Türker’in çıplak arama iddiasına Gül’den soruşturma mesajı
AK Partili Abdulhamit Gül, Fatoş Pınar Türker’in çıplak arama ve tehdit iddiaları için “Kim ne yapmışsa takip edeceğiz” dedi.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Fatoş Pınar Türker’in çıplak arama ve tehdit iddialarıyla ilgili “Kim ne yapmışsa gözünün yaşına bakmadan takip edeceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik soruşturma kapsamında tutuklu bulunan İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker’in mahkemede dile getirdiği gözaltı iddiaları, TBMM gündemine taşındı. Türker, duruşmadaki savunmasında gözaltı sırasında çıplak aramaya maruz kaldığını ve çocukları üzerinden tehdit edildiğini öne sürdü. İddialara ilişkin konuşan AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, işkence ve şiddete karşı tutumlarının net olduğunu belirterek, kamu görevlisi dahil kim yanlış yapmışsa bunun takip edileceğini söyledi.
Gül: Tutumumuz çok nettir
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, TBMM Genel Kurulu’nda gündeme gelen iddialara ilişkin yaptığı değerlendirmede, işkence ve şiddetin kabul edilemez olduğunu söyledi.
Gül, “İşkence ile şiddet, asla bizim kabul etmediğimiz bir tutumdur. Bu konuda bizim tutumumuz çok nettir” ifadelerini kullandı.
Gül ayrıca, iddialarda kamu görevlilerinin adı geçmesi halinde bunun görmezden gelinmeyeceğini belirtti. Açıklamasında, “Bir kamu görevlisinin bile bir yanlışı varsa bu, bizim siyasal anlayışımıza, insan onuru anlayışımıza aykırıdır. Kim ne yapmışsa gözünün yaşına bakmadan tüm kurumlar bunun takibini yapacaktır” dedi.
Bu açıklama, iktidar kanadından Türker’in iddialarına ilişkin verilen en dikkat çekici mesajlardan biri olarak değerlendirildi.
Türker mahkemede ne iddia etti?
İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, İBB davasındaki 47. duruşmada yaptığı savunmada gözaltı sürecine ilişkin ağır iddialar dile getirdi.
Türker, Vatan Emniyet’e götürüldüğünde büyük korku yaşadığını, o anda “buradan çıkamam” diye düşündüğünü ve ölüm düşüncesinin geliştiğini söyledi. Yaşadığı süreci “kabus” olarak niteleyen Türker, gözaltı sırasında çıplak aramaya maruz kaldığını iddia etti.
Savunmasında bir polis memurunun kendisinden kıyafetlerini çıkarmasını istediğini öne süren Türker, bu uygulamanın insan onurunu kırıcı olduğunu belirtti. Türker’in iddiaları, özellikle kadın hakları, ceza muhakemesi uygulamaları ve gözaltı koşulları açısından kamuoyunda tartışma yarattı.
Çocukları üzerinden tehdit edildiğini öne sürdü
Türker’in mahkemede dile getirdiği bir diğer iddia ise çocukları üzerinden tehdit edildiği yönünde oldu. Türker, savcıyla arasında geçtiğini öne sürdüğü bir konuşmayı aktararak, çocuklarının reşit olmaması üzerinden baskı gördüğünü savundu.
“Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarımla tehdit ettiler” diyen Türker, gözaltı sürecindeki psikolojik baskının yalnız kendisini değil, annelik kimliğini ve ailesini de hedef aldığını iddia etti.
Bu iddia, muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri tarafından da gündeme taşındı. Muhalefet temsilcileri, Türker’in beyanlarının araştırılması ve hem adli hem de idari soruşturma yürütülmesi çağrısında bulundu.
İstanbul Emniyeti iddiaları kabul etmedi
Türker’in mahkemedeki açıklamalarının ardından İstanbul Emniyeti’nden de açıklama yapıldığı bildirildi. Emniyetin, iddiaları kabul etmediği ve gözaltı sürecine ilişkin suçlamaları reddettiği aktarıldı.
Bu nedenle dosyada iki ayrı başlık öne çıkıyor. Bir tarafta Türker’in mahkeme huzurunda dile getirdiği çıplak arama ve tehdit iddiaları bulunuyor. Diğer tarafta ise güvenlik birimlerinin bu iddiaları reddeden açıklaması yer alıyor.
Hukuki süreç bakımından iddiaların açıklığa kavuşması için kamera kayıtları, gözaltı tutanakları, avukat görüşmeleri, sağlık raporları, görevli personel beyanları ve varsa diğer delillerin değerlendirilmesi önem taşıyor.
Muhalefetten araştırma çağrısı
Türker’in iddiaları, muhalefet partilerinin de gündemine girdi. Muhalefet temsilcileri, özellikle çıplak arama iddiası ve çocuklar üzerinden tehdit edildiği yönündeki beyanların ciddi olduğunu belirterek, olayın tüm yönleriyle araştırılmasını istedi.
Muhalefet kanadı, bu tür iddiaların yalnızca bireysel bir şikâyet olarak kalmaması gerektiğini savunuyor. İnsan onurunu hedef alan uygulamalar varsa bunların açığa çıkarılması, sorumlular hakkında işlem yapılması ve benzer iddiaların tekrar etmemesi için kurumsal tedbir alınması gerektiği belirtiliyor.
Bu çağrılar, TBMM’de gözaltı uygulamaları, cezaevi ve emniyet süreçleri ile insan hakları standartlarının yeniden tartışılmasına neden oldu.
İnsan onuru ve gözaltı uygulamaları tartışması
Çıplak arama iddiaları Türkiye’de uzun süredir insan hakları, ceza muhakemesi ve güvenlik uygulamaları bağlamında tartışılıyor. Hukukçulara göre arama işlemlerinin kanuni sınırlar içinde, ölçülü, kayıt altına alınmış ve insan onuruna uygun biçimde yapılması gerekiyor.
Gözaltı altındaki kişilerin fiziksel ve psikolojik bütünlüğünün korunması, hem anayasal güvence hem de uluslararası insan hakları standartları açısından temel ilke kabul ediliyor. Bu nedenle işkence, kötü muamele, tehdit veya onur kırıcı muamele iddiaları, siyasi kimlikten bağımsız olarak ciddiyetle incelenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Abdulhamit Gül’ün açıklamasında “insan onuru” vurgusu yapması da bu açıdan dikkat çekti. Gül, iddialar doğruysa bunun kendi siyasal anlayışlarına da aykırı olduğunu ifade etti.
Süreç nasıl ilerleyebilir?
Türker’in mahkemedeki beyanlarının ardından gözler ilgili adli ve idari makamlara çevrildi. İddiaların araştırılması için savcılık veya ilgili denetim birimleri tarafından inceleme yapılması, görevli personelin ifadesinin alınması ve kayıtların incelenmesi gündeme gelebilir.
Bu tür iddialarda en önemli nokta, sürecin şeffaf ve belgeye dayalı yürütülmesi. Hem iddiada bulunan kişinin beyanlarının ciddiyetle ele alınması hem de adı geçen kamu görevlilerinin savunma hakkının korunması gerekiyor.
Gül’ün “kim ne yapmışsa takip edeceğiz” açıklaması, iktidar kanadının olayın üzerinin kapatılmayacağı yönünde mesaj verdiği şeklinde yorumlandı. Ancak kamuoyunun beklentisi, bu sözlerin somut bir idari ve adli incelemeye dönüşüp dönüşmeyeceği olacak.
Siyasi tartışma hukuk zeminine taşındı
Fatoş Pınar Türker’in mahkemedeki iddiaları, İBB soruşturmasının siyasi boyutunun ötesinde, gözaltı uygulamaları ve insan hakları başlıklarını da gündeme taşıdı.
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül’ün açıklaması, iktidarın bu tür iddialar karşısında kamu görevlilerini peşinen koruyan bir tutum almayacağı mesajı olarak öne çıktı. Muhalefet ise olayın yalnız sözlü açıklamalarla geçiştirilemeyeceğini, resmî soruşturma ve denetim sürecinin işletilmesi gerektiğini savunuyor.
Bundan sonraki aşamada hem mahkeme sürecinde Türker’in beyanlarının nasıl değerlendirileceği hem de ilgili kurumların iddialara ilişkin nasıl bir inceleme yürüteceği yakından izlenecek.













