Çin’in susturamadığı Uygur ozan Küreş Küsen’in mirası anlatıldı
Uygur sanatçı Küreş Küsen’in eşi Bahtinur Hanım, vefatının 20. yılında ozanın mücadelesini, sürgün hayatını ve sanat mirasını anlattı.
Yusuf İnan | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Doğu Türkistan’ın özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Uygur ozan Küreş Küsen’in hayatı, vefatının 20. yılında eşi Bahtinur Hanım’ın anlatımıyla yeniden gündeme geldi.
Kırım Haber Ajansına konuşan Bahtinur Hanım, Çin baskısı nedeniyle vatanından ayrılmak zorunda kalan Küreş Küsen’in sanatını, mücadelesini, sürgündeki hayatını ve Doğu Türkistan halkı için taşıdığı anlamı anlattı. Uygur müziğinin önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilen Küsen, şarkıları, konserleri ve insan hakları mücadelesiyle yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda halkının sesi olarak anılıyor.
Sürgünde başlayan ortak hayat
Bahtinur Hanım, Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi’de uzun yıllar üniversitede öğretim görevlisi olarak çalıştığını, daha sonra İsveç’e yerleştiğinde Küreş Küsen ile tanıştığını anlattı. Küsen’in kendisinden birkaç yıl önce İsveç’e geldiğini ve 1999 yılında sığınma hakkı aldığını belirtti.
Bahtinur Hanım, Küsen ile 2004 yılında evlendiklerini ifade ederek, sürgündeki hayatın kendileri için hem umut hem de zorluk taşıdığını söyledi. Yeni bir ülkeye alışmanın, dil öğrenmenin, yabancı bir kültür içinde ayakta durmanın ve geride bırakılan vatana duyulan hasretin kolay olmadığını vurguladı.
Bahtinur Hanım’a göre Küsen, İsveç’te yalnızca bir eş değil, aynı zamanda en büyük dayanak oldu. Sürgünün getirdiği yalnızlık, belirsizlik ve memleket hasreti karşısında birbirlerine omuz verdiler.
“O, halkın gerçek sesiydi”
Bahtinur Hanım, Küreş Küsen’i “vizyoner ve halkın gerçek sesi” sözleriyle anlattı. Ona göre Küsen, yalnızca şarkı söyleyen bir sanatçı değil; halkının derdini, öfkesini, umudunu ve özgürlük arzusunu müziğe dönüştüren bir isimdi.
Küsen’in 1987 ile 1992 yılları arasında kurduğu müzik grubuyla Doğu Türkistan’ın dört bir yanında konserler verdiğini belirten Bahtinur Hanım, sanatçının bu dönemde 5 milyondan fazla insana ulaştığını söyledi. Küsen’in binden fazla konser verdiği ve 11 büyük müzik ödülü kazandığı aktarıldı.
Bahtinur Hanım, Hasret ve Eçiniş gibi kasetlerin dönemin en çok dinlenen eserleri arasında yer aldığını belirtti. Bu eserler, Doğu Türkistan halkının ortak hafızasında yalnızca müzik çalışmaları olarak değil, aynı zamanda kimlik ve direniş metinleri olarak da yer etti.
Şarkıları nedeniyle hedef oldu
Küreş Küsen’in en çok bilinen eserlerinden biri, “Yurdunu Satma” gibi doğrudan halkına seslenen şarkıları oldu. Bahtinur Hanım’a göre bu şarkılar, Çin rejiminin dikkatini çekti ve Küsen’i hedef haline getirdi.
Küsen, 1993 yılında şarkıları nedeniyle tutuklanacağını öğrenince vatanını terk etmek zorunda kaldı. Bu karar, onun için yalnızca coğrafi bir ayrılık değil, hayatının en büyük kırılmalarından biriydi. Doğu Türkistan’dan ayrıldıktan sonra Avrupa’ya göç eden sanatçı, mücadelesini sürgünde sürdürdü.
Bahtinur Hanım, Küsen’in susmayı hiçbir zaman kabul etmediğini söyledi. Ona göre Küsen için müzik, yalnızca sanat değil; halkının varlığını, acısını ve özgürlük talebini dünyaya duyurma yoluydu.
Kırgızistan’da tutuklandı, 9 ay hapis yattı
Küreş Küsen’in vatan hasreti sürgünde de hiç bitmedi. Bahtinur Hanım’ın anlatımına göre Küsen, 1997 yılında 10 bin kasetten oluşan müzik arşiviyle Kırgızistan’a gitti. Amacı, bu kasetleri Doğu Türkistan’a ulaştırmak ve halkına umut olmaktı.
Ancak bu yolculuk, onun için yeni bir baskı sürecine dönüştü. Küsen, Kırgızistan’da tutuklandı ve 9 ay boyunca ağır şartlar altında hapiste kaldı.
Bu olay, onun müziğinin yalnızca sanat çevrelerinde değil, siyasi otoriteler nezdinde de rahatsızlık oluşturduğunu gösterdi. Küsen’in kasetleri, şarkıları ve halkına ulaşma çabası, sürgünde bile mücadelesinden vazgeçmediğinin işareti olarak hafızalara kazındı.
Bahtinur Hanım’ın Avrupa yolculuğu da zorluklarla geçti
Bahtinur Hanım, kendi Avrupa yolculuğunun da kolay olmadığını söyledi. Küreş Küsen ile bağlantılı olması nedeniyle pasaport almanın bile büyük bir sınava dönüştüğünü anlattı.
Bir yıl boyunca stres altında beklemek zorunda kaldığını belirten Bahtinur Hanım, Avrupa’ya ulaşmak için sıkı kontrollerden, uzun bürokratik süreçlerden ve yorucu engellerden geçtiğini ifade etti.
“Benim yolculuğum bekleyiş, kaygı ve bürokratik engellerle doluydu.”
Ancak tüm zorluklara rağmen eşine kavuşacak olma umudu, bu süreci anlamlı kıldı. Bahtinur Hanım, özgürce konuşabilecekleri bir hayata ulaşma arzusunun kendisine güç verdiğini söyledi.
Sanat mirası genç nesiller için ilham kaynağı
Küreş Küsen, İsveç’te sürgün hayatı yaşarken müzik öğretmeni olarak çalışmaya başladı. Ancak Bahtinur Hanım, evliliklerinin üzerinden yalnızca iki yıl geçtikten sonra Küsen’in ani bir kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini anlattı.
Küsen’in erken vefatı, Uygur dünyasında derin bir kayıp olarak görüldü. Fakat onun şarkıları, kasetleri ve mücadelesi genç nesiller için yaşamaya devam etti.
Bahtinur Hanım, Küsen’in sanat mirasının bugün hâlâ güçlü bir ilham kaynağı olduğunu belirterek, kültürün Uygurlar için en güçlü direnç alanlarından biri olduğunu söyledi.
“Kültürümüz bizim en güçlü silahımızdır. Onun şarkıları yaşadığı sürece Doğu Türkistan’ın ruhu yok edilemez.”
Bu sözler, Küsen’in müziğinin yalnızca geçmişe ait bir hatıra olmadığını, bugün de kimlik, hafıza ve özgürlük mücadelesinin parçası olduğunu gösteriyor.
Kırım Tatarlarına dayanışma mesajı
Bahtinur Hanım, Kırım Tatarlarına da özel bir mesaj verdi. Kırım Tatarlarının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesine olan bağlılığının Uygurlarla benzerlik taşıdığını ifade etti.
Ona göre hem Kırım Tatarları hem de Uygurlar, sürgüne, işgale ve asimilasyon politikalarına rağmen kimliklerinden ve mücadelelerinden vazgeçmedi. Küreş Küsen’in de adalet uğruna mücadele eden Türk halkları arasındaki bağın kutsal olduğuna inandığını belirtti.
Bahtinur Hanım, Kırım Tatarlarının dillerini, tarihlerini ve geleneklerini korumaktan asla vazgeçmemesi gerektiğini vurguladı.
“Diktatörlükler geçicidir; ancak özgürlük arzusuyla yaşayan halkların ruhu ebedidir. Dimdik durun, umudunuzu kaybetmeyin ve bu mücadelede asla yalnız olmadığınızı unutmayın.”
Çin’in susturamadığı bir avaz
Küreş Küsen’in hayat hikayesi, sanatın baskı dönemlerinde nasıl bir direniş aracına dönüşebileceğini gösteriyor. O, yalnızca Doğu Türkistan’da konserler veren bir halk ozanı değildi. Aynı zamanda şarkılarıyla halkının hafızasını diri tutan, sürgünde bile susmayan, kültürü bir mücadele alanı olarak gören bir isimdi.
Bahtinur Hanım’ın anlattıkları, Küsen’in vefatından 20 yıl sonra bile neden unutulmadığını ortaya koyuyor. Onun sesi, sahneden, kasetlerden ve sürgün yollarından geçerek bugün hâlâ Doğu Türkistan’ın özgürlük arzusunu taşımaya devam ediyor.
Küreş Küsen’in mirası, Uygur halkı için yalnızca bir sanat mirası değil; aynı zamanda kimliğini koruma, adalet arama ve hürriyet idealinden vazgeçmeme çağrısı olarak yaşamayı sürdürüyor.













