Rusya için çıkış kapısı Türkiye’de adil barıştan geçiyor
Rusya’nın Ukrayna savaşı için Türkiye’de görüşmelere açık olması, Putin’in tarihi hatadan dönme ihtimali olarak okunuyor.
Yusuf İnan
Gazeteci | Siyasi ve Stratejik Analist
Rusya’nın Ukrayna ile olası barış görüşmeleri için Türkiye seçeneğini yeniden gündeme getirmesi, Putin’in anlamsız savaşı bitirmeye yönelik geç de olsa bir çıkış aradığı şeklinde okunmalıdır.
Rusya, Ukrayna’yı işgal ederek yalnızca askeri değil, tarihi ve stratejik bir hata yaptı. Bu savaş Rusya’ya zafer getirmedi; aksine NATO’yu kendi sınırlarına yaklaştırdı, Ukrayna halkını kalıcı biçimde kendisinden uzaklaştırdı ve Moskova’nın çevre coğrafyalardaki güvenilirliğini ciddi biçimde sarstı. Bugün Türkiye’de barış ihtimalinin konuşulması, Kremlin açısından yalnızca diplomatik bir seçenek değildir. Bu, Rusya’nın uçurumun kenarından dönme ihtimalidir.
Türkiye masası Batı’yı dışarıda bırakma arayışı mı?
Rusya’nın barış görüşmeleri için Türkiye seçeneğini öne çıkarması, ilk bakışta Ankara’nın diplomatik ağırlığını gösteriyor. Ancak bunun arkasında daha derin bir stratejik hesap da yatıyor.
Moskova, Ukrayna savaşında Batı dünyasıyla doğrudan masaya oturduğunda hem yaptırımlar hem NATO genişlemesi hem de savaş suçları tartışmalarıyla karşı karşıya kalıyor. Türkiye ise farklı bir kanaldır. Ankara, hem NATO üyesidir hem de Moskova ile doğrudan konuşabilen nadir başkentlerden biridir. Bu nedenle Rusya, süreci Batı merkezli bir müzakere hattına sıkıştırmak yerine Türkiye üzerinden daha kontrollü, daha esnek ve daha az baskılı bir diplomatik zemin arıyor olabilir.
Fakat bu zemin, Rusya’nın hatasını örtmek için değil, hatadan dönmesi için kullanılmalıdır. Türkiye’de kurulacak masa, Ukrayna’nın egemenliğini zayıflatan değil, adil ve kalıcı barışı mümkün kılan bir masa olmalıdır.
Rusya’nın tarihi hatası Ukrayna’yı işgal etmek oldu
Putin yönetimi Ukrayna’yı işgal ederek sadece toprak hesabı yapmadı; kendi tarihsel etki alanını da parçaladı.
Ukrayna halkı ile Rus halkı arasında tarihsel, kültürel ve ailevi bağlar vardı. İki halkın iç içe geçmiş hikâyesi, savaşla birlikte kanlı bir kırılmaya dönüştü. Moskova, Ukrayna’yı kazanmak isterken Ukrayna toplumunu tamamen kaybetti. Daha önemlisi, Rusya’nın “güvenlik” gerekçesiyle başlattığı savaş, güvenlik tehdidini azaltmadı; aksine büyüttü. NATO daha önce hiç olmadığı kadar Rusya coğrafyasına yaklaştı. Avrupa ülkeleri savunma politikalarını yeniden düzenledi. Rusya’nın çevresindeki ülkelerde Moskova’ya duyulan güven sarsıldı.
Bu savaşın Rusya’ya sağladığı somut bir kazanç yoktur. Aksine Rusya, askeri gücünü tüketti, ekonomisini yıprattı, diplomatik alanını daralttı ve tarihsel imajını zedeledi.
Trump’ın gerçekçiliği Putin’e örnek olmalı
ABD’nin İran ile olan savaş durumunu yakın zamanda diplomatik bir mutabakatla barışa bağlaması, büyük güçlerin yıkıcı krizlerden diplomatik çıkış yolu bulabileceğini gösteren en taze ve önemli örnektir.
Washington yönetimi, askeri çatışmayı sürdürmenin ve bölgesel yangını büyütmenin maliyetini gördü; krizin derinleşmesine izin vermek yerine masayı ve adil bir barışı tercih etti. Trump yönetiminin bu konudaki gerçekçi vizyonu, maliyeti artan bir savaşı sonlandırmanın zayıflık değil, devlet aklı olduğunu tüm dünyaya gösterdi.
Putin’in de aynı gerçekçilikle hareket etmesi gerekir. Güvenlik bürokrasisinden gelen bir liderin, sahadaki ağır maliyeti ve stratejik kaybı görmemesi mümkün değildir. Savaş uzadıkça Rusya’nın askeri caydırıcılığı değil, stratejik açmazı daha görünür hale gelmektedir. Moskova’nın asıl ihtiyacı yeni cepheler açmak değil, tıpkı ABD-İran örneğinde olduğu gibi çatışmayı sonlandıracak adil bir geri dönüş yolunu inşa etmektir.
Bu yolun adı Türkiye’de barış masasıdır.
Kırım meselesi Türk dünyasında derin yara açtı
Rusya’nın Kırım’da ısrarı, yalnızca Ukrayna ile olan krizini derinleştirmiyor; Türk dünyasıyla ilişkilerini de içten içe zedeliyor. Kırım, Rusya’nın fiilen her türlü imkanından yararlanabildiği, Karadeniz stratejisinde zaten güçlü konumda olduğu bir bölgeydi. Fakat işgal, Kırım’ı ne Rusya için gerçek bir kazanca ne de Ukrayna halkı için istikrara dönüştürdü.
Kırım Tatarlarının yaşadığı hukuk ihlalleri, baskılar ve kimlik kaygıları yalnızca Ukrayna’da yankılanmıyor. Bu çığlık Türk ve İslam coğrafyasında da duyuluyor. Bugün Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan ve diğer Türk cumhuriyetlerinde Rusya’ya bakış değişiyor. Alfabe tartışmaları, dil politikaları, kültürel yönelimler ve dış politika tercihleri, Moskova’dan uzaklaşmanın net işaretlerini veriyor.
Rusya bunu görmüyorsa stratejik körlük içindedir. Görüyorsa, barışa direnmemelidir.
Çin’in stratejisi Rusya’ya ders olmalı
Rusya’nın önünde Çin örneği duruyor. Çin, dünya ekonomisini kendisine bağımlı hale getiren uzun vadeli bir strateji izliyor. Cephede kan kaybetmek yerine üretimde, ticarette, teknolojide ve lojistikte güç biriktiriyor.
Rusya ise savaşla kendi en güçlü kozlarından birini kaybetme noktasına geldi: enerji pazarı. Avrupa, Rus enerji kaynaklarının en büyük müşterilerinden biriydi. Savaş, bu bağı koparma sürecini hızlandırdı. Moskova, tankla kazandığını sandığı alanları enerji, ticaret ve diplomasi masasında kaybetti. Çin dünyaya ürün satarken, Rusya dünyaya korku satmaya çalıştı. Fakat 21. yüzyılda kalıcı güç, yalnızca askeri kapasiteyle değil; ekonomi, teknoloji, güvenilirlik ve stratejik sabırla inşa ediliyor.
Suriye kaybı ve güvenilirlik krizi
Rusya için en büyük itibar kayıplarından biri de Suriye dosyasında yaşandı. Moskova yıllarca Suriye rejiminin en güçlü hamisi olarak görüldü. Ancak Suriye’nin içine düştüğü yıkım ve Rusya’nın Ukrayna savaşı nedeniyle dikkatini bölmesi, Moskova’nın müttefiklerine verdiği güvenceyi de tartışmalı hale getirdi.
Artık Ermenistan’dan Orta Asya’ya, Kafkasya’dan Türk dünyasına kadar geniş bir coğrafyada şu soru soruluyor: Rusya’nın garantisi ne kadar güvenilir? Bu yalnızca jeopolitik bir gerileme değil, psikolojik bir çözülmedir. Devletler yalnız güçlü olanla değil, güvenilir olanla yürür. Rusya ise Ukrayna savaşıyla gücünü gösterdiğini sandı; fakat müttefikleri nezdindeki güvenilirliğini yitirdi.
Barış Rusya için yenilgi değil, kurtuluş olur
Rusya bugün işgal ettiği bölgelerden çekilip Ukrayna’nın egemenliğini tanıyan adil bir barışa imza atsa, bu Moskova için yenilgi değil, tarihi bir kurtuluş olur.
İçeride bunu anlatmak Putin için kolay olmayabilir. Fakat savaşın devamı çok daha ağır bir bedel doğuruyor. Üstelik Rusya sadece çekilmekle yetinmemeli; Ukrayna’da yıktığı şehirlerin yeniden inşasına da katkı sunmalıdır. Bu, Moskova’nın Ukrayna halkı nezdinde tamamen kaybettiği imajı kısmen de olsa onarma fırsatı olabilir. Barış masası, yalnızca ateşkesi değil, yeniden inşayı da konuşmalıdır. Yıkımı başlatan tarafın, onarımda sorumluluk üstlenmesi tarihi bir mecburiyettir.
Erdoğan, Zelenskiy ve Putin masası kurulmalı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’de bir araya gelmesi, insanlığın önündeki en büyük krizlerden birini kapatma fırsatı doğurabilir.
Türkiye bu süreçte yalnızca ev sahibi değil, denge kurucu aktör konumundadır. Fakat barış, Ukrayna’nın iradesini zayıflatan bir dayatma olamaz. Barış; Ukrayna’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü, güvenlik ihtiyaçlarını ve savaşın yol açtığı yıkımın telafisini esas almalıdır.
Son söz: Rusya barışla toparlanabilir
Putin’in önünde iki yol var. Birinci yol, hatada ısrar etmek ve Rusya’yı Kırım’da, Kafkasya’da, Orta Asya’da ve Türk dünyasında daha yalnız bırakacak derin bir krizin içine çekmek. İkinci yol ise Türkiye’de adil barışa imza atmak, işgalin ağır yükünü sona erdirmek ve Rusya’yı yeniden güvenilir bir aktör haline getirmektir.
Bu savaş Rusya’ya hiçbir şey kazandırmadı. Ama barış, Rusya’ya hâlâ çok şey kazandırabilir. Türkiye’de kurulacak adil bir masa, sadece Ukrayna için değil, Rusya için de bir kurtuluş kapısıdır.
Yusuf İnan
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













