Adaletin İki Yüzü: Elif ve Ayşe Savaşın İçinde Kalıyor, Bayancuk Hacca Gidiyor

Türk yargısının son dönemde aldığı çelişkili kararlar, adalet sistemine güveni zedeliyor. Elif ve Ayşe bebek savaşta kalırken, Hizbullah sanığı Hacı Bayancuk hacca gitmek için serbest bırakıldı.

Adaletin İki Yüzü: Elif ve Ayşe Savaşın İçinde Kalıyor, Bayancuk Hacca Gidiyor

Adaletin İki Yüzü: Elif ve Ayşe Savaşın İçinde Kalıyor, Bayancuk Hacca Gidiyor

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ  / TÜRKİYE

Hukuksuzlukta Çifte Standart: Yargı Hangi Terazide Tartıyor?

Türk yargısı son yıllarda kamuoyunda güven sarsıcı pek çok karara imza attı. Ancak son dönemde alınan iki karar, vicdanları derinden yaraladı ve “adalet terazisi gerçekten doğru mu tartıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.

Bir yanda, Ukrayna’daki savaş ortamında kalan ve babalarının Türkiye'den çıkışına yedi yıldır izin verilmeyen iki küçük çocuk: Elif ve Ayşe. Diğer yanda ise Hizbullah’ın lider kadrosunda yer alan, ağırlaştırılmış müebbet cezası almış bir isim olan Hacı Bayancuk’un hacca gitmesi için kaldırılan yurt dışı çıkış yasağı.

Bu iki olay, Türk yargısının adaleti kimler için, neye göre dağıttığını sorgulatan derin bir çelişkiyi ortaya koyuyor.

Şehit Yakınlarına Yasak, Hizbullah Sanığına Özgürlük

Türkiye’de 26 yıldır şehit ailelerinin ve gazilerin haklarını savunan vatanseverler, hiçbir suç ve suç kanıtı olmamasına rağmen yedi yıldır yurt dışına çıkamıyor. Yaşadığı ülkeye, evine, ailesine ve çocuklarına gidemiyor!

Bu nedenle, Elif ve Ayşe bebekler hâlâ savaşın ortasında, Ukrayna’da yaşam mücadelesi veriyor. Babaları, hakkındaki yasak kaldırılmadığı için onları Türkiye’ye getiremiyor. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru ise 15 Nisan 2022’den bu yana sonuçsuz. Aynı mahkeme, Selahattin Demirtaş ve Can Atalay gibi isimlerin hak ihlali başvurularını ise birkaç ay içinde karara bağladı.

Buna karşın, Hizbullah’ın “şura” kadrosunda yer alan, kamuoyunda “Hafız” kod adıyla bilinen Hacı Bayancuk’un yurt dışına çıkış yasağı, hac talebi gerekçesiyle 14 Mayıs 2024’te kaldırıldı. Bayancuk, daha önce 11 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almıştı. Bu karar Yargıtay tarafından onanmıştı. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazı sonucu ceza bozuldu ve Bayancuk hakkında yeniden yargılama kararı verildi.

Mahkeme, hac gerekçesiyle sanık hakkında hem adli kontrol kararını hem de yurt dışına çıkış yasağını oy birliğiyle kaldırdı.

AYM Başkanı Özkaya, Kuran'dan alıntı yaptı: Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma!

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı (korkuyla donup kalacağı) bir güne erteliyor.” denilmektedir. İnanıyoruz ki “zulm ile abad olanın ahiri berbad olacaktır.”

Kuran'dan bir alıntı daha

'Hakkı ayakta tutun' diyen Özkaya şöyle devam etti:

'Adaletle hükmedin ki kargaşa çıkmasın. Unutmayın adaletle hükmedilmeyen yerlerde kargaşa olur, düzen ortadan kalkar, herkes kendini haklı görmeye başlar. Bu yüzden adalet terazisini hep hak ve haklıyı gözeterek kullanın. Haksız olduğu halde haklıymış gibi kavga çıkaranlardan, hukuku kendi çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyenlerden taraf olmayın.

Hakka uyun. Hakkı ayakta tutun.

Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Lokman Hekim’in oğluna yönelik tavsiyelerine ilişkin ayette “Evladım, yaptığın iyilik veya kötülük hardal tanesi ağırlığında bile olsa, bir kayanın içinde saklı da olsa, göklerin veya yerin herhangi bir noktasında bile bulunsa, Allah onu çıkarıp ahirette karşına getirir. Çünkü Allah her şeyi bütün incelikleriyle bilir, her şeyden hakkıyla haberdardır.” denilirken, bir başka yerde de “Kıyamet gününde öyle doğru, öyle hassas teraziler kurarız ki kimse en küçük bir haksızlığa uğratılmaz. Bir hardal tanesi kadar (hardal tanesi ağırlığında, iyi ya da kötü, basit bir şey) bile olsa yapılanları (her şeyi) getirir tartıya koyarız. Hesap sorucu olarak biz yeteriz.” denilmektedir.'

AYM Başkanı’nın "Kuş ve Derviş" Hikayesi Neyi Anlatıyor?

Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, bir etkinlikte yaptığı konuşmasında yargı mensuplarına şu meşhur kıssayı anlattı:

“Yaralı bir kuş Hz. Süleyman’a gelerek kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Derviş, avcı olmadığını ve kuşun kaçmamasından cesaret alarak üzerine atladığını anlatır. Kuş ise derviş kıyafetindeki biri zarar vermez diye düşündüğünü söyler. Hz. Süleyman, sonunda dervişin hırkasının çıkarılmasına hükmeder, çünkü aldatıcı görüntülerin ardındaki niyet asıl sorumluluktur.”

Bu kıssada anlatılan “görünüş ile hakikat” arasındaki fark, Türk yargısının son uygulamalarında olduğu gibi hayati bir gerçeğe işaret ediyor: Adalet, sadece sembollerle değil, eylemlerle ve sonuçlarla ölçülür.

Özel Kararlar, Geciken Adalet

Elif ve Ayşe'nin babasının dosyasına Anayasa Mahkemesi 3 yıldır dokunmazken, siyasi yönü ağır basan davalarda jet hızıyla verilen kararlar dikkat çekiyor. Selahattin Demirtaş ve Can Atalay dosyalarında olduğu gibi, bazı kişiler için mahkemeler açıkça refleks gösteriyor.

Oysa ki yedi yıldır savaştaki kızlarına ulaşamayan bir babanın çağrısı, toplum vicdanında çok daha geniş bir yankı bulmuş durumda.

İlahi Adalet mi, Adaletin İfrazı mı?

Kamuoyunda oluşan genel kanaat şu: Türk yargısı, ideolojik yakınlığa, politik güce ya da dosyanın medya görünürlüğüne göre pozisyon alıyor. Bu da hukuka değil, güç ilişkilerine dayalı bir adalet sisteminin oluştuğuna işaret ediyor.

Bir tarafta adli kontrolle bile tahliye edilmemiş sivil vatandaşlar; diğer tarafta terör bağlantısıyla mahkûm edilmiş kişilere tanınan ayrıcalıklar... Türk yargısının geldiği bu noktada adalet terazisinin hangi yöne meylettiği açıkça görülüyor.

Ve sorulması gereken şu: AYM başkanları sadece kıssalarla mı seslenecek, yoksa bekleyen başvurulara da hak temelinde yanıt verecek mi?

YUSUF İNAN / ŞEHİTLER ÖLMEZ

www.sehitlerolmez.com