Adliyeyi kilitleyen hakime görevi kötüye kullanmadan hapis cezası
Diyarbakır Dicle’de yüzlerce duruşmayı gerekçesiz erteleyen ve hüküm yazmayan hakim K.Ş., görevi kötüye kullanma suçundan 14 ay 17 gün hapis cezası aldı.
Ahmet Taş | Şehitler Ölmez
DİYARBAKIR, TÜRKİYE — Diyarbakır’ın Dicle ilçesinde görev yapan hakim K.Ş., duruşmaları makul olmayan sürelerle ertelediği ve kararlarına gerekçe yazmayarak yargı sistemini işleyemez hale getirdiği gerekçesiyle yargılandığı davada "görevi kötüye kullanma" suçundan hapis cezasına çarptırıldı.
Yargı işleyişini aksattığı gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yürütülen incelemelerin ardından açılan davada, sanık hakimin
HSK müfettiş raporundaki ağır tespitler
Nefes gazetesinden Özgür Cebe’nin haberine göre, HSK Başmüfettişliği tarafından hazırlanan rapor, adliyedeki tıkanıklığın boyutunu verilerle ortaya koydu. İncelemeye göre sanık hakim K.Ş., 234 dava dosyasının duruşmasını herhangi bir ara karar kurmadan ve celse erteleme sebebi belirtmeden erteledi.
Raporda, 609 dosyanın duruşmasının 154 günden 315 güne varan sürelerle ertelendiği, karara bağlanan 138 dosyanın son oturum tutanaklarına ise hüküm yazılmadığı belirlendi. Ayrıca, tanzim edilen 128 gerekçeli kararda delillerin tartışılmadığı, bazı dosyalarda ise hiçbir gerekçeye yer verilmediği tespit edildi. 25 dosyada istinaf mahkemesinin kararlarına tepki gösteren hakimin, bu dosyaları yeni esasa kaydettikten sonra ilk duruşma tarihlerini 279 güne kadar ertelediği vurgulandı.
Hakimin savunması: "İstişare edecek kimsem yoktu"
Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanan hakim K.Ş., savunmasında yoğun iş yükü ve tecrübesizliğe dikkat çekti. Meslekteki ilk yılı olduğunu belirten sanık hakim, şu ifadeleri kullandı:
"İşlerin yüzde 92’sini yapan bir hakimim. Asliye Ceza Mahkemesindeki bazı dosyalarda gerekçe şablonu kullanılıyordu. Bilgi eksikliğim olduğunu kabul ediyorum, istişare edecek kimsem de yoktu. Gece gündüz çalıştım, hafta sonları adliyeye gittim. Hatalar yaptığım ortadadır ancak suçlamaları kabul etmiyorum."
Personel tanıklıkları: "Bana bir daha dosya getirme"
Dava sürecinde tanık olarak dinlenen adliye personeli, hakimin dosyaları incelemeyi reddettiğini iddia etti. İfadesi alınan mübaşir ve zabıt katibi, hakimin kararlarının bozulmasına tepki göstererek, "İstinaf kararlarımı bozuyor, bundan sonra karar vermem" dediğini öne sürdü. Tanık mübaşir, sanık hakimin odasına girdiğinde kendisine, "Dosyaları kaleme götür, bundan sonra bana dosya getirme, incelemeyeceğim" şeklinde talimat verdiğini anlattı.
Bölge Adliye Mahkemesi başkanlarının uyarısı
Bölge İstinaf Mahkemesi daire başkanları da duruşmada tanık sıfatıyla dinlendi. Başkanlar, K.Ş.’nin verdiği kararlara gerekçe yazmaması nedeniyle itiraz mercilerinden dosyaların sürekli bozulduğunu ve hakime bu nedenle "orta" ve "zayıf" notlar verildiğini belirtti. Tanık başkanlar, hakimi arayarak usule uygun kararlar yazması için yardım teklif ettiklerini ancak hakimin bu davetlere icabet etmediğini ifade ettiler.
Mahkemenin ceza gerekçesi: "Cezasızlığa yer yok"
Mahkeme heyeti, yargının temel görevinin davaları en az giderle ve mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırmak olduğunu hatırlattı. Kararda, sanık hakimin dosyaları makul olmayan sürelerle erteleyerek ve duruşma tutanaklarını eksik bırakarak görevini kasıtlı olarak ihmal ettiği belirtildi.
Sanığın eylemlerini "zincirleme suç" kapsamında değerlendiren mahkeme, kastın yoğunluğunu göz önüne alarak önce 10 ay hapis cezası verdi; ardından cezayı zincirleme suç hükümleriyle 17 ay 15 güne çıkardı. Son olarak yargılama sürecindeki olumlu davranışları nedeniyle indirim uygulayan mahkeme, cezayı 14 ay 17 gün olarak belirledi ve 5 yıl süreyle denetimli serbestliği içeren













