Zelenskiy’e çağrı: Ukrayna Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Türkiye’nin dostluğunu kaybetmemeli
Nikolaev’de yaşadığım olaylar, Ukrayna’nın Türkiye ile dostluğunu, hukuk devleti sorumluluğunu ve savaş dönemindeki stratejik aklını ilgilendiriyor.
Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar
NİKOLAEV, UKRAYNA — Ukrayna, tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçerken Türkiye ile dostluğunu daha güçlü, daha kalıcı ve daha stratejik bir zemine taşımak zorundadır.
Bu yazıyı yalnızca bir siyasi değerlendirme olarak değil, aynı zamanda bizzat yaşadığım olayların ardından yapılmış bir dost uyarısı olarak kaleme alıyorum. Ukrayna hem cephede savaşıyor hem de halkını ayakta tutmaya çalışıyor. Avrupa ve Amerika’dan gelen destekler elbette önemlidir. Fakat Ukrayna için en önemli güç, kendi halkının dirilişi, kendi devletine sahip çıkması ve dostlarını kaybetmemesidir.
Türkiye bu dostların en önemlilerinden biridir. Türkiye yalnızca devletiyle değil, halkıyla, iş dünyasıyla, tarihi bağlarıyla, Kırım Tatarlarına olan hassasiyetiyle ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın diplomatik tecrübesiyle Ukrayna için çok özel bir ülkedir. Bu gerçek, yerel bürokrasinin dar bakışına ve bazı görevlilerin sorumsuz davranışlarına kurban edilmemelidir.
Ukrayna’nın Türkiye’ye daha sıcak ve stratejik yaklaşması gerekir
Ukrayna bugün savaşın yıkıcı şartları içinde ayakta kalmaya çalışırken, Türkiye ile ilişkilerini yalnızca diplomatik nezaket düzeyinde değil, stratejik ortaklık düzeyinde ele almalıdır. Türkiye NATO üyesidir. Karadeniz’in en önemli güçlerinden biridir. Rusya ile konuşabilen, Ukrayna ile dayanışma kurabilen, Batı ile aynı masada oturabilen, İslam dünyasında ağırlığı olan özel bir devlettir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, küresel satranç tahtasının en deneyimli liderlerinden biridir. Ukrayna, Erdoğan’ın stratejik tecrübesinden, diplomatik birikiminden ve kriz yönetimi kabiliyetinden daha fazla yararlanmalıdır. İstanbul’da kurulacak her barış masası, Ukrayna açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Türkiye, Ukrayna’nın aleyhine olacak bir barış girişimine kolayca “evet” diyecek bir ülke değildir.
Aynı şekilde Türkiye’nin iş dünyası da Ukrayna’da daha güçlü biçimde yer almalıdır. İnşaattan enerjiye, tarımdan lojistiğe, gıdadan teknolojiye kadar Türkiye’nin önemli iş insanları Ukrayna’nın yeniden inşasında rol alabilir. Fakat bunun için Ukrayna devlet bürokrasisinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına güven veren, saygılı ve hukuka uygun bir yaklaşım sergilemesi gerekir.
Kırım Tatarları Türkiye için kırmızı çizgidir
Ukrayna’nın Türkiye ile ilişkilerinde unutulmaması gereken en önemli başlıklardan biri Kırım’dır. Kırım Tatarları, Türkiye’de 86 milyon Türk milleti için kırmızı çizgidir. Kırım, Türkiye ve Türk milleti için yalnızca coğrafi bir mesele değildir; tarih, vicdan, kimlik ve adalet meselesidir.
Kırım Türkleri ve Kırım Müslümanları, Türk ve İslam dünyasının kalbinde özel bir yere sahiptir. Ukrayna’da yaşanan her şey, özellikle Kırım ve Kırım Tatarlarının geleceği söz konusu olduğunda, doğrudan Türk ve İslam dünyasını da ilgilendirir.
*
Bu nedenle Ukrayna, Türkiye’nin desteğinin, Türk milletinin gönül bağının ve Erdoğan’ın diplomatik ağırlığının kıymetini bilmelidir. Türkiye varsa, Türk dünyasının ve İslam dünyasının dikkati de vardır. Türkiye’nin Ukrayna’ya güçlü biçimde sahip çıkması, yalnızca devletler arası bir ilişki değildir; milyonlarca insanın vicdanını ilgilendiren tarihî bir bağdır.
Rusya’nın saldırıları ile Ukrayna’nın savunma refleksi aynı kefeye konamaz
Bugün savaşta iki tarafın eylemleri aynı çizgide değerlendirilemez. Rusya, Ukrayna halkının yaşadığı köylere, evlere, sivil altyapıya, bazen yaşlı insanların sığınaklara bile ulaşamayacağı bölgelere dronlar ve füzeler gönderiyor. Bu saldırılarda kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve sivil halk hayatını kaybediyor. Belki de Rusya kökenli, Rusça konuşan insanlar da yine Rus saldırılarıyla ölüyor.
Ukrayna ise kendi toprağını savunan bir ülkedir. Ukrayna’nın askeri tesislere, stratejik hedeflere ve savaş kapasitesini etkileyen noktalara yönelen savunma refleksi ile sivillerin evlerinin vurulması aynı ahlaki zeminde değerlendirilemez.
*
Savaşın da bir hukuku, bir vicdanı, bir sınırı vardır. Sivil halka saldırmak, yaşlıların evlerini vurmak, çocukların yaşadığı bölgeleri ateş altına almak hiçbir vicdanın kabul edeceği bir şey değildir. Tam da bu nedenle Ukrayna’nın ahlaki üstünlüğünü koruması gerekir. Bu üstünlük yalnızca cephede değil, devlet dairelerinde de korunmalıdır.
Nikolaev’de yaşadıklarım Ukrayna için ciddi bir uyarıdır
Ben Nikolaev’de beş yıl boyunca kurduğumuz vakıf çalışmalarıyla yüzbinlerce fakire, engelliye, şehit ve gazi ailelerine gıda yardımı organize etmiş bir insanım. Ukrayna’yı seven, bu ülkenin acısını gören, kalemiyle Ukrayna’yı savunan bir gazeteci ve yazarım. Buna rağmen Nikolaev’de bazı SBU görevlileri, Göçmenlik Ofisi ve polis süreçlerinde yaşadıklarım, insanlık, hukuk ve dostluk çizgisiyle bağdaşmayan ağır bir tablo ortaya çıkardı.
FOTO: Fondinan.com / Nikolaev Ukrayna
FOTO: Fondinan.com / Nikolaev Ukrayna
Üç küçük kız çocuğunun babasıyım. Bir baba çocuklarını savaşın içinden çıkarmak istiyor; bürokrasi bunu engelliyor. Baba çocuklarının yanında kalmak, onlara sahip çıkmak, yardım etmek istiyor; bazı görevliler aile bağını zayıflatan, çocukları babasından uzaklaştıran ve süreci manipüle eden bir çizgide hareket ediyor.
FOTO: Fondinan.com / Nikolaev Ukrayna
Telefonumun alınması, kişisel bilgilerime erişilmesi, Ukraynaca bilmediğim halde el yazısıyla hazırlanan metinlerin imzalatılmak istenmesi, ailemin yönlendirilmesi, çocuklarımın Türkiye’ye götürülmesinin zorlaştırılması, beni savaş içindeki çocuklarımdan ayırmaya dönük süreçler yaşadım. Bunların tamamı yaşadığım, resmi yazışmalara konu olan ve ilgili makamlara iletilen olaylardır. Belgeler kamuya açık şekilde burada yayımlanamaz; fakat yasal dosyalarda ve resmi yazışmalarda kayıt altındadır.
Nikolaev’deki bazı görevliler Ukrayna’ya mı hizmet ediyor, Rusya’nın işine mi yarıyor?
Bu soruyu sormak ağırdır, ama bugün sormak zorundayım: Nikolaev’deki bazı SBU çalışanları Ukrayna devletini mi koruyor, yoksa sonuçları itibarıyla Rusya’nın işine yarayacak bir tablo mu oluşturuyor?
Türkiye-Ukrayna ilişkilerini zehirlemeye çalışan, Türk vatandaşı bir gazeteciye, bir yazara ve üç küçük kız çocuğunun babasına karşı hukuk ve insanlık dışı uygulamalara imza atan görevliler hakkında acil işlem başlatılmalıdır. Bu durum, Ukrayna devleti açısından kabul edilebilir değildir. Hatta bu davranışlar, ülkeye ihanet çizgisine çok yakın sonuçlar doğurabilecek kadar tehlikelidir.
Rusya, Ukrayna’yı dünya kamuoyunda yalnızlaştırmak istiyor. Ukrayna’nın dostlarını kaybetmesi, Rusya’nın en çok isteyeceği sonuçlardan biridir. Eğer bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin vatandaşlarına Ukrayna’da beşinci sınıf insan muamelesi yapılırsa, bu görüntü doğrudan Rus propagandasının elini güçlendirir.
Putin’in propagandası “Ukrayna, dostlarının vatandaşlarına bile zulmediyor” demek için böyle fotoğraflar arar. Bu nedenle Nikolaev’de yaşananlar yalnızca yerel bir bürokrasi sorunu değildir. Bu, ulusal güvenlik ve stratejik iletişim sorunudur.
Zelenskyy ve SBU yönetimi Nikolaev’deki süreci araştırmalıdır
Ukrayna Cumhurbaşkanı Sayın Volodymyr Zelenskyy, işgalin ilk günlerinden bu yana ülkesini savunan önemli bir lider olarak tarihe geçmiştir. Ülkesini terk etmeyerek halkının ve askerlerinin yanında durması, dünya kamuoyunda büyük saygı uyandırmıştır.
Şimdi aynı liderliğin içeride de gösterilmesi gerekir. Sayın Zelenskyy, SBU Başkan Vekili Tümgeneral Yevhenii Khmara, İçişleri Bakanı Ihor Klymenko, Ulusal Polis Başkanı Ivan Vyhivskyi ve Ukrayna’nın sorumluluk sahibi makamları Nikolaev’de yaşanan bu süreci araştırmalıdır.
Nikolaev’de bazı SBU çalışanlarının devleti korumak yerine Türkiye-Ukrayna ilişkilerini sabote eden bir çizgide hareket edip etmedikleri denetlenmelidir. Bu görevlilerin Rusya etkisi altında olup olmadıkları, bilerek veya bilmeyerek Rusya’nın çıkarına sonuçlar doğurup doğurmadıkları kontrol edilmelidir.
Bir baba, devlet gücünü kullanan görevlilerle tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmamalıdır. Bir gazeteci, bir yazar ve üç küçük kız çocuğunun babası, çocuklarını korumaya çalışırken güvenlik bürokrasisinin baskısıyla karşı karşıya kalmamalıdır.
TBMM’ye ve Türkiye Cumhuriyeti makamlarına iletilen bir süreç
Bu yaşananlar artık yalnızca kişisel bir kırgınlık değildir. Tüm olaylar Türkiye Cumhuriyeti devletinin ilgili makamlarına, TBMM’deki milletvekillerine ve Türkiye kamuoyundaki sorumluluk sahibi kişilere iletilmektedir. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a da özel olarak iletilen bu tablo, Türkiye-Ukrayna ilişkilerini zehirlememelidir.
Ukrayna, Türkiye’yi kaybetmemelidir. Türk halkını kaybetmemelidir. Türkiye’nin dostluğu Ukrayna için çok değerlidir. Türkiye yalnızca devletiyle değil, topyekûn halkıyla Ukrayna’nın yanındadır.
Fakat dostluk tek taraflı korunamaz. Ukrayna devleti kendi içindeki bazı görevlilerin Türk vatandaşlarına karşı sergilediği kötü muameleyi görmezden gelirse, bu güveni zedeler. Türkiye’ye sıcak yaklaşmak yalnızca diplomatik açıklamalarla olmaz; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına adil, saygılı ve hukuka uygun muamele etmekle olur.
Ukrayna’nın en güçlü silahı adalettir
Bugün tüm dünya Ukrayna’da parçalanmış aileleri birleştirmeye, çocukları savaşın etkisinden kurtarmaya, sivilleri korumaya çalışıyor. Böyle bir dönemde Nikolaev’de bazı görevlilerin bir aileyi parçalamaya, çocukları savaşın içinde tutmaya, babayı çocuklarından ayırmaya dönük davranışları dünya kamuoyunda anlaşılabilir değildir.
Bu fotoğraf Ukrayna’nın haklı davasına zarar verir. Ukrayna’nın yalnızlaştırılması stratejisine hizmet eder. Rusya’nın propaganda planlarının içine düşme riskini büyütür.
Ukrayna cephede Rusya’ya karşı mücadele ederken, içeride de kendi kurumlarını hukuka, insanlığa ve stratejik akla uygun çalıştırmak zorundadır. Çünkü savaş yalnızca tankla, dronla, füze ile kazanılmaz. Savaş aynı zamanda adaletle, dostları korumakla, çocukların hakkını gözetmekle ve aileleri parçalamamakla kazanılır.
Benim çağrım açıktır: Nikolaev’de yaşadıklarım araştırılsın. Sorumlular hakkında işlem başlatılsın. Türkiye-Ukrayna ilişkilerini zehirleyen bu bürokratik ve güvenlikçi yanlış çizgi durdurulsun. Ukrayna, dostlarını kaybetmesin.
Çünkü Ukrayna’nın en güçlü silahı yalnızca ordusu değil; adaleti, vicdanı ve dostlarının güvenidir.
Yusuf İnan
SehitlerOlmez.com
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.













