Şehit polis Muzaffer Yeşilyurt’un kardeşinden Deniz Göktaş’a tepki

Şehit polis Muzaffer Yeşilyurt’un kardeşi Ferhat Yeşilyurt, Deniz Göktaş’ın sahne ifadelerine tepki göstererek “Sanatçılığın da bir adabı vardır” dedi.

Şehit polis Muzaffer Yeşilyurt’un kardeşinden Deniz Göktaş’a tepki

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ORDU, TÜRKİYE — Şehit Polis Memuru Muzaffer Yeşilyurt’un kardeşi Ferhat Yeşilyurt, Deniz Göktaş’ın sahne ifadelerine tepki göstererek mizahın kutsal değerlerle alay ederek yapılamayacağını söyledi.

İHA’nın aktardığı bilgilere göre, stand-up gösterisinde kullandığı ifadeler nedeniyle “dini değerleri alenen aşağılama” ve “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamalarıyla tutuklanan Deniz Göktaş’a bir tepki de şehit ailesinden geldi. Göktaş’ın babası Kemal Göktaş’ın, 1980 yılındaki Çorum olaylarında şehit edilen Polis Memuru Muzaffer Yeşilyurt’un dosyasında adının geçtiğine ilişkin haberlerin ardından, şehidin Ordu’da yaşayan kardeşi Ferhat Yeşilyurt açıklamalarda bulundu.

Şehit ailesinden Deniz Göktaş’a tepki

Şehit Polis Memuru Muzaffer Yeşilyurt’un kardeşi olan 75 yaşındaki emekli memur Ferhat Yeşilyurt, ağabeyinin acısını hâlâ yüreğinde taşıdığını belirtti.

Yeşilyurt, Deniz Göktaş’ın sahnede dini değerlere yönelik sözlerini kabul edilemez bulduğunu ifade etti. Komedinin ve sanatın sınırları olması gerektiğini dile getiren Yeşilyurt, kutsal değerlerle alay edilmesinin toplumda derin yaralar açabileceğini söyledi.

“Kur’an-ı Kerim ile alay etmesi çok büyük bir yanlış. Komedyenlik dinle, kutsalla dalga geçerek olmaz; sanatçılığın da bir adabı ve töresi vardır,” dedi.

Ferhat Yeşilyurt’un açıklamaları, hem şehit ailelerinin hassasiyetini hem de toplumun kutsal değerlere yönelik söylemler karşısında duyduğu rahatsızlığı gündeme taşıdı.

Muzaffer Yeşilyurt 1980’de Çorum’da şehit olmuştu

Ferhat Yeşilyurt, ağabeyi Muzaffer Yeşilyurt’un 30 Mayıs 1980 sabahı göreve giderken Çorum’un Kale Mahallesi’nde kurulan pusu sonucu şehit olduğunu anlattı.

O dönem kendisinin de Çorum’da görev yaptığını belirten Yeşilyurt, tayininden kısa süre sonra ağabeyinin şehadet haberini aldığını söyledi.

“Ağabeyim 30 Mayıs 1980 sabahı işe giderken Çorum’un Kale Mahallesi’nde kurulan pusu sonucu sol omzundan vurularak 35 yaşında şehit oldu. Yanındaki polis arkadaşı ise ağır yaralandı,” ifadelerini kullandı.

Yeşilyurt, o dönemde bölgede yoğun bir terör ortamı bulunduğunu, insanların sokaklara korkarak çıktığını ve ailesinin yaşadığı acının yıllar geçmesine rağmen dinmediğini belirtti.

“Acımız yeniden tazelendi”

Ferhat Yeşilyurt, Deniz Göktaş’ın babası Kemal Göktaş hakkında haberlerde yer alan bilgileri sonradan öğrendiğini belirtti.

İHA’nın aktardığına göre Yeşilyurt, Kemal Göktaş’ın geçmişteki faaliyetleriyle ilgili haberleri görünce aile olarak büyük bir sarsıntı yaşadıklarını dile getirdi.

“Ağabeyimin şehadetini hiçbir zaman unutmadık; babam evlat acısıyla adeta yarım kaldı. Şimdi bu komedyenin babasının o olaylara karıştığını, halkı silahlandırdığını ve ağabeyimin şehit edilmesi olayında adının geçtiğini öğrenince acımız yeniden tazelendi,” dedi.

Bu açıklama, şehit ailelerinin yıllar geçse de yaşadıkları acıyı unutmadığını ve geçmişteki terör olaylarının aile hafızasında derin izler bıraktığını bir kez daha gösterdi.

“Din ve Kur’an-ı Kerim ile alay etmek suçtur”

Ferhat Yeşilyurt, Deniz Göktaş’ın gösterisindeki ifadeleri yalnızca mizah sınırları içinde değerlendirmenin mümkün olmadığını söyledi.

Kutsal değerlere yönelik alaycı ifadelerin toplumsal huzuru zedelediğini belirten Yeşilyurt, dini değerlerin siyasi veya mizahi provokasyon malzemesi haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Deniz Göktaş’ın kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim ile alay etmesi başlı başına bir ayıp ve suçtur. Bu tarz hareketler toplumun sinir uçlarıyla oynamaktır ve çok yanlıştır,” dedi.

Yeşilyurt, Türkiye’nin huzurunu hedef alan her türlü provokatif söylemin toplumda ayrışmayı derinleştirebileceğine dikkat çekti.

Açıklamasında, “Bizim memleketimiz gibi güzel bir coğrafya yok ancak bu tür zihniyetler ve siyasi provokasyonlar memleketimizin huzurunu bozuyor” ifadelerini kullandı.

Kemal Göktaş hakkındaki iddialar yeniden gündemde

Haberde yer alan bilgilere göre, Deniz Göktaş’ın babası Kemal Göktaş’ın 1980’li yıllarda Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu adlı silahlı örgüt içinde faaliyet yürüttüğü öne sürüldü.

Aynı haberlerde, Kemal Göktaş’ın 1980 yılında Çorum olayları kapsamında “halkı tahrik etmek, örgüte silah temin etmek için zorla para toplamak” ve Polis Memuru Muzaffer Yeşilyurt’un şehit edilmesi olayına katılmak suçlamalarıyla sıkıyönetim mahkemesince tutuklandığı aktarıldı.

İHA’nın haberinde ayrıca, Kemal Göktaş’ın 1988’de tahliye edildiği, ilerleyen yıllarda ise TDKP/GKB örgütü üyeliği suçlamasıyla Ankara DGM’de yeniden yargılandığı ve 1997 yılında 3 yıl 9 ay ağır hapis cezasına çarptırıldığı bilgisine yer verildi.

Bu bilgiler, Deniz Göktaş’ın tutuklanmasının ardından sosyal medyada ve kamuoyunda yeniden tartışma konusu oldu.

Şehit ailelerinin hassasiyeti yeniden gündeme geldi

Deniz Göktaş’ın sahne ifadeleri üzerinden başlayan tartışma, şehit ailesinin açıklamasıyla farklı bir boyut kazandı.

Şehit yakınları için mesele yalnızca bir gösteride kullanılan sözlerden ibaret değil. Terörün, siyasi şiddetin ve toplumsal çatışmaların ailelerde bıraktığı izler yıllar sonra bile canlı kalıyor.

Muzaffer Yeşilyurt’un kardeşi Ferhat Yeşilyurt’un sözleri, bu hafızanın hâlâ diri olduğunu gösterdi. Şehit aileleri, hem kutsal değerlere yönelik saygısızlık iddialarına hem de geçmişte yaşanan acıların hafife alınmasına karşı duyarlılık gösteriyor.

Bu nedenle sanat, mizah ve ifade özgürlüğü tartışmaları yapılırken, toplumun ortak değerleri, şehit ailelerinin acıları ve kamu vicdanının hassasiyetleri de dikkate alınması gereken başlıklar arasında yer alıyor.

“Sanatçılığın da bir adabı vardır” mesajı

Ferhat Yeşilyurt’un açıklamalarında en çok öne çıkan ifade, sanatın ve mizahın da bir ölçüsü olması gerektiği yönündeki vurgu oldu.

Yeşilyurt’a göre, komedyenlik toplumun değerleriyle alay etmek anlamına gelmemeli. Mizah, eleştiri ve sahne dili; kutsal değerleri, şehit hatıralarını ve toplumun ortak hassasiyetlerini incitecek bir zemine taşınmamalı.

Açıklama, kamuoyunda süren tartışmanın yalnızca hukuki değil, ahlaki ve toplumsal boyutları olduğunu da ortaya koydu.

Şehit polis Muzaffer Yeşilyurt’un ailesinin yıllar sonra yeniden gündeme gelen acısı, Türkiye’nin terörle ve siyasi şiddetle yüzleşme hafızasında şehit ailelerinin sesinin unutulmaması gerektiğini bir kez daha hatırlattı.

SehitlerOlmez.com