Savaşı Trump’ın İradesi mi, Allah'ın İradesi mi Bitirecek? Savaşın Manevi Kodları

Zelenskiy barış için Haziran'ı işaret ederken, Putin'in okuduğu ayetler ve Ukraynalı askerlerin rüyaları savaşın manevi boyutunu gözler önüne seriyor.

Savaşı Trump’ın İradesi mi, Allah'ın İradesi mi Bitirecek? Savaşın Manevi Kodları

  • Yusuf İnan
  • Gazeteci |Siyasi & Stratejik Analist 

Trump’ın İradesi mi, Sünnetullah’ın Tecellisi mi? Savaşın Manevi Kodları ve Ukrayna’nın "Ölümsüz" Askerleri

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, geçtiğimiz günlerde savaşın sona erme takvimine dair şimdiye kadarki en net ifadelerinden birini kullandı. "Savaşın bitişi Trump’ın iradesine bağlı" diyen Zelenskiy, bunun için Haziran ayını işaret etti. Siyasi analistler, diplomatlar ve stratejistler bu açıklamayı Beyaz Saray’daki koltuk değişimi, Cumhuriyetçi kanadın baskısı veya Batı’nın yorgunluğu üzerinden okuyabilir. Bu, konjonktürel açıdan doğru bir öngörü de olabilir. Ancak meseleye sadece jeopolitik satranç tahtasından bakmak, yaşanan trajedinin "manevi sebeplerini" ve ilahi yasaların (Sünnetullah) işleyişini ıskalamak demektir.

Savaşlar, sadece top ve tüfekle yapılan mücadeleler değildir; onlar aynı zamanda kavimlerin, milletlerin ve liderlerin manevi sınavlarıdır. Bugün Rusya ve Ukrayna arasında sıkışıp kalan, ancak küresel bir yangına dönüşen bu çatışmayı anlamak için Moskova veya Washington’a bakmak yetmez; bakışlarımızı "Levh-i Mahfuz"un yeryüzündeki yansımalarına, yani ilahi mesajlara çevirmemiz gerekir.

Putin’in Okuduğu Ayetler ve Savaşın "Sır"lı Mesajı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu savaşın en kritik dönemeçlerinde, belki de İslam dünyasının liderlerinden bile daha gür bir sesle Kur’an-ı Kerim’e başvurdu. Putin’in, Müslümanların kutsal kitabına bu denli hakim olması, ayetleri sadece bilmekle kalmayıp, o ayetlerin "sırrını" stratejik bir zamanlamayla tüm insanlığa duyurması, sıradan bir siyasi manevra olarak görülemez.

Hatırlayalım; Putin, Âl-i İmrân Suresi'nin 103. ayetini okumuştu: "Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirine düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz."

Ve yine bir başka toplantıda, zaferin ve Allah’a yönelişin müjdecisi olan Nasr (İzâcâe) Suresi ile seslendi: "Allah’ın yardımı ve fetih geldiği zaman, ve insanların, Allah’ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğün zaman, hemen Rabbini överek tesbih et ve O’ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir."

Putin’in bu ayetleri seçmesi tesadüf değildir. O, bilerek veya bilmeyerek, Kur’an’ın evrensel mesajını tebliğ etmiştir. Âl-i İmrân Suresi’ndeki o muazzam hakikat, savaşın da barışın da sahibinin Allah olduğunu haykırır. Kalpleri birbirine düşman eden de, o kalpleri telif edip (birleştirip) ısındıran da yalnızca O’dur. Bir lider, ne kadar güçlü olursa olsun, Allah’ın "El-Câmi" (Birleştiren) ve "El-Vedûd" (Seven/Sevdiren) isimleri tecelli etmedikçe, iki düşman halkı barıştıramaz.

Burada düşündürücü bir paradoks var: Bu ayetleri okuyan, ilahi mesajın derinliğini kavrayan bir liderin, kendi kültüründen ve tarihinden bir parçayı, bir komşusunu işgal etmesi; milyonlarca insanın ölümüne, şehirlerin viraneye dönmesine sebep olması nasıl açıklanabilir? İşte burası, "Nimet ve Şükür" denkleminin devreye girdiği yerdir.

Paratonerler ve İlahi Gazap

Her ülkenin, her toplumun manevi paratonerleri vardır. Bunlar; o toplumun içindeki iyiler, dua edenler, Allah’a şükredenler ve zulme rıza göstermeyenlerdir. Bir ülkeden bu paratonerler çekildiğinde veya zorla çıkarıldığında; o toplum nimete nankörlük ettiğinde, ilahi koruma kalkanı kalkar. Kur’an-ı Kerim meallerini okuyan herkes, tarihin bu değişmez yasasını görebilir. Bizden önce nice medeniyetler, nice güçlü ordular gelip geçmiştir. Allah onlara büyük nimetler, zenginlikler ve güç vermiştir. Ancak o nimete teşekkür etmeyen, gücü zulüm aracı olarak kullanan kavimler, "bir sebep" ile helak olmuşlardır. Bazen bir doğal afet, bazen de işte böyle içinden çıkılmaz bir savaş...

Bugün Rusya, kazandığını sandığı toprakları alt alta yazsa, kaybettiği maneviyatı, insan kaynağını ve huzuru geri getirebilir mi? Bu savaşın kazananı yoktur ve olmayacaktır. Çünkü zulüm ile abâd olunmaz. Ancak savaşın bitişi de yine aynı manevi yasaya bağlıdır: Dönüş.

Savaşın sona ermesi; sadece diplomatik masalarda değil, kalplerde Allah’a dönmekle, yanlıştan dönmekle mümkündür. İslam inancında "Yer gök dua ile ayakta durur" denilir. Bugün bilimin "en zirve" dediği noktada bile, kainatın kusursuz işleyişinde Kur’an’ın bayrağının dalgalandığını görüyoruz. Eğer Ukrayna halkı ve Rusya halkı, Kur’an’ın bu evrensel çağrısını duyar; Allah’ın verdiği nimetlere (hayata, toprağa, rızka) teşekkür eder ve şükür secdesine kapanırsa, Allah Âl-i İmrân’da vaat ettiği gibi kalpleri birbirine yaklaştıracaktır. 5 milyona yakın insanın öldüğü, milyonlarcasının yurtsuz kaldığı bu yangını söndürecek su, "istiğfar" (bağışlanma dileği) suyudur.

Ukrayna’nın "Ölmeyen" Şehitleri ve Rüya Gerçeği

Savaşın manevi boyutunu en çarpıcı şekilde ortaya koyan hadise ise bizzat sahada, Ukrayna’daki acılı ailelerle yapılan görüşmelerde gizlidir.

Savaşta hayatını kaybeden askerlerin eşleri, anneleri ve çocuklarıyla yaptığım röportajlarda, onlara şu soruyu yönelttim: "Şehit olan eşini, babanı veya kardeşini rüyanda gördün mü?"

Aldığım cevaplar, tüyler ürpertici olduğu kadar, Kur’an-ı Kerim’in bir başka mucizesini de tasdik eder nitelikteydi. Aileler, gözyaşları içinde şunu anlattılar: "Evet görüyoruz. Ve bize ısrarla şunu söylüyorlar: 'Biz ölmedik! Neden ağlıyorsunuz? Biz sadece başka bir görevdeyiz. Ukrayna’nın zaferi için, iyilik için savaşmaya devam ediyoruz. Biz buradayız, yaşıyoruz.'"

Bu ifadeler, Bakara Suresi 154. Ayet ve Âl-i İmrân Suresi 169. Ayet’in canlı bir tefsiri gibidir: "Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyiniz. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız."

Ukraynalı askerlerin çoğu Hristiyan olabilir. Ancak Allah’a iman etmek, vatanını, ailesini, namusunu ve toprağını korumak için canını feda etmek; fıtratın ve ilahi adaletin bir gerçeğidir. Bu askerlerin rüyalarda "Biz ölmedik" diye haykırması, onların Allah katında bir "şehitlik" mertebesine, bir ölümsüzlüğe ulaştığını gösterir. İman sırrı, dinin etiketlerinde değil, kalbin ve eylemin hakikatinde gizlidir. Allah, vatanı ve milleti için can veren, zulme karşı duran kullarını, hangi dinden olursa olsun, kendi adalet terazisinde mükafatlandırır. Altlarından ırmaklar akan cennetler, sadece bir isimden ibaret değil, hak edilmiş bir ebedi huzur yurdudur.

Bu rüyalar, Ukrayna halkına verilen en büyük manevi tesellidir. Onlar, kaybettiklerini sandıkları evlatlarının, aslında daha yüce bir boyutta, "diri" olduklarını bilmelidirler.

Barışın Anahtarı Washington'da Değil

İşte tam bu noktada, Zelenskiy’nin "Savaş Trump’ın iradesiyle biter" sözü eksik kalmaktadır. Trump, Putin veya Zelenskiy... Hepsi birer "sebep"tir. Asıl "Müsebbibü'l-esbâb" (Sebepleri Yaratan) Allah’tır.

Trump’ın iradesi, ancak ve ancak Allah’ın "Külli İradesi" izin verirse tecelli edebilir. Allah istemezse, tüm dünya liderleri bir araya gelse, en büyük barış anlaşmalarını imzalasa, o barış kağıt üzerinde kalır. Kalpler ısınmazsa, eller tetikten çekilmez. Ancak Allah dilerse; en katı kalpler yumuşar, en büyük nefretler sevgiye dönüşür ve savaş bir anda biter.

Ukrayna halkı, ABD ve Avrupa’dan gelen tır dolusu yardımların, silahların veya paranın arkasında; aslında Allah’ın elini görmelidir. O yardımlar, Batı’nın cömertliğinden değil, Allah’ın mazluma olan merhametinden, Rezzak isminden gelmektedir. Ukrayna halkı, bu yardımların arkasındaki İlahi İradeyi görüp, yüzünü Washington’a veya Brüksel’e değil, doğrudan Yaratıcı’ya çevirdiğinde; şükür makamına eriştiğinde ve tövbe ettiğinde, savaşın seyri değişecektir.

Allah’ın gayretullahına dokunan bir iş yapılmış, bir zulüm işlenmiş veya bir nimete nankörlük edilmişse, bunun bedeli ağır olur. Gazabın kalkmasının yolu, o gazabı çeken sebeplerin ortadan kaldırılmasıdır. Yanlıştan dönmek, tövbe etmek ve Allah’ın verdiği her nefese şükretmek...

Ukrayna çok çile çekti. Rusya halkı da bu anlamsız savaşın yükü altında ezildi. Bugün yapılması gereken; Zelenskiy’nin Haziran takvimine değil, ilahi takvime odaklanmaktır. Savaşın bitişi için gereken şartlar bellidir:

  1. İtiraf ve Tövbe: Hataları kabul edip, Allah’tan mağfiret dilemek (Putin’in okuduğu Nasr Suresi’ndeki gibi).

  2. Şükür: Gelen yardımı Allah’tan bilip O’na teşekkür etmek.

  3. Dua: Yer ve göğün sahibi olan Allah’tan, kalpleri birleştirmesini istemek.

Allah, iyilerin, masumların ve vatanı için canını feda eden o "ölümsüz" şehitlerin hürmetine bu acıları dindirsin. Kin ve nefret tohumlarını kurutup, yerine barış ve kardeşlik tohumlarını yeşertsin. Unutulmamalıdır ki; Trump sadece bir vesiledir, hüküm ve mülk Allah’ındır. Savaşları başlatan hırslar olabilir ama bitirecek olan sadece ve sadece O’nun merhametidir.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.