Rus basını Türkiye’yi neden Karadeniz’i kontrol etmekle suçluyor?
Türkiye’nin Ukrayna’ya verilecek deniz güvenliği garantilerine liderlik etme planı, Kremlin yanlısı yorumcularda NATO varlığı ve nüfuz kaybı endişesi yarattı.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
ANKARA, TÜRKİYE — Türkiye’nin olası bir Rusya-Ukrayna barış anlaşmasındaki deniz güvenliği garantilerine liderlik etmeyi kabul etmesi, Kremlin yanlısı yorumcularda Karadeniz’de nüfuz kaybı ve NATO varlığının genişlemesi endişesi yarattı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Kiev’de açıkladığı plan henüz uygulanmaya başlanmış bir askerî görev değil. Buna rağmen bazı Rus yayın organları ve savaş blogcuları, açıklamayı Türkiye’nin Ukrayna limanlarını koruyacağı, ticaret yollarını denetleyeceği ve Karadeniz’in kuzeyinde kalıcı askerî varlık oluşturacağı bir senaryonun başlangıcı olarak yorumladı.
BBC Monitoring’in incelediği yayınlar, Rusya’nın resmî makamları ile Kremlin yanlısı yorumcular arasında belirgin bir ton farkı bulunduğunu gösteriyor. Moskova yönetimi Türkiye’nin arabuluculuk rolünü olumlu ifadelerle karşılarken, bazı milliyetçi yorumcular Ankara’yı “Karadeniz’i kontrol etmeye hazırlanmakla” suçladı.
Fidan’ın açıklaması ne anlama geliyor?
Hakan Fidan, 16 Temmuz’da Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile Kiev’de düzenlediği ortak basın toplantısında, olası bir barış anlaşmasının Ukrayna’ya yönelik güvenlik garantileri içermesi gerektiğini söyledi.
Fidan, üzerinde çalışılan güvenlik modelinin kara, hava ve deniz unsurlarından oluştuğunu belirterek Türkiye’nin deniz boyutunun liderliğini üstlenmeyi kabul ettiğini açıkladı.
“Türkiye deniz unsurlarına liderlik yapmayı kabul etti, müttefiklerimizle de bu konuda anlayış birliği içerisindeyiz.”
Dışişleri Bakanı, planlama çalışmalarının ilgili müttefik ülkelerin deniz kuvvetleri tarafından yürütüldüğünü de belirtti. Bununla birlikte açıklamada görevin kapsamı, katılacak ülkeler, konuşlandırılacak gemiler ve operasyonun coğrafi sınırları hakkında ayrıntı verilmedi.
Fidan ayrıca Türkiye’nin önceliğinin savaşın tamamen sona ermesi olduğunu, bunun mümkün olmaması hâlinde Karadeniz güvenliği ve enerji altyapısı gibi alanlarda karşılıklı saldırı moratoryumu oluşturulabileceğini söyledi.
Rus resmî makamları temkinli bir dil kullandı
Rusya’nın resmî açıklamaları, Kremlin yanlısı yorumcuların sert ifadelerinden farklıydı. BBC Monitoring’in aktardığına göre Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Türkiye’nin Ukrayna’daki savaşın barışçıl çözümüne katkıda bulunma isteğini olumlu karşıladıklarını belirtti.
Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Sergey Verşinin de Türkiye’yi bölgesel krizlerin çözümüne katkıda bulunabilecek etkili bir arabulucu ve bölgesel aktör olarak tanımladı. Verşinin, Moskova’nın Ankara ile yapıcı etkileşimi sürdürmeye hazır olduğunu söyledi.
Bu yaklaşım, Rus yönetiminin Türkiye ile ilişkileri doğrudan bir kriz noktasına taşımak istemediğini gösteriyor. Ankara ile Moskova; Ukrayna savaşının yanı sıra Suriye, Libya, enerji, turizm ve ticaret gibi çok sayıda başlıkta hem iş birliği hem de rekabet yürütüyor.
Dolayısıyla Rusya’nın resmî çizgisi, Fidan’ın sözlerini hemen bir tehdit olarak tanımlamak yerine, planın nasıl şekilleneceğini beklemek yönünde görünüyor.
Kremlin yanlısı yorumcular neden alarm veriyor?
Kremlin’e yakın milliyetçi yorumcuların temel kaygısı, “deniz güvenliği garantisi” ifadesinin zamanla kalıcı askerî devriyelere dönüşebileceği düşüncesine dayanıyor.
BBC Monitoring’in aktardığına göre Tsargrad’a konuşan gazeteci Timur Şafir, Ukrayna’ya verilecek garantilerin Karadeniz’de sürekli devriyeler, keşif faaliyetleri, Ukrayna limanlarının korunması ve NATO’ya ait askerî unsurların varlığıyla sonuçlanabileceğini savundu.
Şafir, Türkiye’nin savaş sonrasındaki Karadeniz düzeninde şimdiden nüfuz alanı oluşturmaya çalıştığını ileri sürdü. Savaş blogcuları Yury Barançik ve Yury Kotenok da Türkiye’nin Ukrayna’nın ticaret yollarını koruma altına alabileceğini ve Karadeniz’in kuzeyindeki askerî kapasitesini genişletebileceğini iddia etti.
Bu değerlendirmeler doğrulanmış planlara değil, Fidan’ın genel nitelikteki açıklamasından çıkarılan olası senaryolara dayanıyor. Türkiye’nin Karadeniz’in tamamını kontrol etmesini öngören açıklanmış bir plan bulunmuyor.
Rusya’da asıl endişe güç boşluğu oluşması
Rus yorumcuların tepkilerinde, Karadeniz’deki askerî güç dengesinin değiştiği düşüncesi önemli yer tutuyor.
Ukrayna’nın savaş boyunca Rus Karadeniz Filosuna, Kırım’daki deniz üslerine ve lojistik altyapıya düzenlediği saldırılar, Rus milliyetçi çevrelerinde filonun bölgesel caydırıcılığının zayıfladığı yönünde tartışmalara yol açtı.
Kotenok, Türkiye’nin olası genişlemesini Rusya’nın durdurmakta zorlanabileceğini savunurken Karadeniz Filosunun savaş etkinliğinin son yıllarda artmadığını söyledi. Yorumcu, filonun Kırım Savaşı’ndan bu yana en zor dönemlerinden birini yaşadığı görüşünü dile getirdi. Bu ifadeler Rusya’nın resmî askerî değerlendirmesi değil, Kremlin yanlısı bir savaş blogcusunun yorumudur.
Bu nedenle Türkiye’nin öne çıkması, yalnızca Ankara’nın niyetleri üzerinden değil, Moskova’nın Karadeniz’de nüfuz kaybetme endişesi üzerinden de okunuyor.
Montrö Türkiye’ye neden özel bir konum sağlıyor?
Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kontrol etmesi nedeniyle bölgedeki diğer NATO ülkelerinden farklı bir konuma sahip.
1936 tarihli Montrö Boğazlar Sözleşmesi, ticaret ve savaş gemilerinin Türk Boğazlarından geçişini düzenliyor. Sözleşme, Karadeniz’e kıyısı olan devletlerle kıyıdaş olmayan devletlerin savaş gemilerine farklı sınırlamalar getirerek bölgesel bir güç dengesi oluşturuyor.
Türkiye, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırısının başlamasından sonra Montrö hükümlerini uygulayarak savaşan tarafların askerî gemilerinin Boğazlardan geçişini sınırlandırdı. Ankara, bu uygulamanın savaşın Karadeniz’e daha fazla yayılmasını önlemeye katkı sağladığını belirtiyor.
Bu hukuki ve coğrafi konum, Türkiye’nin olası bir ateşkes sonrasında deniz güvenliği mekanizmasına liderlik etmesini uygulanabilir kılıyor. Rus milliyetçi çevreleri ise aynı avantajı, Ankara’nın bölgesel nüfuzunu artırabileceği bir araç olarak değerlendiriyor.
Meyve ithalatı yasağı siyasi karşılık mı?
Fidan’ın açıklamasından kısa süre sonra Rus tarım denetim kurumu Rosselhoznadzor, beş Türk ihracatçıdan çekirdekli meyve ithalatına geçici kısıtlama getirdi.
Kısıtlama; şeftali, kayısı, erik, kiraz, vişne ve benzeri ürünleri kapsıyor. Rus kurumu kararın, ithal ürünlerde karantina kapsamındaki zararlıların sistematik biçimde tespit edilmesi nedeniyle alındığını açıkladı. Tedbir, Türkiye’den yapılan tüm meyve ithalatını değil, adı açıklanan beş ihracatçıyı kapsıyor.
Bazı Rus yorumcular kararın zamanlamasını Türkiye’ye yönelik siyasi bir mesaj olarak değerlendirdi. Ancak kısıtlama ile Fidan’ın Karadeniz açıklaması arasında doğrudan bağlantı kuran resmî bir Rus açıklaması bulunmuyor.
Bu nedenle ithalat kararını kesin biçimde “Rusya’nın misillemesi” olarak sunmak mümkün değil. Bununla birlikte geçmişte tarım ve gıda kısıtlamalarının ülkeler arasındaki siyasi gerilimlerle aynı döneme rastlaması, yorumcuların bu ihtimali tartışmasına yol açtı.
Türkiye’nin rolünü planın ayrıntıları belirleyecek
Mevcut aşamada Türkiye’nin Ukrayna’ya yönelik deniz güvenliği garantilerinde tam olarak hangi görevleri üstleneceği bilinmiyor.
Olası görevler arasında mayın temizliği, ticari gemilerin seyrüsefer güvenliği, limanların gözetimi, ateşkes ihlallerinin izlenmesi veya çok uluslu bir deniz gücünün koordinasyonu bulunabilir. Ancak bunların hiçbiri henüz ayrıntılı ve kesin bir resmî plan olarak açıklanmadı.
Rus basınındaki sert yorumların, Türkiye’nin ilan edilmiş bir “Karadeniz’i kontrol etme” hedefinden çok üç endişeyi yansıttığı görülüyor: NATO’nun bölgedeki görünürlüğünün artması, Rus Karadeniz Filosunun etkisinin azalması ve savaş sonrası düzende Ankara’nın daha güçlü bir aktöre dönüşmesi.
Fidan’ın açıklamasının askerî ve siyasi sonuçları, ancak olası barış anlaşmasının içeriği, Türkiye’nin görevinin sınırları ve Moskova’nın bu mekanizmaya vereceği resmî yanıt netleştiğinde değerlendirilebilecek.
SehitlerOlmez.com













