NATO zirvesinin görünmeyen başarısı: Emine Erdoğan’ın diplomasi gücü

Emine Erdoğan’ın NATO zirvesindeki lider eşleri programı; çocuk güvenliği, Türk kültürü, sanat ve Sıfır Atık vizyonunu diplomasiyle buluşturdu.

NATO zirvesinin görünmeyen başarısı: Emine Erdoğan’ın diplomasi gücü

Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar | Siyasi ve Stratejik Analist

ANKARA, TÜRKİYE — Emine Erdoğan’ın NATO Zirvesi kapsamında lider eşleri için hazırladığı program, güvenlik diplomasisini çocuklar, kültür, sanat ve çevre başlıklarıyla genişleten tamamlayıcı bir Türkiye mesajına dönüştü.

Ankara’da gerçekleştirilen NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi; savunma, caydırıcılık, bölgesel güvenlik ve ittifakın geleceğine ilişkin görüşmelerle dünya gündeminin merkezine yerleşti. Ancak liderlerin diplomasi trafiğinin gölgesinde kalan başka bir başarı daha vardı: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenen lider eşleri programı.

Bu program yalnızca protokol kuralları çerçevesinde hazırlanmış bir ağırlama etkinliği değildi. Çocukların dijital güvenliğinden Türk mutfağına, geleneksel el sanatlarından çağdaş modaya kadar uzanan bütünlüklü bir kamu diplomasisi çalışması ortaya konuldu.

Sert güç gündeminin yanında yumuşak güç

NATO zirvelerinin temel gündemini doğal olarak askerî kapasite, savunma harcamaları, caydırıcılık ve güvenlik tehditleri oluşturuyor. Ancak ev sahibi bir ülkenin zirvedeki başarısı yalnızca liderlerin imzaladığı belgeler veya gerçekleştirdiği ikili görüşmeler üzerinden değerlendirilemez.

Konukların ülkeden hangi izlenimlerle ayrıldığı, hangi kültürel unsurları kendi ülkelerine taşıdığı ve Türkiye’nin dünya kamuoyunda hangi değerlerle ilişkilendirildiği de zirvenin diplomatik sonucunun önemli bir parçasıdır.

Emine Erdoğan’ın lider eşleri için hazırladığı program, Türkiye’nin askerî ve siyasi gücünün yanına insan merkezli bir yumuşak güç unsuru ekledi.

Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen “Çocuklar, Teknoloji ve Güvenlik: Gelecek Nesli Korumak” başlıklı toplantıda, lider eşleri dijital dünyanın çocuklar üzerindeki etkilerini ele aldı. Program kapsamında Türk kültürünü yansıtan geleneksel dokumalar, nakışlar, el sanatları ve mutfak örnekleri de yabancı konuklara tanıtıldı.

Böylece zirvenin bir tarafında savunma sistemleri, askerî harcamalar ve jeopolitik riskler konuşulurken, diğer tarafında çocukların geleceği, kültür, sanat ve aile güvenliği gündeme taşındı.

Çocukların dijital güvenliği zirvenin gündemine taşındı

Emine Erdoğan’ın programdaki en önemli siyasi hamlelerinden biri, NATO gibi askerî kimliği öne çıkan bir organizasyonun çevresinde çocukların dijital güvenliğini tartışmaya açmasıydı.

Emine Erdoğan, dijital platformların çocukların dikkatini, zamanını ve merakını ekonomik bir ürüne dönüştürdüğüne dikkati çekti. Çocuk güvenliğinin dijital platformlara sonradan eklenen basit bir ayar olarak görülmemesi, teknolojik tasarımın temel ilkelerinden biri olması gerektiğini ifade etti.

Algoritmaların bağımsız denetime açılması, yaş doğrulama sistemleri, ebeveyn kontrolü ve çocuklara uygun içerik politikaları gibi başlıkları gündeme taşıdı.

Bu yaklaşım, günümüzde güvenliğin yalnızca ülke sınırlarının veya askerî tesislerin korunmasından ibaret olmadığını gösteriyor. Çocukların maruz kaldığı siber zorbalık, yanlış bilgiler, yapay zekâyla üretilen sahte görüntüler, bağımlılık oluşturan uygulamalar ve kontrolsüz içerikler de modern çağın güvenlik sorunları arasında bulunuyor.

Emine Erdoğan zirvenin askerî gündemini tekrar etmek yerine, güvenlik kavramına toplumsal ve insani bir boyut kazandırdı.

Brigitte Macron’un katılımı dikkat çekti

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un eşi Brigitte Macron, Emine Erdoğan’ın ev sahipliğindeki toplantıya katılan isimler arasında yer aldı.

Emine Erdoğan’ın eğitimcilik geçmişine de vurgu yaparak toplantıda ilk sözü Brigitte Macron’a vermesi, programın kişiselleştirilmiş ve dikkatli biçimde hazırlandığını gösterdi.

Brigitte Macron konuşmasında Fransa’daki okullarda ekran kullanımını mümkün olduğunca sınırlandırmaya çalıştıklarını ifade etti. Ekran üzerinden okuma ile kitaptan okumanın çocukların zihinsel gelişimi üzerinde aynı etkiyi oluşturmadığını belirtti.

Yapay zekâyla hazırlanan sahte video ve içeriklerin çocukları yanıltabileceğini söyleyen Macron, dijital dünyanın daha sıkı kurallarla denetlenmesi gerektiğini savundu.

En önemlisi de  Brigitte Macron’un programa aktif biçimde katılması, Emine Erdoğan’ın belirlediği gündeme katkıda bulunması ve çocukların dijital güvenliği konusunda kendi ülkesinin deneyimlerini paylaşmasıdır.

Bu aktif katılım, Emine Erdoğan’ın ortaya koyduğu gündemin yabancı konuklar tarafından karşılık bulduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Ajda Pekkan konseri ve Özgür Masur defilesi

Lider eşleri için hazırlanan programda Türk kültürü ve sanatının farklı alanlarına da yer verildi.

Basına ve katılımcıların sosyal medya paylaşımlarına yansıyan bilgilere göre Ajda Pekkan program kapsamında sahne aldı. Davetliler ayrıca Türk modacı Özgür Masur tarafından hazırlanan defileyi izledi.

Çekya Başbakanı Andrej Babiš’in eşi Monika Babišová’nın defileden görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşarak Emine Erdoğan’a teşekkür etmesi, etkinliğin yalnızca Türkiye içinde anlatılan bir program olarak kalmadığını gösterdi.

Konukların programdan görüntüleri kendi ülkelerindeki takipçileriyle paylaşması, Türkiye’nin kültürel tanıtımının uluslararası alana taşınmasını sağladı.

Bir konser veya defileyi yalnızca eğlence etkinliği olarak değerlendirmek çağdaş diplomasinin işleyişini eksik yorumlamak olur. Müzik, moda, gastronomi ve geleneksel sanatlar, ülkelerin kendilerini dünyaya anlatmak için kullandığı önemli yumuşak güç araçlarıdır.

Türk bir sanatçının ve Türk bir modacının dünya liderlerinin eşleri önünde sunulması, Türkiye’nin çağdaş kültür üretiminin uluslararası bir vitrinde sergilenmesi anlamına geliyor.

Programda modern Türkiye ile geleneksel Türkiye aynı anlatı içinde buluştu. Bir tarafta Ajda Pekkan ve Özgür Masur gibi çağdaş kültür isimleri, diğer tarafta İznik çinisi, Anadolu dokumaları, geleneksel nakışlar ve Türk mutfağı bulunuyordu.

Sıfır Atık’tan küresel değer diplomasisine

Emine Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki diplomatik performansı, daha önce yürüttüğü Sıfır Atık çalışmalarından bağımsız değerlendirilemez.

Türkiye’de 2017 yılında başlatılan Sıfır Atık girişimi, zaman içerisinde Birleşmiş Milletler düzeyine taşındı. Türkiye’nin öncülük ettiği ve çok sayıda ülkenin destek verdiği kararla 30 Mart, Uluslararası Sıfır Atık Günü olarak ilan edildi.

Emine Erdoğan ayrıca Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından oluşturulan Sıfır Atık Danışma Kurulunun başkanlığını yürüttü.

Bu gelişme, Türkiye’de başlayan bir çevre projesinin küresel bir diplomasi ve politika alanına dönüşmesi bakımından dikkat çekicidir.

Sıfır Atık projesinin arkasında İslam’ın israfa karşı geliştirdiği güçlü ahlaki hassasiyet de bulunuyor. Kur’an-ı Kerim’de insanlara yiyip içmeleri, ancak israf etmemeleri tavsiye ediliyor.

İslam geleneğinde Hz. Muhammed’in, akan bir nehrin kenarında bulunulsa bile suyun gereğinden fazla kullanılmamasını öğütlediği aktarılıyor.

Emine Erdoğan’ın buradaki başarısı, İslam’ın israf karşıtı mesajını yalnızca dinî bir söylem içerisinde bırakmamasıdır. Bu mesaj; sürdürülebilirlik, döngüsel ekonomi, iklim değişikliği, gıda güvenliği ve kaynak verimliliği gibi bütün dünyanın anlayabileceği bir dile dönüştürüldü.

Böylece israf etmeme ilkesi, kişisel bir ahlak tavsiyesinin ötesine geçerek küresel çevre ve ekonomi politikasının konusu hâline geldi.

Sıfır Atık yaklaşımı yalnızca çevresel bir proje değildir. Kaynakların daha verimli kullanılması, kamu ve aile bütçelerinin korunması, gıda kayıplarının azaltılması ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi bakımından iktisadi bir yön de taşımaktadır.

Bu nedenle Emine Erdoğan’ın israf konusundaki duyarlılığı, ahlaki bir hassasiyet ile ekonomik aklı aynı noktada buluşturan bir diplomasi çizgisi oluşturdu.

Arkasında değil, yanında ve kendi gündemiyle

“Her başarılı erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır” sözü bu tür durumlarda sıkça dile getirilir. Ancak Emine Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki rolünü yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasındaki görünmeyen kahraman olarak tanımlamak eksik kalır.

Zirvede ortaya çıkan tablo, kendi gündemini oluşturan, uluslararası konukları ortak bir mesele etrafında toplayan ve kültürel unsurları diplomatik mesaja dönüştüren görünür bir aktöre işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO liderleriyle savunma, güvenlik ve uluslararası siyaset başlıklarını görüşürken Emine Erdoğan da lider eşleri üzerinden çocukların geleceğini, dijital güvenliği, israfla mücadeleyi, kültürü ve sanatı gündeme taşıdı.

Bu iki alan birbirine rakip değildir. Aksine Türkiye’nin aynı zirvede kullandığı birbirini tamamlayan iki ayrı diplomasi kanalıdır.

Bir tarafta Türkiye’nin askerî, siyasi ve jeopolitik ağırlığı bulunurken, diğer tarafta kültürel birikimi, misafirperverliği, aileyi ve çocukları merkeze alan yaklaşımı yer aldı.

NATO Zirvesi’nin görünmeyen diplomatik başarısı

NATO Zirvesi’nde Türkiye’nin başarısı yalnızca liderler arasındaki toplantılar ve savunma anlaşmaları üzerinden değerlendirilmemelidir.

Lider eşlerinin Türkiye’den hangi izlenimlerle ayrıldığı, Türk kültürünü nasıl algıladığı ve programdan hangi mesajları kendi ülkelerine taşıdığı da zirvenin sonucunun bir parçasıdır.

Emine Erdoğan’ın ev sahipliği; çocukların dijital güvenliği gibi güncel bir konuyu Türk modası, müziği, mutfağı, geleneksel sanatları ve çevre vizyonuyla aynı programda bir araya getirdi.

*

*

Brigitte Macron’un toplantıya aktif katılması, Monika Babišová’nın programdan görüntüler paylaşması ve yabancı konukların Türk kültürüne gösterdiği ilgi, hazırlanan programın karşılık bulduğunu gösterdi.

Emine Erdoğan’ın asıl başarısı, Türkiye’yi yalnızca savunma kapasitesi ve siyasi gücüyle değil; çocukların geleceğini önemseyen, israfa karşı çıkan, kültürel mirasını özgüvenle sunan ve evrensel sorunlarda söz söyleyen bir ülke olarak anlatabilmesiydi.

Zirvenin görünür yüzünde savunma, füze sistemleri ve jeopolitik hesaplar vardı. Daha az görünen yüzünde ise kültür, çevre, kadınların diplomatik etkisi ve gelecek nesillerin güvenliği konuşuldu.

Emine Erdoğan’ın NATO Zirvesi’ndeki performansı, protokol sınırlarını aşan ve Türkiye’nin yumuşak gücünü destekleyen önemli bir kamu diplomasisi başarısı olarak kayıtlara geçti.

Yusuf İnan

SehitlerOlmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.