ABD ve İran barış mutabakatını dijital imzayla onayladı

ABD ile İran’ın barış mutabakatını dijital ortamda imzaladığı açıklanırken, dünya başkentleri sürece temkinli iyimserlikle yaklaşıyor.

ABD ve İran barış mutabakatını dijital imzayla onayladı

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — ABD ile İran arasında Ortadoğu’da barış sürecinin çerçevesini belirleyen mutabakatın dijital ortamda imzalandığı açıklandı; dünya başkentleri sürece temkinli iyimserlikle yaklaşıyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre Washington yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance ve İran’ın başmüzakerecisi Muhammed Bakır Kalibaf’ın elektronik imzalarının tamamlandığını bildirdi. Ancak anlaşmanın dijital olarak onaylandığına dair Tahran’dan henüz resmi bir doğrulama gelmedi. Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen süreç kapsamında Cuma günü Cenevre’de resmi bir imza töreni düzenlenmesi planlanıyor.

Dijital imza süreci Cenevre töreni öncesinde duyuruldu

ABD’den yapılan açıklama, Ortadoğu’da haftalardır devam eden gerilimin ardından geldi. Washington ile Tahran arasında yürütülen dolaylı müzakerelerin, barış sürecinin çerçevesini belirleyen bir metin üzerinde sonuç verdiği bildirildi.

Mutabakatın dijital ortamda imzalandığı açıklansa da İran tarafının henüz resmi doğrulama yapmaması, sürece dair belirsizliği tamamen ortadan kaldırmış değil. Bu nedenle dünya başkentlerinde olumlu hava ile ihtiyatlı bekleyiş aynı anda görülüyor.

Cuma günü Cenevre’de yapılması planlanan imza töreni, sürecin diplomatik olarak görünür hale geleceği kritik aşama olacak. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, ABD ile İran arasında barış anlaşmasına varıldığını daha önce duyurmuştu.

Hürmüz Boğazı barış sürecinin merkezinde

Mutabakatın en önemli başlıklarından biri Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve seyrüsefer özgürlüğünün güvence altına alınması olarak öne çıkıyor. Dünya enerji ticareti açısından kritik öneme sahip olan boğaz, bölgesel gerilimlerin küresel ekonomiye doğrudan yansıdığı noktalardan biri olarak görülüyor.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD-İran uzlaşısını “çatışmanın barışçıl şekilde çözülmesi yolunda kritik bir adım” olarak değerlendirdi. Guterres, tarafların derhal ve kalıcı ateşkes sağlaması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve Cuma günü başlayacak müzakereler için belirlenen çerçevenin korunması gerektiğini vurguladı.

Guterres ayrıca Pakistan, Katar, Mısır, Suudi Arabistan, Türkiye ve diğer bölge ülkelerinin yapıcı rolüne teşekkür etti.

AB’den hızlı ve eksiksiz uygulama çağrısı

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de ABD ile İran arasında sağlanan uzlaşıyı memnuniyetle karşıladı. Ancak von der Leyen, bu aşamada en önemli önceliğin anlaşmanın tüm taraflarca hızlı ve eksiksiz biçimde uygulanması olduğunu söyledi.

Von der Leyen’e göre mutabakat, Hürmüz Boğazı’nın derhal yeniden açılmasına imkân sağlamalı. Seyrüsefer özgürlüğünün herhangi bir ücret veya kısıtlama olmaksızın yeniden tesis edilmesi gerektiğini belirten Avrupa Komisyonu Başkanı, bunun hem bölgesel istikrar hem de küresel ekonomi açısından hayati önem taşıdığını ifade etti.

AB cephesinde ayrıca Lübnan vurgusu öne çıktı. Von der Leyen, Ortadoğu’da kalıcı barıştan söz edilebilmesi için Lübnan’daki gerilimin de sona ermesi gerektiğini belirterek, tüm taraflara Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı çağrısı yaptı.

E4 ülkeleri İran’ın nükleer programına dikkat çekti

İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya’dan oluşan E4 ülkeleri de ortak açıklama yayımlayarak ABD-İran mutabakatını bölgesel istikrar ve küresel ekonomi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.

Açıklamada, ayrıntılı müzakerelerin sonuçlandırılması ve anlaşmanın hızlı, kapsamlı biçimde uygulanmasının hayati önem taşıdığı belirtildi. E4 ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nın koşulsuz ve sınırsız seyrüsefer özgürlüğüyle acilen yeniden açılması gerektiğini vurguladı.

Ortak açıklamada İran’ın nükleer programı da gündeme getirildi. E4 ülkeleri, “İran asla nükleer silaha sahip olmamalıdır” mesajını verirken, Tahran’ın somut ve doğrulanabilir adımlar atması halinde yaptırımların kaldırılabileceği yönünde bir perspektif sundu.

Dünya liderlerinden temkinli iyimserlik mesajları

Dünya başkentlerinde mutabakata ilişkin genel hava, temkinli iyimserlik olarak öne çıkıyor. Birçok lider, anlaşmanın Ortadoğu’da savaşın sona erdirilmesi ve küresel ekonominin rahatlaması için önemli bir fırsat olabileceğini belirtti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, mutabakatın küresel ekonominin yeniden canlanmasına ve daha güvenli bir Ortadoğu’nun tesis edilmesine katkı sağlayabileceğini söyledi. Ancak Merz, anlaşmanın kararlılıkla uygulanmasının hayati önemde olduğunu vurguladı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, Avusturya Başbakanı Christian Stocker, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Japonya Başbakanı Sanaa Takaichi gibi liderlerin de benzer açıklamalar yaptığı aktarıldı.

Erdoğan’dan sabotaj uyarısı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın Cuma günü resmen imzalanmasına kadar gerilimi artırabilecek adımlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.

Erdoğan, imza gününe kadar söylem, tahrik ve eylemler konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirterek, olası sabotajlara karşı uyarıda bulundu.

“İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak söylem, tahrik ve eylemlerden kaçınılması ve olası sabotajlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.”

Türkiye’nin bu süreçte arabulucu ve bölgesel dengeyi gözeten ülkeler arasında anılması, Ankara’nın Ortadoğu diplomasisindeki rolünü de yeniden gündeme taşıdı.

Lübnan gerilimi süreci kırılgan hale getiriyor

ABD-İran mutabakatına rağmen Lübnan’daki gerilim, sürecin en kırılgan başlıklarından biri olarak görülüyor. İsrail’in Lübnan’ı hedef alan saldırıları ve bazı İsrailli bakanların mutabakat için “bizi bağlamaz” yönündeki açıklamaları endişeye yol açıyor.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, tüm tarafları azami itidal göstermeye ve ABD-İran mutabakatını iyi niyetle uygulamaya çağırdı. Türk, İsrail’in Lübnan’daki yerleşim bölgelerine ve altyapıya yönelik saldırılarından, İran destekli Hizbullah’ın sınır ötesi saldırılarından endişe duyduğunu belirtti.

Türk ayrıca çatışmaların derhal sona erdirilmesi, İsrail’in Lübnan topraklarından çekilmesi ve uluslararası hukuk ihlallerinin soruşturulması gerektiğini ifade etti.

Almanya: Bu fırsat kaçırılmamalı

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, mutabakatın bölge için önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Ancak Wadephul, erken iyimserlik konusunda uyararak Cuma günü yapılması planlanan resmi imzanın beklenmesi gerektiğini belirtti.

Wadephul’a göre her iki tarafta da ateşkesi etkin hale getirme ve önümüzdeki 60 gün içinde daha derin müzakereler yürütme iradesi bulunuyor. Alman bakan, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini vurguladı.

Wadephul, sürecin Lübnan’ı da kapsadığını belirterek İran’ın Hizbullah üzerinde etkide bulunması gerektiğini, İsrail’in de Lübnan’a saldırılar düzenlemek için gerekçe üretmemesi gerektiğini söyledi.

Mutabakatın kaderi uygulama sürecine bağlı

ABD ile İran arasında dijital olarak imzalandığı açıklanan mutabakat, Ortadoğu’da savaşın sona erdirilmesi ve bölgesel gerilimin düşürülmesi açısından önemli bir eşik olarak görülüyor. Ancak anlaşmanın kaderi, Cenevre’deki resmi imza töreninden sonra atılacak somut adımlara bağlı olacak.

Hürmüz Boğazı’nın açılması, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi, Lübnan’daki gerilimin düşürülmesi, İran’ın nükleer programına ilişkin doğrulanabilir adımlar ve yaptırımların geleceği, sürecin ana başlıkları arasında yer alıyor.

Dünya başkentlerinin açıklamalarında ortak mesaj dikkat çekiyor: Niyet beyanı önemli, ancak asıl belirleyici olan tarafların mutabakatı sahada ve diplomasi masasında eksiksiz uygulaması olacak.

www.sehitlerolmez.com