Güzelbahçe Şehitliği: Tek kurşunla şehit düşen iki kurmay subay

Güzelbahçe Şehitliği, 14 Temmuz 1928’de görev dönüşünde tek kurşunla şehit olan Mehmet Nihat ve Ömer Zeki Beylerin hatırasını yaşatıyor.

Güzelbahçe Şehitliği: Tek kurşunla şehit düşen iki kurmay subay

Ahmet Taş | Şehitler Ölmez

İZMİR, TÜRKİYE — İzmir’in Güzelbahçe ilçesindeki şehitlik, 14 Temmuz 1928’de görev dönüşünde tek kurşunla hayatını kaybeden iki kurmay subayın trajik hikâyesini yaklaşık bir asırdır yaşatıyor.

Bugünkü Güzelbahçe sahilinde bulunan ve geçmişte bölgenin adı nedeniyle Kilizman Şehitliği olarak da anılan anıt, Kurmay Yarbay Bursalı Mehmet Nihat Bey ile Kurmay Yarbay Çobanoğlu Ömer Zeki Bey’in hatırasına yapıldı. Kaidesindeki kitabede iki subayın 14 Temmuz 1928’de görev dönüşünde burada şehit oldukları belirtiliyor.

Olay, Cumhuriyet’in ilk yıllarında İzmir ve çevresinde yürütülen askerî yapılanma sırasında meydana geldi. İki subayın ölümü uzun yıllar “kaza mı, suikast mı?” tartışmalarına konu olsa da ulaşılabilen araştırmalar ve dönemin gazete kayıtları, ateşin bir jandarma eri tarafından yanlışlıkla açıldığını gösteriyor.

Denetleme dönüşünde başlayan yolculuk

İzmir Müstahkem Mevki Komutanı Tümgeneral Ali Fuat Erden Paşa, 14 Temmuz 1928’de Urla ve çevresinde bulunan birlikleri denetlemek üzere beraberindeki subaylarla Sarıkışla’dan hareket etti.

Heyet iki otomobille yolculuk yapıyordu. İlk araçta Ali Fuat Paşa ile beraberindeki görevliler, ikinci araçta ise Kurmay Yarbay Mehmet Nihat Bey, Kurmay Yarbay Çobanoğlu Ömer Zeki Bey, Topçu Binbaşı Abdullah Bey ve şoför bulunuyordu.

Dönüş yolunda araçların oturma düzeni değişti. Denetleme sonrasında görüşmelerini tamamlamak için geride kalan Zeki Bey, Mehmet Nihat Bey’in bulunduğu ikinci araca geçti. Bu gecikme nedeniyle iki otomobil arasında yaklaşık 1 km mesafe oluştu. Akademik araştırmada, öndeki aracın saat 21.00 sıralarında o dönem Kilizman adıyla bilinen Güzelbahçe sahiline ulaştığı aktarılıyor.

Kaçakları arayan jandarma kontrol noktası kurmuştu

O günlerde Urla, Seferihisar ve Güzelbahçe çevresinde firari Kör Mümin ile beraberindeki kişilerin arandığına ilişkin bir ihbar bulunuyordu. Kaçakların otomobille İzmir’e geçebileceği değerlendirilince jandarma ekipleri güzergâh üzerindeki bazı noktalarda kontrol noktaları oluşturdu.

Bunlardan biri de Güzelbahçe girişindeki köprü çevresindeydi. Önden giden Ali Fuat Paşa’nın aracı düdük ve “dur” ihtarı üzerine durdu. Kontrol noktasında görevli Yahya Çavuş, otomobilde Ali Fuat Paşa’yı görünce araca yol verdi.

Geriden gelen ikinci otomobil ise ilk araçla arasındaki mesafeyi kapatmaya çalışıyordu. Araç kontrol noktasına süratli biçimde yaklaşınca verilen dur işaretine rağmen hemen duramadı ve köprüyü geçtikten yaklaşık 50 metre sonra durabildi.

Tek kurşun iki kurmay subaya isabet etti

Kontrol noktasında görev yapan Tireli Yusuf adlı jandarma eri, otomobilde aranan kaçakların bulunduğunu ve aracın kaçmaya çalıştığını düşündü. Aracın tekerleğini hedef alarak bir el ateş etti.

Ancak kurşun hedefinden saptı. Akademik çalışmaya göre mermi, otomobilin arka koltuğunda oturan Mehmet Nihat Bey’e isabet ettikten sonra ön koltuktaki Ömer Zeki Bey’e ulaştı. İki kurmay subay da ağır yaraları nedeniyle olay yerinde şehit oldu.

Olayın ağırlığını fark eden jandarma eri Yusuf, silahını Yahya Çavuş’a teslim etti. Haber kısa sürede İzmir’e ulaştırıldı. Dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik ile sağlık, emniyet ve jandarma yetkilileri olay yerine geldi.

Daha sonra yürütülen soruşturmada jandarma eri Yusuf’un tutuklandığı ve ölüme sebebiyet vermekten ceza aldığı kaydedildi. Kaynak metinde Yusuf’un olaydan sonra büyük bir psikolojik çöküntü yaşadığı ve yaşamı boyunca yaptığı hatanın etkisinden kurtulamadığı aktarılıyor.

Mehmet Nihat Bey’in bıraktığı askerî tarih mirası

Bursa’da 1886’da doğan Mehmet Nihat Bey, Harp Okulundan 1905’te teğmen rütbesiyle mezun oldu. Trablusgarp, Balkan savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale Cephesi ve Kurtuluş Savaşı’nda görev yaptı.

Askerî görevlerinin yanında Harp Okulu ve Harp Akademisinde askerî tarih ile coğrafya dersleri verdi. Savaşlarda karşılaştığı stratejik ve taktik hataları eleştirel biçimde inceleyerek gelecek kuşakların bunlardan ders çıkarmasını amaçladı.

Çanakkale Araştırmaları Türk Yıllığı’nda yayımlanan Sezgin Kaya imzalı akademik çalışmada, Mehmet Nihat Bey’in kendi eserleri ve çevirileri dâhil olmak üzere 39 askerî tarih kitabı hazırladığı belirtiliyor. Çalışma, onu Cumhuriyet döneminin ilk ve en önemli askerî tarihçilerinden biri olarak değerlendiriyor.

Mehmet Nihat Bey’in eserlerinde yalnızca Türk birliklerinin değil, karşı orduların hareketlerini de incelemesi ve komutanların kararlarını açık biçimde eleştirmesi, ölümünden sonra ortaya atılan suikast iddialarının temelini oluşturdu.

Suikast iddiasını destekleyen kanıt bulunamadı

Mehmet Nihat Bey’in Kurtuluş Savaşı ve önceki cephelerde verilen bazı kararları eleştiren yeni bir eser hazırladığı iddiası, ölümünün kasıtlı olabileceği yönünde tartışmalara yol açtı.

Ancak dönemin gazeteleri, soruşturma kayıtları ve daha sonra yapılan çalışmalar olayın planlı bir saldırı olduğuna ilişkin doğrulanabilir kanıt ortaya koymadı. Mevcut araştırmalarda, otomobilin kaçaklara ait olduğunun sanılması üzerine açılan ateşin yol açtığı trajik bir kaza anlatılıyor.

DergiPark’ta yayımlanan çalışma da Mehmet Nihat Bey’in 14 Temmuz 1928’de görev dönüşünde bir jandarma erinin açtığı ateş sonucu şehit olduğunu kaydediyor. Araştırmada kullanılan kaynaklar arasında 16 Temmuz 1928 tarihli Ahenk ve Anadolu gazetelerinin haberleri de bulunuyor.

Bu nedenle suikast ihtimali tarihsel bir iddia olarak anılmaya devam etse de olayın kaza olduğu değerlendirmesi mevcut belgelerle daha güçlü biçimde destekleniyor.

Cenazeleri Kokluca Mezarlığı’na defnedildi

Şehitlerin naaşları olay yerindeki incelemelerin ardından Karantina semtindeki askerî hastaneye götürüldü. Cenazeler, 15 Temmuz 1928’de düzenlenen ve devlet yetkilileri, askerler ile İzmir halkının katıldığı törenin ardından Kokluca Mezarlığı’nda yan yana toprağa verildi.

Akademik çalışmada cenaze törenine yaklaşık 1.000 kişinin katıldığı belirtiliyor. Mehmet Nihat Bey’in Karşıyaka’da yaşayan ailesi törene katılırken, İstanbul’daki Zeki Bey’in ailesinin İzmir’e zamanında ulaşamadığı aktarılıyor.

İki kurmay subayın şehit düştüğü noktaya daha sonra bir anıt dikildi. Şehitlik 1973’te yeniden düzenlenerek bugünkü görünümüne kavuşturuldu. Kaidesindeki yazı, sahil yolundan geçenlere iki subayın görev başında verdiği fedakârlığı hatırlatmayı sürdürüyor.

Güzelbahçe Şehitliği yalnızca iki askerin hatırasını yaşatan bir anıt değil; Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki askerî yapılanmanın, bir yanlış anlaşılmanın yol açtığı büyük kaybın ve Türkiye’nin askerî tarih mirasının sessiz tanıklarından biri olarak varlığını koruyor.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

SehitlerOlmez.com