Bir gazi neden yardım için sosyal medyada seslenmek zorunda kalıyor?

Gazi Tuncay Merdim’in ailesinin çağrısı sosyal hizmetleri harekete geçirdi; olay, gaziler için kalıcı sosyal ve psikolojik destek ihtiyacını gösterdi.

Bir gazi neden yardım için sosyal medyada seslenmek zorunda kalıyor?

Yusuf İnan
Gazeteci, Yazar | Siyasi ve Stratejik Analist

İZMİR, TÜRKİYE — Bir gazi eşinin, dört çocuğunun babası olan eşini hayatta ve ayakta tutabilmek için sosyal medyada yardım istemek zorunda kalması, yalnızca bir ailenin dramı değil; bütün kurumların dikkatle incelemesi gereken ciddi bir sistem uyarısıdır.

İzmir’in Kınık ilçesinde yaşayan gazi Tuncay Merdim’in ailesinden yükselen çağrı, insanın yüreğini sızlatıyor:

“Her kapıya gittik. Vaatlerle döndük ama kimse kapımızı çalıp derdimize derman olmadı.”

Ailenin anlatımına göre Merdim’in psikolojik tedavisi sürüyor. Eşi, onun gözlerinin önünde her geçen gün biraz daha tükendiğini belirterek yardım çağrısında bulunuyor. Dört çocuklu aile, ekonomik sorunların yanı sıra evini kaybetme korkusuyla da karşı karşıya.

Bu noktada insanın sorması gerekiyor:

Bir gazi ailesi neden son çare olarak Sedat Peker’e seslenmek zorunda kalıyor?

Bu, yalnızca bir sosyal medya paylaşımı değildir

İz Gazete’nin haberine göre Tuncay Merdim, 2007 yılında Gümüşhane’nin Şiran ilçesine bağlı Kellit bölgesinde yaşanan çatışmada iki bacağından vuruldu. Yaralanmasının ardından sol bacağında kısalık ve doku kaybı oluştu. Dört çocuk babası Merdim, ekonomik güçlükler nedeniyle tedavisine gidemediğini ve ailesinin tek mal varlığı olan evin icra yoluyla satışa çıkarıldığını söyledi.

Bu tablo, sıradan bir borç meselesi olarak görülemez.

Ortada hem fiziksel yaralanmalarla hem psikolojik sorunlarla mücadele eden bir gazi, onun bakımını ve aile yükünü taşıyan bir eş, geleceğe kaygıyla bakan dört çocuk ve kaybedilme tehlikesi yaşayan bir aile konutu bulunuyor.

Gazinin yarası yalnızca bedeninde değildir. Evde, aile ilişkilerinde, çocukların güven duygusunda ve eşinin omuzlarında da taşınır.

Sosyal medya paylaşımındaki çaresizlik, aslında “Bizi görün” çağrısıdır. Bu sesi yalnızca yardım talebi olarak değil, kamu kurumlarının ve sivil toplumun ulaşamadığı bir ailenin alarmı olarak okumalıyız.

Sosyal hizmetlerin müdahalesi değerli, fakat soru hâlâ ortada

İz Gazete’nin ilk haberinin ardından Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı Bergama Sosyal Hizmet Merkezi ekipleri aileyle iletişim kurdu. Uzmanlar Merdim ailesini evinde ziyaret ederek ekonomik durum, yaşam koşulları ve ihtiyaçlar hakkında inceleme başlattı. Hazırlanacak sosyal inceleme raporuna göre sağlanabilecek desteklerin değerlendirileceği bildirildi.

Bu hızlı müdahale önemlidir ve takdir edilmelidir.

Ancak burada durmamalıyız.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının resmî bilgilendirmesine göre sosyal hizmet merkezleri, şehit yakınlarıyla gazilerin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapmak ve aileleri düzenli aralıklarla ziyaret etmekle görevlidir.

Öyleyse asıl soru şudur:

Bu aileye neden ancak haber yayımlandıktan ve yardım çağrısı sosyal medyaya taşındıktan sonra ulaşılabildi?

Gazilerimizin sorunları gündeme düşmeden, paylaşım binlerce kişiye ulaşmadan ve aile mahremiyetini açmak zorunda kalmadan tespit edilmelidir. Sistem, en yüksek sesle bağıranı değil; sesi çıkmayacak kadar tükenmiş olanı da bulabilmelidir.

Gazinin ruh sağlığı bütün ailenin meselesidir

Savaş, çatışma ve ağır yaralanma sonrasında ortaya çıkan psikolojik sorunlar yalnızca gaziyi etkilemez. Eş, çocuklar ve aynı evde yaşayan diğer aile bireyleri de bu sürecin içindedir.

Bilimsel araştırmalar, travma sonrası stres belirtileri yaşayan gazilerin eşlerinde psikolojik sıkıntı riskinin arttığını; ailelerde iletişim, yakınlık ve ilişki doyumunun zarar görebildiğini gösteriyor. Bu nedenle güncel yaklaşımlar, tedavinin yalnızca gaziyi değil, bütün aile sistemini kapsamasını öneriyor.

Gazi eşleri çoğu zaman aynı anda eş, bakım veren, anne, ekonomik düzenleyici ve kriz yöneticisi olmak zorunda kalıyor. Gazilerin eşleriyle yapılan bir araştırmada tükenmişlik, uyku sorunları, umutsuzluk, ekonomik yük, sosyal yalnızlık ve bakım verenin kendi ihtiyaçlarını ihmal etmesi öne çıkan sorunlar arasında yer aldı.

Bu nedenle “Gazinin tedavisi sürüyor” demek yeterli değildir.

Eşinin psikolojik dayanıklılığı nasıl? Çocuklar bu süreci nasıl yaşıyor? Evde sürekli kaygı, öfke, sessizlik veya çaresizlik var mı? Ailenin ekonomik baskısı tedaviyi etkiliyor mu?

Bunların tamamı birlikte değerlendirilmelidir.

Psikologlar ve meslek örgütleri sorumluluk almalı

Türkiye’de binlerce psikolog, psikiyatri uzmanı, psikolojik danışman ve sosyal hizmet uzmanı bulunuyor. Bu meslek gruplarının örgütleri yalnızca eğitim, kongre ve mesleki hak gündemleriyle sınırlı kalmamalıdır.

Türk Psikologlar Derneğinin geçmiş faaliyet raporları, terör saldırıları, 15 Temmuz ve afetler sonrasında travma ve psikososyal destek çalışmaları yürüttüğünü gösteriyor. Yani mesleki deneyim ve örgütlenme kapasitesi vardır.

Şimdi bu kapasite gaziler ve aileleri için sürekli bir modele dönüştürülmelidir.

Türk Psikologlar Derneği başta olmak üzere psikoloji ve psikiyatri alanındaki kuruluşlar;

  • Gaziler ve aileleri için gönüllü uzman ağı kurmalı,
  • İl bazında ücretsiz veya düşük ücretli psikoterapi desteği sağlamalı,
  • Gazi eşlerine bakım veren tükenmişliği programları hazırlamalı,
  • Çocuklar için yaşa uygun psikolojik destek sunmalı,
  • Uzmanlara askerî travma ve gazi aileleri konusunda eğitim vermeli,
  • Üniversitelerle birlikte ihtiyaç haritaları ve bilimsel araştırmalar oluşturmalıdır.

Bu ülkenin gazileriyle ailelerinin ruh sağlığıyla ilgilenmeyeceklerse, topluma hizmet iddiasının en önemli parçalarından biri eksik kalır.

Kamu kurumları erken uyarı sistemi gibi çalışmalı

Valilikler, kaymakamlıklar, sosyal hizmet merkezleri, il ve ilçe sağlık müdürlükleri ile yerel yönetimler arasında düzenli bir takip sistemi kurulmalıdır.

Bir gazinin tedaviye gidememesi, faturalarının ödenememesi veya evinin icra tehdidiyle karşı karşıya kalması yalnızca bireysel başvuruyla öğrenilmemelidir.

Kurumlar, kişisel verileri ve aile mahremiyetini koruyarak düzenli risk değerlendirmesi yapabilir. Barınma, sağlık, borç, işsizlik, çocukların eğitimi ve psikolojik durum birlikte takip edilebilir.

Gazi bir kurumdan diğerine gönderilmemeli; dosyasını eline alıp kapı kapı dolaşmamalıdır. Bir kurum sorumluluğu üstlenmeli, diğer kurumlarla koordinasyonu aile adına kendisi yürütmelidir.

Devletin şefkati, vatandaşı hangi kapıya başvuracağını bilmek zorunda bırakmayan bir sistemle görünür olur.

İş dünyası ve sivil toplum seyirci kalmamalı

Gazilerle şehit ailelerinin sorunlarının çözümü elbette öncelikle devletin sorumluluğundadır. Bu sorumluluk hayırseverlere devredilemez.

Ancak bu durum sivil toplumun, meslek örgütlerinin ve iş dünyasının hiçbir şey yapamayacağı anlamına gelmez.

Ticaret ve sanayi odaları, esnaf odaları, iş insanı dernekleri ve yerel şirketler kendi bölgelerindeki gazilerle şehit aileleri için sürdürülebilir projeler geliştirebilir.

İstihdam, burs, mesleki eğitim, ev onarımı, protez ve ulaşım desteği gibi çalışmalar şeffaf kurallar altında yürütülebilir. Yardım, bir fotoğraf törenine veya tek seferlik pakete indirgenmemelidir.

Asıl amaç, aileyi sürekli yardıma muhtaç bırakmak değil; yeniden kendi ayakları üzerinde durabileceği imkânları oluşturmaktır.

Bir gazi yardım çağrısı yapmak zorunda kalmamalı

Tuncay Merdim ailesine ulaşılması umut verici bir başlangıçtır. Ancak sosyal inceleme raporunun ardından ne yapılacağı, evin icra süreci, tedavinin devamı ve çocukların durumu da takip edilmelidir.

Bu mesele, birkaç gün konuşulup unutulmamalıdır.

Bir gazi eşinin sosyal medyada Sedat Peker’e seslenmek zorunda kalması bizi yalnızca üzmemeli; bizi harekete geçirmelidir.

Gazilerin sesi devlete ulaşmalı.

Psikologlara ulaşmalı.

Sivil toplum kuruluşlarına, odalara, belediyelere ve iş dünyasına ulaşmalı.

Daha doğrusu, onların seslerini duyurmak için bağırmalarına gerek kalmadan biz onlara ulaşmalıyız.

Vatan için bedeninden ve ruhundan bedel ödeyen insanlara yapılacak hizmet yardım değil, borcun ödenmesidir.

Gazinin kapısı, ancak sorun büyüdüğünde çalınacak bir kapı değildir.

O kapı, devletin ve milletin daima açık tutması gereken bir emanettir.

Yusuf İnan

SehitlerOlmez.com

Yusuf İnan, gazeteci ve yazardır. UAPresa.com, WiseNewsPress.com, SehitlerOlmez.com ve Yerelgundem.com Genel Yayın Yönetmenliği görevlerini yürütmektedir. Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili stratejik ve siyasi analizler konusunda uzmanlaşmıştır.