FETÖ TSK’ya Sızmakla Kalmadı, TSK’daki Anadolu Çocuklarını Tasfiye Ettirdi
FETÖ'nün 15 Temmuz ihaneti, ByLock tuzağı ve TSK'daki tasfiye süreçlerinin perde arkası. Anadolu çocuklarının sahte ihbarlarla nasıl hedef alındığına dair çarpıcı bir analiz.
Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar | Siyasi ve Stratejik Analist
15 Temmuz Sonrası TSK ve Medya Manipülasyonu
Türkiye’de FETÖ gerçeği, 15 Temmuz ihanetinden sonra tam anlamıyla kabul edilmeye başlandı. O güne kadar örgütün taşıdığı tehlike geniş kesimlerce maalesef görülmüyordu. Ben bu tehlikeyi çok önceden biliyor ancak derdimi kimseye anlatamıyordum.
Toplumun büyük bir kesimi 15 Temmuz’dan sonra FETÖ'nün TSK’dan tamamen temizlendiğini sanıyor. Oysa "temizlendi" denilerek TSK’dan atılanların birçoğu aslında vatansever Anadolu çocuklarıydı. Örgüt, TSK içinde hâlâ gizlenerek etkinliğini sürdürmeye ve hedeflerini gerçekleştirmeye çalışıyor. Öyle ki, merkez medyada bile dolaylı yollardan istediği algı operasyonunu yürütebiliyor.
Birgün önce SehitlerOlmz.com sitesinde FETÖ ile ilgili bir köşe yazısı yayınlandı. Cevap Sabah gazetesi üzerinden verildi.
Sabah gazetesi, geçtiğimiz günlerde alenen yalan ve asılsız bir FETÖ haberini manşete taşıdı. Haberin içinde gerçekte tek bir FETÖ yöneticisi bile yoktu. Sözde "FETÖ’nün üst düzey yöneticisi" olarak yazılan isimleri daha önce bu ülkede duyan ya da bilen olmamıştı. Üstelik haberin içine FETÖ ile mücadele eden bir vatanseverin fotoğrafı eklenmişti. Sabah yönetimi bu duruma alınmak yerine, o haberi muhabire kimin yazdırdığını ve bu kumpasın arkasında kimlerin olduğunu acilen araştırmalıdır.
Haberin içinde 15 Temmuz'a giden yolu hazırlayan manşetleri atan Ekrem Dumanlı ve ekibi yoktu...
Şu an örgütü yöneten isimlerden hiçbiri yoktu.
Adil Öksüz yoktu.
Ekrem Dumanlı ile birlikte FETÖ liderini koruma yasası çıkarmak için yasa taslağı hazırlayanlar yoktu.
Ama Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü harekete geçirerek o yasa taslağını iptal ettiren gazetecinin fotoğrafı vardı.
Muhsin Yazıcıoğlu Suikastı ve FETÖ'nün Karanlık Yüzü
Örgütün geçmişine ve kendisine boyun eğmeyenleri nasıl tasfiye ettiğine bakmak için 2009 yılındaki Muhsin Yazıcıoğlu suikastına dönmek gerekir. Yazıcıoğlu'nun şehit edilmesiyle ilgili FETÖ soruşturması ancak yakın zamanda açılabildi.
Ben o sürecin canlı tanığıyım. Helikopter düştüğü zaman Fethullah Gülen sadece sıradan bir taziye mesajı yayımlamakla yetindi ve uzun süre sessiz kaldı. Oysa Muhsin Başkan, Türkçe Olimpiyatları kapsamında Türk dünyasına yönelik çalışmalarda bu yapıyı o dönemde desteklemişti. Bu suikastta FETÖ parmağı olmasaydı, örgüt elebaşı bu kadar sessiz kalır mıydı? İsrail’deki çocuklar için ağıt yakan bir adamın, Türkiye’nin ayağa kalktığı böylesi trajik bir olayda sessiz kalmasını akıl ve mantık kabul etmez.
17-25 Aralık'tan 15 Temmuz'a İhanetin Evrimi
FETÖ konusunda artık ezberlerin bozulması gerekiyor. Örgüt, asıl darbe girişimini ilk olarak 17-25 Aralık sürecinde yapmak istedi. Ancak dindar ve inançlı kesimi bu kumpas sürecinin içine çekemedi. TSK’yı o dönemde harekete geçirmek ve seçimlere etki etmek istediler ancak başaramadılar.
Türk milleti FETÖ’nün peşinden gitmedi. Çıkardıkları bağımsız adaylara kimse oy vermedi; bu gerçek, Yüksek Seçim Kurulu kayıtlarında da açıkça mevcuttur.
Türk milletinin sağduyulu davrandığını ve manipüle edilemediğini gören örgüt, taktik değiştirerek 15 Temmuz ihanet planını devreye soktu. Olaya analitik bir çerçeveden bakalım: FETÖ iddia edildiği gibi TSK’ya tam anlamıyla hâkim olsaydı ve bugün "FETÖ'cü" suçlamasıyla tasfiye edilen yüz binlerce insan o gece darbe planına tam destek verseydi, 15 Temmuz ne yazık ki başarıya ulaşırdı.
15 Temmuz öncesi bir binbaşının MİT’e giderek ihbarda bulunduğu söyleniyor. Böyle bir olay yaşanmış olabilir; ancak devletin, planlanan bu ihanetten çok daha önceden haberi vardı.
Gazeteciler Soner Yalçın, Mümtaz İdil ve Fuat Uğur, FETÖ’nün darbe hazırlıklarını aylar öncesinden defalarca haber yapmışlardı. Gazetecilerin bildiği bir gerçeği Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bilmediğini iddia etmek akla ziyandır. Gizli yapılanmasıyla bilinen bir örgütün, darbe hazırlığı yaparken bunu âdeta tüm dünyaya duyurması hayatın olağan akışına aykırıdır.
*
*
*
*
Gerçek şu ki; FETÖ darbe hazırlıklarını bilerek sızdırdı. Asıl amaçları sadece askeri bir darbe yapmak değil, darbe yapıyor gibi görünerek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın arkasında kenetlenen Türk milleti ile devleti karşı karşıya getirmekti. İktidara kendi tabanını tasfiye ettirerek, "bastığı dalı kestirmeyi" hedeflediler.
ByLock Tuzağı ve Anadolu Çocuklarının Tasfiyesi
Bugün FETÖ'den yargılanan kitlenin profiline bakıldığında; birçoğunun 17-25 Aralık'ta ve 15 Temmuz'da örgütün peşine takılmayan, ihanete destek vermeyen, aksine AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a oy veren dindar insanlar olduğu görülüyor. FETÖ, kendisine destek vermeyen bu kitleleri sahte delillerle iktidarın ve devletin önüne attı.
ByLock olayı bunun en net örneğidir. FETÖ, bu uygulamayı geliştirdi ve tasfiye edilmesini istediği kilit isimleri, AK Parti kurucularını, devletine bağlı bürokratları ve ailelerini titiz bir kumpasla bu sisteme dâhil etti. 15 Temmuz ihanetinden sonra da bu sistemin verilerini silmeyerek bilerek MİT’in eline geçmesini sağladı. Böylece devlete, kendi kendisine operasyon yaptırma tuzağını kurdu.
Hedef Şaşırtma Stratejisi ve Ukrayna Kumpası
Örgüt, hedef şaşırtma ve sahte ihbar stratejisini yurtdışında da acımasızca uyguladı. Bunun en bariz örneği Ukrayna'da yaşandı. Ukrayna'da "FETÖ operasyonu" adı altında işletilen kumpas sürecinin mimarı, Dünya Ahıska Türkleri Birliği (DATÜB) Ukrayna temsilcisi Marat Rasulov'du. Bu durum, DATÜB'ün internet sitesinde yayımlanan açıklamayla da belgelendi. Peki, Murat Rasulov kim? Kendisi Ukrayna’da FETÖ’nün "Ahıska ve Ukrayna imamı" olarak anılan şahsın ta kendisi.
Ukrayna’da "FETÖ’ye operasyon yapıldı" denildi ancak gerçekte Türkiye'nin çıkarları ve vatanseverler hedef alındı.
Dalgalanan Türk bayrakları ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın portreleri indirildi.
*
*
*
*
*
*
FETÖ’nün tekelini kıran e-ticaret sitesi kapatılarak örgütün ticari rakipleri tasfiye edildi. Daha da ötesi, 2018 Kurban Bayramı'nda Sayın Cumhurbaşkanımız ve Türk Devletleri Teşkilatı liderlerinin katılımıyla Ukrayna'da düzenlenmesi planlanan; dünyaya Kırım’ın işgaline itirazı ve barış mesajlarını haykıracak olan "Türk Dünyası Festivali" engellendi.
Bu kumpaslarda hedefe konulan kişi kimdi?
Örgütün 2001 yılında uyguladığı mobbingler ile emekliliğine kısa bir süre kala TSK'dan istifaya zorladığı, 2009-2011 yılları arasında FETÖ ile üst düzeyde mahkemelik olmuş, kurucu bir AK Parti üyesi ve yazar...
*
*
Şimdi sormak gerekiyor: Ukrayna’daki bu operasyon FETÖ’ye mi yapıldı, yoksa Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mı?
Sonuç: Devlet Bu Derin Tuzağı Görmelidir
FETÖ’nün varlığını ve niyetini önceden fark etmiş olmamız maalesef bizi onların açık hedefi haline getirdi. İstifa etmek zorunda bırakıldım; ne emekli ikramiyemi ne de hak ettiğim yüksek emekli maaşını alabildim. Ailem perişan edildi, kurduğum şirketlere musallat olunarak tüm projelerim baltalandı.
Bu anlattıklarım bir komplo teorisi veya masal değil; tamamı devletin UYAP sisteminde ve TSK’nın resmî kayıtlarında yer alan belgeli gerçeklerdir.
85 milyon Türk milleti FETÖ'nün gerçek yüzünü fark etti ve bu ihanet şebekesinin peşinden gitmedi. Ancak esas fark etmesi ve tedbir alması gereken mekanizma, devletin bizzat kendisidir. FETÖ’nün devlet kurumlarına, emniyete, iş dünyasına ve siyasetin içine yerleştirdiği kumpaslarla Anadolu çocuklarını tasfiye ettirdiği bu derin tuzak acilen tam anlamıyla görülmeli ve kalıcı olarak bozulmalıdır.
Yusuf İnan
SehitlerOlmez.com
Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.














