Guterres’in Ziyareti Rusya’nın Kararını Etkileyecek mi?

Rusya’nın 9 Mayıs açıklamasında kilit nokta Odesa mı?

Guterres’in Ziyareti Rusya’nın Kararını Etkileyecek mi?


Guterres’in Ziyareti Rusya’nın Kararını Etkileyecek mi?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde iki ayın geride kaldığı günde Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Guterres bugün de Moskova’da Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile görüşecek. Moskova’daki görüşme öncesinde ise Erdoğan ve Putin telefonla görüş alışverişinde bulundu. Erdoğan bu görüşmede, “barışa giden yolun açılması için İstanbul görüşmelerinde yakalanan olumlu ivmenin devam etmesinin herkesin yararına olduğunu” kaydetti. Erdoğan, Rusya-Ukrayna arasındaki müzakerelerde çok önemli bir eşik olan "İstanbul Sürecini" liderler düzeyine taşıma teklifini de yineledi.

Almanya’da ise Amerika Savunma Bakanı Lloyd Austin, aralarında Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın da bulunduğu 40 savunma bakanı ve NATO Genel Sekreteri ile Ukrayna’ya yapılacak yardımlar konusunu görüşmek üzere biraraya geldi. Tüm bu arabuluculuk ve Ukrayna’ua uluslararası yardım çabaları sürerken Rusya’nın nasıl bir yol izleyeceği ise hala belirsizliğini koruyor.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Rusya Araştırmaları Enstitüsü (RUSEN) Başkanı Prof. Dr. Salih Yılmaz ile yazarlar Hakan Aksay ve Aydın Sezer, “savaşı sona erdirmede BM mekanizmasındaki yetersizlik” noktasında görüş birliği içinde. Uzmanlar, Rusya’nın ekonomik açıdan zorlansa da Putin’in, daha önce öngörüldüğü gibi, İkinci Dünya Savaşı’nın tarihi dönüm noktası 9 Mayıs’ın yıldönümünde savaşı sonlandırmayabileceğini söylüyor. Aksay, Türkiye’nin başta turizm geliri bakımından savaş sürecinden olumsuz etkileneceğini belirtirken, Sezer ise, savaş öncesinde Antalya’nın Rus turist rekoru kırmayı öngörürken sadece 2 milyon civarında Rus turist ağırlama ihtimali olduğunu ancak İstanbul’a transit yolcular bakımından yoğun ilgi olabileceğini kaydetti.

Rusya’nın 9 Mayıs açıklamasında kilit nokta Odesa mı?

Yazar Hakan Aksay, Rusya’nın 24 Şubat’ta askeri işgal adımını attığında kısa sürede elde etmeyi umduğu zafer beklentisi bulunduğunu belirterek, “Devlet Başkanı ve Başkomutan Putin’e iletilen askeri raporlar gerçekliği yansıtmıyormuş. Süreçte değişiklikler yaşandı. Rusya’nın Ukrayna’yı tümüyle mi işgal etmek istediği yoksa güçlü olduğu güney ve güneydoğu bölgelerini alarak savaşı bitirmeyi hedeflediği konusunda değişiklik yorumlar oldu. Mariupul şehrini alabilmeyi Putin zafer olarak ilan etmesine karşın bağımsız kaynaklar burada binlerce insanın öldüğü iddialarını paylaşıyor. Dolayısıyla Putin, ‘zafer’ derken de yüz ifadesi mutlu değildi. Rusya, bu iki ay içerisinde Herzon dışında ciddi bir kent alamamış durumdaydı. 9 Mayıs tarihi sihirli bir tarih gibi duruyor, eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SCCB) elde ettiği zafer ile İkinci Dünya Savaşı’nın sonlandırılması Rusya’da törenle kutlanacak. Bu törende Putin’in kesin zafer açıklamasıyla savaşı bitirmesi ihtimali konuşuluyordu. Ama bu ihtimal azaldı” dedi.

Ukrayna’nın doğusunda Donbas bölgesinde Rusya’nın hedeflediği bölgeleri ele geçirmesinin yanı sıra Odesa’nın Putin’in zafer açıklamasında belirleyici olacağını işaret eden Aksay, “Odesa ele geçirilirse belki Putin’in böylesi bir açıklaması olabilir. Ancak Ukrayna’nın direnişi Batı destekli silahlar da değerlendirildiğinde çok güçlü. Rusya’da çalışma olanağı pek kalmayan muhalif gazeteciler ve politika uzmanları, amiral gemisi Moskova’nın batırılması nedeniyle Putin’in çok kızgın olduğu ve Kiev’in alınmasıyla birlikte mutlaka Zelenski yerine kukla yönetim getirmeyi hedeflediği söylentisi ağır basıyor. 9 Mayıs’ta yine açıklama olabilir ama savaş devam edebilir. Hatta aylarca, yıllarca sürecek bir savaş gibi görünmeye başladı” diye konuştu.

Rusya’nın birinci hedefini Donbas’ın tamamen işgal edilmesi olarak yorumlayan Aydın Sezer ise, “Rusya, ayrıca Ukrayna’nın tümünde askeri havalimanları ve silahları yok etmeyi öngörüyordu. Rusya, Rus etnik gruplar açısından da Neo Nazi gruplara karşı göre koruma yaratmayı öngörüyordu. Ancak Avrupa Birliği ile Batı ülkelerince yaptırımlar devreye alınınca Kiev kuşatması başladı. Dolayısıyla savaş değişiklik gösterdi, artık evrildi diye düşünüyorum. Rusya içerisinde Ukrayna’ya yönelik tutum ‘savaş’ olarak adlandırılmıyor, ‘operasyon’ ifadesi kullanılıyor. Hatta ironi gibi gelebilecek ama Rusya medyasında ‘Ukrayna’ya artık savaş açılabilir’ şeklinde yorumlar yapılıyor. 9 Mayıs itibariyle ‘operasyon durduruldu’ denilebileceği ve savaşı devam ettirme yönünde hamle de olabilir. Karadeniz’in güneyinde devam eden askeri süreç artık müzakere masasına yönelik yapılmıyor diye düşünüyorum. Rusya’nın, Mariupol’da sonra Odesa’nın düşürülmesi hedefine ulaşmasını 9 Mayıs’a kadar başarabileceği konusunda yorumlamak zor. Dolayısıyla Rusya’nın tutumu değişkenlik gösterebilir” dedi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenski’nin, ABD ile İngiltere’nin yönlendirmesiyle, İstanbul’daki görüşmelerde Kırım ve Donbas ile ilgili önerisini geri çektiğini kaydeden Aydın Sezer, bunun da Rusya tarafında tepkiyle karşılandığını ve Moskova’nın Avrupa’da sıkıntı oluşması için Ukraynalılar’ın göçünü hızlandırdığını dile getirdi. Putin’in taşralı Ruslar arasında ve Taleban, İran, Pakistan, Çin, hatta Afrika’da imajını güçlendirdiği Putin’in popüleritesini güçlendirdiği söyleyen Sezer, “Ukrayna’daki Sovyet özlemi” üzerinden propaganda yapıldığını ve Rus ekonomisi en sonunda ciddi sıkıntıya düşecek olsa da henüz ülke içerisinde ekonomik ambargolardan kaynaklanan, Batı cephesinin hedeflediği sonuçların, oluşmadığını aktardı.

Hakan Aksay ise, “Putin öyle hamlelere girdi ki bundan sonra geri adım atması ülke içerisinde saygınlığını korumasını güçleştirecektir. Rusya’da halkın Putin’e yüzde 80 oranında destek verdiği iddiası var. Bunun çok doğru olduğundan emin değilim. Ancak devlet propaganda araçları Ukrayna’nın faşistlerden, emperyalistlerden kurtarılması olarak süreci anlatıyor ve Putin’in halk içerisinde yine de ciddi bir desteği var. Ekonomide ilk haftalardan itibaren Batılı şirketlerin geride bıraktığı boşluklar nedeniyle sıkıntı yaşamaya başlandı ancak birkaç ay sonra daha fazla hissedilecek. Dünya Bankası’nın açıklamasıyla Rusya’da enflasyonun yüzde 25’e çıkabileceğini ve dolayısıyla Putin’in işinin daha da zorlaşacağını öngörülüyor” bilgilerini paylaştı.

Prof. Dr. Salih Yılmaz ise, Rusya’nın farklı dünyasını anlamaya çalışmak gerektiğini belirterek, “Rusya ile devamlı bir rekabet ve savaş dünyaya huzur getirmeyecektir. Tüm bunlara rağmen Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı onu haklı çıkarmaz. Ancak bazı Batılı ülkelerce yürütülen ‘ben’ politikası dünyada savaşları, haksızlıkları körüklemektedir. Rusya’yı eleştirelim ancak Batı'nın da artık kendisini eleştirme, dönüştürme zamanı gelmiştir” görüşünde.

BM mekanizması yetersizliği görüşü pekişti mi?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sıkça ifade ettiği “Dünya beşten büyüktür” sözüyle BM Güvenlik Konseyi’nin ABD, İngiltere, Fransa, Rusya ve Çin’den oluşan daimi üyelerini hedef alarak, dünyadaki sorunları çözmekte işlevsiz kaldığı görüşü de Ukrayna’daki savaş nedeniyle gündemde.

RUSEN Başkanı Prof. Dr. Salih Yılmaz, Erdoğan’ın BM yapısında değişiklik talebiyle dile getirdiği “Dünya beşten büyüktür” sözünün Ukrayna savaşı ile birçok devlet tarafından daha iyi anlaşıldığı görüşünde. “Uluslararası anlaşmaların, kuralların sadece büyük devletlere göre şekillendiği günümüzde dünya barışı, güvenliği, ekonomisi tehdit altındadır. BM başta olmak üzere uluslararası kurumlar adil bir sistemde dönüştürülmeden bu süreç daha da yıkıcı hale gelebilir” diyen Yılmaz, BM’nin yapısında mutlaka değişikliğe gidilmesi ve daha eşitlikçi mekanizmalar kurulması gerektiğini işaret eti. Dünya barışını sadece büyük devletler bakış açısıyla şekillendirme eğilimi var iken Türkiye’nin bağımsız dış politika çizgisiyle hareket ettiğini kaydeden Yılmaz, Türkiye’nin iki ülke arasında arabuluculuğuyla pek çok ülkeye kıyasla çok daha fazla çözüm için gayret sarf ettiğini dile getirdi.

Yazar Hakan Aksay da, BM’yi Türkiye’nin yetersiz görme eğiliminde olduğunu belirterek, “Karadeniz’deki mevcut savaş ve uluslararası sorunlarda da çok fazla BM’nin yeterlilik gösterme şansı olmuyor. BM Güvenlik Konseyi’nde bugün Rusya’nın veto hakkı ve çok açıktan olmasa da Moskova’yı destekleme eğiliminde olan Çin’in konumu dolayısıyla savaş gibi sıkıntılı konuları BM aracılığıyla çözüme kavuşturmak çok kolay değil. Bu tabloda savaşta aracı olabilecek aday olarak Türkiye pragmatik ve akılcı tutum ile öne çıktı. Çok kalıcı sonuçlara yol açmasa da Türkiye’nin bu tutumu kendisi açısından olumluydu. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de şansını deniyor ama başkentler sıralaması bile tartışma yarattı. Zelenski, Moskava’nın ardından Kiev’in ziyaret edilecek olmasına tepkisini gösterdi” diye konuştu.

Yazar Aydın Sezer de, BM yapısında SCCB’nin Finladiya’yı işgal etmesi sonrasında gelişmeler üzerine Güvenlik Konseyi kurularak Rusya ve Çin’in daimi üye olduğunu anımsatarak, “Yeniden savaş yaşanmamasına yönelik adımdı. Taraflar savaşa girerse sistemi kilitlemeye yönelikti. Ancak Ukrayna’nın işgal edilmesiyle işlevsizliği iyice ortaya çıktı. Ambargolar, kınama kararları alınması yetersizliği de yeniden ortaya çıktı. Guterres de burada en anlamlı arabulucu olarak Erdoğan’ı düşünüyor. Ama Türkiye’nin arabuluculuk rolündeki handikap ise Zelenski’nin müzakeredeki pozisyonunu belirlemede İngiltere ve ABD’nin tutumu daha etkili oluyor. Üstelik Almanya, Fransa ve İsrail’e rağmen.. Zaten Guterres’in önce Moskova’yı ziyaret etmesine da tepki gösterdi. Müzakere sürecine yönelik Avrupa ile ABD arasında tonlama farkı var” dedi.

Türkiye’nin turizm sektörü nasıl etkilenecek?

Yaz dönemi yaklaştıkça Karadeniz savaşı nedeniyle özellikle Türkiye’nin ekonomik açıdan önemli gelir kaynağı turizm sektöründe neler olacağı merak konusu.

Aydın Sezer, turizm sezonunda Rusya’nın sigorta şirketleri dolayısıyla uçaklarıyla ilgili sıkıntı yaşayacağını ve Rusya içerisindeki ekonomik tablo nedeniyle de turist sayısında azalma olabileceğini belirtse de yine Türkiye açısından umutlu. Savaş öncesinde 7 milyon Rus turist gelişiyle rekor kırılacağı iddiası olduğunu anımsatan Sezer, yine de Akdeniz bölgesi için 2 milyon Rus turist beklentisi olduğunu kaydetti. Sezer, İstanbul’un ise sürpriz şekilde transit uçuşlar boyutuyla birkaç günlüğüne de olsa daha fazla Rus turist ağırlayabileceği yönündeki Rusya medyasındaki yorumları da paylaştı.

Hakan Aksay ise, savaş şartlarında turizm eğiliminde sıkıntılar olacağını ve Rusya kaynaklı olarak Türkiye’ye 2 milyon turist gideceği tahmini olduğunu belirterek, “Ama öngörüde bulunmak gerçekten zor” yorumunu yaptı. Öte yandan Rusya’nın Türkiye tarafından Ukrayna’ya Bayraktar İHA’ları (insansız hava aracı) satışı yapıldığını unutmamış olacağı ihtimalini de işaret eden Aksay, o dönemde corona virüsü saygını gerekçesiyle Türkiye’ye turizm yasaklansa da arka planda İHA’lar rahatsızlığı olduğunu ifade etti.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklamasıyla Türkiye’nin Rusya’ya hava sahasını kapatması açıklaması da yorumlayan Aksay, “Türkiye’nin, Suriye’ye askeri yardımı engellemesi kararı da Rus yayın organlarında tepkiyle karşılanıyor. Çavuşoğlu ciddi anlamda sorun olmadığını, batı da ortaklarımızı rahatlatma amacını anlattı. Zaten Rusya’nın İran üzerinden Suriye’ye ulaşması söz konusu olduğu için uygulama anlamında Rusya’yı felce uğratacak bir hamle değildi. Türkiye’nin denge kurma çabaları hassas şekilde ilerliyor” görüşlerini dillendirdi.

Yıldız Yazıcıoğlu / VOA