Trump Savaşları Bitiriyor, Sırada Ukrayna–Rusya Savaşı Var
Trump’ın öncülük ettiği Gazze ateşkesi üzerinden küresel barış olasılıklarını tartışan köşe yazısı; adalet, insani ilke ve diplomasi ekseninde Ukrayna–Rusya savaşında olası arabuluculuk senaryolarını değerlendiriyor.
YUSUF İNAN YAZDI...
Bir cana kıymak bütün insanlığı öldürmektir...
Kimse ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu’da barışa giden kapıyı aralayacağını düşünmüyordu. Mısır’ın Şarm El-Şeyh kentinde İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes, iki yılın acısını dindirmeye yetmeyecek belki; ama kanı durdurmak için atılmış en somut adım. Bu savaşın failini tek tarafa yazmak kolaycılık olur:
Evet, İsrail’in orantısız güç kullanımı var; evet, Hamas’ın stratejik ve ahlaki hataları var. O hatalar bir kıvılcımı alev topuna çevirdi; kadınlar, çocuklar, siviller öldü.
Türk milletinin hafızasında o coğrafyanın yeri ayrıdır. O topraklarda bizim dedelerimizin mezarları, bizim askerlerimizin hatırası yatıyor. Bir zamanlar kapıları zorla açılmış, evleri yağmalanmış bir imparatorluğun torunlarıyız. Bu yüzden Gazze’deki her sarsıntı, kalbimizin içinde yankı buluyor. Acımız hiç dinmedi; ama acının tek başına siyaset üretmediğini de öğrendik.
Bir cana kıymak bütün insanlığı öldürmektir, bir canı kurtarmak da tüm canları kurtarmaktır...
Tam burada Trump’ın imzasını taşıyan planın bir kıymeti var. Rehinelerin bırakılmasını, ateşkesin kalıcılaşmasını, kademeli çekilmeyi ve sivil idarenin uluslararası teminatla yeniden kurulmasını öngören yol haritası, “güçle haklıyı ayırmayalım, hakla gücü barışta buluşturalım” diyor. İnsanın insana zulmü kutsal hiçbir metinde meşrulaştırılamaz. Kur’an-ı Kerim’in Maide 32. ayeti, haksız yere bir cana kıymanın “bütün insanlığı öldürmek” anlamına geldiğini hatırlatır; bir canı kurtarmaksa bütün insanlığı kurtarmaktır. Siyasetin de, diplomasinin de nihai ölçüsü bu olmalı.
Trump bugün bu ölçüye yaklaşan bir irade sergiliyor. Büyük bir gücü temsil ediyor; o gücü barış için kullanırsa aradığı itibarı, hatta kendi diliyle “cenneti”, dünya kamuoyunun duasında bulacaktır. Ortadoğu’da kalıcı barış, sadece tarafların silah bırakması değil; adaletin görünür olması, insanlık onurunun korunması, yardımların şeffaf işlemesi ve yönetim mekanizmasının toplumsal meşruiyete kavuşmasıyla mümkün. Bu imkân doğduysa, onu büyütmek herkesin görevi.
Şimdi aynı aklı Ukrayna cephesinde görmek zorundayız. Rusya’nın saldırısıyla başlayan savaş, sadece Ukrayna’yı değil, Rusya’nın geleceğini de yıpratıyor. Gençler cephelerde tükeniyor, ekonomi nefes nefese, kültürel izolasyon derinleşiyor.
Moskova’nın “güvenlik” gerekçesi, sahadaki yıkım karşısında dünyayı ikna etmiyor.
Rus halkı küresel düzlemde dışlanmanın, kısıtlamaların bedelini ödüyor. Kremlin bu yolu uzattıkça, tarih kitaplarında adı daha karanlık bir sayfaya kayma riski büyüyor.
Putin’in önünde iki seçenek var:
Ya yirminci yüzyılın hırslarını yirmi birinci yüzyılın gerçeklerine kurban edecek ve bir imparatorluk nostaljisinin peşinde daha çok canı yakacak; ya da sahici bir devlet aklı gösterip geri çekilmenin, müzakerenin ve güvenlik mimarisini yeniden kurmanın önünü açacak. Güç, ancak barışla kalıcı olur. Savaşın getirdiği “korku” düzeni, bir gün mutlaka kendi sahibini de tüketir.
Trump burada yeniden devreye girebilir. Kıyıyı görmüş bir arabulucu olarak, Kiev’in güvenliğini ve toprak bütünlüğünü teminat altına alan; Moskova’ya da yüzünün akıyla masadan kalkma imkânı tanıyan bir paket üretmek zor ama imkânsız değil. Bu masanın diğer sağlam ayağı Türkiye olabilir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Karadeniz Tahıl Koridoru deneyimi, “krizde konuşma kanalı” kurmanın değerini gösterdi.
Washington–Ankara–Moskova üçgeni, Avrupa’nın garantörlüğüyle desteklenirse, ateşkesi kalıcı anlaşmaya dönüştürebilir.
Elbette barış, kağıt üzerindeki madde listesi değildir; sahadaki denetim, güvenlik güvenceleri, adil tazmin ve yeniden inşa mekanizmalarıyla anlam kazanır. Ama ilk adım, “yeter” diyebilen liderliktir.
Bugün dünya, savaş naralarına değil, “yeter” diyebilecek cesarete muhtaç.
Trump, Putin ve Erdoğan…
Üçü de kendi ülkesinde güçlü, üçü de karar aldığında sahayı etkileyebilen figürler. Ortadoğu’da ateşkesi kalıcı barışa evriltmek ve Ukrayna’da silahları susturmak için birlikte hareket ederlerse, Nobel madalyası sadece boyunlarına değil, insanlığın vicdanına da asılır. Çünkü ödül denen şey, aslında geleceğin çocuklarının bize vereceği karne notudur.
“Bir canı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmaktır.”
Bir ülkenin sınırlarını haritalar belirler; ama uygarlıkların sınırını vicdan çizer. Vicdanın hükmü açıktır: “Bir canı kurtarmak, bütün insanlığı kurtarmaktır.”
Gelin, artık kazanmayı bombanın patlama anına değil, sessizliğin geri dönüşüne yazalım. Çünkü gerçek zafer, susan silahların ardından ilk kez duyulan bebek ağlamasıdır; hayattır, umuttur, barıştır.
Hep birlikte barış için bir araya gelelim.
İnsanlığı sevgi çizgisinde el ele tutuşturalım.
YUSUF İNAN / YURTTA SULH CİHANDA SULH
Twitter : @Yusufinan2023
Instagram : yusufinan2023
Instagram : fondinan2016
Email : gundem@sehitlerolmez.com













