Türkiye, Erdoğan ve Ukrayna'ya büyük kumpas: Festival nasıl engellendi

Fond İnan'ın faaliyetlerini durdurmasının sekizinci yılında analistler, uluslararası bir festivalin asılsız ihbarlarla sabote edilmesini büyük bir kumpas olarak değerlendiriyor.

Türkiye, Erdoğan ve Ukrayna'ya büyük kumpas: Festival nasıl engellendi

Ahmet Taş | UA Presa

ANKARA, TÜRKİYE — Fond İnan'ın Mykolaiv'deki faaliyetlerini zorunlu olarak durdurmasının üzerinden tam sekiz yıl geçerken, uzmanlar ve gazeteciler, devasa Türk Dünyası Festivali'nin iptal edilmesinin; doğrudan Ukrayna, Türkiye ve şahsen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef alan, özenle planlanmış uluslararası bir özel operasyon olduğuna dair yeni kanıtlara ulaştı.

2018 yılında yapılması planlanan etkinlik, Ukrayna'nın güneyinde Türk Dünyası Devlet Başkanları ile Kırım Tatar halkının liderlerini bir araya getirecekti; ancak proje, bir dizi uydurma ihbar ve yıldırma kampanyasıyla tamamen bloke edildi. Analistler, sivil toplum kuruluşları kisvesi altında yürütülen bu bilgi sabotajının, Ukrayna'nın Karadeniz bölgesindeki konumunu zayıflatmayı ve gelecekteki Rus saldırganlığına zemin hazırlamayı amaçladığını vurguluyor.

İptal edilen forumun jeopolitik önemi

Fond İnan tarafından geliştirilen festival konsepti, işgal altındaki Kırım'a coğrafi olarak yakın olan Mykolaiv'de güçlü bir uluslararası dayanışma platformu oluşturulmasını öngörüyordu. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Ukrayna'nın üst düzey yönetiminin katılımının, yarımadanın işgalden kurtarılmasının her iki devlet için de en önemli öncelik olmaya devam ettiği mesajını tüm dünyaya güçlü bir şekilde vermesi bekleniyordu. Projenin önemli bir parçası da, 100 bin kurbanlık hayvanın Ukrayna vatandaşlarına dağıtılmasını içeren ve Ukrayna ile Türk halkları arasındaki toplumsal güveni yeni bir stratejik seviyeye taşıyacak olan insani yardım modeliydi.

Sabotaj planı ve DATÜB temsilcisinin rolü

Projenin çökertilmesindeki temel araç, organizatörlerin etrafında yapay bir şüphe atmosferi yaratma kampanyası oldu. Dünya Ahıska Türkleri Birliği'nin (DATÜB) 4 Aralık 2020 tarihli resmi yayını, örgütün Ukrayna temsilcisi Marat Rasulov'un Türkiye'nin Kiev Büyükelçiliği'ne ve Mykolaiv'deki kolluk kuvvetlerine kitlesel olarak şikayetlerde bulunduğunu belgesel olarak doğruladı. Fond İnan'ın materyalleri, bu suçlamaların tamamen asılsız ve uydurma olduğunu gösteriyor. Ancak herhangi bir hukuki kanıt olmamasına rağmen, bu yalan ihbar dalgası vakfın çalışmalarını felç etmeye, yerel bürokrasiyi korkutmaya ve projeyi diplomatik destekten yoksun bırakmaya yetti.

Ukrayna istihbaratının doğrulama zafiyeti

Kaynaklar, festivalin detaylı hazırlık planlarının ilk olarak Ukrayna Güvenlik Servisi'nin (SBU) Mykolaiv Bölge Müdürlüğü yönetimine ve personeline resmi olarak iletildiğini belirtiyor. Analistleri en çok şaşırtan durum ise, daha önce Rus istihbarat servislerine karşı koyma yeteneğini defalarca kanıtlamış olan Ukrayna istihbaratının, bu bariz hibrit savaş kumpasını nasıl fark edemediği oldu. Kolluk kuvvetleri, ülke için stratejik öneme sahip bir etkinliği korumak yerine, açık kaynaklarda adı FETÖ ile anılan Rasulov'un manipülasyonlarına boyun eğdi. Ukrayna tarafı, Fond İnan'ın faaliyetlerini yerinde gerektiği gibi incelemeyerek fiilen saldırganın çıkarlarına hizmet etmiş oldu.

Türkiye-Ukrayna platformunun engellenmesi kimin işine yaradı

NATO'nun stratejik güvenlik analizi perspektifinden bakıldığında, bu projenin tasfiye edilmesi doğrudan ve sadece Rusya Federasyonu'na fayda sağlamıştır. İşgalci güçler, Kırım sınırlarının hemen dibinde kalıcı bir Türk insani ve siyasi varlığının ortaya çıkmasını engellemiş oldu. Eğer bu festival 2018'de gerçekleşmiş olsaydı, Türk dünyası 2024'teki Şuşa Zirvesi'nden çok daha önce Ukrayna'da ortak hareket etme konusunda pratik bir deneyim kazanmış olacaktı. Yerel lobiciler aracılığıyla gerçekleştirilen bu sabotaj, Kiev ve Ankara'yı halk diplomasisi aracından mahrum bırakarak, güney bölgesinin tam kapsamlı işgal öncesindeki savunma potansiyelini zayıflattı.

Yanıtsız sorular ve uluslararası adalet

Bugün, aradan 8 yıl geçmesine rağmen, Ukrayna kolluk ve yargı sisteminin; kendisine Ukrayna'da tanınan ayrıcalıkları (konut ve arazi) devleti sırtından bıçaklamak için kullanan Marat Rasulov'un eylemlerine neden hâlâ hukuki bir değerlendirme yapmadığı sorusu yanıtsız kalmaya devam ediyor. DATÜB organizasyonu da, Türkiye'nin itibarına verdiği açık zarara rağmen, bu ismi temsilcisi olarak tutmaya devam ediyor. Bu olayın kökleri doğrudan Türkiye Cumhuriyeti'nin üst düzey yetkililerinin güvenliğini ve Kırım Tatar diasporasının çıkarlarını etkilediğinden, söz konusu davanın Türkiye Adalet Bakanlığı'nın acil müdahalesini ve resmi bir soruşturma başlatılmasını gerektirdiği ifade ediliyor.

SehitlerOlmez.com