Affın sınırı olur mu?

"İnfaz Düzenlemesi" dedikleri kanun çok tartışılır. 90 bin kişi çıkıyor, 200 bin kişi içeride...

Affın sınırı olur mu?


Arslan TEKİN

Arslan TEKİN

arslantekin53@yahoo.com

Affın sınırı olur mu?

 

"İnfaz Düzenlemesi" dedikleri kanun çok tartışılır. 90 bin kişi çıkıyor, 200 bin kişi içeride...

Çok tartışılan bir af 1974 Affı'dır. CHP-MSP Koalisyonu Bülent Ecevit Başbakan, Necmettin Erbakan Başbakan Yardımcısı idi. MSP milletvekillerinin yarısı tavır koydu; teröristleri çıkartan maddeleri oylamadı. Ama sonra Anayasa Mahkemesi hemen bütün teröristleri saldı. Ve... O af öyle bir belâ açtı ki... Kimse bunu ifade etmeye yanaşmıyor ama ben daha önce de söyledim şimdi de söylüyorum.  Teröristler salıverilince fakültelerine döndüler. Çok geçmeden çatışmalar başladı. Ben şahidim. PKK'nın kurucu kadrosu da bizim DTCF'dendi. Meselâ Cemil Bayık diyeyim, meselâ Kemal Pir diyeyim... Meselâ Rıza Altun diyeyim... Dev-Genç'in liderleri de vardı. Yıkıcı, bölücü kesim öyle palazlandı ki... Sonunda 12 Eylül'e gelindi.

2000 yılında, Ecevit'in eşi Rahşan Hanım'ın adıyla anılan kısmî af, AYM'ye gitti ve af genişletildi. 23 bin kişi affa uğrayacakken rakam 45 bini buldu.

Virüs Affı'nda, Yargıtay Başkanlarından Prof. Dr. Sami Selçuk, başka teklif getiriyor, genel aftan bahsediyor. Genel af için gösterdiği sebep düşündürücü:

 

"Ülkemizde ne duruşma, ne yargılama, ne de denetim yargılaması hukuka uygun yapılmaktadır. Bu yüzden yargısal yanılgılara düşme olasılığı çoktur." (T24, 6 Nisan 2020)"

Sami Selçuk Hocamız, ayrıca, "Yasa bu biçimiyle çıkarsa büyük olasılıkla AYM'nin önüne gelecektir. AYM'nin iptal kararı vermesi de kimseyi şaşırtmayacaktır. Geçmişten dersler çıkarılmalı..."

Daha önce bu köşede, "İnfaz Düzenlemesi"yle ilgili bir hukukçu milletvekili arkadaşımla konuşmamı yazmıştım. Mektuplar geldi. İtiraz ediliyor. İsimleri vermeden diğerlerine de tercüman olan bir avukattan ve bir mahkûm eşinden gelen mektubu kısaca alacağım. Birinci mektup:

"Düzenlemeden istifade edecek kişilerle ilgili bir yanılgı ya da yanıltma söz konusu. Özellikle FETÖ davalarında eline silah almamış ve hatta kimisinden bylock programı bile olmadığı halde, 6 yıl 3 ay ceza alanlardan içeride pek kimsenin kalmadığı doğrudur. Ancak bu kişilerin cezaları tamamen infaz edildiği için tahliye olmuş değiller. İçeride yattıkları süre göz önüne alınarak tahliye edilmiş kişiler ve dosyaları ya BAM da ya da Yargıtay'da. Yani cezaları kesinleştiğinde, mevcut mevzuata göre, yeniden hapse girmeleri söz konusudur."

Diğer mektup:

"...Eşim 13 aydır içeride. bylock olmadığı halde kom raporuna rağmen, var kabul edildi, aktif eğitime üye olmadığı halde üye diye öğretmenlikten attılar, o da müdürün yüksek şüphesiyle. Kimi kandırıyor bu arkadaşınız! Adı gibi biliyor ki masumlar içeride yatıyor hala. Sizler de gazeteci olarak bunlara inanıyorsunuz. Virüs var, dünyada beğenmediğiniz, gavur dediğiniz adamlar bırakırken bu neyin korkusu ki bu masumları bırakmaktan korkuyorlar. Adi suçlular, buna hırsızlık da giriyor, onlar çıkarken benim eşim içeride. Nedennn, nedennn!... Siyasilerin yüzünden! Ama ALLAH var; bunu unutmasınlar. Binlerce öğretmen tutuklu, yüzlerce öğrenci tutuklu. Öyle 26 bin falan değil; bunu küçük bir araştırma yaparsanız gazeteci olarak ortaya çıkarırsınız..."

 

(Murat Ağırel kardeşim! Sen ve senin nezdinde bütün masum fikir adamları, gazeteciler için gün sayıyorum. İnşallah hak yerini bulacaktır.)

 

Kaynak Yeniçağ: Affın sınırı olur mu? - Arslan TEKİN