Paşinyan zaferi Rusya’yı Ukrayna’da barışa yaklaştırır mı?

Paşinyan’ın Ermenistan’daki zaferi, Rusya’nın bölgesel etkisindeki aşınmayı ve Ukrayna savaşı sonrası yeni dengeleri gündeme taşıdı.

Paşinyan zaferi Rusya’yı Ukrayna’da barışa yaklaştırır mı?

Yusuf İnan
Gazeteci | Siyasi ve Stratejik Analist

ANKARA, TÜRKİYE — Ermenistan’da Nikol Paşinyan’ın seçimleri kazanması, yalnızca ülkenin iç siyasetini değil, Rusya’nın Ukrayna savaşı sonrası bölgesel nüfuzunu da yeniden tartışmaya açtı.

Başbakan Nikol Paşinyan’ın Sivil Sözleşme Partisi’nin seçimlerde birinci çıkması, Ermenistan’ın Batı ile yakınlaşma, Azerbaycan ile barış ve Rusya’ya bağımlılığı azaltma çizgisine toplumdan yeni bir onay aldığı şeklinde yorumlanıyor. Bu sonuç, özellikle Moskova’nın seçim öncesi uyarıları, ekonomik baskıları ve Ermenistan üzerindeki geleneksel etkisi dikkate alındığında daha geniş bir jeopolitik anlam taşıyor.

Asıl soru ise şu: Ermenistan’daki bu sonuç, Rusya’yı Ukrayna’da daha hızlı bir barışa yaklaştırabilir mi? Putin yönetimi, eski Sovyet coğrafyasında etkisinin azaldığını görerek Ukrayna işgalinin stratejik maliyetini yeniden hesaplamak zorunda kalır mı?

Paşinyan’ın zaferi neden bölgesel bir mesaj?

Ermenistan seçimlerinin önemi, ülkenin büyüklüğünden çok bulunduğu jeopolitik konumdan kaynaklanıyor. Ermenistan, uzun yıllar Rusya’nın Güney Kafkasya’daki en yakın ortaklarından biri olarak görüldü. Güvenlik, enerji, ticaret ve askeri işbirliği bakımından Moskova’ya ciddi bağımlılığı vardı.

Ancak Dağlık Karabağ süreci, bu dengeyi derinden sarstı. Azerbaycan’ın Karabağ üzerinde kontrolü sağlaması ve yaklaşık 100 bin etnik Ermeni’nin bölgeden ayrılması, Ermenistan toplumunda Rusya’ya yönelik güveni zayıflattı. Birçok Ermeni, Moskova’nın kritik anda Erivan’a beklediği güvenlik desteğini vermediğini düşündü.

Paşinyan da bu kırılma üzerinden yeni bir siyasi çizgi kurdu. Bu çizgi, Azerbaycan ile barışı, Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerin güçlendirilmesini, Rus askeri ve ekonomik bağımlılığının azaltılmasını hedefliyor. Seçmenlerin Paşinyan’a yeniden destek vermesi, bu zor ve riskli yönelişin toplumda hâlâ karşılık bulduğunu gösterdi.

Moskova baskı yaptı ama sonucu değiştiremedi

Seçim sürecinde Rusya’nın gölgesi açık biçimde hissedildi. Moskova, Ermenistan’ın Batı ile yakınlaşmasının ekonomik bedelleri olabileceğini hatırlattı. Rusya’nın Ermenistan’ın en büyük ticaret ortağı olması ve enerji alanındaki güçlü konumu, bu uyarıların yalnızca diplomatik açıklama olmadığını gösteriyor.

Seçimden önce Rusya’nın Ermenistan’dan bazı ürünlerin ithalatına kısıtlamalar getirmesi de Erivan’da siyasi baskı olarak yorumlandı. Çiçek, maden suyu, konyak, sebze ve meyve gibi ürünlere getirilen sınırlamalar, Moskova’nın ekonomik araçları kullanarak Ermenistan’daki siyasi atmosferi etkilemeye çalıştığı yorumlarına yol açtı.

Buna rağmen Paşinyan’ın partisi sandıktan birinci çıktı. Bu durum, Rusya’nın bölgedeki etkisinin tamamen bittiği anlamına gelmez. Ancak Moskova’nın artık eski gücüyle siyasi sonuçları belirleyemediğini gösteren önemli bir işaret olarak okunabilir.

Rusya’nın eski Sovyet coğrafyasındaki otoritesi aşınıyor

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Moskova’nın eski Sovyet coğrafyasındaki otoritesini güçlendirmek yerine birçok ülkede tedirginliği artırdı. Kremlin, Ukrayna üzerinden eski imparatorluk alanını yeniden şekillendirmek isterken, komşu ülkeler bu politikanın kendileri için de tehdit oluşturabileceğini gördü.

Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Gürcistan, Moldova ve Ermenistan gibi ülkeler son yıllarda Rusya ile ilişkilerini tamamen koparmadan alternatif dış politika kanalları arıyor. Çin, Türkiye, Avrupa Birliği, ABD, Hindistan ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerin çeşitlenmesi, Moskova’ya bağımlı tek yönlü düzenin aşındığını gösteriyor.

Ermenistan bu açıdan sembolik bir örnek. Çünkü Erivan uzun süre Rus güvenlik şemsiyesi altında görüldü. Eğer böyle bir ülke bile Batı ile yakınlaşma ve Rusya’dan mesafe alma çizgisini sandıkta yeniden onaylıyorsa, bu Moskova açısından ciddi bir psikolojik kırılmadır.

Bu sonuç Ukrayna için iyi haber mi?

Paşinyan’ın zaferi, Ukrayna için doğrudan askeri bir sonuç doğurmaz. Cephedeki dengeleri, mühimmat akışını veya müzakere masasındaki askeri koşulları tek başına değiştirmez. Ancak stratejik ve psikolojik açıdan Ukrayna lehine okunabilecek yönleri vardır.

Ukrayna uzun süredir Rusya’nın savaşını yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma olarak değil, Moskova’nın eski imparatorluk alanını yeniden kurma girişimi olarak tanımlıyor. Ermenistan’daki sonuç, bu iddiayı güçlendiren bir örnek sunuyor. Çünkü Rusya’nın çevresindeki ülkeler artık Moskova’nın güvenlik garantilerine eskisi kadar güvenmiyor.

Bir başka ifadeyle, Rusya Ukrayna’da savaşırken arka bahçesi olarak gördüğü bölgelerde de güven kaybediyor. Bu, Kremlin için iki yönlü bir baskı anlamına gelir: Bir tarafta Ukrayna’da maliyetli bir savaş, diğer tarafta çevre ülkelerde azalan nüfuz.

Bu nedenle Paşinyan’ın zaferi Ukrayna için “iyi haber” sayılabilir; fakat bu haberin etkisi daha çok diplomatik ve psikolojik düzeydedir.

Rusya hızlı bir barışa zorlanır mı?

Ermenistan’daki seçim sonucu Rusya’yı tek başına hızlı bir barışa zorlamaz. Kremlin’in Ukrayna politikasını belirleyen ana unsurlar hâlâ cephe durumu, yaptırımlar, iç siyasi denge, askeri kayıplar, ekonomik dayanıklılık ve Batı’nın Ukrayna’ya verdiği desteğin seviyesi olacaktır.

Ancak Paşinyan’ın zaferi gibi gelişmeler, Rusya’nın stratejik maliyet hesabını etkileyebilir. Moskova, Ukrayna savaşı uzadıkça sadece cephede değil, çevre coğrafyalarda da mevzi kaybettiğini görürse, savaşın toplam maliyetini yeniden değerlendirmek zorunda kalabilir.

Burada kritik nokta şudur: Rusya’nın barışa yaklaşması için yalnızca askeri değil, jeopolitik baskıyı da hissetmesi gerekir. Ermenistan, Moldova, Gürcistan, Orta Asya ve hatta Belarus gibi alanlarda Rus etkisinin sorgulanması, Kremlin’in “savaş uzadıkça çevrem daralıyor” sonucuna varmasına yol açabilir.

Bu yine de otomatik barış anlamına gelmez. Putin yönetimi, baskı arttıkça uzlaşmaya yönelebileceği gibi daha sert ve daha riskli adımlar da atabilir. Bu nedenle Paşinyan zaferi barış ihtimalini artıran dolaylı faktörlerden biri olarak görülebilir; fakat tek başına belirleyici değildir.

Belarus ve Orta Asya için aynı süreç mümkün mü?

Ermenistan örneği, gözleri doğal olarak Belarus ve Orta Asya’ya çeviriyor. Eğer Rusya, Ermenistan’da Batı yanlısı çizginin sandıkta kazanmasını engelleyemiyorsa, diğer bölge ülkelerinde de benzer kırılmalar yaşanabilir mi?

Belarus bu açıdan en zor örnek. Aleksandr Lukaşenko yönetimi, Rusya’ya çok daha derin biçimde bağlı. Ülkenin güvenlik aygıtı, ekonomik yapısı ve siyasi rejiminin devamı büyük ölçüde Moskova desteğine dayanıyor. Bu nedenle Belarus’ta yaşanacak bir değişim, Ermenistan’a göre çok daha sert ve riskli olabilir.

Orta Asya ise daha farklı ilerliyor. Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan ve Türkmenistan, Rusya ile ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda Çin, Türkiye, Avrupa ve Körfez ülkeleriyle yeni dengeler kuruyor. Özellikle Türkistan coğrafyasının enerji, ticaret yolları, genç nüfus ve stratejik konum açısından güçlenmesi, bölgenin artık yalnızca Rusya’nın arka bahçesi olarak görülemeyeceğini ortaya koyuyor.

Bu süreç yavaş ilerleyebilir, fakat yönü açıktır: Bölge ülkeleri Rusya ile bağlarını tamamen koparmadan Moskova’ya bağımlılığı azaltmak istiyor.

Bediüzzaman’ın tarihî öngörüleri açısından okuma

Bu gelişmeler, bazı çevrelerde daha geniş bir tarihî ve medeniyet perspektifiyle de değerlendiriliyor. Büyük İslam âlimi Bediüzzaman Said Nursi’nin Türkistan, Mısır ve Hindistan gibi bölgelerin gelecekte önemli küresel güç merkezleri haline geleceğine dair asırlık değerlendirmeleri, bugünkü jeopolitik dönüşümler ışığında yeniden yorumlanıyor.

Bu yorumlar doğrudan günlük siyasi sonuçları açıklamak için değil, büyük tarihî yön değişimlerini anlamak için kullanılıyor. Rusya’nın Ukrayna işgaliyle eski Sovyet coğrafyasını yeniden kontrol altına alma çabası, tam tersine bu coğrafyalarda bağımsızlık, kimlik ve alternatif ittifak arayışını güçlendirmiş olabilir.

Türkistan’ın, Hindistan’ın, Türkiye’nin ve Güney Kafkasya’nın yeni dönemde daha fazla jeopolitik ağırlık kazanması, eski imparatorluk merkezlerinin zayıfladığı ve yeni bölgesel merkezlerin yükseldiği bir tabloya işaret ediyor. Ermenistan seçimleri de bu büyük dönüşümün küçük ama dikkat çekici halkalarından biri olarak okunabilir.

Rusya için en büyük kayıp psikolojik üstünlük

Rusya hâlâ büyük bir askeri güç, enerji aktörü ve bölgesel baskı kapasitesine sahip bir devlet. Ancak Ermenistan seçimlerinin gösterdiği en önemli şey, Moskova’nın psikolojik üstünlüğünün zayıfladığıdır.

Eskiden Rusya’nın uyarısı, birçok başkentte siyasi yön belirleyici etkiye sahipti. Bugün ise bu uyarılar her zaman aynı sonucu doğurmuyor. Ermenistan seçmeni, ekonomik baskıya rağmen Paşinyan çizgisine destek verdi. Bu, Rusya’nın yalnızca maddi araçlarla değil, sembolik otoriteyle de güç kaybettiğini gösteriyor.

Bu psikolojik kırılma Ukrayna savaşı açısından önemlidir. Çünkü savaşlar yalnızca cephede değil, zihinlerde de kazanılır veya kaybedilir. Rusya, Ukrayna’yı işgal ederek çevre ülkelerde korku üretmek istedi. Fakat uzun savaş, ağır maliyet ve güven kaybı, bazı ülkelerde tam tersine Rusya’dan uzaklaşma isteğini büyüttü.

Sonuç: Barış ihtimali için dolaylı ama önemli sinyal

Paşinyan’ın Ermenistan’daki zaferi, Rusya’yı hemen Ukrayna’da barış masasına oturtacak bir gelişme değildir. Ancak Kremlin’in çevresindeki nüfuz kaybını daha görünür hale getiren önemli bir sinyaldir.

Bu sonuç, Rusya’nın Ukrayna işgalinin yalnızca Batı ile ilişkileri bozmadığını, aynı zamanda eski Sovyet coğrafyasındaki güven ağlarını da sarstığını gösteriyor. Moskova savaş uzadıkça Ukrayna’da askeri maliyet, içeride ekonomik baskı, dışarıda ise bölgesel otorite kaybı yaşıyor.

Eğer bu eğilim derinleşirse, Rusya bir noktada Ukrayna savaşının kazançtan çok kayıp ürettiğini daha açık biçimde görmek zorunda kalabilir. Hızlı bir barış için yine de cephe dengeleri, diplomatik baskı ve güvenlik garantileri belirleyici olacaktır. Fakat Ermenistan’daki seçim sonucu, Rusya’nın çevresinde artık hiçbir şeyin eskisi kadar kolay olmadığını gösteren güçlü bir işarettir.

Yusuf İnan

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.