Berat Albayrak’tan özür dileme zamanı gelmedi mi?

Salih Tuna, 128 milyar dolar tartışmasının Berat Albayrak’a yönelik siyasi algı operasyonu olduğunu savunarak muhalefeti eleştirdi.

Berat Albayrak’tan özür dileme zamanı gelmedi mi?
Berat Albayrak’tan özür dileme zamanı gelmedi mi?

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

ANKARA, TÜRKİYE — Sabah yazarı Salih Tuna, CHP’nin uzun süre gündemde tuttuğu “128 milyar dolar” tartışmasının Berat Albayrak’a yönelik siyasi bir algı operasyonu olduğunu savunarak, eski Hazine ve Maliye Bakanı’na yönelik eleştirilerin yeniden değerlendirilmesi gerektiğini yazdı.

Tuna’nın “Yeniden Büyük Türkiye ve Berat Albayrak” başlıklı yazısı, yalnız eski bir ekonomi tartışmasını değil, Türkiye’nin son yıllardaki jeopolitik yükselişi, savunma sanayii atılımı, Batı ile ilişkileri ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik siyasi kuşatma iddiaları çerçevesinde daha geniş bir analiz sunuyor. Yazıda Berat Albayrak’ın hedef alınmasının, ekonominin en zorlu dönemlerinden birinde görev yapması ve finansal saldırılarla mücadele etmesiyle bağlantılı olduğu ileri sürülüyor.

128 milyar dolar tartışması yeniden gündemde

Türkiye siyasetinde “128 milyar dolar nerede?” sloganı uzun süre muhalefetin en etkili kampanya başlıklarından biri olmuştu. CHP’nin öncülüğünde yürütülen bu söylem, Merkez Bankası rezervleri, döviz satışları, ekonomi yönetimi ve Berat Albayrak dönemi üzerinden geniş bir tartışmaya dönüşmüştü.

Salih Tuna ise bu tartışmayı, ekonomi tekniğinden çok siyasi algı operasyonu olarak değerlendiriyor. Tuna’ya göre amaç, sadece Berat Albayrak’ı yıpratmak değildi. Asıl hedef, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın etrafındaki siyasi güven halkasını kırmak, AK Parti tabanında şüphe üretmek ve “Yeniden Büyük Türkiye” idealini taşıyan kadroları itibarsızlaştırmaktı.

Tuna, Anayasa Mahkemesi’nin bu tartışmayla ilgili değerlendirmesinin, söz konusu kampanyanın gerçekliğe dayanmadığını ortaya koyduğunu savunuyor.

Salih Tuna: Albayrak hedef seçildi çünkü kritik dönemde görevdeydi

Tuna’nın yazısındaki ana tezlerden biri, Berat Albayrak’ın hedef seçilmesinin tesadüf olmadığı yönünde. Ona göre Albayrak, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan en netameli dönemlerinden birinde Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğundaydı.

Bu dönem, yalnız iç ekonomik dengelerin değil, dış kaynaklı finansal baskıların da yoğunlaştığı bir süreç olarak tanımlanıyor. Tuna, özellikle dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın “ekonominizi mahvederim” tehdidine ve ardından gelen yaptırım atmosferine dikkat çekiyor.

Bu çerçevede Albayrak’ın görevi, yalnız klasik bir ekonomi bakanlığı değil, finansal saldırılara karşı ekonomi cephesinde direnç üretmek olarak sunuluyor. Tuna’ya göre Berat Albayrak’ın üzerine gidilmesinin nedeni de tam olarak bu konumuydu.

Cari açık, enflasyon ve pandemi dönemi vurgusu

Salih Tuna, yazısında Albayrak dönemine ilişkin bazı ekonomi göstergelerini de hatırlatıyor. Buna göre Albayrak göreve başladığında 57 milyar dolar olan cari açığın kapatıldığı, Türkiye’nin ilk kez 15 milyar dolar cari fazla verdiği ve bunun Cumhuriyet tarihi açısından önemli bir rekor olduğu ifade ediliyor.

Yazıda ayrıca enflasyonun yüzde 25 seviyelerinden yüzde 8’e indirildiği, pandemi döneminde ise yüzde 11 civarında tutulduğu savunuluyor. Tuna, bu verileri Albayrak’ın ekonomi yönetiminin yalnız eleştiri değil, başarı başlıklarıyla da anılması gerektiğini göstermek için kullanıyor.

Pandemi döneminde 700 binden fazla esnafa finansman sağlandığı, 6 milyondan fazla aileye nakdi yardım yapıldığı ve Türkiye’nin G-20 içinde Çin’le birlikte büyüme kaydeden iki ülkeden biri olduğu da yazıda öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor.

Altın rezervleri ve stratejik hamleler

Tuna’nın yazısında Berat Albayrak dönemine ilişkin en dikkat çekici başlıklardan biri de altın rezervleri meselesi. Yazıda, ABD, İsviçre ve İngiltere’deki 350 ton altının Türkiye’ye getirildiği ve rezervlerin 2020 sonunda 719 tona ulaştığı belirtiliyor.

Bu hamle, Tuna tarafından yalnız teknik bir rezerv yönetimi değil, stratejik egemenlik adımı olarak sunuluyor. Küresel kriz dönemlerinde merkez bankalarının rezerv kompozisyonu, ülkelerin finansal güvenliği açısından büyük önem taşıyor.

Bu açıdan bakıldığında, altınların Türkiye’ye getirilmesi ve rezervlerin artırılması, yazıda “Yeniden Büyük Türkiye” idealinin ekonomik sütunlarından biri olarak değerlendiriliyor.

“Yeniden Büyük Türkiye” ve Batı’nın Türkiye algısı

Salih Tuna’nın yazısı, Berat Albayrak tartışmasını daha geniş bir jeopolitik çerçeveye yerleştiriyor. Tuna’ya göre Batı’nın temel refleksi, güçsüz ülkeleri ezmek, güçlü ülkelerle ise işbirliği yapmaktır.

Bu noktada Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Türkiye’ye yönelik olumlu sözleri, İtalya ve İspanya’nın Avrupa savunmasında Türkiye’nin önemine yaptığı vurgu ve Avrupa ülkelerinin Türk savunma sanayiiyle işbirliği arayışları, Türkiye’nin artık bölgesel oyun kurucu kabul edildiğinin göstergeleri olarak sunuluyor.

Yazıda, Almanya dahil birçok Avrupa ülkesinin yüksek teknolojili silah sanayii alanında Türkiye ile ortaklık arayışına girmesi “güç tescili” olarak niteleniyor.

İsrail ve Türkiye’nin yükselen gücü

Tuna’nın analizinde Türkiye’nin yükselen gücünden rahatsız olan aktörler arasında İsrail de yer alıyor. Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in Türkiye’yi “baş edilmesi gereken rakip” olarak tanımladığı hatırlatılıyor.

Bu değerlendirme, Türkiye’nin savunma sanayii, diplomatik aktivizmi, bölgesel etkisi ve İslam dünyasındaki temsil gücüyle birlikte ele alınıyor. Tuna’ya göre Türkiye’nin yükselişi yalnız Avrupa’da işbirliği arzusunu değil, bazı bölgesel aktörlerde de endişeyi artırıyor.

Bu çerçevede Berat Albayrak’a yönelik kampanyaların, sadece iç siyasi rekabetin ürünü değil, Türkiye’nin yükselişinden rahatsız olan çevrelerin içerideki işbirlikçileriyle yürüttüğü daha geniş bir mücadelenin parçası olduğu savunuluyor.

CHP ve “128 milyar dolar” kampanyası

Yazının en sert eleştirileri CHP’ye ve muhalefetin “128 milyar dolar” kampanyasına yöneliyor. Tuna, bu kampanyayı “algı siyaseti” olarak tanımlıyor ve CHP ile birlikte bazı medya, siyaset ve örgüt çevrelerinin bu söylem üzerinden Berat Albayrak’ı hedef aldığını savunuyor.

Tuna’ya göre “128 milyar dolar” sloganı, ekonomi yönetimini sorgulama görüntüsü altında siyasi bir yıpratma aracı olarak kullanıldı. Bu kampanyanın hedefi, yalnız eski Hazine ve Maliye Bakanı değil, aynı zamanda Erdoğan liderliğindeki siyasi hat ve AK Parti’nin iç bütünlüğüydü.

Yazıda, bu süreçte FETÖ’nün ve muhalefetle birlikte hareket eden bazı çevrelerin de etkili olduğu öne sürülüyor. Tuna, kampanyayı “AK Parti’yi ruhundan yani Erdoğan’dan koparmak” isteyen çevrelerin desteklediği bir süreç olarak değerlendiriyor.

Anayasa Mahkemesi vurgusu

Salih Tuna’nın yazısında Anayasa Mahkemesi kararı özel bir yer tutuyor. Tuna, AYM’nin söz konusu algı siyasetinin gerçekliğe dayanmadığını belgelediğini ve bu iftirayı sahiplerinin elinde patlattığını savunuyor.

Bu ifade, yazının ana sonucunu oluşturuyor: Tuna’ya göre hukuk ve tarih, Berat Albayrak’a yöneltilen suçlamaların haksız olduğunu göstermiştir.

Burada haber dili açısından önemli olan nokta, bu değerlendirmenin Salih Tuna’nın yorumu olarak verilmesidir. Çünkü “128 milyar dolar” tartışması ekonomi çevrelerinde hâlâ farklı yönleriyle ele alınabilen, teknik ve siyasi boyutları olan bir başlıktır.

Berat Albayrak’tan özür dileme zamanı mı?

Tuna’nın yazısı, kamuoyuna açık biçimde şu soruyu yöneltiyor: Berat Albayrak’a yönelik kampanyalar haksız çıktıysa, özür dileme zamanı gelmedi mi?

Bu soru, sadece bir kişiye dönük itibar iadesi meselesi olarak değil, Türkiye’de siyaset dilinin, medya kampanyalarının ve algı operasyonlarının toplumsal hafızada nasıl yer ettiğiyle de ilgilidir.

Bir siyasi figür hakkında yıllarca sürdürülen ağır bir kampanyanın gerçeklik zemini tartışmalı hale gelirse, bu durum yalnız ilgili kişinin değil, siyaset kurumunun ve medya ahlakının da yeniden değerlendirilmesini gerektirir.

Tuna’nın yazısı tam da bu noktada Berat Albayrak’ın ekonomi yönetimindeki adımlarının yeniden okunması gerektiğini savunuyor.

Ekonomi tartışmasının siyasi hafızası

Berat Albayrak dönemi, Türkiye’de hem çok sert eleştirilerin hem de güçlü savunuların yapıldığı bir ekonomi yönetimi dönemi olarak hafızada kaldı. Kur, faiz, enflasyon, rezervler, cari denge, pandemi destekleri ve dış finansman baskısı gibi birçok başlık bu dönemde iç içe geçti.

Muhalefet bu dönemi çoğu zaman kriz ve şeffaflık tartışması üzerinden okurken, Salih Tuna gibi iktidara yakın yorumcular aynı dönemi finansal saldırılara karşı direniş ve stratejik ekonomi hamleleri üzerinden değerlendiriyor.

Bu farklı okuma biçimleri, Türkiye’de ekonomi tartışmalarının yalnız teknik verilerden değil, siyasi kamplaşmadan ve jeopolitik algıdan da beslendiğini gösteriyor.

“Yeniden Büyük Türkiye” anlatısında Albayrak’ın yeri

Salih Tuna’nın yazısında Berat Albayrak, “Yeniden Büyük Türkiye” idealinin ekonomik ayağında rol alan isimlerden biri olarak konumlandırılıyor. Savunma sanayii, dış politika ve bölgesel güç projeksiyonu nasıl Türkiye’nin yeni dönemini temsil ediyorsa, finansal direnç ve ekonomik bağımsızlık da bu anlatının bir parçası olarak sunuluyor.

Bu nedenle Tuna’ya göre Albayrak’a yönelik kampanya, bir eski bakana yöneltilmiş sıradan bir eleştiri değil, Türkiye’nin yeni güç iddiasını hedef alan siyasi bir operasyondur.

Yazının sonunda öne çıkan mesaj açık: Salih Tuna’ya göre iftiralar zamanla dağılmış, ancak atılan stratejik adımlar Türkiye’nin gelecek iddiasının temel sütunları arasında yerini almıştır.

www.sehitlerolmez.com