Ahmed Cemal Paşa, Tiflis suikastının 104. yılında anılıyor
İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden Ahmed Cemal Paşa ile yaverleri Nusret ve Süreyya Bey, Tiflis suikastının 104. yılında anılıyor.
Yusuf İnan | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin önde gelen isimlerinden eski Bahriye Nazırı ve IV. Ordu Komutanı Ahmed Cemal Paşa, Tiflis’te uğradığı suikastın 104. yılında yaverleriyle birlikte anılıyor.
Cemal Paşa ile yaverleri Binbaşı Nusret Bey ve Teğmen Süreyya Bey, 21 Temmuz 1922 gecesi Gürcistan’ın başkenti Tiflis’te düzenlenen silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Türk tarih yazımında şehit olarak anılan üç ismin naaşları daha sonra Türkiye’ye getirilerek Erzurum’da toprağa verildi.
İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerinden biriydi
Asıl adı Ahmed Cemal olan Cemal Paşa, 6 Mayıs 1872’de Midilli’de doğdu. Kuleli Askerî İdadisi ile Mekteb-i Harbiye’de eğitim gördü ve 1895’te kurmay yüzbaşı olarak Osmanlı ordusundaki görevine başladı. Selanik’te görev yaptığı dönemde Jön Türk hareketiyle yakınlaşarak 1906’da Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ne katıldı.
1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla sonuçlanan süreçte İttihat ve Terakki’nin askerî kadrosunda öne çıkan Cemal Paşa, 31 Mart Vakası’nın bastırılması amacıyla İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’na da katıldı. Daha sonra Üsküdar mutasarrıflığı, Adana ve Bağdat valilikleri ile İstanbul muhafızlığı görevlerinde bulundu.
Talat Paşa ve Enver Paşa ile birlikte İttihat ve Terakki yönetiminin en tanınan üç isminden biri hâline gelen Cemal Paşa, Osmanlı Devleti’nin son dönemindeki askerî ve siyasi gelişmelerde etkili oldu.
Bahriye Nazırlığı ve IV. Ordu Komutanlığı yaptı
Cemal Paşa, 1913’te Nâfia Nazırlığına, 1914’te ise Osmanlı donanmasından sorumlu Bahriye Nazırlığına getirildi. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girmesinden sonra Bahriye Nazırlığı görevini sürdürürken IV. Ordu Komutanlığı ve Suriye’deki askerî yönetimin sorumluluğunu üstlendi.
Suriye, Filistin ve Hicaz’ı içine alan geniş bir bölgede askerî ve idarî yetkilere sahip olan Cemal Paşa, İngilizlerin kontrolündeki Mısır’a yönelik Birinci ve İkinci Kanal harekâtlarını yönetti. Her iki harekâtta da hedeflenen askerî sonuç alınamadı.
Cemal Paşa’nın Suriye’deki yönetimi tarihçiler tarafından farklı biçimlerde değerlendiriliyor. Arap milliyetçilerine yönelik idam kararları ve sert yönetim uygulamaları eleştirilirken, bazı kaynaklarda Ermeni tehcirinin uygulanması konusunda İttihat ve Terakki merkez yönetimiyle anlaşmazlık yaşadığı da belirtiliyor.
Millî Mücadele ile temas kurmaya çalıştı
Mondros Mütarekesi’nin ardından İttihat ve Terakki’nin diğer önde gelen yöneticileriyle birlikte Osmanlı topraklarından ayrılan Cemal Paşa; Almanya, İsviçre, Rusya ve Afganistan’da bulundu. Afganistan Emiri Emanullah Han’ın daveti üzerine Afgan ordusunun modernleştirilmesine yönelik çalışmalara katıldı.
Moskova’da bulunduğu sırada Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki Millî Mücadele hareketi ile Sovyet yönetimi arasındaki ilişkilerin geliştirilmesi için temaslarda bulundu. Daha sonra Türkiye’ye dönme ihtimalini değerlendiren Cemal Paşa, Ankara’dan gelecek cevabı beklemek üzere Temmuz 1922’de Tiflis’e geçti.
Tiflis’te yaverleriyle birlikte şehit edildi
Cemal Paşa, 21 Temmuz 1922 akşamı Tiflis’teki Türk temsilciliğine giderek Ankara Hükûmeti temsilcisi Ahmet Muhtar Bey ile görüştü. Görüşmenin ardından kaldığı yere dönmek üzere yola çıkan Paşa ile beraberindeki Binbaşı Nusret Bey ve Teğmen Süreyya Bey silahlı saldırıya uğradı.
Cemal Paşa ve Nusret Bey olay yerinde hayatını kaybederken, ağır yaralanan Süreyya Bey’in hastaneye kaldırıldıktan sonra yaşamını yitirdiği aktarılıyor. Böylece saldırıda hedef alınan üç kişi de şehit düştü.
Dönemin Türk ve yabancı basınında saldırının kimliği belirlenemeyen silahlı kişiler tarafından gerçekleştirildiği bildirildi. Daha sonraki araştırmalarda ise suikastın Ermeni Devrimci Federasyonu, diğer adıyla Taşnaksutyun tarafından oluşturulan Nemesis adlı suikast yapılanmasının faaliyetleri arasında olduğu kaydedildi.
Suikastın ayrıntıları üzerindeki tartışma sürüyor
Nemesis, Birinci Dünya Savaşı sonrasında bazı eski Osmanlı ve Azerbaycanlı yöneticilerini hedef almak amacıyla Ermeni Devrimci Federasyonu bünyesinde oluşturulan gizli bir suikast programıydı. Talat Paşa, Said Halim Paşa, Bahattin Şakir ve Cemal Azmi Bey de bu saldırı zincirinde öldürülen isimler arasında yer aldı.
Atatürk Araştırma Merkezi tarafından yayımlanan bir çalışmada Cemal Paşa suikastının faili olarak Stepan Dzaghigian gösteriliyor. Bazı Ermeni kaynakları ise saldırıya birden fazla kişinin katıldığını savunuyor. TDV İslâm Ansiklopedisi’nde tetikçilerin kimlikleriyle ilgili farklı anlatımlar bulunduğu ve Sovyet gizli servisinin olası rolünün de tartışıldığı belirtiliyor.
Bu nedenle Cemal Paşa suikastının Nemesis ağıyla bağlantısı tarih yazımında yaygın biçimde kabul edilse de saldırının nasıl planlandığı, kimlerin doğrudan görev aldığı ve Sovyet makamlarının olaydan haberdar olup olmadığı tam olarak açıklığa kavuşmuş değil.
Naaşları Erzurum’a getirildi
Suikastın ardından Cemal Paşa ile yaverleri önce Tiflis’te defnedildi. Cemal Paşa’nın kardeşi Kemal Doğulu daha sonra Tiflis’e giderek üç naaşı teslim aldı ve Türkiye’ye getirdi.
Cemal Paşa, Binbaşı Nusret Bey ve Teğmen Süreyya Bey’in naaşları 28 Eylül 1922’de Erzurum’daki Karskapı Şehitliği’nde, Hafız Hakkı Paşa’nın kabrinin yanında kendileri için ayrılan alana defnedildi. TBMM Hükûmeti, 8 Ocak 1923 tarihli kararla Cemal Paşa’nın geride kalan ailesine maaş bağladı.
Oğlu Ahmet’e vatan ve Türklük vasiyeti
Cemal Paşa’nın büyük oğlu Ahmet’e 13 Mayıs 1920’de Moskova’dan yazdığı mektup, ailesine verdiği öğütler nedeniyle vasiyetname niteliğinde kabul ediliyor.
Paşa, oğluna annesini ve kardeşlerini korumasını, çalışarak geçinmesini, kimseye muhtaç olmamasını, alçak gönüllü ve namuslu bir hayat sürmesini öğütlüyordu. Mektubun dördüncü maddesinde ise şu ifadeler yer alıyordu:
“Vatan muhabbeti, Türklüğün muhabbeti senin en büyük ziynetin olsun. Vatanını, Türklüğünü her şeyden ziyade sev! Ve bu ikisi için hiçbir fedakârlıktan çekinme!”
Mektubun tarihî metni, Cemal Paşa’nın eşi Seniha Hanım’ın anlatımlarını konu alan akademik çalışmada Feridun Kandemir’in 1934 tarihli yayınına dayanılarak aktarılıyor.
Büyük Türk milletine ve vatana hizmet eden Ahmed Cemal Paşa’yı, Binbaşı Nusret Bey’i ve Teğmen Süreyya Bey’i şehadetlerinin 104. yılında rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
Mekânları cennet, aziz ruhları şad olsun.
SehitlerOlmez.com













