Okan Bato dosyasında FETÖ iddiaları yeniden tartışılıyor
Okan Bato hakkında yürütülen tartışmalar, FETÖ ile mücadele anlatısı, mal varlığı davası ve dosyaların yeniden incelenmesi çağrılarıyla gündeme geldi.
Yusuf İnan | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Eski İzmir Cumhuriyet Başsavcı Vekili Okan Bato hakkında kamuoyuna yansıyan tartışmalar, FETÖ ile mücadele ettiği yönündeki anlatılar ile bazı dosyaların yeniden incelenmesi gerektiğini savunan iddialar üzerinden yeniden gündeme geldi.
Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu’nun kaleme aldığı yazıda Bato’nun FETÖ ile mücadelede önemli bir rol üstlendiği yönündeki değerlendirmeler yer alırken, bu anlatıya itiraz eden çevreler ise asıl incelenmesi gereken konunun Bato’nun mal varlığı davasından çok, İzmir merkezli FETÖ dosyalarının nasıl kurgulandığı olduğunu savunuyor.
Tartışmanın merkezinde FETÖ ile mücadele anlatısı var
Okan Bato ismi, özellikle 15 Temmuz darbe girişimi öncesi ve sonrasında İzmir merkezli yürütülen FETÖ soruşturmalarıyla kamuoyunda gündeme geldi. Bazı haber ve köşe yazılarında Bato’nun, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki yapılanmasına ilişkin soruşturmalarda etkili olduğu ve bu nedenle hedef alındığı ileri sürüldü.
Bu yaklaşımı savunanlar, Bato’nun bazı kritik isimler hakkında işlem yaptığını, soruşturma dosyalarının darbe girişimi öncesinde önemli ipuçları taşıdığını ve daha sonra bu nedenle yıpratıldığını belirtiyor.
Ancak karşı görüşte olanlar, bu anlatının eksik olduğunu ve kamuoyunda Bato’nun FETÖ ile mücadele ettiği yönünde tek taraflı bir algı oluşturduğunu savunuyor. Bu görüşe göre tartışma, yalnızca “Bato FETÖ ile mücadele etti mi?” sorusuna indirgenmemeli; yürüttüğü dosyaların kimleri hedef aldığı ve kimleri gündem dışı bıraktığı da incelenmeli.
Dosyaların yönü yeniden incelenmeli çağrısı
Bato’ya ilişkin eleştirilerin merkezinde, İzmir merkezli FETÖ soruşturmalarının hedef seçimi yer alıyor. Bu iddialara göre bazı dosyalarda FETÖ’nün üst düzey yöneticilerinden çok, örgüte muhalif olduğu ileri sürülen kişiler ya da Ak Parti çevreleriyle bağlantılı isimler gündeme taşındı.
Eleştirel yaklaşımı savunanlar, FETÖ soruşturmalarının örgütün yönetici kadrolarını açığa çıkarmak yerine, siyasi ve toplumsal etkisi farklı alanlara yönlendirilmiş olabileceğini öne sürüyor. Bu nedenle Bato tarafından yürütülen veya şekillendirilen dosyaların tamamının UYAP kayıtları üzerinden yeniden ele alınması gerektiği ifade ediliyor.
Bu çerçevede, soruşturma dosyalarında hangi isimlerin önceliklendirildiği, hangi isimlerin geri planda kaldığı, yurt dışına çıkış süreçlerinin nasıl geliştiği ve gizli tanık beyanlarının hangi yönde kullanıldığı gibi başlıkların araştırılması gerektiği dile getiriliyor.
Ukrayna merkezli dosya iddiaları dikkat çekiyor
Tartışmalarda öne çıkan başlıklardan biri de Ukrayna bağlantılı FETÖ soruşturması oldu. İddialara göre bu dosyada, FETÖ yöneticileri yerine örgüte muhalif olduğu ve FETÖ ile üst düzeyde hukuki ihtilaf yaşadığı belirtilen bir iş insanı hedef alındı.
Söz konusu iddialarda, Ukrayna’da FETÖ’nün adak ve kurban organizasyonlarına rakip olduğu belirtilen bir ticari yapının etkisiz hale getirildiği, bu süreçte FETÖ’nün pazarda rakipsiz bırakıldığı ileri sürülüyor.
Bu iddialar henüz bağımsız yargı kararıyla kesinleşmiş tespitler olarak değil, yeniden soruşturulması istenen başlıklar olarak gündeme getiriliyor. Ancak konuya dikkat çeken çevreler, dosyalardaki işlem sırası, hedef alınan kişiler ve sonuçlar birlikte incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkabileceğini savunuyor.
Gizli tanık beyanları ve H.U.S. iddiası
Okan Bato hakkındaki tartışmalarda adı geçen bir diğer başlık ise H.U.S. olarak anılan gizli tanık beyanları. İddialara göre H.U.S, FETÖ üst yönetiminin korunması, bazı isimlerin yurt dışına çıkışına zemin hazırlanması ve soruşturmaların farklı hedeflere yönlendirilmesi konusunda İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na başvuruda bulundu.
Bu beyanların bazı duruşma tutanaklarına da yansıdığı ileri sürülüyor. Eleştirel yaklaşımı savunanlar, bu nedenle dosyaların yalnızca mal varlığı veya kişisel zenginleşme iddiaları üzerinden değil, FETÖ’ye yardım, örgüt yönetimini koruma ve soruşturmaları saptırma iddiaları üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Bu noktada yargı makamlarının, UYAP sisteminde yer alan dava dosyaları, duruşma tutanakları, gizli tanık beyanları ve soruşturma evrakları üzerinden kapsamlı bir inceleme yapması gerektiği ifade ediliyor.
Mal varlığı davası tartışmayı sınırlı bırakıyor
Okan Bato’nun kamuoyuna yansıyan yargı sürecinde en çok öne çıkan başlıklardan biri, açıklanamayan mal varlığı iddiaları oldu. Yeni Şafak yazısında da Bato’nun eşi üzerinden gelen mirasın “kaynağı belli olmayan mal varlığı” gibi değerlendirildiği ve bunun haksız bir süreç olduğu savunuldu.
Ancak karşı görüşte olanlar, tartışmanın yalnızca mal varlığı davasına sıkıştırılmasının asıl soruları gölgede bıraktığını belirtiyor. Bu görüşe göre Bato hakkında asıl araştırılması gereken konu, FETÖ soruşturmalarının nasıl yürütüldüğü, hangi dosyaların nasıl kurgulandığı ve bu süreçlerin örgüte doğrudan ya da dolaylı fayda sağlayıp sağlamadığıdır.
Bu nedenle “Bato mağdur edildi” veya “Bato FETÖ ile mücadele etti” şeklindeki tek yönlü değerlendirmelerin kamuoyunu yanıltabileceği savunuluyor.
“Kime yaradı?” sorusu gündemde
Tartışmaya eleştirel bakan çevreler, eski MİT mensubu Mahir Kaynak’a atfedilen “Bir olayın kime yaradığına bakın” yaklaşımını hatırlatarak, İzmir merkezli FETÖ dosyalarının sonuçlarına odaklanılması gerektiğini belirtiyor.
Bu bakış açısına göre, eğer bir soruşturma süreci FETÖ’nün üst yönetimini gündemden düşürdüyse, bazı isimlerin yurt dışına çıkışını kolaylaştırdıysa veya örgüte muhalif kişileri hedef haline getirdiyse, bu sürecin FETÖ ile mücadele olarak değil, soruşturmayı yön değiştirme ihtimali üzerinden incelenmesi gerekir.
Bu iddialar, yargı makamları tarafından doğrulanmış kesin hükümler değil; araştırılması ve delillerle ortaya konulması istenen ciddi iddialar olarak değerlendiriliyor.
Hukuki süreçte kapsamlı inceleme talebi
Okan Bato dosyasına ilişkin tartışmalar, Türkiye’de FETÖ ile mücadele sürecinin yalnızca görünen aktörler üzerinden değil, soruşturma mekanizmalarının işleyişi üzerinden de analiz edilmesi gerektiğini gösteriyor.
Eleştirel değerlendirmelerde, Bato’nun yalnızca mal varlığı iddiaları üzerinden yargılanmasının yeterli olmadığı; FETÖ soruşturmalarının hedefleri, dosya kurguları, gizli tanık kullanımı, yurt dışı bağlantıları ve örgüt yöneticilerinin akıbeti gibi başlıkların birlikte incelenmesi gerektiği vurgulanıyor.
Bu kapsamda, ilgili dava ve soruşturma dosyalarının UYAP kayıtları üzerinden yeniden değerlendirilmesi, tanık beyanlarının karşılaştırılması ve soruşturmaların sonuçlarının kimlere yaradığı sorusunun cevaplanması gerektiği belirtiliyor.
Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerekiyor
Okan Bato hakkında kamuoyuna yansıyan farklı anlatılar, dosyanın yalnızca bir “FETÖ ile mücadele eden savcıya operasyon” veya “mal varlığı davası” başlığıyla açıklanamayacağını ortaya koyuyor.
Bir yanda Bato’nun FETÖ ile mücadelede önemli rol oynadığını savunan değerlendirmeler bulunurken, diğer yanda bu anlatının FETÖ’nün gerçek yöneticilerini gündemden düşüren bir perdeleme işlevi gördüğünü iddia eden ciddi itirazlar var.
Bu nedenle dosya hakkında sağlıklı bir kanaat oluşması için iddiaların tüm yönleriyle, belge ve tutanaklar üzerinden incelenmesi; kamuoyuna yalnızca tek taraflı anlatıların değil, karşı iddiaların da aktarılması gerektiği ifade ediliyor.













