Baba ve oğul şehadetle tarih yazdı: Erol ve Abdullah Tayyip Olçok

Reklamcılık dünyasının önemli ismi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yol arkadaşı Erol Olçok, 15 Temmuz gecesi 16 yaşındaki oğlu Abdullah ile birlikte Boğaziçi Köprüsü’nde darbecilere karşı koyarken şehit düştü. Şehadetleri milletin hafızasında iz bıraktı.

Baba ve oğul şehadetle tarih yazdı: Erol ve Abdullah Tayyip Olçok

Baba ve oğul şehadetle tarih yazdı: Erol ve Abdullah Tayyip Olçok

ŞEHİTLER ÖLMEZ / TÜRKİYE

Cumhurbaşkanının yol arkadaşı, oğluyla birlikte şehit düştü

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’nin kaderini değiştiren direnişte öne çıkan simalardan biri de Erol Olçok’tu. Sadece bir reklamcı değil; aynı zamanda AK Parti’nin kurucu vizyonuna yön veren isim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 1993’ten beri en yakın çalışma arkadaşlarından biriydi. O gece, yanına 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip Olçok’u da alarak Boğaziçi Köprüsü’ne (bugünkü adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) gitti. İkili, darbecileri ikna etmeye çalışırken hedef oldular. Abdullah olay yerinde, Erol Olçok ise hastanede şehit oldu.

Çorum’dan İstanbul’a bir başarı öyküsü

Erol Olçok, 1962 yılında Çorum’un Mecidiyekavak köyünde dünyaya geldi. Köy okulundan imam hatip lisesine, oradan İstanbul Üniversitesi Estetik ve Sanat Tarihi bölümüne uzanan bir eğitim hayatı geçirdi. 1980’li yıllarda reklamcılıkla tanıştı. Slayt Reklam, Rekpa Reklam ve Ajans E gibi oluşumların ardından 1998’de Arter Reklam Ajansı’nı kurdu. Erdoğan’ın İstanbul İl Başkanlığı döneminden itibaren en yakın çalışma arkadaşıydı. AK Parti’nin kurumsal kimliğini tasarlayan isim olarak siyasi iletişim tarihine adını yazdırdı.

AK Parti’nin dili ve kimliği onun imzasını taşıyor

“Durmak yok yola devam”, “Aynı yoldan geçmişiz biz”, “Bayrak”, “Fors” gibi seçim kampanyalarının arkasında hep Erol Olçok’un yaratıcılığı vardı. Hem bir stratejist hem bir iletişim ustası olarak, siyasi kampanyalarda duyguyu, cesareti ve umudu birlikte işlemişti. AK Parti’nin marka dili, onun çizdiği çerçevede şekillendi.

“Sen nereye, ben oraya”

Darbe girişimini öğrenir öğrenmez evinden çıkan Erol Olçok, oğluna evde kalmasını söyledi. Ancak Abdullah Tayyip, “Sen nereye ben oraya” diyerek babasının yanında olmayı tercih etti. Önce Altunizade, ardından Boğaziçi Köprüsü’ne yürüdüler. Kalabalık büyürken Erol Olçok, “Bu vatan bizim, kimse bizden alamaz” diyerek halkı cesaretlendirdi.

Kurşunlar bir milleti hedef aldı

Kalabalık tekbir getirerek ilerlerken, darbeci askerler hedef gözetmeden halkın üzerine ateş açtı. Erol Olçok askerleri ikna etmeye çalıştı ancak başarılı olamayacağını anlayınca oğlunu güvenli bir yere götürmek istedi. Bu sırada vuruldu. Yardım etmek isteyen Abdullah da zırh delici iki mermiyle yere yığıldı. Oğul Olçok olay yerinde, baba Olçok ise hastanede şehadete ulaştı.

Erdoğan’ın gözyaşları

Marmara İlahiyat Fakültesi Camii’nde düzenlenen cenaze töreni, devletin ve milletin yüreğine kazındı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yakın dostu ve yol arkadaşı Erol Olçok için yaptığı konuşmayı gözyaşlarıyla yarıda bıraktı. “Erol benim yol arkadaşımdı” diyen Erdoğan, mezarı başında Kur’an okudu. Abdullah Gül de Olçok ailesinin Türk siyaset ve halk nezdindeki değerine vurgu yaparak, “Erol’un bizde çok hakkı var” ifadelerini kullandı.

Şehitlerin isimleri ölümsüzleşti

Erol Olçok’un adı birçok kurum ve kuruluşta yaşatılıyor. Çorum Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Konya Meram Parkı, İstanbul Ümraniye’deki Anadolu İmam Hatip Lisesi ve daha birçok okul, hastane, kütüphane onun adını taşıyor. Beylerbeyi Spor Kulübü’nün stadı “Şehit Erol Olçok Stadyumu” adını aldı. Hem babanın hem oğlunun hatırası, Türkiye’nin dört bir yanına yayıldı.

Baba-oğulun birlikte yürüdüğü şehadet yolu

Bu ülkenin tarihinde baba ve oğulun birlikte şehit düştüğü anlar nadirdir. Erol ve Abdullah Tayyip Olçok’un hikâyesi, vatan sevgisinin nesilden nesile nasıl geçtiğini gösteren bir destandır. O gece sadece darbeye değil, karanlığa da dur dediler. Onların adı, Türkiye’nin hafızasına kazındı.


www.sehitlerolmez.com