Dorukhan Büyükışık dosyasında tutuklu sayısı 26’ya yükseldi

İzmir’de Dorukhan Büyükışık’ın şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada gece bekçisi İbrahim Kazmacı’nın tutuklanmasıyla tutuklu sayısı 26’ya çıktı.

Dorukhan Büyükışık dosyasında tutuklu sayısı 26’ya yükseldi

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

İZMİR, TÜRKİYE — İzmir’de 2018 yılında Dorukhan Büyükışık’ın şantiyede ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada, olay tarihinde gece bekçisi olduğu belirtilen İbrahim Kazmacı’nın tutuklanmasıyla dosyadaki tutuklu sayısı 26’ya yükseldi.

Emekli Tümgeneral Ethem Büyükışık’ın oğlu Dorukhan Büyükışık’ın ölümüyle ilgili dosya, ilk aşamada “intihar” olarak kayıtlara geçmişti. Ancak İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyayı yeniden ele almasıyla soruşturma farklı bir boyut kazandı. Soruşturma kapsamında daha önce inşaat firması sahipleri, şantiye görevlileri ve olay tarihinde görev alan bazı emniyet mensupları hakkında işlem yapılmıştı. Son olarak, hakkında gözaltı kararı bulunan ve Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nda yakalanan İbrahim Kazmacı tutuklandı.

Son tutuklama sınır kapısında geldi

Soruşturmada hakkında gözaltı kararı bulunan son şüpheli İbrahim Kazmacı’nın Edirne Kapıkule Sınır Kapısı’nda yakalandığı öğrenildi. Olay tarihinde inşaatın gece bekçisi olarak görev yaptığı belirtilen Kazmacı, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Mahkemeye çıkarılan Kazmacı hakkında tutuklama kararı verildi. Bu gelişmeyle birlikte Dorukhan Büyükışık dosyasında tutuklu sayısı 26’ya çıktı.

Soruşturma dosyasında daha önce de çok sayıda kişi gözaltına alınmış, aralarında inşaat firması sahipleri, dönemin emniyet yetkilileri, polis amirleri ve şantiye görevlilerinin bulunduğu bazı şüpheliler tutuklanmıştı.

2018’deki ölüm yeniden soruşturuldu

Dorukhan Büyükışık, 13 Mayıs 2018’de İzmir Narlıdere’de evinin yakınındaki bir inşaat şantiyesinde ölü bulundu. İlk kayıtlarda olay “intihar” olarak değerlendirildi. Ancak ailesinin itirazları, dosyadaki çelişkiler ve daha sonra yürütülen incelemeler üzerine dosya yeniden gündeme geldi.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın dosyayı tekrar açmasıyla olay yeri incelemesi, ilk tutanaklar, görevli personelin işlemleri ve şantiyede bulunan kişilerin beyanları yeniden değerlendirildi.

Süreç içinde ölümün yalnızca intihar olarak açıklanamayabileceğine ilişkin iddialar ve teknik değerlendirmeler dosyanın seyrini değiştirdi. Bu aşamada hem olay tarihinde görev yapan bazı emniyet mensupları hem de şantiye görevlileri hakkında ayrı hukuki süreçler başlatıldı.

Polisler hakkında görevi kötüye kullanma davası

Soruşturma kapsamında olayda görev alan bazı polisler hakkında “görevi kötüye kullanma” suçlamasıyla dava açıldı. Dosyada komiserler, polis memurları, komiser yardımcısı ve dönemin Narlıdere Karakol Amiri’nin isimleri yer aldı.

Bu kapsamda Atakan Kaçar, Deniz Asıcı, Duygu Öztürk, Fikret Sarıaslan, Halil Arslandağ, Musa Erikçi, Hüseyin Vurucu ve İsmail Köksal hakkında İzmir 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığı belirtildi.

Bu dava, olayın ilk inceleme aşamasındaki işlemlerin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği, olay yeri tespitlerinin sağlıklı yapılıp yapılmadığı ve ölümün kayıtlara geçirilme biçimi açısından önem taşıyor.

Şantiye görevlileri için kasten öldürme iddiası

Soruşturmanın devamında şantiyede görevli bazı bekçiler ve bir işçi hakkında daha ağır suçlamalar gündeme geldi. Hüseyin Kaya, Hulusu Aras, Tayfun Çakmakçı, Bilal Çelik ve Ali Gülbaşı hakkında “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırlandı.

İddianamede, ölümün maktulün sırt bölgesine sert ve etkili bir aletle vurulması sonrasında gerçekleşmiş olabileceği ve cesedin daha sonra bulunduğu konuma getirilmiş olabileceğine ilişkin bulgular bulunduğu aktarıldı.

Hazırlanan iddianame İzmir 21’inci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Daha sonra polisler hakkındaki dava ile şantiye görevlileri hakkındaki dosya birleştirildi. Bu kapsamda toplam 13 sanığın tutuksuz yargılanmasına devam edildiği belirtildi.

26 şüpheli için operasyon düzenlendi

Yargılama süreci devam ederken soruşturma genişletildi. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde 26 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi.

İzmir İl Jandarma Komutanlığı TEM Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından İzmir merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonlarda inşaat firması sahipleri, polis memurları, işçiler ve olayla bağlantılı olduğu değerlendirilen kişiler gözaltına alındı.

Jandarmadaki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden, aralarında Tanyer İnşaat Firması ortakları Mehmet Münir Tanyer ve Mehmet Taylan Tanyer’in de bulunduğu çok sayıda kişi tutuklandı.

Dönemin emniyet yetkilileri de dosyada

Tutuklananlar arasında dönemin Narlıdere Emniyet Müdürü İsmail Yalçın, dönemin Narlıdere Karakol Amiri İsmail Köksal, Olay Yeri İnceleme Büro Amiri Atakan Kaçar ve Grup Amiri Komiser Hüseyin Vurucu’nun da bulunduğu belirtildi.

Bu isimlerin dosyada yer alması, soruşturmanın yalnızca şantiye çevresiyle sınırlı olmadığını, olayın ilk soruşturma aşamasında görev yapan kamu görevlilerinin işlemlerinin de mercek altına alındığını gösteriyor.

Hukuki süreç bakımından bu aşamada tüm şüpheliler ve sanıklar için masumiyet karinesi geçerli. Suçlamaların kesinleşmesi ancak mahkeme kararıyla mümkün olacak.

Firari şüpheli yakalanıp tutuklanmıştı

Soruşturmada daha önce hakkında yakalama kararı bulunan saha mühendisi ve inşaat sorumlusu Yiğit Aykurt’un da yakalanarak tutuklandığı bildirilmişti.

Bir süredir yurt dışında firari durumda olduğu değerlendirilen Aykurt’un Türkiye’ye giriş yaptığı süreçte tespit edildiği ve İzmir İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince düzenlenen operasyonla yakalandığı aktarıldı.

Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Aykurt, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Son olarak İbrahim Kazmacı’nın da tutuklanmasıyla soruşturmadaki tutuklu sayısı 26’ya ulaştı.

Dosyanın seyri değişti

Dorukhan Büyükışık dosyası, Türkiye’de şüpheli ölüm vakalarında ilk tespitlerin, olay yeri incelemesinin ve adli sürecin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gösterdi.

İlk aşamada intihar olarak kayıtlara geçen dosyanın yıllar sonra yeniden açılması, soruşturmanın genişletilmesi, çok sayıda kamu görevlisi ve şantiye görevlisinin dosyaya dahil edilmesi, olayın hukuki boyutunu daha da büyüttü.

Bundan sonraki süreçte mahkeme, hem daha önce açılan davaları hem de genişleyen soruşturma kapsamındaki tutuklamaları dikkate alarak delilleri değerlendirecek. Olayın gerçek sebebinin, varsa sorumluların ve ilk soruşturmadaki eksikliklerin yargılama sonunda netleşmesi bekleniyor.

Gözler yargılama sürecinde

Dorukhan Büyükışık’ın ailesi uzun süredir olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep ediyordu. Dosyada tutuklu sayısının 26’ya yükselmesi, soruşturmanın artık çok daha geniş bir zeminde yürütüldüğünü ortaya koyuyor.

Süreçte hem “kasten öldürme” iddiası hem de kamu görevlilerinin ilk işlemlerine ilişkin “görevi kötüye kullanma” başlığı birlikte değerlendiriliyor. Bu nedenle dava, yalnız bir ölüm dosyası değil; aynı zamanda olay yeri incelemesi, adli sorumluluk, kamu görevi ve şüpheli ölüm vakalarının soruşturulması bakımından da yakından izleniyor.

Mahkemenin vereceği karar, Dorukhan Büyükışık’ın ölümünün hukuki niteliği ve dosyada adı geçen kişilerin sorumluluğu açısından belirleyici olacak.

www.sehitlerolmez.com