Maduro'nun ABD'ye götürülmesi yasal mı? Hukukçular bölündü

Nicolas Maduro'nun ABD operasyonuyla yakalanması, uluslararası hukuk ve devlet egemenliği tartışmalarını tetikledi. Uzmanlar operasyonun yasal dayanağını sorguluyor.

Maduro'nun ABD'ye götürülmesi yasal mı? Hukukçular bölündü

ŞEHİTLER ÖLMEZ / LONDRA, İNGİLTERE

Venezuela lideri Nicolas Maduro'nun askeri bir operasyonla yakalanarak ABD'ye götürülmesi, uluslararası hukuk uzmanları arasında güç kullanımı ve egemenlik haklarının ihlali konusunda derin tartışmalara yol açtı.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, operasyonu "narko-terörizme" karşı bir kolluk kuvveti hamlesi olarak meşrulaştırmaya çalışırken; birçok uzman uyuşturucu kaçakçılığı iddialarının askeri müdahale için gereken uluslararası kriterleri karşılamadığını savunuyor. Maduro’nun ABD topraklarında yargılanacak olması, hem Washington’daki Kongre onay mekanizmalarını hem de Birleşmiş Milletler’in (BM) kurallara dayalı dünya düzenini koruma kabiliyetini sorgulatıyor.

ABD'nin "kolluk operasyonu" savunusu ve Kongre tartışması

Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Orgeneral Dan Caine, baskının bir "savaş eylemi" değil, Adalet Bakanlığı’nın talebiyle gerçekleştirilen bir "kolluk operasyonu" olduğunu öne sürdü. Bu tanımlama, Trump yönetiminin operasyon öncesinde Kongre onayı almamasına yönelik eleştirileri bertaraf etme çabası olarak değerlendiriliyor. Ancak anayasa hukukçusu Jeremy Paul, bir yandan operasyonu "polis faaliyeti" olarak tanımlayıp diğer yandan "ülkeyi ABD’nin yöneteceğini" ilan etmenin mantıksal bir çelişki barındırdığına dikkat çekiyor.

Uluslararası hukuk ve Marc Weller'ın analizi

Chatham House’dan Prof. Marc Weller, uluslararası hukukun BM Güvenlik Konseyi izni veya meşru müdafaa haricinde güç kullanımını kesin bir dille yasakladığını belirtiyor. Weller’a göre, uyuşturucu trafiğini durdurma amacı veya bir hükümetin "suç örgütü" olduğu iddiası, başka bir ülkenin topraklarında silahlı operasyon düzenlemek için hukuki bir gerekçe sunmuyor. Profesör, ABD’nin bu hamlesinin yakın bir imha tehdidini önlemek veya silahlı bir saldırıya karşılık vermek gibi yasal gerekliliklerin hiçbirini karşılamadığını vurguluyor.

Panama ve Noriega örneği ile farklar

Analistler, Maduro operasyonunu 1989 yılında Panama lideri Manuel Noriega’nın devrilmesiyle benzerlikler taşıdığını ifade etse de önemli farklara işaret ediyor. Eski diplomat John Feeley, Panama operasyonunun ardından yönetimi devralmaya hazır bir halk muhalefeti olduğunu ve demokratik geçişin hızla yaşandığını hatırlatıyor. Trump’ın "Venezuela’yı bir süre biz yöneteceğiz" şeklindeki açıklaması, ülkede Noriega örneğindeki gibi hazır bir sivil otorite bulunmadığını ve sürecin daha sancılı olabileceğini gösteriyor.

Yargılama devam edecek mi?

Hukuki şüphelere rağmen uzmanlar, ABD mahkemelerinin "Ker-Frisbie doktrini" uyarınca davayı sürdüreceğini öngörüyor. Bu doktrine göre, bir sanığın ağır işkence görmediği sürece ABD’ye nasıl getirildiği yargılama yetkisini etkilemiyor. Ancak hukukçular, BM’nin bu tür tek taraflı müdahaleler karşısında sessiz kalmasının, diğer küresel çatışmalar için tehlikeli bir emsal oluşturabileceği konusunda uyarılarda bulunuyor.

Maduro'nun yakalanması, uyuşturucu kaçakçılığı iddialarının askeri operasyon için yeterli kriter olup olmadığı tartışmasını başlattı. 

www.sehitlerolmez.com