Büyük Orta Doğu Projesi, Avrupa Ordusu ve 15 Temmuz'un İnsan Kaynağı
Avrupa Ordusu’nun kurulması ve NATO’ya alternatif olup olamayacağı tartışılırken, Türkiye’nin bu yeni güvenlik mimarisindeki rolü merak ediliyor. 15 Temmuz sonrası boşa çıkan insan kaynağı, ABD ve Avrupa için stratejik bir fırsat olabilir mi?
YUSUF İNAN YAZDI...
Büyük Orta Doğu Projesi, Avrupa Ordusu ve 15 Temmuz'un İnsan Kaynağı
Trump’ın yeniden ABD Başkanı seçilmesiyle birlikte küresel dengelerde büyük bir değişim yaşandı. Avrupa ve Ukrayna, bu değişimden en çok etkilenen bölgeler oldu. Türkiye de bu sürecin önemli aktörlerinden biri olarak konumlandı.
ABD’nin Ukrayna'da barış planı oluşturma çabaları, Avrupa'da ciddi bir tedirginlik yarattı. Ukrayna'nın toprak kaybı yaşamasıyla sonuçlanabilecek bir barış anlaşması, Avrupa ve Ukrayna liderleri tarafından hoş karşılanmadı. Üstelik Trump yönetiminin Ukrayna'ya sağladığı desteğin karşılığında ülkenin yer altı kaynaklarının büyük bir kısmını talep etmesi, Kiev yönetimi tarafından reddedildi. Bu durum, Avrupa ve Ukrayna’yı ABD’nin desteği olmadan hareket etmeye zorlarken, Avrupa Ordusu fikrini yeniden gündeme taşıdı.
Avrupa Ordusu Planı ve Türkiye’nin Rolü
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Avrupa Ordusu fikrini Avrupa liderlerine sunduğu biliniyor. İngiltere, Ukrayna’ya verdiği stratejik ve teknik destekle bu planı destekler konumda bulunuyor. Ukrayna’nın askeri modernizasyonunda büyük rol oynayan İngiltere’nin bu projeden vazgeçmesi olası görünmüyor. Fransa ve Almanya da Avrupa’nın savunma stratejisini oluşturma konusunda daha somut adımlar atmaya başladı. Avrupa medyasında, olası bir barış sürecinde Ukrayna’ya asker gönderme planlarının hız kazandığı haberleri yer almaya başladı.
Ancak bu durum, Avrupa ile ABD arasında yeni bir gerilimin de fitilini ateşledi. NATO varken, NATO’ya rağmen kurulacak bir Avrupa Ordusu, küresel dengeleri nasıl etkileyecek? Şimdilik bu sorunun net bir yanıtı yok. Ancak bu süreçte, kurulması planlanan Avrupa Ordusu'nda Türk ve Müslüman kimliğinin güçlü bir temsile sahip olacağı değerlendiriliyor.
Türkiye, Kırım Türkleri ve Rusya Federasyonu içindeki Türk ve Müslüman toplulukların güvenliği konusunda stratejik bir pozisyonda bulunuyor. Avrupa’nın Rusya’ya karşı savunma stratejisinde, Türk ve İslam kimliği üzerinden bir ayrıştırma politikasının uygulanabileceği konuşuluyor. Bu durum, Avrupa, ABD ve İngiltere’nin Ortadoğu stratejileri ile paralellik taşıyor.
Trump’ın Ortadoğu Planı ve 15 Temmuz İnsan Kaynağı
ABD, özellikle Trump yönetiminde, Ortadoğu’yu yeniden şekillendirmek için YPG ve PKK gibi örgütleri uzun yıllardır kullanıyor. Ancak bu yapıların bölgeyi dönüştürme kapasitesinin sınırlı olduğu da bir gerçek. Trump’ın Gazze’yi turizm merkezi olarak satın alma planını açıklaması, Ortadoğu’da yeni bir strateji geliştirdiğinin sinyallerini veriyor. Ancak bu stratejinin yalnızca askeri güçle değil, eğitim ve kültürel politikalarla destekleneceği anlaşılıyor.
Napolyon’un yıllar önce uyguladığı eğitim reformlarını hatırlatan bu yeni strateji için Trump’ın ciddi bir insan kaynağına ihtiyacı var. Ancak bu insan kaynağı ne Avrupa’da ne de Ortadoğu’da mevcut değil. Bu kritik noktada, Trump’ın uzun süredir Türkiye’deki 15 Temmuz sürecinde boşa çıkan insan kaynağı üzerine plan yaptığı tahmin ediliyor.
15 Temmuz’un İnsan Kaynağı ve Küresel Stratejiler
15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından Türkiye’de, devlet kadrolarından tasfiye edilen eğitimli, tecrübeli ve ideolojik olarak yönlendirilmiş dev bir insan kaynağı ortaya çıktı. Trump ve ABD’nin bu insan kaynağını Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma sürecinde değerlendirmeye alması kaçınılmaz görünüyor. Sayıları milyonları bulan devlet eğitimli bu insan kaynağı, ABD’nin en büyük stratejik planlarından birinin parçası olabilir.
Bu durum, Avrupa Ordusu’nun oluşturulması sürecinde de önemli bir faktör olarak değerlendiriliyor. Almanya, Fransa ve İngiltere’nin, Avrupa Ordusu’na Türk ve Müslüman kökenli asker ve subayları dahil etme stratejisi üzerinde durdukları konuşuluyor. Bu süreç, özellikle Rusya Federasyonu içindeki Türk ve Müslüman nüfusun hareketlendirilmesi adına da önemli olabilir.
Türkiye’nin Bu Süreçteki Planı Ne?
Avrupa ve ABD, Türkiye’nin insan kaynağı potansiyelini küresel ölçekte değerlendirme konusunda istekli görünüyor. Ancak Türkiye'nin bu konuda nasıl bir strateji geliştirdiği bilinmiyor. Özellikle asker, polis ve mülki idare kadrolarından ihraç edilen insan kaynağının Avrupa Ordusu içinde değerlendirilmeye çalışılabileceği bir gerçek.
Bu stratejinin yeni bir plan olmadığı, 28 Şubat sürecinde de benzer bir formülün kullanıldığı biliniyor. O dönem TSK’dan ve devlet kadrolarından ihraç edilen kadrolar, eski Sovyet coğrafyasında eğitim faaliyetlerine yönlendirilmiş ve bu bölgelerin Türkiye ve Batı dünyasına entegrasyonunu sağlamıştı. SSCB’nin dağılmasının ardından bu bölgelerde Türkiye ve Batı etkisinin artması, Rusya’nın 15 Temmuz sürecine doğrudan müdahil olmasının en büyük nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Şimdi ise benzer bir planın Ortadoğu için hayata geçirilmek istendiği görülüyor. Rusya, eski SSCB ülkelerindeki etkisini kaybetmemek adına bu tür planları engellemeye çalışırken, NATO ve ABD, Ortadoğu için bu modeli devreye sokmaya hazırlanıyor.
Sonuç olarak, Türkiye’nin küresel dengelerde giderek daha kritik bir konuma geldiği açık. Ancak Türkiye’nin bu süreçte nasıl bir pozisyon alacağı, 15 Temmuz’un insan kaynağına nasıl yaklaşacağı belirsizliğini koruyor. Avrupa, ABD ve İngiltere'nin, bu kaynağı kendi stratejik hedefleri doğrultusunda kullanmak isteyeceği kesin. Ancak Türkiye, bu gelişmeler karşısında nasıl bir yol haritası çizecek? Bu, önümüzdeki dönemde şekillenecek en kritik sorulardan biri olacak.
Türk Devletleri Teşkilatı ve Türkiye'nin Liderliği!
Rusya, eski Sovyet coğrafyasında etkinliğini koruma çabasında önemli kazanımlar elde etti. Ancak dağılan SSCB ülkelerinde Moskova’nın nüfuzu giderek zayıflarken, Türkiye, Avrupa ve Amerika’ya olan ilgi arttı. Türkiye, bu süreçte yalnızca bölgesel bir güç olmanın ötesine geçerek, stratejik ve siyasi bir lider konumuna yükseldi. Güçlü liderlere duydukları hayranlıkla bilinen Türk halkları, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinden etkilenerek, onun öncülüğünde şekillenen Türk Dünyası Birliği’ni destekledi ve bu birlik uluslararası arenada somut bir gerçekliğe dönüştü.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













