Terör Gazisi Muharrem Şemsek’e Kızılelma’ya Türkler kitabı takdim edildi

Araştırmacı-yazar Mesut Kılıçoğlu, Türk tarihini destan diliyle anlattığı “Altaylardan Tuna’ya Kızılelma’ya Türkler” kitabını Muharrem Şemsek’e takdim etti.

Terör Gazisi  Muharrem Şemsek’e Kızılelma’ya Türkler kitabı takdim edildi

Yusuf İnan | Şehitler Ölmez

ANKARA, TÜRKİYE — Araştırmacı-yazar Mesut Kılıçoğlu, Türk tarihini destan diliyle anlattığı “Altaylardan Tuna’ya Kızılelma’ya Türkler” adlı eserini MHP eski Çorum Milletvekili Muharrem Şemsek’e takdim etti.

Türk milliyetçiliği, Ülkücü Hareket’in hafızası ve Türk tarihinin destan geleneği etrafında şekillenen buluşma, hem bir kitap takdimi hem de kuşaklar arası vefa mesajı olarak değerlendirildi. Kılıçoğlu, sosyal medya paylaşımında Muharrem Şemsek’i “Ülkücü Hareket’in gazilerinden ve aksakallılarından” biri olarak nitelendirirken, kitabın Türk tarihini, Türk kültürünü ve “Bozkurtların dirilişi” olarak ifade ettiği tarih bilincini anlattığını belirtti.

Kılıçoğlu’ndan Gazi Şemsek’e kitap takdimi

Araştırmacı-yazar Mesut Kılıçoğlu, uzun yıllar üzerinde çalıştığı “Altaylardan Tuna’ya Kızılelma’ya Türkler” adlı kitabını Muharrem Şemsek’e sundu. Paylaşımında Şemsek’in kitaba ve şahsına gösterdiği ilgi için teşekkür eden Kılıçoğlu, eserin Türk tarihini baştan sona destan diliyle anlatmayı amaçladığını ifade etti.

Kitap takdimi, yalnızca bir yazar-okur buluşması olarak değil, aynı zamanda Türk milliyetçi hareketinin hafızasında özel bir yere sahip isimlerden biriyle kurulan vefa ilişkisi olarak öne çıktı. Kılıçoğlu’nun anlatımında Muharrem Şemsek, yalnızca eski bir milletvekili ya da siyasetçi değil; teşkilat hafızasında eğitimci, mücadele insanı ve “aksakallı” kimliğiyle anılan bir figür olarak yer aldı.

Bu nedenle takdim edilen kitap kadar, kitabın sunulduğu kişi de haberin merkezinde bulunuyor.

Gazi Muharrem Şemsek kimdir?

Muharrem Şemsek, 5 Ocak 1949’da Çorum’da doğdu. Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi ve Ankara Yüksek Öğretmen Okulu’nda öğrenim gördü. Mezuniyetinin ardından Hasanoğlan Öğretmen Enstitüsü’nde bir süre öğretmenlik yaptı. Daha sonra Başbakanlık Atom Enerjisi Kurumu’na bağlı Ankara Nükleer Araştırma Merkezi’nde uzman olarak çalıştı.

Şemsek’in siyasi ve fikrî hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri, 1969 Adana Kongresi sonrasında yaşandı. CKMP Genel Başkanlığı’na Alparslan Türkeş’in seçilmesi ve partinin adının Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirilmesinden sonra, Ülkü Ocakları Derneği’nin kuruluş sürecinde yer aldı. Kılıçoğlu’nun aktarımına göre Şemsek, Ülkü Ocakları’nın kurucu başkanı olarak ülkücü camiada eğitimci kimliğiyle saygınlık kazandı.

1970’li yıllarda çeşitli seminerlerde gençlere Türk tarihi, devlet teşkilatı ve millî kültür üzerine konuşmalar yaptığı belirtilen Şemsek’in, özellikle Mete Han’ın teşkilatçılığına dair verdiği konferansların dönemin gençleri üzerinde etkili olduğu anlatılıyor.

12 Eylül öncesi ve sonrası siyasi süreç

Muharrem Şemsek’in hayatı, Türkiye’nin sert siyasi kırılmalarının yaşandığı 1970’li yıllardan ve 12 Eylül 1980 darbesi sonrasından bağımsız düşünülemiyor. Paylaşımda, Şemsek’in 1974-1976 döneminde ve daha sonra çeşitli cezaevi süreçlerinde bulunduğu, bu dönemde hareketin ağır bedeller ödediği ifade ediliyor.

22 Temmuz 1979’da, vatani görevini yaptığı dönemde uğradığı silahlı saldırı sonucu ağır yaralandığı ve belden aşağısının felç kaldığı aktarılıyor. Bu olaydan sonra tekerlekli sandalyeye mahkûm olan Şemsek’in, buna rağmen inandığı siyasi ve fikrî çizgide aktif kalmaya devam ettiği belirtiliyor.

12 Eylül sonrasında MHP kadrolarının yargılandığı süreçte, ülkücü tabanın yeniden toparlanmasında rol alan isimlerden biri olarak anlatılan Şemsek, Muhafazakâr Parti ve daha sonra Milliyetçi Çalışma Partisi çevresindeki kuruluş ve toparlanma süreçlerinde de yer aldı.

Meclis ve teşkilat çalışmaları

Muharrem Şemsek, 20 Ekim 1991 genel seçimlerinde 19. Dönem Çorum Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne girdi. MHP çatısı altında Plan ve Bütçe Komisyonu üyeliği yaptı. Ayrıca 1980 sonrası süreçte MHP Genel Başkan Yardımcılığı ve Merkez Yürütme Kurulu üyeliği gibi görevlerde bulundu.

Kılıçoğlu’nun paylaşımında Şemsek için öne çıkan temel vurgu, onun yalnızca siyasi görevleri değil, ülkücü hareket içindeki öğretici ve toparlayıcı rolü oldu. “Muharrem abi” ifadesiyle anılan Şemsek, hareketin yaşlı kuşakları ile yeni nesilleri arasında hafıza taşıyıcısı bir isim olarak gösterildi.

Bu yönüyle kitap takdimi, Türk milliyetçi hareketinde yazılı kültür, hatıra, vefa ve kuşak aktarımı bağlamında önem taşıyor.

Kitabın konusu: Türk tarihini destan diliyle anlatmak

“Altaylardan Tuna’ya Kızılelma’ya Türkler”, Kılıçoğlu’nun anlatımına göre Türk tarihini baştan sona nazım ve destan diliyle ele alan geniş hacimli bir eser. Yazar, kitabın Alp Er Tunga’dan Mete Han’a, Bilge Kağan’dan Kürşad’a, Satuk Buğra Han’dan Alparslan’a, Osman Bey’den Fatih Sultan Mehmet’e, Yavuz Sultan Selim’den Kanuni’ye, Sultan Abdülhamid’den Mustafa Kemal Atatürk’e kadar uzanan geniş bir tarihî çizgiyi kapsadığını belirtiyor.

Kitapta yalnızca liderler ve savaşlar değil, Türk devletleri, beylikler, hanlıklar, Türk boyları, kültür merkezleri, medeniyet eserleri ve fikir önderleri de yer alıyor. Kılıçoğlu, Hunlardan Göktürklere, Uygurlardan Karahanlılara, Selçuklulardan Osmanlılara ve Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar uzanan tarihî sürekliliği destan formunda aktardığını ifade ediyor.

Eserde Türkistan, Ötüken, Tanrı Dağı, Orhun, Anadolu, Tuna, Nil, Ganj, Viyana, Çin Seddi ve Adriyatik gibi geniş bir coğrafi hafıza da işleniyor. Bu yönüyle kitap, yalnızca kronolojik bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda Türk dünyasının mekân hafızasını da edebî bir dille sunmayı hedefliyor.

Destan geleneği ve 12.550 beyit

Kılıçoğlu’nun verdiği bilgilere göre eser, 12.550 beyitten oluşuyor ve on birli hece vezniyle kaleme alındı. Yazar, kitabın Türk tarihini baştan sona destan olarak ve nazım halinde anlatması bakımından özel bir yerde durduğunu savunuyor.

Bu iddia, eseri klasik tarih kitaplarından ayırıyor. Çünkü kitap akademik bir monografi olmaktan çok, tarihî hafızayı şiir, destan ve millî duygu üzerinden inşa etmeyi amaçlayan kültürel bir çalışma olarak sunuluyor.

Türk tarihinde destan geleneği, yalnız geçmişi anlatmakla kalmaz; aynı zamanda kimlik, aidiyet, kahramanlık, devlet fikri ve medeniyet iddiasını da taşır. Kılıçoğlu’nun eserinde de Ergenekon, Kızılelma, Bozkurt, nizam-ı âlem ve Türk cihan hâkimiyeti mefkûresi gibi semboller bu çerçevede öne çıkıyor.

Akademik isimlerden katkı

Paylaşımda, esere ilişkin dikkat çeken bir başka ayrıntı da akademik isimlerin katkısı oldu. Kılıçoğlu, Türkolog Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’un kitap için sunuş yazısı kaleme aldığını belirtiyor. Ayrıca Manas Üniversitesi eski Rektörü, Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu üyesi ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu eski Başkanı tarihçi Prof. Dr. Reşad Genç’in de kitabın tashih ve kontrol sürecine katkı verdiği ifade ediliyor.

Bu bilgiler, eserin yalnızca kişisel bir edebî çaba olarak değil, Türk tarihi ve dili alanında tanınan akademik isimlerin dikkatini çeken bir çalışma olarak sunulduğunu gösteriyor.

Kitapta tarih, edebiyat ve ideolojik hafıza iç içe geçiyor. Bu nedenle eser, hem edebiyat meraklılarına hem Türk tarihiyle ilgilenen okurlara hem de ülkücü hareketin kültürel dünyasına hitap eden bir çalışma olarak tanıtılıyor.

Yakın tarih ve Millî Mücadele bölümleri

Kitabın kapsamı yalnız eski Türk tarihinden ibaret değil. Kılıçoğlu’nun aktarımına göre eserde Balkan Savaşları, Sarıkamış Harekâtı, Kanal Cephesi, Medine Müdafaası, Çanakkale Savaşı, Kutü’l-Amâre, İstiklâl Harbi, Kuva-yı Milliye, Maraş ve Antep direnişi, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz ve İzmir’in kurtuluşu gibi yakın tarih başlıkları da destan formunda anlatılıyor.

Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Fahreddin Altay, Rıfat Börekçi, Sütçü İmam, Şahin Bey, Nene Hatun, Kara Fatma ve Şerife Bacı gibi isimler de eserde yer alan tarihî şahsiyetler arasında sayılıyor.

Bu geniş kapsam, kitabın Türk tarihini yalnız eski çağlardan Osmanlı’ya kadar değil, Cumhuriyet’in kuruluş sürecine kadar bütüncül bir akış içinde ele alma iddiasını ortaya koyuyor.

Siyasi hafıza ve kültürel yayıncılık

Muharrem Şemsek’e yapılan kitap takdimi, siyasi hareketlerde kültürel yayıncılığın önemini de yeniden hatırlattı. Siyasi gelenekler yalnız mitinglerle, kongrelerle veya seçimlerle var olmaz; kitaplarla, hatıralarla, seminerlerle, şiirlerle ve kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılarla da yaşar.

Ülkücü Hareket açısından Türk tarihi, destan dili ve Kızılelma fikri, yalnız kültürel başlıklar değil; hareketin kimlik kurucu unsurları arasında yer alıyor. Bu nedenle “Altaylardan Tuna’ya Kızılelma’ya Türkler” gibi eserler, belli bir okuyucu kitlesi için yalnız edebî çalışma değil, aynı zamanda bir hafıza ve aidiyet metni olarak değer taşıyor.

Mesut Kılıçoğlu’nun kitabını Muharrem Şemsek’e takdim etmesi de bu hafıza zincirinin sembolik bir halkası olarak değerlendirilebilir.

Vefa, hafıza ve yeni nesillere aktarım

Kitap takdiminin merkezinde vefa duygusu bulunuyor. Kılıçoğlu, kendi fikrî yolculuğunda Muharrem Şemsek’in geçmişte verdiği seminerlerin ve Türk tarihi üzerine yaptığı anlatımların etkili olduğunu belirtiyor. Bu da kitabın yalnız masa başında yazılmış bir eser değil, yıllar içinde dinlenen, öğrenilen, hissedilen ve biriktirilen tarih bilincinin ürünü olarak ortaya çıktığı mesajını veriyor.

Şemsek’in hayat hikâyesi de bu anlatıya güçlü bir arka plan sağlıyor. Eğitimci kimliği, siyasi mücadele yılları, geçirdiği saldırı sonrası yaşadığı ağır sağlık sorunu, cezaevi süreçleri, Meclis görevi ve hareket içindeki saygın yeri, kitabın takdimini kişisel bir ziyaretin ötesine taşıyor.

Sonuç olarak bu buluşma, Türk tarihini destan diliyle anlatma iddiasındaki bir eserin, ülkücü hareketin hafızasında özel bir yere sahip bir isme sunulması olarak kayda geçti. Kılıçoğlu’nun paylaşımı, hem kitabın kapsamını hem de Muharrem Şemsek’e duyulan saygıyı görünür kıldı.

www.sehitlerolmez.com