10. Yargı Paketi Umut Olacak mı?
10. Yargı Paketi TBMM gündemine geliyor. Cezasızlık algısını gidermeyi hedefleyen düzenleme tartışma yaratırken, yargıda çifte standart ve yasa yapım sürecindeki eksikler eleştiriliyor.
10. Yargı Paketi Umut Olacak mı? Cezasızlık Algısı ve Eşitsizlik Tartışmaları Gündemde
YEREL GÜNDEM / ANKARA
Yeni infaz düzenlemesi cezasızlık sorununa çözüm mü, yoksa yeni bir kriz mi doğuracak?
2019 yılından bu yana çıkarılan 9 ayrı yargı paketine rağmen Türkiye’de adalet sistemine yönelik eleştiriler artarak devam ediyor. Şimdi ise gözler, kısa süre içinde TBMM gündemine gelmesi beklenen 10. Yargı Paketi’ne çevrilmiş durumda. Özellikle infaz yasasında yapılacak değişikliklerle “cezasızlık algısına” son verilmesi hedefleniyor. Ancak tartışmalar daha şimdiden büyümüş durumda.
Geçtiğimiz günlerde bazı medya organlarında, yeni düzenlemeyle birlikte 12 yıl hapis cezası alan bir hükümlünün sadece 9 ay cezaevinde kalıp tahliye edileceği iddia edilince kamuoyunda büyük tepki oluştu. Hızla devreye giren İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi, bu iddiayı yalanladı. Yapılan resmi açıklamada, 2 yılın altındaki suçlarda cezasızlık algısına neden olan mevcut durumun değişeceği ve artık en az 8'de 1 oranında cezaevinde kalma zorunluluğu getirileceği bildirildi.
Adalet Bakanlığı sorunun farkında ama çözüm konusunda şüpheler sürüyor
Adalet Bakanlığı’nın sık sık toplumdaki “cezasızlık algısına” dikkat çekmesi, yargı reformuna duyulan ihtiyacın farkında olunduğunu gösteriyor. Ancak bu algının nedenlerinin ortadan kaldırılmadığı ve çözüm önerilerinin etkisiz kaldığı görüşü yaygın. Özellikle infaz sistemiyle ilgili düzenlemelerin neredeyse her yıl değiştirilmesi, toplumsal adalet anlayışında güven sorununa yol açıyor.
Yargıda çifte standart iddiaları gündemden düşmüyor
Türkiye’de vatandaşların adalet sistemine güvenini zedeleyen en önemli unsurlardan biri de yargıda görülen çifte standart uygulamaları. Kamuoyunda sıkça gündeme gelen, şiddet uygulayan bir sanığın serbest bırakılması ya da hırsızlıkla suçlanan kişilerin kısa sürede tahliye edilmesi haberleri bir yanda, eleştirel bir sosyal medya paylaşımı nedeniyle tutuklanan gazeteci ya da sıradan bir yurttaş diğer yanda duruyor. Özellikle muhalefet partili belediyelere yönelik soruşturmaların hızla başlatılması, buna karşın iktidar partili belediyelerle ilgili ciddi iddialarda dahi soruşturma açılmaması, hukukta eşitlik ilkesinin zedelendiği algısını derinleştiriyor.
Sorun sadece yasalarda değil, yasa yapım sürecinde de
10. Yargı Paketi’ne yönelik beklentiler sadece infaz sürelerinin yeniden düzenlenmesiyle sınırlı değil. Akademisyenler ve hukuk çevreleri, yasa yapım süreçlerinde sivil toplum kuruluşlarının, meslek odalarının ve hukuk fakültelerinin yeterince dikkate alınmamasının, reformların başarısız olmasının temel nedenlerinden biri olduğunu savunuyor. Sorunun yalnızca kanun metinlerinde değil, yasaların oluşturulma biçiminde olduğu vurgulanıyor.
Demokrasi ve yargı bağımsızlığı tartışmaları tırmanıyor
Türkiye'deki mevcut yargı sistemi sorunlarının çözümü için sadece teknik düzenlemeler değil, aynı zamanda çoğulcu demokrasi anlayışının güçlendirilmesi ve yargı bağımsızlığının sağlanması gerektiği belirtiliyor. Aksi halde her yeni paket, bir öncekinin yerini alan ama toplumda karşılığı olmayan bir yasal revizyon olarak tarihe geçebilir.
Kaynak: Dr. Fatma Çelik / Yeniçağ













