Türkiye ve Erdoğan'a Ukrayna kumpası: Yazıcıoğlu dosyası umut oldu

Muhsin Yazıcıoğlu soruşturmasında atılan kararlı adımlar, 2018'de Ukrayna'da Türk Dünyası Festivali'ni ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı hedef alan kumpas iddialarının araştırılması çağrısını tetikledi.

Türkiye ve Erdoğan'a Ukrayna kumpası: Yazıcıoğlu dosyası umut oldu

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

ANKARA, TÜRKİYE — Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki beş kişinin hayatını kaybettiği olaya ilişkin soruşturmada yıllar sonra atılan kararlı adımlar, 2018 yılında Ukrayna’da Türkiye’nin kamu diplomasisini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı ve stratejik kültürel bağları hedef aldığı öne sürülen uluslararası kumpasın da tüm boyutlarıyla aydınlatılması yönünde büyük bir beklenti yarattı.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'e atfedilen "Hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına ve hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına müsaade edilmeyecektir" şeklindeki ilkesel duruş, sadece Türkiye sınırları içindeki şüpheli dosyalar için değil, yurt dışında devletin çıkarlarına zarar veren karanlık yapılanmalar için de umut oldu. Karar gazetesinin aktardığı habere göre Yazıcıoğlu dosyasında 10 ilde düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla 25 şüphelinin gözaltına alınması, devletin aradan geçen zamana bakmaksızın adaleti tesis etme iradesini ortaya koyuyor. Şimdi gözler, Ukrayna'da Fond İnan'ın organize ettiği devasa kültürel organizasyonu sahte ihbarlarla sabote eden, Türk bayraklarının ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın portrelerinin indirilmesine neden olan FETÖ bağlantılı lobi faaliyetlerine çevrildi.

2018’de Mykolaiv’de ne yapılması planlanıyordu?

Ukrayna'nın güneyinde, işgal altındaki Kırım'a stratejik bir yakınlıkta bulunan Mykolaiv bölgesi, Türkiye'nin Karadeniz'deki yumuşak gücünün ve kültürel diplomasisinin merkezi olmaya hazırlanıyordu. Fond İnan tarafından titizlikle hazırlanan projenin merkezinde, 2018 Kurban Bayramı döneminde bölgede son derece geniş katılımlı bir "Türk Dünyası Festivali" düzenlenmesi yatıyordu. Bu festivalin sıradan bir kutlama olmanın çok ötesinde, Türk ve Ukrayna toplumlarını aynı ülkü etrafında bir araya getirmesi; Türkiye, Ukrayna, Kırım ve geniş Türk dünyası arasındaki tarihsel ve kültürel bağları görünür hâle getirmesi amaçlanıyordu.

Organizasyonun yapılacağı devasa alanda Türk ve Ukrayna bayraklarının yan yana dalgalanmasının yanı sıra, Türkiye'nin gücünü ve desteğini simgeleyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın portrelerinin bulunması öngörülüyordu. Projenin arkasındaki asıl vizyon, Kırım’a çok yakın stratejik bir bölgede Türkiye-Ukrayna dayanışmasını, toplumsal yardımlaşmayı ve Türk dünyasının ortak kültürünü uluslararası kamuoyuna taşıyacak kalıcı, geleneksel bir jeopolitik platform kurmaktı. Şehitler Ölmez’e aktarılan bilgi ve belgelere göre, festivalin her yıl tekrarlanması, Mykolaiv’in kültürel diplomasi açısından kalıcı bir merkez hâline gelmesi ve Türkiye’nin bölgedeki kurumsal görünürlüğünün en üst seviyeye çıkarılması hedefleniyordu. Ancak bu büyük organizasyon, karanlık bir elin devreye girmesiyle hayata geçirilemedi ve Fond İnan’ın faaliyetleri 12 Temmuz 2018’den itibaren sistematik şekilde durma noktasına getirildi.

Sahte ihbarlar ve sembollerin kaldırılması iddiası

Ortaya çıkan belgeli anlatımlarda, FETÖ’nün Ukrayna ve Ahıska yapılanmasında kilit bir konumda olduğu iddia edilen ve bu analizde adı M.R. şeklinde kısaltılan şahsın, festivalin stratejik planları öğrenildikten hemen sonra harekete geçtiği öne sürülüyor. İddialara göre bu kişi, çeşitli resmî kurumlara akıl almaz iftiralarla dolu asılsız ihbarlarda bulunarak bir karalama ve sabotaj kampanyası başlattı.

Bu koordineli ihbarların eş zamanlı olarak Türkiye’nin Kyiv Büyükelçiliğine, Mykolaiv’deki emniyet, güvenlik ve kolluk makamlarına, ayrıca yerel idari kuruluşlara gönderildiği ileri sürülüyor. Bürokrasiyi manipüle etmeyi hedefleyen bu başvuruların ardından yaratılan suni kriz ortamında, Türk ve Ukrayna bayrakları ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portrelerinin  indirildiği iddia ediliyor. Fond İnan temsilcilerinin aktarımlarına göre, yapılan bu ihbarların Türkiye’deki incelemelerde tamamen asılsız olduğunun ve doğrulanamadığının kayıt altına alındığı belirtiliyor.

Araştırılması gereken temel mesele; bu ihbarların kişisel bir husumetten mi kaynaklandığı, yoksa doğrudan Türkiye’nin Ukrayna’daki görünürlüğünü, etkinliğini ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgesel barış mesajlarını engellemeye yönelik organize, istihbari bir kumpasın parçası mı olduğudur.

DATÜB içindeki yapılanma iddiaları araştırılmalı

Sürecin deşifre olmasının ardından gözler, sivil toplum kuruluşu kisvesi altında yürütülen bu operasyonların merkezindeki bağlantılara çevrildi. Paylaşılan bilgilere göre, bazı Ahıska toplum temsilcileri, FETÖ bağlantılı kripto kişilerin Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) içine sızdığını ve kurumun kurumsal imkânlarını, diplomatik pasaport veya temsilcilik zırhını kullanarak bu tür derin operasyonlar yürüttüğünü düşünüyor.

M.R.’nin söz konusu sabotaj faaliyetlerini DATÜB çevresi üzerinden sürdürdüğü, bu büyük skandala rağmen Ukrayna’da bulunmaya devam ettiği ve Türkiye’ye serbestçe giriş çıkış yapabildiği ileri sürülüyor. Bu vahim iddiaların aydınlatılması için resmî giriş-çıkış kayıtlarının, kurum içi yazışmaların ve mali hareketlerin bağımsız bir adli makam tarafından acilen incelenmesi şarttır. M.R.’nin Türkiye’de hakkında herhangi bir adli soruşturma veya yakalama kararı bulunup bulunmadığı, Ukrayna’daki dernek ve kuruluşlarla organik bağları ve finansman kaynakları titizlikle araştırılmalıdır. DATÜB’ün kurumsal yönetiminin de bu iddialara şeffaf bir biçimde yanıt vermesi, bir kişinin şahsi eylemleri ile kurum adına yürütülen çalışmalar arasındaki tehlikeli sınırı netleştirmesi zorunludur.

Kurban organizasyonlarındaki mali alan mercek altına alınmalı

Festivalin ve Fond İnan’ın bölgedeki yardım faaliyetlerinin tamamen engellenmesinden sonra, kurban ve adak organizasyonlarında belirli karanlık yapılara çok geniş bir ekonomik alan açıldığı da ileri sürülen en ciddi iddialar arasında yer alıyor. Paylaşılan anlatımda, Dünya çapında kurban bağışları ve et dağıtım faaliyetleri üzerinden her yıl milyonlarca dolara ulaşabilecek devasa bir ekonomik hareketliliğin oluştuğu; Fond İnan’ın kumpaslarla devre dışı bırakılmasıyla bu kârlı alanın tamamen FETÖ iltisaklı rakip yapılara altın tepside sunulduğu öne sürülüyor.

Bir adli soruşturmanın yalnızca siyasi ve örgütsel bağlantılara değil, bu uluslararası sabotajın ekonomik sonucuna da odaklanması elzemdir. Kimlerin bu ihbarlardan maddi fayda sağladığı,  araştırılmalıdır. Organize bir yapının en temel amaçlarından biri rakip bir yardım kuruluşunu devletin gücünü kullanarak etkisizleştirmek ve ekonomik tekel kurmaksa, bu mali hareketler ihanetin en somut delilini oluşturacaktır.

Festival Rusya’nın işgal kararını etkiler miydi?

2018’de planlanan o stratejik festivalin gerçekleşmesi hâlinde Rusya’nın 2022’deki geniş çaplı işgal kararını tek başına değiştireceğini veya durduracağını kesin biçimde söylemek elbette mümkün değildir. Ancak bu projenin stratejik ve psikolojik değerini küçümsemek, bölgesel diplomasiyi okuyamamak anlamına gelir.

Mykolaiv’den, Kırım'ın hemen sınırından verilecek güçlü bir Türkiye-Ukrayna dayanışması mesajı, Kırım çevresindeki Türk topluluklarının direncini ve görünürlüğünü artırabilir, Ankara ile Kyiv arasındaki toplumsal bağları yıkılamaz bir seviyeye taşıyabilir ve Türkiye’nin Karadeniz’deki yumuşak gücüne devasa bir katkı sağlayabilirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın barış, kardeşlik ve bölgesel dayanışma mesajlarının her yıl bu platformdan tüm dünyaya, özellikle de Moskova'ya duyurulması, Türkiye’yi Karadeniz denkleminde çok daha caydırıcı bir aktör hâline getirebilirdi. Bu fırsatın içeriden vurularak engellenmiş olması ile Rusya’nın sonraki işgal cesareti arasında hukuki nedensellik kurulamasa da; Türkiye ve Ukrayna lehine gelişebilecek devasa bir kamu diplomasisi kalkanının kimler tarafından, neden kapatıldığı stratejik açıdan araştırılmaya fazlasıyla muhtaçtır.

Akın Gürlek’ten beklenen hukuki adım ne olmalı?

Hukuki açıdan bu karmaşık soruşturmayı yürütecek yegâne makam yetkili Cumhuriyet başsavcılıklarıdır. Ancak Adalet Bakanlığına ve Sayın Akın Gürlek'e yöneltilen toplumsal çağrı; mevcut belgelerin sümen altından çıkarılıp savcılığa ulaştırılması, Türkiye ile Ukrayna arasında çok acil bir adli koordinasyon kanalının kurulması ve iddiaların kurumlar arası bir ciddiyetle değerlendirilmesidir.

İlk aşamada 2018 tarihli o sahte ihbar tutanakları, diplomatik yazışmalar, Ukrayna’daki polis raporları, Türkiye’de verilen kararlar ve festivalin iptaline yol açan süreçler tek bir çatı dosyada toplanmalıdır.

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasındaki yeni ve cesur süreç, aradan geçen yılların devlete karşı işlenmiş bir suçun araştırılmasına asla engel olmadığını gösteren muazzam bir emsaldir. Aynı ilke, Türkiye’nin yurt dışındaki millî çıkarlarını, uluslararası itibarını ve doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef aldığı iddia edilen bu ihanet sarmalı için de geçerli olmalıdır. Türkiye’nin ve Ukrayna’nın çıkarlarına ağır zararlar verildiği, dev bir kültür diplomasisi projesinin FETÖ taktikli sahte ihbarlarla çökertildiği ve örgütsel yapılara milyon dolarlık ekonomik alan açıldığı yönündeki vahim iddialar doğruysa, sorumlular bağımsız yargı önünde mutlaka hesap vermelidir. Hiçbir dosyanın karanlıkta kalmaması ilkesi, Türkiye sınırlarını aşıp devletin itibarının hedef alındığı her coğrafyada tavizsiz uygulanmalıdır.

Ukrayna'da İndirilen Türk - Ukrayna bayrakları ve Cumhurbaşkanı Erdoağn'ın portreleri

İndirilmeden önceki son kare: Fond İnan'ın ofisindeki Türk - Ukrayna bayrağı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın portresi önünde hatıra fotoğrafı çektiren Ukraynalılar...

*

*

*

*

*

*

SehitlerOlmez.com