

Fidan, PKK ve KYB’nin Erbil yönetimine karşı ittifak kurduğunu, bunun da büyük sıkıntı oluşturduğunu kaydetmişti.

Ankara, KYB’nin PKK’ya askeri eğitimde dahil olmak üzere önemli destek verdiğini, "terör örgütünün rahat hareket etmesi için zemin sağladığını" savunuyor.

Irak hangi zorlukları yaşıyor?

Ankara’da yapılan değerlendirmeler, PKK’nın Irak ve Suriye’de devam eden siyasi ve askeri otorite boşluğu ve siyasi bölünmüşlük durumundan yararlanmaya devam ettiği, özellikle Irak’ta 1990’lardan bu yana devlet otoritesinin zayıflamasının PKK’nın bugünkü haline gelmesinde en önemli etken olduğu yönünde.

PKK’nın Irak’ta Kandil ve Metina gibi öteden beri varlık gösterdiği dağlık bölgelerin yanı sıra Sincar, Mahmur, Süleymaniye ve Kerkük’teki sivil yerleşim alanlarında etkisini artırması Ankara’nın kaygı duyduğu gelişmeler arasında.

PKK’nın Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Irak’ta etkisini yitirdiği alanlara genişleme stratejisi izlediğini, böylece Sincar gibi Suriye-Irak sınırında kilit geçiş bölgesinde varlık gösterdiği Ankara’nın not ettiği bir başka gelişme.

Bunların yanı sıra Bağdat ile Erbil’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKYB) arasındaki sorunlar, Barzani ve Talabani aileleri arasındaki çekişme, ülke genelinde yaşanan Sünni ve Şii ayrışması, İran’ın Bağdat siyasetinde etkin rol oynuyor olması Irak’ın PKK ile mücadelesinde sorun yaratan unsurlar arasında görülüyor.

Bağdat’ın ülkenin kuzeyinde etkin bir askeri yapılanmasının olmaması, Barzani grubunun kontrolündeki peşmerge grubunun PKK ile mücadele edecek kapasitede olmaması, Süleymaniye’deki Talabani yönetiminin ise açıktan PKK ile işbirliği halinde olduğuna yönelik iddialar da önemli faktörler olarak değerlendiriliyor.

Bu unsurların dışında Bağdat’ın Türkiye ile ilişkilerde öncelik olarak Fırat ve Dicle’den kaynaklanan su sorununu görüyor olması da bu konuda adım atılmasını engelleyen bir başka unsur.

Ankara, bu nedenle, 19 Aralık’taki toplantıda su konusunu da gündeme almış ve sorunun çözümü için mevcut mekanizmaların kullanılmaya devam edileceğini belirtmişti.

Dışişleri Bakanı Fidan, bir açıklamasında bu unsura işaret ederken, “Bazen biz kendimizde çok hakikat ve doğru olan bir şeyin karşı tarafta da aynı olduğunu varsayıyoruz. Aslında öyle olmuyor. Herkesin kendi dünyası ve öncelikleri var. Bağdat'taki PKK farkındalığı son 3-4 yılda ortaya çıkartabildiğimiz bir şey açıkçası” sözlerini kullanmıştı.

Ankara ne talep ediyor?

Ankara’nın Bağdat ile yürüttüğü diplomasinin ana mesajlarından biri "PKK’nın artık Türkiye’den çok Irak’ın güvenlik sorunu haline geldiği ve zamanında önlem alınmaması durumunda Irak’ın egemenliği açısından çok daha ciddi sorunlara yol açacağı."

Irak anayasasının 7. maddesinin "Irak hükümetini komşu ülkelere tehdit oluşturacak terör örgütlerini topraklarında barındırmamakla yükümlü kıldığını" anımsatan Ankara, Bağdat’ın bu adımı atamaması ya da gerekli işbirliğini göstermemesi durumunda kendi askeri önlemlerini almaya devam edeceğini vurguluyor.

Bağdat yönetiminin son dönemde Sincar ve Mahmur’daki PKK varlığına karşı sınırlı da olsa bazı adımlar attığını ancak bunların yeterli olmadığını kaydeden Ankara, özellikle son saldırıların ardından Kuzey Irak’a dönük askeri harekâtların devam edeceği mesajını veriyor.

Dışişleri Bakanı Fidan, bu konuyla ilgili olarak Meclis’e yaptığı bilgilendirmede, “(Mevcut hükümet) PKK dahil silahlı terör örgütlerinin Irak’ın egemenliği ve refahı için büyük bir tehdit olduğunu kabul etmektedir. Sahadaki kararlılığımız, terör örgütüne yönelik tüm altyapı ve üst yapının hedef alınacağına ilişkin yaklaşımımız, Irak makamlarında da karşılık bulmaktadır,” ifadelerini kullanmıştı.

BBC TÜRKÇE