MSB’den Fransa-GKRY anlaşmasına sert tepki: TSK hazır mesajı

MSB, Fransa ile GKRY arasında imzalanan askeri anlaşmanın Kıbrıs’taki dengeleri bozduğunu belirterek TSK’nın KKTC’nin güvenliği için hazır olduğunu açıkladı.

MSB’den Fransa-GKRY anlaşmasına sert tepki: TSK hazır mesajı

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

ANKARA, TÜRKİYE — Milli Savunma Bakanlığı, Fransa ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında imzalanan askeri anlaşmaya sert tepki göstererek TSK’nın KKTC’nin güvenliği konusunda kararlı olduğunu bildirdi.

Fransa ile Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi arasında 8 Haziran’da Lefkoşa’da imzalanan askeri iş birliği anlaşması, Ankara’da peş peşe sert açıklamalara neden oldu. Milli Savunma Bakanlığı, anlaşmanın Kıbrıs’ta hassas dengeleri tek taraflı değiştirmeyi hedeflediğini ve 1960 Kıbrıs Antlaşmaları ile uluslararası hukuka aykırı olduğunu savundu. Bakanlık, Fransa’nın Ada’da garantörlük sıfatı bulunmadığını hatırlatarak, Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin hak ve menfaatlerini hedef alan hiçbir askeri ittifakın başarı şansı olmadığını belirtti.

MSB’den sert açıklama

Milli Savunma Bakanlığı, haftalık basın bilgilendirmesinde Fransa ile GKRY arasında imzalanan anlaşmayı “Doğu Akdeniz’de istikrarı bozmaya ve gerginliği artırmaya yönelik” bir adım olarak nitelendirdi.

Bakanlık açıklamasında, Kıbrıs’ta garantörlük sıfatı olmayan Fransa’nın GKRY ile yaptığı anlaşmanın Ada’daki dengeleri tek taraflı değiştirmeyi amaçladığı ifade edildi. MSB’ye göre anlaşma, Kıbrıs Türklerinin iradesini ve egemen eşit haklarını yok sayıyor.

Açıklamada en dikkat çeken bölüm ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kararlılığına ilişkin ifadeler oldu. MSB, TSK’nın Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı “en sert cevabı verme güç ve kararlığında” olduğunu bildirdi.

Anlaşma hangi alanları kapsıyor?

Kıbrıs ve Fransa arasında imzalanan anlaşma, haber kaynaklarına göre dört ana alanda yoğunlaşıyor. Bunlar askeri koordinasyon ve birlikte çalışabilirlik, savunma teknolojileri ve sanayi bağlantıları, ortak tatbikatlar ile stratejik diyalog ve personel değişimi başlıklarından oluşuyor.

Anlaşma ayrıca, iki ülkenin topraklarında faaliyet gösterecek askeri personel için idari ve hukuki çerçeve oluşturuyor. Bu tür anlaşmalar, askeri birliklerin bulunması, eğitim faaliyetleri, ortak operasyon planlaması ve savunma iş birliği açısından önemli sonuçlar doğurabiliyor.

Fransa açısından Kıbrıs, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’ya yakın konumu nedeniyle stratejik bir nokta olarak görülüyor. Kıbrıs yönetimi ise anlaşmayı Avrupa Birliği’nin güvenlik ve savunma kapasitesi içinde daha geniş stratejik özerklik hedefiyle ilişkilendiriyor.

Ankara neden rahatsız?

Türkiye açısından Kıbrıs, yalnızca iki toplumlu siyasi bir dosya değil; aynı zamanda garantörlük, Doğu Akdeniz güvenliği, enerji denklemi ve KKTC’nin varlığıyla doğrudan bağlantılı stratejik bir mesele.

Ankara, GKRY’nin üçüncü ülkelerle yaptığı askeri anlaşmaların Ada’daki dengeyi bozduğunu, Kıbrıs Türklerinin güvenlik kaygılarını artırdığını ve çözüm sürecini daha da zorlaştırdığını savunuyor. Türkiye’ye göre Fransa’nın Ada’da garantörlük statüsü yok ve bu nedenle Kıbrıs güvenlik mimarisinde tek taraflı askeri rol üstlenmesi meşruiyet tartışması doğuruyor.

MSB’nin açıklamasındaki “hassas dengeler” vurgusu da bu noktaya işaret ediyor. Türkiye, Kıbrıs’ta 1960 düzeninden gelen garantörlük sistemini temel güvenlik zemini olarak görüyor. Bu nedenle GKRY’nin Fransa gibi AB ve NATO üyesi önemli bir askeri aktörle yakınlaşması Ankara tarafından bölgesel dengeyi değiştirme girişimi olarak okunuyor.

Erdoğan’dan Doğu Akdeniz mesajı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 10 Haziran’daki grup toplantısında anlaşmaya tepki gösterdi. Erdoğan, Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin hak ve hukukuna yönelik bir girişim olması halinde Ankara’nın cevabının “net” ve “sert” olacağını söyledi.

Erdoğan’ın açıklaması, MSB’nin daha sonra yaptığı kurumsal açıklamayla aynı çizgide değerlendirildi. Ankara, son dönemde Doğu Akdeniz’de enerji, deniz yetki alanları, askeri varlık ve Kıbrıs dosyasını birbirinden bağımsız görmeyen bir güvenlik yaklaşımı izliyor.

Bu nedenle Fransa-GKRY anlaşması, yalnızca ikili savunma iş birliği olarak değil; Doğu Akdeniz’de Türkiye, KKTC, AB ve Fransa arasındaki güç dengesi bağlamında okunuyor.

Fransa’nın Doğu Akdeniz hesabı

Fransa, son yıllarda Doğu Akdeniz’de daha görünür bir askeri ve diplomatik varlık göstermeye çalışıyor. Kıbrıs, Lübnan, İsrail, Suriye ve Orta Doğu krizlerine yakınlığı nedeniyle Paris açısından önemli bir lojistik ve güvenlik noktası olarak öne çıkıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un daha önce Ada’ya yaptığı ziyarette, Kıbrıs’ın insani yardım operasyonları ve bölgesel güvenlik açısından taşıdığı rol vurgulanmıştı. Fransa’nın Kıbrıs’a savunma amaçlı ekipman konuşlandıran ilk Avrupa ülkelerinden biri olduğu da belirtiliyor.

Paris açısından bu anlaşma, AB’nin Doğu Akdeniz’de krizlere müdahale kapasitesi ve Avrupa savunmasının stratejik özerkliğiyle ilişkilendiriliyor. Ankara ise aynı adımı, Kıbrıs Türklerinin güvenlik ve egemen eşitlik haklarını dışlayan tek taraflı bir askeri yakınlaşma olarak görüyor.

F-16 açıklaması ve hava sahası tartışması

MSB açıklamasında, Yunan basınında yer alan Türk uçaklarının Yunan uçağını taciz ettiği iddialarına da cevap verildi. Bakanlık, 7 Haziran 2026’da Yunanistan-GKRY rotasında uçan 6 hava trafiğinden 4’ünün KKTC hava sahasını ihlal ettiğini bildirdi.

Açıklamaya göre, bu nedenle KKTC’de konuşlu Alarm Reaksiyon nöbetindeki iki Türk F-16 uçağı tedbir amacıyla havalandırıldı. MSB, Türk uçaklarının KKTC hava sahasında görev yaptığını, GKRY hava sahasını ihlal etmediğini ve söz konusu hava trafiğine tacizde bulunulmadığını açıkladı.

Bu başlık, Fransa-GKRY anlaşmasının yalnızca diplomatik bir metin olmaktan çıkıp hava sahası, askeri hareketlilik ve Doğu Akdeniz güvenliğiyle bağlantılı daha geniş bir krize dönüşebileceğini gösteriyor.

Kıbrıs’ta yeni gerginlik hattı

Fransa-GKRY anlaşması, Kıbrıs meselesinin askeri boyutunu yeniden öne çıkardı. Türkiye ve KKTC, Ada’da egemen eşitlik temelinde iki devletli çözüm perspektifini savunurken, GKRY uluslararası tanınmış Kıbrıs Cumhuriyeti sıfatıyla AB içindeki konumunu kullanarak savunma iş birliklerini genişletmeye çalışıyor.

Bu tablo, Doğu Akdeniz’de önümüzdeki dönemde daha fazla askeri diplomasi, hava sahası tartışması ve karşılıklı açıklama görülebileceğine işaret ediyor. Ankara’nın sert tepkisi, Türkiye’nin Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve KKTC’nin hakları konusunda geri adım atmayacağı mesajı olarak öne çıkıyor.

Son gelişmeler, Kıbrıs’ın yalnızca Ada içi bir mesele olmadığını; AB savunma politikası, Fransa’nın bölgesel stratejisi, Türkiye’nin garantörlük rolü ve Doğu Akdeniz’deki güvenlik mimarisi açısından daha geniş bir jeopolitik dosya haline geldiğini bir kez daha gösterdi.

www.sehitlerolmez.com