Yusuf İnan yazdı, Putin İstanbul’u işaret etti: Türkiye’de adil barış gündemde

Putin’in İstanbul mutabakatları temelinde görüşmeye hazırız açıklaması, Yusuf İnan’ın Türkiye’de adil barış analizini yeniden gündeme taşıdı.

Yusuf İnan yazdı, Putin İstanbul’u işaret etti: Türkiye’de adil barış gündemde

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna ile İstanbul mutabakatları temelinde yeniden masaya oturmaya hazır olduklarını açıklaması, Türkiye merkezli adil barış seçeneğini yeniden gündeme taşıdı.

Putin’in kabine toplantısında yaptığı açıklamalar, Rusya-Ukrayna savaşında diplomasi ihtimalinin yeniden tartışıldığı bir dönemde geldi. Rus lider, gelecekte yürütülecek görüşmelerin 2022’de İstanbul’da varılan mutabakatlar, Anchorage’da ele alınan başlıklar, sahadaki askeri gerçekler ve daha önce Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda dile getirdiği ilkeler temelinde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Bu açıklama, gazeteci ve stratejik analist Yusuf İnan’ın 18 Haziran’da kaleme aldığı “Rusya için çıkış kapısı Türkiye’de adil barıştan geçiyor” başlıklı köşe yazısında vurguladığı Türkiye merkezli barış masası fikrini yeniden öne çıkardı.

Putin İstanbul mutabakatlarını yeniden gündeme getirdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna ile yürütülebilecek yeni diplomatik girişimlerde İstanbul sürecine özel vurgu yaptı. Putin, Rusya’nın daha önce İstanbul’da varılan mutabakatlar temelinde Ukrayna ile barış görüşmelerine hazır olduğunu ifade etti.

Rus lider, bu sürecin yalnızca İstanbul’daki başlıklarla sınırlı kalmaması gerektiğini; Anchorage’da ABD Başkanı Donald Trump ile yapılan görüşmede ele alınan şartların, sahadaki askeri gerçeklerin ve Rusya’nın daha önce açıkladığı ilkelerin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Putin’in “sahadaki gerçekler” vurgusu, Moskova’nın müzakerelere kendi askeri kazanımları ve mevcut cephe durumu üzerinden yaklaşmak istediğini gösteriyor. Bu nedenle açıklama, tek başına barışa dönüş mesajı olarak değil, Rusya’nın müzakere pozisyonunu yeniden tanımlama girişimi olarak da okunuyor.

Yusuf İnan’ın analizi ne diyordu?

Yusuf İnan, 18 Haziran’da yayımlanan yazısında Rusya’nın Ukrayna savaşından çıkış için Türkiye’de kurulacak adil bir barış masasına ihtiyaç duyduğunu savunmuştu.

İnan’a göre Rusya, Ukrayna’yı işgal ederek yalnızca askeri değil, tarihi ve stratejik bir hata yaptı. Bu savaş, Moskova’ya beklediği zaferi getirmedi; aksine NATO’yu Rusya sınırlarına yaklaştırdı, Ukrayna toplumunu Rusya’dan kalıcı biçimde uzaklaştırdı ve Moskova’nın çevre coğrafyalardaki güvenilirliğini sarstı.

Yazıda Türkiye’nin özel rolüne dikkat çekilmişti. Ankara’nın hem NATO üyesi hem de Moskova ile doğrudan konuşabilen nadir başkentlerden biri olduğu vurgulanmış, bu nedenle Türkiye’nin Rusya için Batı merkezli baskı hattından farklı bir diplomatik çıkış kapısı olabileceği belirtilmişti.

Putin’in İstanbul mutabakatlarını yeniden hatırlatması, bu analizde işaret edilen Türkiye merkezli diplomatik zeminin siyasi önemini artırdı.

Türkiye masası neden kritik?

Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında başından bu yana özel bir konumda bulunuyor. Ankara, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savunurken Moskova ile diplomatik kanalları tamamen kapatmayan nadir aktörlerden biri oldu.

Bu denge, Türkiye’yi klasik arabuluculuk çizgisinin ötesinde stratejik bir temas noktası haline getiriyor. İstanbul’da daha önce yapılan görüşmeler, tarafların en azından belirli başlıklarda aynı masaya oturabileceğini göstermişti.

Yusuf İnan’ın analizinde de Türkiye masası, Rusya’nın hatasını örtmesi için değil, hatadan dönmesi için bir fırsat olarak tanımlanmıştı. Bu bakımdan Türkiye’de kurulacak olası masa, Ukrayna’nın egemenliğini zayıflatan bir pazarlık zemini değil, adil ve kalıcı barışı mümkün kılacak bir diplomatik alan olmak zorunda.

Putin’in mesajı barış mı, taktik hamle mi?

Putin’in açıklaması önemli olmakla birlikte, Moskova’nın şartları dikkatle okunmalı. Rusya’nın “sahadaki gerçekler” vurgusu, işgal altında bulunan bölgelerin müzakere masasında fiili durum olarak kabul edilmesini istemesi anlamına gelebilir.

Bu nedenle Putin’in İstanbul çıkışı, bir yandan diplomasi kapısını aralarken diğer yandan Rusya’nın kendi pozisyonunu güçlendirme çabası olarak da değerlendirilebilir.

Adil barış, yalnızca ateşkes anlamına gelmez. Adil barış; Ukrayna’nın egemenliğini, toprak bütünlüğünü, güvenlik ihtiyaçlarını ve savaşın yol açtığı yıkımın telafisini esas almak zorundadır. Aksi halde kurulacak masa, kalıcı çözüm üretmek yerine yeni bir krizin zeminini hazırlayabilir.

Ukrayna’nın iradesi dışlanamaz

Ukrayna savaşı hakkında kurulacak herhangi bir masada en temel ilke, Ukrayna’nın kendi geleceği üzerinde söz sahibi olmasıdır. Kiev’in iradesi dışında şekillenecek bir diplomatik formül, sürdürülebilir barış üretmez.

Bu nedenle Türkiye merkezli olası bir masa, yalnızca Moskova’nın çıkış arayışı olarak değil, Ukrayna’nın güvenlik ve egemenlik taleplerini garanti altına alacak bir süreç olarak tasarlanmalıdır.

Yusuf İnan’ın yazısında da bu nokta açık biçimde vurgulanmıştı. Erdoğan, Zelenskiy ve Putin’in Türkiye’de bir araya gelebileceği bir masa fikri, Ukrayna’nın iradesini devre dışı bırakan değil, doğrudan merkeze alan bir barış zemini olarak ele alınmıştı.

Rusya için barış yenilgi değil çıkış olabilir

İnan’ın analizinde öne çıkan temel tezlerden biri de barışın Rusya için yenilgi değil, stratejik kurtuluş olabileceğiydi.

Rusya savaşla askeri gücünü tüketti, ekonomisini yıprattı, enerji pazarındaki avantajlarını kaybetmeye başladı ve diplomatik güvenilirliğini zedeledi. Kırım meselesi Türk dünyasında derin bir yara açarken, Ukrayna savaşı Moskova’nın Kafkasya, Orta Asya ve çevre coğrafyalardaki etkisini de tartışmalı hale getirdi.

Putin’in İstanbul mutabakatlarına dönüş mesajı, bu açıdan Rusya’nın maliyeti artan savaştan diplomatik bir çıkış arayışı olarak da okunabilir. Ancak bu çıkışın gerçek anlamda değer kazanması için Moskova’nın yalnızca masaya dönmesi değil, adil barış fikrine de yaklaşması gerekir.

Sonuç: Türkiye fırsat kapısı, şartı adil barış

Putin’in İstanbul mutabakatları temelinde müzakereye hazır olduklarını açıklaması, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşındaki diplomatik ağırlığını yeniden gündeme getirdi.

Ancak bu gelişme abartılı bir iyimserlikle okunmamalı. Moskova’nın şartları, Kiev’in güvenlik talepleri, Batı’nın pozisyonu ve sahadaki askeri durum sürecin hâlâ son derece kırılgan olduğunu gösteriyor.

Yusuf İnan’ın günler önce işaret ettiği Türkiye merkezli adil barış seçeneği, Putin’in açıklamasıyla daha görünür hale geldi. Fakat barış masası ancak Ukrayna’nın egemenliği, toprak bütünlüğü, güvenliği ve yeniden inşa hakkı üzerine kurulursa anlamlı olur.

Türkiye bu süreçte kritik bir rol oynayabilir. Ancak Türkiye’de kurulacak masa, Rusya’nın işgalini meşrulaştıran değil, savaşı adil biçimde sona erdiren bir masa olmalıdır.

www.sehitlerolmez.com