Sabah Gazetesi'nin manşetlerini Ekrem Dumanlı mı belirliyor?

FETÖ ile mücadelede manşetlerin kimi hedef aldığı, asıl sorumluların neden geri planda kaldığı ve Sabah yönetiminin cevaplaması gereken sorular tartışılıyor.

Sabah Gazetesi'nin manşetlerini Ekrem Dumanlı mı belirliyor?

Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar

FETÖ ile mücadelede asıl mesele yalnızca kimin manşete taşındığı değil, kimlerin ısrarla manşetin dışında bırakıldığıdır.

Bugün sorulması gereken stratejik soru şudur: FETÖ’nün gerçek karar merkezleri, medya aklı, yönlendirici kadroları ve 15 Temmuz’a giden psikolojik zemini hazırlayan isimler konuşulmadan yapılan her haber, mücadeleyi güçlendirir mi, yoksa hedefi mi şaşırtır?

Manşet meselesi sadece medya meselesi değildir

FETÖ’nün “cemaat” görüntüsü altında hareket ettiği yıllarda, Zaman gazetesi yalnızca bir yayın organı değildi. Aynı zamanda algı operasyonlarının, hedef göstermelerin ve tasfiye süreçlerinin merkezlerinden biri olarak görülüyordu.

O dönem Ekrem Dumanlı’nın yazdıkları, attığı manşetler ve kurduğu dil, yalnızca kendi gazetesinin sınırları içinde kalmıyordu. Merkez medyada kimin parlatılacağı, kimin itibarsızlaştırılacağı, hangi gazetecinin hedef haline getirileceği konusunda Dumanlı’nın etkili olduğu iddiaları uzun yıllar konuşuldu.

Bugün ise benzer bir soru tersinden soruluyor: Sabah gibi iktidara yakınlığıyla bilinen bir gazetenin bazı FETÖ haberleri, gerçekten FETÖ ile mücadeleye mi hizmet ediyor, yoksa asıl sorumluları gölgeleyen bir algı zemini mi oluşturuyor?

Asıl yöneticiler nerede, manşette kimler var?

“FETÖ’nün üst düzey yöneticileri nasıl kaçtı?” başlığıyla haber yapılıyorsa, kamuoyu doğal olarak örgütün gerçek yönetim kadrosunu görmek ister.

15 Temmuz’a giden sürecin medya ayağında kim vardı? Zaman gazetesinin agresif ve kışkırtıcı manşetlerini kim belirliyordu? Samanyolu TV hangi dili kuruyordu? Örgütün tabanını devlete, millete ve seçilmiş iktidara karşı kim hazırlıyordu?

Bu sorular cevaplanmadan, kamuoyunun tanımadığı bazı isimleri “üst düzey FETÖ yöneticisi” diye manşete taşımak ikna edici olmaz. Hatta daha kötüsü, gerçek yöneticilerin üzerindeki dikkat dağılır.

Ekrem Dumanlı’nın adı neden bu tartışmalarda yeterince görünmüyor? Hidayet Karaca’nın pozisyonu, Zaman ve Samanyolu hattının 15 Temmuz öncesindeki rolü neden arka plana düşüyor? FETÖ’nün medya aklı konuşulmadan FETÖ ile mücadele nasıl tamamlanacak?

Hedef şaşarsa en çok örgüt aklı kazanır

FETÖ’nün en büyük başarısı, kendisini çoğu zaman gerçek sorumlular üzerinden değil, mağduriyetler, yan hikâyeler ve bulanık isimler üzerinden tartıştırması oldu.

Bugün de benzer bir risk var. Eğer FETÖ’nün gerçek aklı, gerçek karar vericileri, gerçek medya yöneticileri ve bürokratik uzantıları geri planda bırakılırsa, mücadele tabana doğru savrulur. Bu da örgütün istediği zemini üretir.

Çünkü FETÖ sadece devlete sızmadı; aynı zamanda dindar-muhafazakâr kitle ile devlet arasına güvensizlik sokmaya çalıştı. AK Parti tabanını, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasındaki halk desteğini ve devletin terörle mücadele meşruiyetini zayıflatmak istedi.

Bu yüzden yanlış manşet yalnızca kötü gazetecilik değildir. Yanlış manşet, yanlış hedef üretir. Yanlış hedef ise gerçek suçluların nefes alacağı alan açar.

Hakan Şükür örneği neden dikkatli okunmalı?

Hakan Şükür’ün siyasi tercihleri, açıklamaları ve sonraki pozisyonu elbette tartışılır. Ancak burada önemli olan başka bir ayrımdır: FETÖ’nün aklı ile FETÖ’nün peşinden sürüklenen kitleyi aynı kefeye koymak, meseleyi anlamayı zorlaştırır.

Bir dönem bu yapıyı “cemaat” sanan, dini hassasiyetlerle hareket ettiğini düşünen, örgütün gerçek yüzünü geç fark eden çok sayıda insan oldu. Bu insanların bir kısmı kullanıldı, bir kısmı yönlendirildi, bir kısmı ise örgütün kendi iç hesaplaşmalarında bile harcandı.

Ama örgütün medya mühendisleri, manşet kurucuları, bürokrasi içindeki operasyon merkezleri ve 15 Temmuz’a giden yolu döşeyen akıl ayrı bir yerde duruyor.

Bugün manşetlerde asıl bu yapı görünmelidir. Kamuoyunun önüne çıkarılması gereken merkez, örgütün vitrininde kullanılanlar değil, vitrini kuranlardır.

ByLock, listeler ve mağduriyet siyaseti

ByLock meselesi de bu yüzden hâlâ hassas bir başlıktır. Kimlerin bilinçli şekilde örgütsel haberleşmeye dahil olduğu, kimlerin yönlendirildiği, kimlerin veri ve liste manipülasyonlarıyla hedef haline getirildiği kamu vicdanı açısından dikkatle ayrıştırılmalıdır.

FETÖ’nün bir taktiği de mağduriyetleri kendi lehine kullanmaktır. Gerçek suçlular geri çekilir, gariban insanlar adliye koridorlarında ve cezaevi süreçlerinde yıpranır; sonra bu acılar örgütün propaganda malzemesine dönüştürülür.

Eğer bu ayrım yapılmazsa, devletin terörle mücadelesi de yara alır, masum insanların yaşadığı acılar da istismar edilir.

Bu yüzden gazetecilik burada çok daha büyük bir sorumluluk taşır. FETÖ haberleri yapılırken hedef doğru konulmalı, isimler dikkatle seçilmeli, örgütün gerçek hiyerarşisi gölgelenmemelidir.

Sabah yönetimi bu sorulara cevap vermeli

Sabah gazetesi gibi etkili bir yayın organının FETÖ konusunda yapacağı her haber, yalnızca bir haber değildir. Aynı zamanda kamuoyunun mücadeleyi nasıl okuyacağını belirleyen güçlü bir çerçevedir.

Bu yüzden Serhat Albayrak ve Sabah yönetimi şu sorulara açık cevap vermelidir:

FETÖ’nün gerçek üst düzey yöneticileri kimlerdir?
Ekrem Dumanlı ve Zaman gazetesi hattı neden yeterince görünür değildir?
Samanyolu TV ve medya ayağının 15 Temmuz öncesindeki rolü neden daha derinlikli işlenmemektedir?
Kamuoyunun tanımadığı isimler hangi belge ve somut delillerle “üst düzey yönetici” olarak manşete taşınmaktadır?
Bu haberler, güvenlik güçlerinin gerçek mücadele hattını güçlendirmekte midir, yoksa hedefi dağıtmakta mıdır?

Bu sorular Sabah’a düşmanlık için değil, tam tersine FETÖ ile mücadelenin sulandırılmaması için sorulmalıdır.

Bu haberler kime hizmet ediyor?

Berat Albayrak, geçmişte “128 milyar dolar” tartışmasının FETÖ tarafından ortaya atıldığını ve CHP’nin de bunun peşinden gittiğini söylemişti. Bu ifade, FETÖ’nün sadece darbe girişimiyle değil, ekonomi, medya ve siyaset üzerinden de operasyon yürüttüğü iddiasını ortaya koyuyordu.

O halde şu soru kaçınılmazdır: Sabah gazetesi, kendi yayın çizgisini de hedef almış bu yapının gerçek aktörlerini mi görünür kılıyor, yoksa onların üzerini örten haberlerle kamuoyunu başka isimlere mi yönlendiriyor?

FETÖ ile mücadelede samimiyet, en zayıf halkayı manşete taşımakla değil, en güçlü ve en karanlık halkayı açığa çıkarmakla ölçülür.

Ekrem Dumanlı’nın, Zaman gazetesinin, Samanyolu TV’nin ve örgütün medya aklının 15 Temmuz’a giden süreçteki rolü derinlemesine konuşulmadan FETÖ dosyası tamamlanmış sayılmaz.

Bugün Sabah’a düşen görev, gerçek sorumluları gölgeleyen değil, onları bütün çıplaklığıyla ortaya koyan bir yayıncılık yapmaktır.

Çünkü FETÖ ile mücadelede yanlış hedef, doğru mücadeleyi zayıflatır. Gerçek suçluların üzerindeki perde kalkmadıkça da kamu vicdanı rahatlamaz.

Şimdi asıl soru budur:

Sabah’ın FETÖ manşetlerini kim belirliyor?
Bu manşetler gerçekten FETÖ ile mücadeleye mi hizmet ediyor?
Yoksa manşetleri Ekrem Dumanlı  atsa bu kadar olur, dedirtecek bir hedef şaşırtma dili mi kuruluyor?

Bu soruların cevabı yalnızca Sabah yönetimini değil, FETÖ ile mücadelenin medya ayağını da doğrudan ilgilendiriyor.

www.sehitlerolmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.comSehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.